You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

’sosyalist aleviler’ nereye koşuyor !..

’sosyalist aleviler’ nereye koşuyor !..

Junior Member
“sosyalist aleviler” nereye koşuyor !..
İslam’ın Türkmen yorumu olarak karşımıza çıkan Alevi inancı bin yıldır Anadolu topraklarında filizleniyor. Günümüze kadar yediği darbelere rağmen hala dimdik, coşkulu ve inançlı bir toplum olarak özellikle 1960 sonrası şehirleşme sürecinde de inancını aksak da olsa bugüne taşımasını becermiştir. Kırsaldan kopup kentlere gelen ve inancını yaşama noktasında hiçbir ortam, mekan ve alan bulamazken, kendini yenilemesini ve kendi kendine gizli saklı olarak inanç ritüelini hayata geçiren Alevi toplumu 1975 -1980 yılları arasında ülkemizdeki sınıf mücadelesi içinde kendini buluverdi.

Alevi gençleri bu sınıf mücadele içinde bir nefer, militan olarak yer aldı. Bu gençler ait olduğu sınıfsal zümre gereği ezilen, sömürülen ve ötelenen bir konumda idiler. İnancını gizleyen kendini özgürce ifade edemeyen bu toplumun en dinamik kesimi olan gençler (özellikle öğrenci gençlik) bu koşullara isyan ederek canı pahasına bu hareketin en ön saflarında yer aldılar. Ülkemizde o yıllarda faşist diktatörlüğün baskıları altında inim inim inleyen halkın derdini kendi derdi olarak gören bu gençler; ağır koşullar altında örgütlü mücadeleye katıldılar. Bu örgütlü yapı onları bir anlamda özgürleştirdi. Özgüveni yüksek boyutlara erişen Alevi gençleri için bu durum artık dönüşü olmayan bir yoldu.

Aleviliğini unutan bu gençler kendini ırksal, inançsal yapıların ortak değeri olarak görüyorlardı. Ve öyle de davranıyorlardı. Kişisel hiçbir çıkar gözetmeksizin kelle koltukta devrimci mücadelenin en ön saflarında koşuşturuyorlardı. Bu dönemde hayat bulan 40-50 civarında sol örgütün hemen hemen hepsinde taraftar ya da militan olarak yer alıyorlardı.

Alevi gençlerinin bu özgürleşmesi onlarda güven duygusunu da geliştirdi.

Nasıl mı?

Geldiği köyünde yüz yıllar boyu bir güven sorunu yaşamadı çünkü. Kapalı köy ekonomisinin hüküm sürdüğü bir ortamda büyük aileye mensup olarak hayatlarını idame ettiriyorlardı. Büyük aile kişiye çok önemli nitelikler kazandırır. Onların gelecek diye bir korkusu olmazdı. Ortak üretip ortak tüketirlerdi. Dolayısıyla özgüven ve güven duygusu yüksek bir kişi olarak yetişiyorlardı. Şehirlere geldiğinde bu duyguları çok örselenmişti. Tam da burada imdadına devrimci gençlik hareketi yetişti.

1980 yılının 12 Eylül’ünde birden her şey ters yüz oldu. Bir el; bir sabah kalktığımızda devrime inanmış ve faşist diktatörlüğü yıkıp yerine işçi sınıfının iktidarını kurmayı kendine hedef olarak seçmiş Alevisi, Sünnisi, Hıristiyanıyla tüm gençlerin bu büyük ülküsünü yerle bir etmişti. Devrimci örgütler bir bir çözüldü ve bu gençler kendilerini 12 Eylül Cuntası’nın işkencehanelerinde, zindanlarında buluverdi. Yıllarca sorgusuz sualsiz yaşamlarının en diri yıllarını buralarda çürüttüler.

Sonra ne oldu?

Yıllar sonra kimi üç-beş yıl tutuklu kaldı ve çıktı, kimi de 10-15 yıl hüküm giydi. Cezasını(!) çeken kendini dışarıda buluverdi.

Buluverdi de ne oldu?

Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Sınıf mücadelesi yerde sürünüyordu. Herkes birbirinden korkar durumda idi. Acaba yine ben eski arkadaşımla buluşursam polis beni takip edip yeniden eski günleri yaşatır mı? diye korkuyorlardı, çekiniyorlardı. Bu durum 1990’lı yıllara kadar böyle devam etti. Çünkü bir korku imparatorluğu yaratılmıştı.

Alevi gençleri bu durumdan diğer toplum kesitlerinin gençlerinden daha fazla rahatsız idiler. Sünni egemen bir ülkede doğaldır ki o toplumun gençleri ötekileştirilen Alevi gençlerinde daha şanslıydılar. Alevi gençlerinin ezici çoğunluğu uzun yıllar işsizler ordusunun bir üyesi olarak yaşam savaşı vermeye çalışıyordu. Bu dönemde münferitte olsa Ülkücü gençler gibi bazı mafyatik organizasyonlara bile karışan oldu.

1990’lara geldiğimizde cezaevlerinde çıkan Alevi gençlerin imdadına bu kez Alevi Hareketi yetişti. Bu yıllarda Alevi aydınlar bir duyarlılık göstererek toplumun kendisini ifade edebilmesi için girişimlerde bulundular. Ve 1989 yılında Hamburg Alevi Birliği’nin öncülüğünde Türkiye’deki Alevi Aydınlar bir “Alevilik Bildirgesi” yayınladı. Bu bildiriye ülkemizdeki yüzlerce Alevi-Sünni aydınlar imza koydular. “Alevilik Bildirgesi” basında da yer buldu ve büyük yankı yarattı. İşte bu bildirge bizim miladımızdır. Yeniden dirilişimizin destanı oldu.

Bunu fark eden sosyalist bir gelenekten gelen Alevi gençler hemen Alevi örgütlemesini gerçekleştirdiler. Birkaç yıl içerisinde onlarca Alevi Dernekleri kurdular. Masum, çıkarsız bir başlangıçtan sonra bu gençler geçmişte içinde bulundukları örgütsel hastalıkların tamamını hatta fazlasını Alevi örgütlülüğünün içine taşıdılar.

Bugün bu hastalıkların kangren bir durumda Alevi örgütlülüğüne zarar vermeye devam ediyor. Öyle ki siyasal iktidarın her türlü oyununa rağmen Alevi kurum ve kuruluşları gerçek anlamda bir araya gelemiyorlar. Herkes birbirinin kusurunu kollamaya bakıyor ve ilk fırsatta da birbirleri hakkında karalama kampanyaları başlatıyorlar. Dolayısıyla eforlarını içeride tüketiyorlar. Bu örgüt yöneticilerini gerçek düsturu: “Küçük olsun, benim olsun”dur.

Bu yöneticilerin birbirleriyle uğraşmasının dışında bir de Alevilik Öğretisiyle de uğraşıyorlar. Hakk-Muhammed-Ali Yolu olarak bildiğimiz, yaşadığımız inancımızla da oynuyorlar. Bizi ülkemizde azınlık gibi gösterme, Aleviliğin ayrı bir din olduğu görüşü yine bu kesimin ürettiği bir bir bakış açısıdır.

Ayrıca yüzyıllardır bir Türkmen inancı olarak hayat bulan Anadolu Aleviliğini “Kürt Alevilik” diye bir tanım daha eklediler Aleviliğe. Sanki Alevilik her millet için ayrı bir kimlik ifade ediyor. Oysa şunu bilmiyorlar ki Alevilik öğretisi içinde dil, din, renk, ırk ayrımı yoktur. Pir Hacı Bektaş Veli Dedemizin ifade ettiği gibi “Yetmişiki millete aynı gözle bakmayan bizden değildir” öğüdü yine bu arkadaşlar tarafından yok sayılıyor.

“Sosyalist Aleviler” gölge etmesin, başka ihsan istemez Anadolu’nun bu aydınlık insanları.

KAYNAK : SOSYALİST ALEVİLER” NEREYE KOŞUYOR !.. - İsmail PEHLİVAN


"Sosyalit Aleviler"in başında olduğu; Alevi çoğunluğunun benimsediği İslam temelli anlayışa karşı çıkanlar Pir Sultan Abdal Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Vakfı ile Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlı bazı kuruluşlar ve tabela derneklerinden oluşuyor.

Bunlar, Avrupa'daki Alevi derneklerini temsil eden Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile işbirliği halinde çalışıyorlar. Bu yüzden de bunların AB ile ilişkileri dikkat çekiyor. Bu durum da Türkiye içinde Alevi tabanında tepkilere yol açıyor. Alevilerin azınlık gibi gösterilme ve ayrı bir din gibi gösterilme girişimi de işte bu grubun çabalarından kaynaklanmış bulunuyor.

Bu kesim; Aleviliği, İslam dışı bir inanç, daha doğrusu kültür/felsefe hatta ayrı bir din gurubu olarak göstermeye çalışıyor. İslamdışılık tezi, tabandan çok büyük tepki görüyor. Siyasetle iç içe olanlar, genelde bu örgütlenme içinde hayat buluyorlar. Bunlar; siyasette Alevilerin sol kanadını teşkil ediyorlar.

Gazeteci yazar İsmail Pehlivan
Posting Freak
“sosyalist aleviler” nereye koşuyor !..
Sürüden ayrılanı her zaman için kurtlar kapar. Aynı şekilde kalabalık olan kervana kolay kolay kimse saldıramazmış...

Dolayısıyla Alevi toplumun artık ayrı küçük birer grup olmaktan çıkıp bir bütün toplum olma yolunda birlik ve beraberlik içerisinde birbirine sıkı sıkıya sarılması lazım...

Ancak bunu yaparken de sağlam bir klavuza, sağlam bir öndere ihtiyacı vardır. Yoksa klavuzu karga olanın nerelere gidebileceğini hepimiz biliyoruz...

Dolayısıyla birlik ve beraberlik içerisinde birbirine sıkıca sarılacak olan Alevi toplumuna önderlik yapabilecek, doğru yolu gösterecek tek ışık yine Alevilerin yürüdüğü yol olan Alevilik yolunun sahipleridir. Yani Evliyalardır...

Bugün için de Alevilik yolunun tek sahibi, ışığı ve bekçisi Hz. Ali'nin binbir sıfatından biri olup bugün ki yaşayan canlı tek Alevi Piri olan Pir Zöhre Ana olduğuna göre Alevileri bir arada tutup, onları birlik ve beraberlik içerisinde aydınlığa ulaştıracak, kurtuluşa erdirecek bu yolun tek sahibi olarak Pir Zöhre Ana tek Önder kabul edilmelidir...

Aksi taktirde Aleviler ne yaparsa yapsınlar iki yakaları bir araya gelmeyecektir. Çünkü ilimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. O İlmin kapısı da anahtarı da bugün Pir Zöhre Ana'dır...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)
“sosyalist aleviler” nereye koşuyor !..
Siyasetle inancı harmanlayanlardan bir kısım olan sosyalist aleviler yüzünden toplum alevi kesimini artık daha farklı algılıyor.evet bir alevilik örgütlenmesinde artış oldu,bir ses çıkarıldı ancak içerik olan tamamen boş...

Nice hak evliyasını (başta Pir Sultan Abdal olmak üzere), sadece devrimci bir önder olarak tanıtıp olayı tamamen siyasete yıkıp, Hakkın nefesini aktarana ihanet etmektedirler..Bir alevilik mücadelesi var ancak nereye varır bilinmez...Bu derneklerin neye ne amaçla hizmet ettiğini çözebilen varsa anlatsın.Her gelen evliyanın nefesini Hz. Ali üstüne döktüğü dörtlükleri görmezden gelip, üstüne birde Ali'siz aleviliği yaratmak düşüncesiyle hareket ediyorlar. Evliya nedir, anlamı nedir, büyüklüğünü bilmeden,dörtlükleri anlamalarını da beklemek yersiz aslında...

Üniversite öğrencisiyim ve tanıdığım alevi gençler gerçekten bu örgütlerden etkilenmekte,aleviliği sadece düşünsel ve yaşam şekli olarak olarak görüyorlar.Bu derneklerin aslında toplumumuza yarardan çok ne kadar zararlı olduğunu görüyoruz.

Dilimiz döndükçe anlatmaya çalışırken Pirimiz Zöhre Ana bizleri doğru yolundan ayırmasın.İman getirmeyenleri de ıslah etsin

Biliriz ki Pir Zöhre Ana; aşktır, sevgidir, ışıktır, mürşit kapısıdır, hakkın evliyasıdır, doğrudur, gerçektir, uğruna can verilecek olandır.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]Bütün dünya bilir Türk Ordusunu
Egemenlik kurdum yurt ulusunu
Dillerde söylenir Allah doğrusu
Cihana getirdim barışı sulhu

Gökyüzünde uçar turna katarı
Türkiye unutma güzel Atanı
Memleket kurtaran bunca vatanı
Her gelen gerçeğe çamur atanı
[/COLOR]
Senior Member
“sosyalist aleviler” nereye koşuyor !..
Sosyalist aleviler diyelim pekala laiklik duzeni kurulmus TURKIYE de hem ben aliviyim ve politika yapip halkin yanindayim diyen birçok gençler var, y a da ben devrimciyim felan ,....ama en buyuk devrimi bilmeliyiz ki Mustafa Kemal Ataturk kurtulus mucadelesiyle yapti zaten, armagan ettigi bu cumhuriyeti madem ki biz bu yuz suyuz diyen alevi gençlerine soyluyorum hem aleviyim hem siyasette yer aliyorum diye faaliyet yapmak bu ulkeye faydalari olmaz çunki ayrimcilik bas gosterir o zaman, kim ne olursa alevisi ve sunnisiyle turk ve kurduyle ayni vatan evlatlariyiz o zaman biz gençler alevi gençleri diyelim , bu vatana millete faydali olmak için kimi doktor kimi muhendis kimi ogretmen guzel mesleki sahipleri olmak la mesgul olmaliyiz egerki propaganda hem aleviyiz haklarimizi sokak sokak yuruyusler ve çatismalarla surdurursek elbette kabul edilemez politika diyorsak elbette politika da ayrimcilik kabul edilemez DEVLET VE MILLET kavramlarini bilmemiz gerekir alevisiyle sunnisiyle kurduyle çerkeziyle,........ butun millete ayni degerlerle sahiplenmeliyiz ,dogru inançli ulkeyiz birçok inançlarin barindirdigi bir milletiz ama alevi ve alevilik diyorsak ille de bu yol diyorsak , bugunki yasayan bizlere manevi zenginlikleri kazandiran her geleni kapisinda askla inançla ve sevgiyle kucaklayan tek bir onderimiz bulunmakta ALEVI PIRI ZOHRE ANA kimileri kabullenmese de çamur atsalar da ve ustune ustelik kendilerini evliya felan gorup alevi inancini dedelerle felan surup gitmekle halkimizi inancimizla oynamakta , sukurler olsun ki PIRIMIZ ZOHRE ANA bunlara karsi var olmakta ve olmaya devam edecektir, saygilarimla
Senior Member
“sosyalist aleviler” nereye koşuyor !..
Bir siyaset var ise O Ata'nın izi, Bir Alevilik var ise O'da Zöhre Ana, Aleviler var ise işte Ali meydanı Zöhre Ana İlim deryası Muhammedin dili Hak erenlerin gerçek Ocağı buyursunlar buraya gafil gezmeyi bırakıp gerçeklere yüz sürsünler nasiplensinler dileğimiz cümle aleme vesselam!
İnsan isen yola gel
Bülbül isen güle gel
İkilik yoktur bizde
Kafir isen dine gel
ZÖHRE ANA
Senior Member
“sosyalist aleviler” nereye koşuyor !..
tabiki surecek yuzleri varsa!!!!!!
Junior Member
“sosyalist aleviler” nereye koşuyor !..
alevi dernekleri kızılırmak yerel derneklerfederasyolu pir sultan abdal dernegi vs alevilerin birlikte hareket etmesi zulme karsı birlikte ayakta durması için var.dernekleri boş geçemeyiz bi işe yaramıo diyemeyiz bence.bugüne kadar gelen sunni devletler hep aleviligi yok saydı din degildir mezhep diyildir islamda yeri yoktur vs dediler.cem evlerini yok saydılar camiler bizim vergimizle calısırken aktifken cemevlerine hiçbi yardım yapılmadı hatta resmi ibadet yeri olarak bile anayasada yok.derneklerde sesimizi duuyurmak için var işte,alevilerin ortak istedikleri şey belli diyilmi
1 eşit yurttaşlık cem evlerinin resmi statüye kavusturulması dedelere maaş ödenmesi
2.zorunlu din derslerinin kaldırılması gibi
bir olalım iri olalım diri olalım.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.