EĞER Topkapı Sarayı’nın önünde bir jandarma birliği olmasaydı bugün tüm gazetelerimiz “İdil Biret, Topkapı’da linç edildi” manşetiyle çıkabilirdi.
Konseri izleyen iki bin kişiden kaçının bu linç operasyonundan zarar görebileceğini kestirmek güç.
Ama ‘Madımak olaylarının’ yıldönümünde yepyeni, nurtopu gibi hem de İstanbul’un göbeğinde yaşanmış bir faciamız olacaktı.
Konu çok karışık.
Topkapı Sarayı’nda kutsal emanetler var. Ve orada 24 saat Kuran okutuluyor.
Bir yandan da “sarayın birinci avlusunda klasik müzik konserinde şarap içilmesinin ne gibi bir zarar 8 olabilir” diye de düşünülebilir.
Bu, hikayenin hangi tarafında durduğunuza bağlı. İşte bu açıdan bakıp Ayşe Arman‘ın ilk bakışta çok sevimli görünen ama derinleştikçe ne kadar sığ kaldığını fark ettiğim ‘tesettür-mini etek’ denemesine gelmek istiyorum.
Soyunarak birçok şey olabilirsiniz.
Gazeteci iseniz çok dikkat çekip, hakkınızda yazılan yazılara okuyup keyiflenebilirsiniz.
Hayatta başka şansınız kalmadığını düşünüyorsanız fahişe olabilirsiniz, aceleniz varsa şöhret basamaklarını üçer beşer çıkabilirsiniz.
Ama giyindiğiniz anda, dini inannçları yüzünden örtünen kadınların psikolojisini anlamanız mümkün olmaz.
İş bir anda gerçekten ‘bez parçası’na dönüşüverir.
Bu, neye hizmet ettiği belli olmayan bir müsamereye döner ki bence dönmüş.
Rahşan Gülşan
Soyunarak her şey olunur ama örtününce bi şey olunmuyor
'Bu memleket tarihte Türk'tü,
bugün de Türk'tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.'