You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Junior Member
Suallerimdeki ben

Kafamda oluşturduğum cümleleri, sesleri dilimizin döndüğü ölçüde harflerle belli oranla bir seviye ivme kazandırarak sunumla karşınızdayım yine;

Enerji, ışık madde, Kalp bilim akıl gerçeklik hayal(düşsel olan gerçek)içi dışı, âlemler vs. gibi meselelerle düşünüyorum. Sonra tekrar aklımı zorluyorum. Zihnimde bir atraksiyonu gerçekleştirmek üzere kurguladıklarımı gözden geçiriyorum. Ölmek nedir? Ölmek için neden var oluyorum? Yaşamımın bir manası varmı? Ölümden sonraki hayatın kanıtı nedir? Cennet-cehennem ye iç veya eziyet manaları nedir? Âdem hangi dili konuştu? Diller nasıl çoğaldı? Yazı rakamlar varlığı? Şekiller şemaillerimiz renklerimiz Kâinatta var olma zamanımız nasıl oldu? Ruhum ile görünen ben ilişkisi nasıl oluşuyor? Ruh bedenin içinde mi dışınımı kaplamıştır? Maddemi hakkı algılar yoksa soyut olan mı? Enerji nedir? İlk enerji var edendense bunu ilki varmıdır? Her ilk diğer bir ilke sonsuz olana kadar gider mi?

Sorguluyorum!!!!

Önce bir ezber dudaklarımdan dökülüyor inanç yani ?

Din diyorum; ibadet gelecekle ilgili gayb-a ait aktarılanlar iman itikat/itaat mecburiyet gibi insan aklına bilime aykırı/aykırı olmayan henüz göremediğimiz kavrayamadıklarımızın cevapları barındırıyor. Her dönem her şartlar ve akıl bunu değiştiriyor. Evrensel olan değişen devamlı doğandır. Dogmalar ise sabittir. Akılmı kalbi sabitliyor. Ruh ile akıl birleşimi kalp midir? Yoksa bunların her birinin birleşmesinde kendi bileşenlerimi ortaya çıkıyor. Zıtların birleşimi doğruya gidişte bir enerji potansiyelimi yaratmaktadır. Buda ne akıl ne ruh ne beden gerçek. Hakikat il bendeki bende gizli bir, bir ben ortaya çıkıyorum. Çırılçıplak geldiğim alemde elbiseleri giydirilerek gerçeği unuttuk şimdi ise bir, bir bunları çıkarıyorum.

Biyolojik manadan soyutlanarak bir soru soruyorum kendime. Kimin kalbi vardır? Kalp -akılla, zihin savaşı ne zaman başladı varlığı nedir? İşte burada kalp kâmillikle ifade edilir. Kamil insan tarifine aklı zihni ve kalbini bir bütün ile hümanist çizgiye taşıyan kişiye denilir. Buradaki ifadelerde akıl(zihin)kâmilleştirmedeki yerini saptamak gerekir. Benlik ve egoları bir bir bulunması ve ruhun yükselmesini sağlamanın yolları bulunması gerekir. Ruh hastasının aklı ve zihni ile hayvanlardaki sezgi(akıl-şartlanma mutasyonlar)akılmı düşüncemidir. Davranış şekilleri ne zaman nasıl gelişerek geldi. ilk Kim nasıl öğretti? Akıl yok ise içgüdü ruh güdüsü nasıldır?



Mutasyon madde(canlılar) içindir. Tin-in evrimselleşmesi canlının şartlarına bağlıdır değişken olmaktamıdır? Bu düşünceden ise tanrıda mutasyon geçiriyor devamlı doğup, doğup var oluyordur. Bu alem değişip durduğu apaçık ise bu hakkın içinde oluyorsa hakk-da bizle beraber değişiyor gibi bir düşünce ortaya çıkar. Ey alem ne kadar sabit değilsin ben gibisin.



Akıl soru sorar din ise bu gibi sorulara vesvese şeytanlık Rafızilik gibi suçlamalar getirerek kendini savunur. Akıl tüm dinlerden üstündür. Dinler zaman şartlarına göre kendilerini ayarlamışlardır. Akla uymadıkça hükmü gider hep bir düzenleme beklentisinde el açar.


Düşünmeye devam ediyorum!!!!!

Hakk, olanı anlama Tanrıyı, Tanrı ile bilen kalbi pak insan(kâmil insan)ile olmaktadır. İnsan gelişimi bunu bize böyle aktarmıştır.

Hakkın varlıkları hakkın tecellisi ise kendimizden başlayarak verilerinin akılda zihinsel olarak yorumladıkları âlemlerde(kozmik)çevremizdeki nesne ve diğer herse ye bir anlam verme surecidir. Bu süreç bilgi ile olmaktadır. Bilmek için ise akıl ve zihin tüm kareleri birleştirerek resmi ortaya çıkarmaktır. Bu resim ne olduğunu görmek ne olmadığımızı görmenin ta kendisidir.


Din bilim (akıl) yegâne amacı insanın rahatı ve huzurlu olmasını ister. Bilim ile dinin örtüşmesi ile ayrımlaşmasını da hümanist olan olmayan fiilleri şekli şemaları soyut somut olanı görmekle mümkündür. İki unsurda akıl mevcuddur. Aklın alamadığı ise ruh-tur ki bunu din de bilimsellikte bir yere koyamaz. Nedeni din de bilimde temeli akıla dayanır. Akıl ise zaman şartlar ile gelişir ilerler. Buradan yola çıkarsak devamlılık arz eder. Lakin yine akıl ruhu kaç binlerce yıldır anlamaya çalışmış yakalayamamıştır. Ruh anlaşılması güç ne olduğu ne olmadığı bilinemeyen var olandır.

Hal böyle olunca akıl; din-düşünce etkileşimini iyice anlamak ve biri adına diğerini ret etmemek gerekir. Asıl temelde ikiside zamanla geliştirilen düşünce türevidir. İnsan varlığı söz konusu olduğu zaman bu varlığın bütün halinde düşünülmesi gerekir.

Bireyi; Bilim, din ve zihin(düşünce) farklı alanı oluşturmakta olsada insan-i Kamil olma saf kalp, saf ruh İnsan içinde yaşadığı toplumla birlikte var olan bu yönleri uyumlu hale getirmenin bir yolunu bulmak zorundadır.

Din bu elbiseyi giymeye çalışmışsa da her defasında deforme olmuş yerine reform olarak yenisi gelmiştir. İnsani kazanımlar ve şartlara uymayan her din akla aykırı geldiğinden itiraz edilmiştir. Ruhsal yönden ise iyi ve kötü kazanımları hallere göre değişir ki insan kurban eden dinin kendisi iken aklın düşüncenin gelişmesi ile yükselen ruh ile beraber akıl halinden koyun kurban eden bir üst insani düşünceye geçinceye kadar geçen süreci analizini iyi yaparak geldiğini görüyoruz.

Her din ulûhiyette olsa bile bunu algılayacak yola koyacak var eden akıl olmayınca bedene giremez. Hakkı anlamak istiyorsak yaşadığımız ortamın tanrısı olan bizler aradığımız Hakkın Alegorik anlatım şeklini kendimizde görmeliyiz. Buda bize varlığın içinde var olan insanın kendisinden başkası değil olan düşüncesini zihnimizde yer bulmasını sağlıyor. Hakk ruhundan üfleyerek(enerjisini-ışık maddeye çevirdi. Hakk-ta ayrı, ayrı ruhları yoktur dur. Hakk herkese aynı ruhundan vermiştir. Ayrı bir ruh vermesi ayrımlaşarak başka İlahların varlığını meydana getirir.

Düşünmeye devam ediyorum!!!

Kâinatın şekli şeması ile madde olan biz insanları akıl-ruh yönetiyorsa maddeye duyulan ihtiyaç neydi. Ruh olarak bir âlemde yaşadıklarımızı yaşayamazmıydık? Şu anda bedensel varlığımız ruh varlığımızla neyi paylaşmaktadır. Madde ışık ışıkta enerji ise bir bütünün aklın yolculuğunu düşünmekteyiz. Ruhmu aklı meydana getirmiştir. Akıl mı ruhu? Akıl olmasaydı ruh mistik rahatlamayı başarabilirmiydi? Ruh olmasaydı akıl neyi varlığını kaplayıp rahatlama yapacaktı. Akla uygun olan gerçektir. Akıl, mutlak varlığın ve doğadaki değişmenin bilgisini apaçık olarak vermektedir. Aklın almadığı gerçekliğin din olarak karşımıza çıktığında inanç deneyini nasıl yapacaktık. Din gerçek değil ben düşündüğüm için din gerçek bir mesele olmuştur. Ben var olduğum için Hakk var olmuştur. Benim algılamam Hakkın gönderdiği kitapları algılamamla ilgili bir anlayışla inanç esaslarımın oluşması tanrının direk müdahale şartını da esasen kaldırdığını görüyoruz

sorgulamaya devam ediyorum!!!!!!

Beden var olan maddedir. Akıl ise kapladığı alan hacmi tartılır olmaması ile nedir? Pasif-aktif akıl etkin-edilgen liği ile nereye ne kadar aittir. Maddelerin özü ışık oradan da enerjiye gitmektedir. Yani Maddenin arka boyutu onun anlam boyutudur somut evrenin ötesinde soyut bir evrenin unsurları ortaya çıkmaktadır. Hiç bir Varlık, Kendi yaşamını sağlayacak olan Ruhsal Enerjiyi kendi gücüyle çekemez. Heplik Boyutu içersindeki Bütün Varlıklar kendilerine gerekli olan Ruhsal Enerjiyi, Ruhsal Enerjiye hâkim olarak, Sonsuz Yaşama sahip olan Yüksek Benlikleri kanalıyla sağlarlar. HİÇLİK BOYUTU, tüm var olmanın ortaya çıkarılmamış bulunduğu boyuttur. Varoluşun kaynağı olan ışığın, hiçlik boyutundan “sudur” etmeden önceki hali de, diğer her şeyin bu boyuttaki yapısı gibi sadece “hiçliktir. Öğle ki cennet denilin mekânda her istediğimizin olması enerjimizin daha fazla kullanacağımızın göstergesidir. Burada hiçlikle tanışacağız!!!



Düşünmeye devam ediyorum aklımda bin bir soru Hal!!!!

Ruhun gerçek özü olan Plazma,(üzerinde durulması gereken gaz-Alemin var olduğu sanılan gaz) elektronlardan, atom ve atom altı parçacıklardan oluşan hareketi, etkisi devamlı ve sürekli bir enerjidir. Ruh Bedende olmadığı için Ölüm anında, Bedeni terk eden Ruhsal Enerji değildir. Ölüm anında Bedeni terk eden özümüzdür. Özün özü hareketlidir. ÖZ durağandır (Potansiyeldir.) ÖZ' de Yüksek Benliğimizden ayrılan, Enerjisini indirgeyerek İnsan Bedeni içersine giren, Ancak bulunduğu yüksek enerji ortamından uzaklaşarak Kaba Madde ortamına girdiği için geldiği kaynağı-çıktığı ortamı unutan ve bu nedenle ayrı bir Şahsiyete bürünerek, Arayışa geçen Yüksek Benliğin Kendi ÖZ Parçasıdır.

Henüz anlamaya çalıştığım zorunlu tasarım nedeni ile bedensel enerjiyi koparan beynimizdir. Burdanda bunun gerçek özümüze ruh-i gücü kopması ile Fiziksel Ölüm' meydana çıkar. Varlığın özü olan özün özü olarak ölümden korkmayın beden ruh-a giydirilen palanlı bir elbiseden başka bir şey değildir. Uykunuz bitince Pijamalarınızı (şimdiki bedeninizi) çıkarıp yeni size ait olan özü giydiğiniz ile yeniden var olduğunuzu göreceksiniz.


Düşünmeye sorgulamaya devam ediyorum!!!!!

Allah Hiçbir ayrım yapmadan, yararlı yanlış doğru eksik tam vs. ayırt etmeden, (Madde halinde) tüm varlıkları canlandıran, Nefes veren yaşatan, bilinçlendirendir faydalıyı var eden faydasızı var etmiş olmasıda eksinin karşısında denge sağlayan artının varlığı izahatında yatanı anlamak. Ölmeden önce ölmek bilmek gibidir.


Faydasızlık olgusu diye bir kavram böylelikle yok olur. Ters güçler birbirini çekmekte-birbirine akmaktadır. Birleşen iki güç birleşerek/çarpışarak maddi manada görünen bedeni yaşam Enerjisi yaratmaktadır. Yaşam Enerjisinin görüntüsü aura dır. Bunada düşünce hareketle ruhsal enerji birleşince, Beyinde, Beden' de ve Bedenin etrafında, Elektro Manyetik bir Enerji Alanı yaratmaktadır. Öğleki bunu açık seçik günümüzde bilmekteyiz. Aklımız kararlar aldıkça düşüncedeki çözümler madde ile birleştikçe, Elde edilen sonuçlara göre İnsan Zihninde, nötron/proton şeklinde Kavramlar ve bilgi havuzu meydana gelir. Bilgi artıkça HAKK-ı tanırsınız kavrama manaları çözme geliştikçe düşünce meydana getirilir. Böylelikle de öze ait olan gerçekleri görme şansı bularak yolculuğun kademelerini yükseltiriz.

Bu kademelerin sonu ve başını algılamamız yükselmekle olacaktır.

Dinsel bir manada çokça yazılan fakat Araplarında aklı terk ederek anlamadığı miraç olayında Din lideri ve Hakkın ELÇİSİ yükselişinde son menzil Sidre-i Münteha, aklı bedeni bıraktığını aktarımlardan bilmekteyiz Bu yolculukta tüm benlikten kurtulmuş özün özüne dönmüş özünü resulleri(Hızır) görmüştür. Dinsel manalarda her can kendi miracını yapmaktadır. Hatta egodan/benlikten kurtulmuş insanların her yerde görünmesi hazır nazır olmasını düşünmemizi gerektirecek o kadar çok bulgu var ki tek, tek ayıklayıp yerlerine kendi yükselişimizin sayesinde sır-ı mutlaka özün özüne ulaşacağımız kanısındayım. Bilmem birden nedense böyle düşündür suallerim ve ben.


Aşk ile

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.