Cumhuriyet
Bilim Teknik Dergisi
17 Nisan 2009
GÜNDEM
Tepeden Faşizm
Ne diyorlardı iktidar destekçileri, dinci kalemler, iktidarın etekleri altına sığınmış sahte entelektüeller, bazıları profesör unvanlı bilim karşıtları, anımsayalım: “Cumhuriyet tepeden inme kurulmuştur... reformlar yapılırken halka hiçbir şey sorulmamıştır... devlet ile halk veya kurumlar ile yönettikleri kitleler arasında bağ kopuktur... tepeden inme yönetimlerle toplum mühendisliği yapılmaktadır... YÖK de toplum mühendisliği ile üniversiteleri biçimlendirmektedir, YÖK demokratik değil merkezi bir baskı iktidarıdır...” falan filan. Yani içinde doğrular varmış gibi gözüken bir dizi soytarılık; hainlik; Cumhuriyet’in kurucularını ve kurucu ilkelerini ortadan kaldırmak için türlü çeşitli aptallık kokan cinlikler...
Her şeyi silip tarihi kendilerinden başlatacaklar. Bilime değil dinci dogmalara dayalı bir toplum ve yönetim... yeni bir ülke...
Bakıyoruz, iktidarın ele geçirdiği, Özcan isimli, Gülcü ve Erdoğancı birine teslim edilmiş bir YÖK, yine unvanları profesör (ne profesörler gördü bu ülke, bu halk!) atanmış misyoner bir ekip, en tepeden, üniversiteleri kesip biçiyor...
Hazırladıkları yeni YÖK yasa taslağı, YÖK’ü daha da otoriter, üniversitelerüstü bir krallık rejimine dönüştürüyor. YÖK’ün üniversiteler üzerinde mutlak hükümranlığını öngörüyor. Üniversitelerarası Kurul’un üye sayısını azaltıyor ve böylece kurula girebilecek muhtemel muhalif sesleri tamamen ortadan kaldırıyor; üstüne üstlük YÖK’ten ve Kurul’dan askeri akademilerin temsilcilerini de atıyor...
En önemlisi, rektör atama sistemi olduğu gibi korunuyor!
Biliyorsunuz, Çankaya’da oturan zat, rektör atama sistemine, her atamada kopan büyük gürültüler karşısında, “ben de bu sistemin değişmesini ve üniversitelerin kendi rektörlerini seçmesini istiyorum” biçiminde, görünüşü kurtaracak, ama aslında aslı astarı olmayan beyanlar vermişti...
Şimdi bakıyoruz, atadığı zevat, bu saptamayı doğruluyor. Üniversiteleri tamamen dinci yönetimin egemenliğine sokmak istiyen bir iktidar zihniyeti, neden rektör atama sistemini değiştirsin ki! Onlar için paha biçilmez bir sistem! Kendileri yapmak isteseydi, bu kadarını asla gerçekleştiremezlerdi! Bunu burada yazmıştık, ama demokratik görünüşlü yalancılık oyunlarına kanan pek çok üniversiteli, bu demeçleri ciddiye alıyordu! “Bak, o da bunu istiyor” diyorlardı!
Tepedeki mutlak yönetimin diğer projesi de üniversiteleri bölmek! Efendim, bazıları çok büyümüş ve yönetilemiyorlarmış.. Onları yeniden yapılandıracaklarmış... Nüfusu 40 bini geçen üniversiteleri böleceklermiş... Niyet ne olabilir? Büyük ve oturmuş üniversiteleri parçalayıp daha küçük lokmalar haline getirerek, misyoner YÖK diktasının altında istedikleri gibi yeniden biçimlendirmek ve yapılandırmak... Üniversiteler, kurumlarına dokundurmamalı!
YÖK, pek demokratik, hiç de tepeden inme olmayan, üniversitelerin onayını da alarak, hiçbir mühendislik emaresi taşımayan, bir halkla ve hakça yönetim sergiliyor!!!
Bunun adı, sustur, bastır, parçala, böl ve mutlak olarak yönet...
Orhan Bursalı
Tepeden Faşizm
Tepeden Faşizm
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi