You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Suriye -Lübnan Siyasetinde Son Durum...

Suriye -Lübnan Siyasetinde Son Durum...

Senior Member
Suriye -Lübnan Siyasetinde Son Durum...
Suriye’nin, kendisine Türkiye aracılığı ile İsrail tarafından önerilen barış görüşmelerinin yeniden başlatılması teklifine olumlu karşılık vermesi sonucu, görüşmeler gizli ve açık olarak başlamıştır. Fakat Suriye en başından beri Golan tepelerinden çekilme karşılığında başlatılan görüşmelerde, Bush yönetiminin bitmesini beklediği niyetini ortaya koymuştur. Suriye, Amerikan yönetiminin kendisine karşı Irak’lı direnişçilerin Suriye giriş çıkışlarının ve desteklenmelerinin engellenmesi ve Lübnan’daki silahlı direniş hareketlerine destek vermesini kesmesi için ABD’ye baskı yapmaya devam etmektedir. Esad yönetimi, Lübnan ve Irak’taki aktif siyasetinden vazgeçmeyeceği konusundaki kararlılığını en son Amerikan kuvvetlerinin Irak’taki helikopterleri tarafından kendi sınırları içersinde bulunan bir sınır köyüne yapılan saldırı sonrasında ortaya koymuştur. Suriye içerisinde bulunan Iraklı sayısı tüm diğer ülkelerden daha fazladır. Dil birliği ve Suriye yönetiminin Arap Milliyetçiliğine dayanan devlet yapılanması Iraklıların Suriye gelmesini kolaylaştıran unsurlardır. Esad yönetiminden ülkesindeki Iraklıları çıkarmasını veya direnişçileri tespit etmesini istemek, kendi devlet felsefesini ortadan kaldırması anlamına gelmektedir.

Beşar Esad Eylül ayında Şam’da toplanan İstikrar Zirvesinde İsrail ile doğrudan barış görüşmeleri üzerine başarılı bir toplantıya ev sahipliği yapmıştır. Esad son zamanlarda yaptığı açıklamalarda İsrail ile devam eden savaş halini bitirmenin kendi diplomatik faaliyetlerinin ana hedefi olduğunu ortaya koymaktadır. 1967 yılından beri İsrail işgali altında bulunan Golan tepelerinin Suriye’ye iade edilmesi Beşar Esad ve Suriye Baas hareketi için büyük bir başarı olacaktır. Fakat İsrail yönetiminin, Suriye ile resmi barış yapılması ve golan tepelerinin Suriye’ye iadesi için daha başka istekleri de bulunmaktadır. Burada sorulması gereken diğer bir soru ise İsrail kamuoyunun golan tepelerini vermeye hazır olup olmadığıdır. Bu görüşmelerin başlamasından sonra İsrail’de birçok siyasi kriz yaşanmıştır. Amerikan ve İsrail yönetimleri esas itibarı ile İran’ın Suriye ve Lübnan üzerindeki askeri, siyasi ve iktisadi açıdan gücünü kırmak ve suriye’yi kendi mihverlerine çekmek istemektedirler. Lübnan’da İsrail’e karşı faaliyet gösteren siyasi hareketlerin lojistik desteğinin ana kaynağı Suriye-Lübnan sınırıdır. İsrail, Suriye yönetiminin İran tarafından sağlanan bu lojistik hattı kesmesini istemektedir. Geçmişte olduğu gibi bugün de İran askeri ve sivil istihbarat unsurları ağırlıklı olarak Şam üzerinden Lübnan’a geçmektedir.

Beşar Esad, Amerikan yönetiminin 2003’te Suriye’yi “Haydut Devlet” nitelemesi ile son derece rahatsız oldukları kendi üzerinde uygulanan ekonomik ambargonun kaldırılmasını istemektedir. Esad yönetimi bu imajı kırmak için başta Lübnan olmak üzere komşu devletler ile iktisadi ve siyasi ilişkilerini geliştirmek niyetindedir. Suriye yönetimi bağımsızlığını kazandığından beri Lübnan’ı kendi parçası gördüğü için bu ülke ile diplomatik ilişkileri resmi açıdan yürütmekte isteksiz davranmaktaydı. Fakat Ekim ayında Suriye ve Lübnan arasında ilk defa Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ve Lübnanlı meslektaşı Fevzi Saluhi ile diplomatik temsilci açma ve iki ülke arasında sınırın resmi olarak belirlenmesi üzerine bir anlaşma imzaladılar. Bu anlaşma Suriye ve Lübnan ilişkileri açısından dönüm noktası sayılabilir.

Lübnan Hıristiyanlarının, zamanında Suriye ile yaşadığı sorunlar sebebi ile Lübnan’ı terk etmek zorunda kalan önemli ismi Mişel Avon’un Suriye’ye ziyarette bulunması birçok açıdan önemlidir. Avvon, Maruniler için bir nevi hac konumunda olan Rahip Maron’un Halep’in kuzeyinde Berad bölgesindeki mezarını ziyaret etmiştir. Suriye’deki konuşmasında burası ile Dağlık Lübnan (Cebeli Lübnan) arasının uzak olduğunu düşündüklerini ama hiç de uzak olmadığını, aksine bugün daha da yakınlaştığını belirtmiştir. Bu ifade Lübnan Hıristiyanlarının artık Suriye-İran eksenini hesaba katmaya başladıklarını göstermektedir. Lübnan iç savaşında Hıristiyanlar, İsrail, ABD ve Avrupa devletlerinin Lübnan içindeki uzantısı ve temsilcisi konumunda algılanmaktaydılar. İsrail’in Lübnan işgali esnasında bazı Hıristiyan subayların Güney Lübnan’da Müslümanlar ile savaşması bu anlayışı daha da kuvvetlendirmiştir. Burada vurgulamamız gereken, tüm Arap Hıristiyanların aynı kefeye konulmaması gerektiğidir. Hizbullah yapılanması içerisinde Hıristiyan Arapların İsrail’e karşı savaşmaları buna en önemli dayanaktır.
Bu ziyaret ile beraber artık Suriye ve Lübnan Hıristiyanları arasındaki ilişkinin daha da kuvvetlenmesi muhtemeldir. Lübnan içerisinde yurtdışına en çok göç verenlerin Hıristiyanlar olması bu kesimin gün geçtikçe Lübnan siyasetinde güç kaybetmesine sebep olan unsurlardandır. İran ve Suriye desteği ile gücünü her geçen gün arttıran Hizbullah etkeni de Lübnan Hıristiyanlarını İran-Suriye eksenine yaklaşmaya iten sebeplerin başında gelmektedir. Fakat burada vurgulamamız gereken Lübnan Maruni Patriğinin dini temsil gücünün göz ardı edilemeyeceğidir. Suriye yönetimi, bu ziyaret ile bölge ülkelerine Lübnan içerisindeki dengeler üzerindeki etki gücünü ortaya koymaya çalışmaktadır. Dünyadaki İsmaililerin manevi lideri Dördüncü Kerim Aga Han’ın Suriye’de ağırlanması da bu bağlamda önemlidir.

Esad yönetimi Rusya ile Suriye kıyılarında donanma üssü kurması ve balistik füze yerleştirilmesi üzerine görüşmeler yapmaktadır. Rusya, füze kozunu, Amerikan yönetiminin Doğu Avrupa’ya kurmak istediği füze kalkanı projesine karşı denge unsuru olarak kullanmak istemektedir. Esad yönetimi kendi stratejik güvenliğini Amerikan ve İsrail vaatlerine emanet etmeyeceğini göstermektedir. Bu bağlamda İsrail’in Suriye’de El Kibar bölgesinde bir yere nükleer çalışma üssü iddiası ile yaptığı hava saldırısı Suriye’nin kendi güvenliği açısından önemli bir uyarı olmuştur. Hizbullah’ın askeri operasyonlarının beyni sayılan Mugniye’nin Şam’da, kuvvetle muhtemel İsrail askeri istihbaratı tarafından öldürülmesi de Esad yönetimini rahatsız eden önemli bir unsurdur. Eylül ayında İranlı ve Suriyeli Şii’ler tarafından önemli bir ziyaret yeri olan Seyide Zeynep türbesinin olduğu bölgedeki patlamada çok sayıda kişi ölmüştür. Bu tip saldırılar Suriye’nin İran ile olan ilişkilerini daha da derinleştirecektir.
Ellerinde çıralarla gezen çıplak ayaklı körlere ihtiyacı var dünyanın”

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.