You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!

Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!

Posting Freak
Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!
Söz var, iş bitirir; söz var baş yitirir´ atasözüyle sözün ehemmiyetini dile getiren, ´Söz ola kese savaşı, Söz ola kestire başı´ diyen Yunus Emre´yi yetiştiren bir millet olarak, pür dikkat yapılacak gafları bekliyoruz. Gaf yapanı affetmiyor, dilimize dolayıp,kolay kolay da unutmuyoruz. Hatta siyasilerimizin öyle gafları var ki, fıkra niyetine bile anlatılıyor. Biz de hazır Cumhurbaşkanlığı seçimi, genel seçim derken yeni bir seçim dönemine girmişken hem tarihi gaflarımızı hatırlayalım, hem de bu konuyu bir bilene soralım istedik. Ama önce söz, o unutulmaz gaflar ile laflarda ve gaflarıyla meşhur siyasilerde…

Merhum siyasileri unutmak mümkün mü?

Demokrat Parti´nin tek başına iktidarda olduğu yıllarda, partisinin gücünü anlatmak isteyen rahmetli Adnan Menderes´in “Odunu bile koysam milletvekili olur” sözü epeyce tepki çeken gaflardan birisi olmuştu. Yine kelimeleri özenle seçen ve hatasız konuşan rahmetli Bülent Ecevit´in de hafızalardan kolay kolay silinmeyecek gafların altında imzası var. “Erken seçim olmasaydı 2084´e kadar iktidarda kalacaktık” bunlardan en meşhuru. Şortla askeri teftişi hâlâ belleklerde olan Turgut Özal´ın “Benim memurum işini bilir´, ´Bir koyup üç alacağız´ ´Biraz da küçük Turgut´la oynasınlar´ lafları ise hala hatıralarda.

“Allah´ı size emanet ediyorum”

Gaf denilince ilk akla gelen isimlerden biri hiç şüphesiz Tansu Çiller. Kitleleri heyecanlandırayım derken sessizliğe büründüren Çiller´den geriye ´Mübarek kurban şeker bayramınız kutlu olsun´, ´Allah´ı size emanet ediyorum´ gibi gafları kaldı. Miting yaptığı illerin ismini yanlış söylemekle ünlü Çiller´i ünlendiren bazı dil sürçmeleri ise şöyle: ´Çekiç Güç´ yerine ´Çekici Güç´, ´Kırat´ yerine “Beyaz At, Ak At, White Horse”, “güven oyu´ yerine ´güvenlik oyu.´ Her konuya göre karakteristik cümle ve kelimeler bulan Süleyman Demirel ise kendine özgü doğaçlamaları ile hafızalardaki yerini koruyor: “Millete plan değil pilav lazım´, ´Yollar yürünmekle aşınmaz!´ ´Dün dündür bugün bugündür…´ ´Ege bir Yunan gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir göl değildir.´

“Sayın Cumhurbaşkanım”

Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle Başbakan Recep Tayip Erdoğan´ın adaylığının sıkça tartışıldığı son dönemlerde CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt´ın Erdoğan´a hitaben söylediği “Sayın Cumhurbaşkanım” ifadesi, tarihi niteliği olan gaflar olarak hafızalarda kaldı. Baykal´ın gafları bununla sınırlı değildi. Baykal ´Aşık Veysel´i Anma Gecesi´nde Aşık Veysel´i anlatırken ´Çorum´dan çıkıp geldi´ diyerek, Sivaslıları hem üzdü, hem güldürdü. 12 Eylül´ün mimarı Kenan Evren´in gafları ise pek yenilin yutulur cinsten değildi: ´Çoktandır idam olmuyor, bazı kişilerin idam edilmesi gerek…´ ´O anayasa bize bol geldi; içinde oynamaya başladık´, ´Çankaya`yı artık bırakıyorum. Heveslileri gelsin, biz hevesimizi aldık.´

Dervişin fikri neyse zikri odur

Türkiye´nin eski kalemlerinden biri olan Hakkı Devrim, siyasi gafların sebebini ´beynin oyun oynaması´ diye niteliyor. Devrim´e göre bu oyunun sebebi, zihinden geçenlerle, söylenenlerin başka şeyler olması…

Dil sürçmesi ya da gaf yapmanın sebebini “Beynin kişiye oyun oynaması” olarak tanımlayan Hakkı Devrim, bunun sebebini şöyle izah ediyor: “Kişi bir konuda derin derin düşünür. Fakat kamuoyu önünde ya da bir toplantıda bu düşüncelerini ´söylememesi gerektiğini´ planlar ve beynine ´söyleme´ der. Önemli bir ortamda göstereceği küçük bir dikkat dağınıklığı sonucu aklından geçenler diline geliverir.” Devrim´e göre özellikle siyasi kişiliklerin dil sürçmesi ya da gaflarının en önemli sebebi Türkiye´de yeterince özgür bir ortamın olmaması…
“Hürriyetin ve özgürlüklerin Türkiye´de yeterince olmaması insanları bir çeşit yalancı yapıyor. Türkiye koşullarında yapılan dil sürçmeleri ve siyasi gaflar az bile” diyen Devrim şunları söylüyor: “Birisi kendini müthiş dindar, diğeri Atatürkçü, solcu gösteriyor. Tüm bunlar Türkiye şartlarında zorlamayla yapılıyor. Hal böyle olunca dil sürçmesi de oluyor, gaf da …. Beyin küçük bir dikkatsizlikte düşünceleri deşifre ediyor.”

Çiller´inki dil sürçmesi değil

Siyasileri de değerlendiren Hakkı Devrim, İsmet İnönü´nün hiç siyasi gaf yapmadığını ve kelimelerini seçerek ve ölçerek kullandığını anlatıyor. Son dönem siyasileri içinde Tansu Çiller´in yerini kimsenin alamayacağını belirten Devrim, unutamadığı Çiller gaflarını şöyle sıralıyor: “Bu bacınız Trabzon´u Akdeniz´in incisi yapacak´ diyor. Yine seçim öncesinde Samsun´a gidiyor. Samsunlulara ´Samsun´u il yapalım mı?´ diye sesleniyor. Postacıları selamlayacak ´Merhaba asker´ diye selamlıyor.” Devrim´e göre en kusursuz hatiplerden biri ise Adnan Menderes. Menderes´i “Romantik kürsü hatibi” olarak niteleyen Devrim, Menderes hakkında şunları söylüyor: “Kitleleri heyecanlandırma, fikrini kabul ettirme ve kendine hayran bırakma derdi yoktu. Kitleleri kendisine inandırma gayreti vardı. 1957 seçimlerinde onun uçağında 17 gün bulundum. Adnan beyi astıkları zaman bu 17 günlük seyahat nedeniyle duygusal anlamda çok zarar gördüm.”
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!
Politik gaflar bitmez..

Hemen her siyasinin konuşması sırasında yaptığı siyasi gaflar vardır..

Bunlardan biri de CHP lideri Deniz Baykal.

Baykal esasen konuşmalarına dikkat eden, Türkçe'yi güzel kulllanmaya çaba gösteren bir lider. Ama dedik ya; dilin kemiği yok ve söz ağızdan bir kere çıkıyor.

Bu da öyle oldu..

CHP lideri Deniz Baykal'ın ağzından bir çırpıda çıkıverdi. Ne mi?

İşte bu cümle...

"Füzelerle savaş kazanabilirsiniz, ama füzelerin üzerine oturamazsınız ..."
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!
17 Mart 2007 14:26
Şişli Belediye başkanı Mustafa Sarıgül, bir sabah programına katılıyor? Ancak sunucu Seda Sayan olunca kendisini tanıtmakta biraz güçlük çekiyor...

Seda Sayan : Aloooo kiminle görüşüyoruz ?
Telefondaki adam: Mustafa

Seda Sayan : Naber lan Mustafa , bizi nereden ariyorsun
Telefondaki adam : Şişli

Seda Sayan : Ne iş yapıyorsun lan mustafa ?
Telefondaki adam : Belediye başkanı
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Son Düzenleme: 22/01/2009, 13:25, Düzenleyen: figen.
Posting Freak
Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!
16 Mart 2007
Kadınlara yılın 365 günü değer verdiklerin belirten Coşkun, Avrupa Birliği raporlarının Türkiye'de kadın haklarına uyulmadığını öne sürdüğünü hatırlatarak şu fıkrayı anlattı:


"Yabancı bir grup Erzurum'a gitmiş. Burada erkeklerin kadınlara verdiği değeri görünce çok şaşırmış. Anadolu'nun bir çok yerinde kadınlar bağda, bahçede, tarlada ellerinde kazma, küreklerle gezerken, erkeklerde ağızlarında sigara tütürüyorlarmış, ancak Erzurum'da bunun tam tersi görüntüler varmış. Kadınlar önde yürürken, erkekler kazma küreği sırtlanmış arkadan geliyorlarmış. Yabancı grup, Erzurumlu ağalara bunun nedenin sormuş. Ağalar; 'PKK mayın döşemiş de kadınları o yüzden öne sürüyorlar' diye yanıt vermiş."
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!
Gaflarıyla ünlü eski başbakan Tansu Çiller Yalova'da, Yalova'nın 77. il olacağını müjdelemeye çalışıyor. Ama pek de başarılı olamıyor. Tansu Çiller: Yedi yedi daha ne edeerr?
Kalabalik: Ondöört

Tansu Çiller: Haayyııırr. . Yedi yedi daha ne edeeer?
Kalabalık: Kırkdokuuzz

Tansu Çiller: Haayııırr. . Bugün günlerden neee?
Kalabalık: Cumartesiiii

Tansu Çiller: Haayııırr. . Bugün ayın kaçııı?
Kalabalik: Yedisiii

Tansu Çiller: Aylardan neee?

Kalabalık: Temmuuuuzz

Tansu Çiller: Yedi yedi daha ne edeerr?
Kalabalik: ? ? ?
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!
Sakarya ve ilçelerinde iki günlük geziye çıkan eski Başbakan ve eski DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, gaf üstüne gaf yaptı.

Kocaalililer'e "karaalililer" diyen Çiller, camiden "sela" okunurken de "ezan okunuyor" dedi.

Tansu Çiller, "her türlü gericiliğe karşı çıkacağız" diyeceği yerde "sahip çıkacağız" dedi.
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Posting Freak
Siyasilerden unutulmaz gaflar!!!
Ak partili Akyol'un Tunceli "gaf"ı

Ankara İl Genel Meclisi, AKP'li Mehmet Akyol'un Kızılcahamam'da kadın ve erkekler için ayrı kaplıca havuzları yapılması önerisini tartıştı. CHP'li Behzat Akdoğan'ın Meclis'te dini motifli konuşma yapılamayacağı itirazını "galiz" (iğrenç) olarak niteleyen Akyol'un, Tuncelili olan Akdoğan'a "Benim kadınımla bir erkeğin aynı havuzda, o yörede olması olmaz. O yörenin özelliklerini bilen bir insan olarak konuşuyorum; Tunceli ile ilgili konuşmuyorum. Yani senin memleketinde olağan sayılabilir" demesi tartışmayı alevlendirdi.

Ankara İl Genel Meclisi'nin AKP'li Başkanı Emrullah Eren başkanlığında 4 Ocak'ta yapılan toplantısında önce Meclis AR-GE Komisyonu'nun Kirmir Çayı kirliliği ile ilgili raporu okundu.

Komisyonun AKP'li üyesi Akyol, Kızılcahamam Belediye Başkanı ve kaymakamı ile bir toplantı yaparak, "Kirmir Çayı etrafına bayanlar ve baylar için ayrı havuzlar yapılması" konusunda mutabakata vardıklarını söyledi. Bunun üzerine CHP'li Akdoğan, "Bu işin içine cinsiyet ayrımını soktuğunuz zaman, o durum kafalarda başka çağrışımlar yapıyor. Dini motifler işleyerek bir konuşma yapacaksanız, onun yeri bu meclis değil" diye itiraz etti.

MECLİS YAYININDA BÜYÜK GAF

TBMM, 1915 Ermeni iddialarına karşı bir yandan büyük bir mücadele verirken, diğer yandan eski Meclis zabıtlarının dilinin özleştirilmesi sırasında “kabul edilemez” bir “gaf” yaptığı ortaya çıktı.

Meclis, Atatürk’ün TBMM’yi açış konuşmalarının Türkçesini sadeleştirerek yeniden kitap haline getirirken, Atatürk’ün 1920 yılında yaptığı Ermenilerle ilgili bir konuşmasında söylediği “katliam” sözcüğünü “soykırım” olarak sadeleştirerek büyük bir “gaf”a imza attı.

Konuyu değerlendiren dil uzmanları, “Böylece ortaya ‘Ermenilere yönelik soykırım ifadelerini Atatürk de söylemiş’ gibi kabul edilemez bir durum çıkıyor. Oysa Atatürk ‘soykırım’ sözcüğünü kullanmadığı gibi o tarihte kullanmasına da imkan yoktu. Zira “soykırım” kavramı literatüre 1948’de girdi” dediler. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın da, bunun çok ciddi bir hata olduğunu, derhal düzeltilmesi gerektiğini söyledi.

ABD Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komitesi tarafından kabul edilen 1915 olaylarına ilişkin sözde “Ermeni soykırım” tasarısına karşı Meclis’te bildiri yayınlanması hazırlıkları sürerken yapılan zabıt ve kitap incelemelerinde söz konusu gaf ortaya çıktı. Meclis, Atatürk’ün 1920-1938 yılları arasında Milletvekili, Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaptığı tüm Meclis’in açılışı sırasında yaptığı konuşmaların dilini sadeleştirerek bir kitap halinde yayınladı. 1987 yılında, TBMM Başkanlığını yapan Necmettin Karaduman’ın döneminde yayınlanan kitap iki de baskı yaptı. Kitapta, Meclis zabıtlarından tek tek seçilen Atatürk’ün TBMM’yi açış konuşmaları günümüz Türkçesiyle yeraldı. Dönemin Meclis Başkanı Karaduman da kitaba bir önsöz yazdı. Önsözde, kitabın dönemin TBMM Başkanlık Özel Danışmanı Sedat Tüzüner tarafından konuşmaların günümüz Türkçesine çevrildiği belirtildi ve “Ayrıca Türk Dil Kurumu tarafından gözden geçirildikten sonra, Kütüphane ve Dokümantasyon ve Tercüme Müdürlüğü tarafından indekslenerek yayına hazırlandı” denildi. Kitabın hazırlanmasındaki amacının ise Atatürk’ü genç kuşaklara daha yakından tanıtmak olduğunun da altı çizildi.

Ancak kitapta zabıtların dilinin günümüz Türkçesine çevrilmesi (özleştirme) sırasında büyük bir gaf yapıldığı 20 yıl sonra ortaya çıktı.

TBMM’nin yayınladığı kitapta, Türkiye’nin büyük hassasiyet gösterdiği 1915 Ermeni Soykırımı iddiaları konusunda, henüz “soykırım” kavramı daha ortaya atılmamış, literatüre girmemişken, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusuna söylemediği halde söylemiş gibi gösterildiği konuşma metinlerinin yer alması tam bir şok etkisi yarattı. TBMM’nin internet sitesine de Kültür ve Sanat Komisyonu yayınları arasına kitabın tıpkı basımı konulurken de bu yapılan “gaf” fark edilmedi. Ve kitap Meclis’in resmi internet sitesinde de aynı “gaf”la yeraldı ve tüm dünyadaki araştırmacıların ilgilerine sunuldu.

“KATLİAM” NASIL “SOYKIRIM” OLDU

Kitabın 41, 42 ve 43. sayfalarında Ankara Milletvekili olarak Mustafa Kemal’in 24 Nisan 1920’de yaptığı konuşmada, “katliam” sözcüğü, “soykırım” olarak geçiyor. Zabıtlarda Atatürk’ün “katliam” olarak kullandığı ancak TBMM’nin yayınladığı kitaba göre “soykırım” sözcüğü şu paragraflarda yeralıyor:

“İngiliz siyasi temsilcisi, İngiliz Dışişleri Bakanlığı adına hükümetimize bir nota verdi. Nota’da şöyle deniliyordu: Önce İtilâf devletlerine karşı başlatılmış olan Yunanlıları da içeren eylemleri durdurunuz. İkinci olarak, Türkiye’de Ermenilere karşı yapılan soykırımından vazgeçiniz. (?)” Syf. 41

Ermenilere karşı böyle bir tutum yoktu ve olay doğru değildi. Ülkemiz gerçeklerini hepimiz biliyoruz. Hangi yörede Ermenilere karşı soykırım yapılmıştır ve yapılmaktadır? (?)” Syf. 42

“İşte böylece, geleceğe yönelik çıkarlarını, çeşitli baskılarla bütün dış ülkeleri aleyhimize çevirmekte gören bazı kuruluşlar ve unsurlar ise, tarafımıza yöneltilen bu akımı temelinden yıkmak ve bütün dış ülkelerin milletimiz lehine, düşüncelerinde değişiklik olmasına fırsat vermemek için, tümüyle yalan olan en son Ermeni soykırımı uydurmasını düzenlediler ve açıkladılar. (?)” Syf : 43

TDK BAŞKANI: BÜYÜK HATA

Meclis’in bastırdığı ve resmi internet sitesinde de yer alan kitaptaki bu “gaf”ı sorduğumuz Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, bunun ciddi bir hata olduğunu, derhal düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Metnin dilinin özleştirilmesi yani Türkçeleştirilmesinin son derece titiz bir çalışma gerektirdiğini belirten Prof. Dr. Akalın, “Zabıtlarda yer alan katliam sözcüğü TDK’nın sözlüğünde kırım olarak geçer. Soykırım kavramı ise BM’nin tanımladığı bir kavramdır. Yani bir ırk, cins, din vs. mensuplarına dönük planlı ve programlı kırımdır. Ancak, katliam tam tersidir ve doğrusu zabıtlar özleştirilirken kırım sözcülüğünün kullanılmasıdır. Maalesef bu hatalar yapılıyor” diye konuştu. Prof. Dr. Akalın, Atatürk’ün konuşmasındaki bu hataların süratle düzeltilmesini istedi.

KABUL EDİLEMEZ GAF

Konuyu değerlendiren dil uzmanları da, bu tür metinlerin özleştirme çalışmalarının heyetlerle yapılması gerektiğini, aksi halde bunun gibi ağır sonuçlar doğurabilecek hatalar yapılabileceğini belirterek, “Burada da en çarpıcı örneği ile karşı karşıyayız. Yapılan bu büyük hatayla, ortaya ‘Ermenilere yönelik soykırım ifadelerini Atatürk de söylemiş’ gibi kabul edilemez bir durum çıkıyor. Oysa Atatürk ‘soykırım’ sözcüğünü kullanmadığı gibi o tarihte kullanmasına da imkan yoktu. Zira “soykırım” kavramı literatüre 1948’de girdi” dediler. Dil uzmanları kitapta sadece özleştirme hatasının olmadığını, çok sayıda imla hatasının da yeraldığı, kitabın TBMM’ye yakışmadığını ifade ettiler.

SOYKIRIM KAVRAMI NASIL ÇIKTI?

“Soykırım” kavramı, 1948 tarihli “BM Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” ile tanımlandı. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya atılan bu kavram söz konusu sözleşmenin 2. maddesinde şöyle tanımlandı:

“Soykırım; ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da onun bir bölümünü yok etmek niyetiyle, grup üyelerinin öldürülmesi, grup üyelerinin fizik ya da akıl bütünlüğünün ağır biçimde zedelenmesi, grubun fiziksel varlığının tümü ya da bir bölümü ile yok edilmesi sonucunu verecek yaşam koşulları içinde tutulması, grup içinde doğumları engelleyecek önlemler alınması, bir grup çocukların başka bir gruba zorla geçirilmesi eylemlerinden herhangi birine başvurulmasını kapsamı içine alır. Soykırımda; planlı, devlet politikası haline gelmiş eylemler söz konusudur.”
ATALAR ATASI GİDER
ANALAR ANASI DÖNER
ERMENİLER BİZİ KÖRLER
DÖK DERSİMİ ZÖHRE ANA


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.