You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Tuncay Özkan: Açıklama

Tuncay Özkan: Açıklama

Posting Freak
Tuncay Özkan: Açıklama
AÇIKLAMA





18 kişilik bir polis timi ve 4 kamera ile evim basıldı :



23 Eylül 2008’de 9,5 saat süren ev aramalarım sonrasında suç delili olarak bulunan Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bursa Nutku” ve diğerleriyle birlikte emniyete götürüldüm.



Orada 52 saat süren aralıksız sorgulanma sürecim başladı…



Artık, teröristtim. İşlemediğim cinayet, katılmadığım suikast, devirmediğim iktidar, yapmadığım iş kalmamıştı. Ergenekon teröristiydim. Bu ithamlar da medyaya aitti.



Polis ve savcılar bunları hiç dile getirmediler.



26 yıllık mesleğimin, gazeteciliğin faşizme kul, köle olduğunu gördüm.



İstisnalar dışında (birkaç kişi) teessüf ederim. Bu siyasi linçe onlardan ve kuyruklarından daha çok nasıl da teşne oldular? Yazık ettiler, yazık.



Nezarette kaldığım 5 gün boyunca; gözüme ışık verilerek uyutulmadım.



Traş olma, soğuk su ile banyo yapma, silinme, iç çamaşırlarımı değiştirme, gömlek, pantolon, çorap değiştirme isteklerim “Savcılık” emri gerekçe gösterilerek reddedildi.



İçme suyu verilmedi, günde bir öğün yemek verildi. Günde iki kez tuvalete çıkartıldım.



Sorgum sırasında ifadelerimi alan polisin yanlı tutumu nedeniyle iki kez ifadem durdu, tartıştık.



Sonunda isyan ettim, benim siyaset yapma yasağım mı var? Bunlar nasıl soru? Bunlarla mı beni tutuklatacaksınız? Sorgumu alan polisler tutuklanacağım konusunda benimle iddiaya girdiler (Savcı veya yargıç değil polisler)



Neden diye sordum, neden?



Sorgum sırasında sohbetlerde; “anlayın artık siyaset yapamazsınız bundan sonra, yapmayın zaten, çok iyi gazetecisiniz” dediler.



Kanaltürk’ü neden ve nasıl ilk yıl kâr ettirdiğimi sordular. Daha neler neler…



Bana “Sizin bütün hayatınızı biliyoruz, günde 300 telefon konuşması, 20-30 yüz yüze görüşme, 2 toplantı yapıyorsunuz.” diyen sorgucuya, “Neden bu kadar çok küfrü alt alta yazdınız? Neden böyle bir senaryo? Yoksa benim siyasi hayatımı mı bitirmek istiyorsunuz?” dediğimde de : “Siz çok takdir ettiğimiz bir gazetecisiniz, ama anlamadınız mı, siyaset yapmayın.” dedi.



Özellikle küfür içeren konuşmaları silmeleri için avukatım Ahmet Çörtoğlu da çok çabaladı ama ısrarla bunları koydular.



Yasa dışı dinleme ve delilleri bana kabul ettirmeye çalıştılar. Reddettim.



Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, MİT Müsteşarları, Generaller, Yargıçlar, Siyasetçiler, Valiler, Polis Müdürleri, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ile konuşmalarımdan suç ve suçlu yaratmaya çalıştılar.



Yasa dışı dinleme ve izlemeleri bana suç olarak yıkmaya kalktılar. Reddettim.



Bula bula telefon dinleme sapıklığının küfürlerini ve siyaset yapma isteğimi suç diye yazdılar.



Ferman onların, meydanlar, halk benimdir. Göreceğiz! Bu faşist iktidar nasıl devrilirmiş sandıkta göreceğiz!



Annem ile yaptığım konuşmalar



Erkek kardeşim ile yaptığım konuşmalar

Avukatlarım : Şahin Mengü, Ahmet Çörtoğlu



Adil Serdar Saçan ile yaptığım konuşmalarım yasaya aykırı olarak tutanaklara geçirildi.



Bana arşivin nerede? Depon var mı? diye sormadılar. Ama sahte ihbar mailleriyle (54 adet) her yeri aradılar.



Kadir gecesi tutuklamaya, bayram dahil 17 gün Metris’te bir hücrede tek başıma tutmaya, üstü kapalı bir yerde havalandırmaya çıkmama özen gösterdiler.



Kanaltürk’ü satınca orada bulunan eşyaları koydukları bir depoyu 100 kadar polisle basmışlar. Burada Güneydoğu’dan bir gazetecinin gelirken süs eşyası diye getirdiği, ortasından kesik, biri kağıtlık olarak kullanılan, kullanılmış bir el bombası ile yine kullanılmış el bombalarından yapılmış 2 adet mumluk olarak kullanılan süs eşyalarına vahim silah (cephane) işlemi yapmışlar! Oysa süs eşyası onlar, raporu var.



Küfrün adını günah koymuşlar!



Savcılık sorgum poliste sorulan 106 sayfa soruya ilaveten Zekeriya Öz ile Nihat Taşkın isimli savcılar tarafından sorularla devam etti. Hepsi telefon dinlemesiydi.



· CHP’yi nasıl ele geçirecekmişim?

· Cumhuriyet Mitinglerini niye yapmışım?

· Bursa Nutku? (evimde çıkan. Terör örgütü üyeliği ‘delili!’Wink

· Onu, bunu, şunu tanıyor muydum?

· Kendilerini, Hakimler Savcılar Yüksek Kuruluna şikayet edecek miydim?

· Katıldığım televizyon programlarında kendilerine parmak sallamış mıydım?

· Tanıdığım yargıçlar, savcılar, hakimler, polisler kimlerdi?

· Aysun Kayacı kimdi? Ne ilişkim vardı? (Hayatımda ne gördüm, ne konuştum. Dertleri başkaydı)



Savcılara “iki kişi arasında geçen ve sadece o anlık üslup ve kızgınlığı yansıtan küfürlü konuşmaları iddianameye koyacak mısınız?” dedim.



Nihat Taşkın : “Koyacağız, ama iddianameye değil, eklerde bulunacak”

Tuncay Özkan : “Ama suç işlemiş olunur! Özel hayatın gizliliği var”

Nihat Taşkın : “Eklere koymasak konu bütünlüğü oluşmaz, zorunluyuz.”

Tuncay Özkan : “Avukatlarımla konuşmalarım var, ailemle…”

Nihat Taşkın : “Yok biz onları koymayız”

Tuncay Özkan : “Ama şimdi siz avukatımla görüşmemi sordunuz. Yanımda Ahmet Çörtoğlu”

Nihat Taşkın : “Ayıklanır…”





Bunların hiçbiri olmadı. Seçme küfürlü konuşmalar iddianameye konuldu. Amaç belli.



Avukatlarla görüşmeler konuldu. Amaç belli.



Tutuklanmam sırasında Adalet Bakanlığı Müsteşarının İstanbul ziyaretini öğrendim. Yargıç’ın tutumunu gördüm. Tutuklandım.



Küfürlerle ilgili ifadelerimde açıklamamı okuyacaksınız zaten.



Ama buradan bir peşin özrü, ki çıkar çıkmaz kendisini de ziyaret ederek yüz yüze ileteceğim Sayın Deniz Baykal’a borç biliyorum.



Kendisi bana ısrarla milletvekili olmam gerektiğini söylerken, bir siyasi öngörü adamı olduğunu da ortaya koymuş. Buradan Deniz Bey’e sesleniyorum :



Kötü söz sahibine aittir. Sizi bir büyüğüm olarak kabul ediyorum. Bu siyasi komplonun amaçlarından biri, sizi ve CHP’yi yıpratmak.



Malzeme bulamayacakları bu nafile çabada anlık kızgınlık ve boşboğazlıkla, özel konuşmalarım sırasında geçen kötü sözlerim için, sizden ve kamuoyundan özür dilerim.



Bunları iddianameye koyarak suç işleyenler hakkında derhal yasal yollara başvuracağım.



Bu tür yasa dışılıkla Deniz Baykal’ı, Tuncay Özkan’ı ve diğer kişileri küçük düşüreceklerini sananlara, bundan bir zavallı sonuç, seçim etkisi bekleyenlere Tuncay Özkan’ı sevenler, Deniz Baykal’ı sevenler gereken yanıtı sandıkta vereceklerdir.



Bunca zulmün çekicisi olarak diyorum ki, Türkiye’yi Recep Faşizminden, hukuk’u teşhircilikten, özel hayat röntgenciliği ve telefon dinleme sapıklığından kurtarmak için, herkesi yerel seçimlerde CHP’ye oy vererek bu iğrenç tuzağı tersine çevirmeye çağırıyorum.



Bu açıklamanın ekinde polis ifadelerimi, savcılık ve sorgu yargıçlığı savunmalarımı okuyacaksınız.



Suç yoktur. Bana terörist diyenlere onu iade ederim. Sadece benim doktorum ve dostum oldukları için iki arkadaşımı da tutukladılar.



Benimle siyaset yapan gençleri tutukladılar.



Ama, yemin ederek söylüyorum; Gün gelecek devran dönecek!...



Siyaseten yılmadan, yorulmadan, bıkmadan, zulme ve zalime direnip, Türkiye’yi kurtaracağız.



Tuncay Özkan’a ve Ergenekon’la Türkiye’ye karşı işlenen suçların tamamının hesabını yargı önünde ve halk huzurunda siyasi çalışmalarımla soracağım.



Küfür yürek yelpazesiymiş. İktidar olmak Türkiye’nin kurtuluşu.



İktidarımızda Türkiye’yi bu ayıptan kurtaracağız.



Aksini düşünenler yanıldıklarını görecekler. Zindanlarda çürümeyeceğiz. Yıpranmayacağız. Unutulmayacağız.

Türkiye’ye “Vatan, Namus ve Ahde Vefa’yı” unutturmayacağız.



Cumhuriyet mitingi ruhuyla, aşkla diyorum ki :



“Elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak”



Tuncay Özkan

26.03.2009
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"
Posting Freak
Tuncay Özkan: Açıklama
Bu açıklamalar beni çok duygulandırdı.
Tekrar tekrar okudum.Aklıma ATATÜRK'ün Bursa nutku takıldı.
ATA'nın Bursa nutkunu okudum ve Tuncay Özkan'nın ne demek istediğini çok iyi anladım.
Cumhuriyet düşmanları,ATATÜRK'ün Bursa nutkunu gençliği anarşizme itiyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar.

1933'de Bursa Ulucamiide 100 kişi cuma namazı çıkışında,Türkçe ezana karşı ayaklanma çıkarıyor.
Bunu üzerine Atatürk,İstanbul'dan Bursa'ya gelmek üzere yola çıkar.Çekirge yolu üzerinde yemek yerken bir kişi ayaklanma hakkında Atatürk'e bilgi verir ;]'' Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü...". Atatürk'ün hemen konuşmakta olan kişinin sözünü kestiği ve günümüzde "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yapmıştır.

ATATÜRK'ün işte o konuşması :

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir.Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. ]Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır.

Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, ]“ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği !!..

Okurken duygulanmamak mümkün değil..ULU ÖNDER geleceği görerek,Türk gençliğine sonsuz güvenini belirtmiştir.

Rahmetli Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı,Atatürk'ün Bursa Nutku için "Kemalizm, Laiklik ve Demokrasi" adlı kitabında şu yorumu yapmış : ]"Tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlardan kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'çek' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur! Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."

söylenecek o kadar söz var ki..Türk istikbal'inin evlatları olarak küllahı önümüze koyup düşünmeli..hemde kara karaa..
Son Düzenleme: 01/04/2009, 03:15, Düzenleyen: MERDAN.
Senior Member
Tuncay Özkan: Açıklama
[COLOR="DarkSlateGray"]Bu yapılanlar asla ama asla unutulmayacak...Unutturulmayacak...Ben eminim ki gün gelecek bu RTE hesap verecek hem kimler vermedi ki...Bir dönemin faili mechul cinayetlerini işleyenler,insanlara baskı yapanlar,insanları emineyet müdürlüğünün 4.katından aşağı atanlar ve daha bir çoğu...

Bu dava mutlaka bir sonuca bağlanacak ve o dava Danıştay'a gelecek,Yargıtaya gelecek...Bakalım o zaman bu işin savcılığını üstlenen çakma başbakan RTE ne yapacak ne söyleyecek...

Unutulmasın bu günler bu zamanlar...Bu adamlar deryayı uyuyor zannediyor ama unuttukları bir şey var...

[COLOR="darkslategray"][COLOR="darkslategray"][COLOR="darkslategray"]SEN BAKMA DERYANIN DURGUNLUĞUNA,DERYA DEDİĞİN UYUR UYANIR ....
Ellerinde çıralarla gezen çıplak ayaklı körlere ihtiyacı var dünyanın”

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.