You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Siyasetsiz Seçmene Siyaset

Siyasetsiz Seçmene Siyaset

Administrator
Siyasetsiz Seçmene Siyaset
Evrensel Kültür - Mayıs 2011


Kararsızlar denilen kitleye ben “siyasetsizler” demeyi daha doğru buluyorum. Çünkü bence, toplam seçmenin %30’unu oluşturan bu kitlenin bir kararı var ama siyasi duruşu yok.

12 Haziran’da yapılacak seçimde AKP rekor oy alabilir. Hele de son ay, ordu bir muhtıra verir, dernekler de Cumhuriyet Mitingleri düzenlerlerse AKP %50’leri bile geçebilir. Daha önemlisi AKP’nin “taban refleksli” oyları yine bu seçimde %30’ları bulabilir.

Bunun temel nedenleri şunlar:

1 – Güç cazibeyi artırır. Yaygın kanının aksine kitlelerin büyük bir kısmı mağdurları sevmez; güçlü olanı, kazananı sever.

2 – Son 4 yılda AKP çok büyük projeler bitirdi. Bu projeler insanları etkiliyor. Hemen her projeyi küçümsemek veya eleştirmek için bolca malzeme bulabiliriz. Söylediklerimizin tamamında haklı da olsak siyasetsiz seçmen (hep söylediği gibi) neticeye bakar.

3 – AKP’nin gazete manşetlerinde pek önemsenmeyen ama siyasetsiz seçmenler için çok önemli onlarca başarısı var. Tek başına sigaraya karşı yürüttüğü kampanya bile AKP’ye örneğin tüm Alevi oylarından daha fazla siyasetsiz seçmen oyu kazandırmış olabilir.

Memleketin haline bakıp karamsar olmamak kolay değil. Ama karamsar olmak, karamsarların istediği gibi konuşmak muhalefeti “kara girdap”a sokmaktan başka bir işe yaramayacak.

Bu seçim haziran ayında olacak. Haziran ayında kargalar bile şendir. Bizim enlem bölgemizdeki insanların kendini en mutlu hissettikleri ikinci aydır haziran. Meyve ucuzlar, yaşam kolaylaşır, hormonlar coşar. Böyle bir seçim atmosferinde (atmosfer sözcüğünü ****for olarak değil, tam anlamıyla kullanıyorum) ‘memleket bitti, tükendi’ diye etkili söylem üretmek zor olacak.

Öte yandan bu “coşku”yu geçen seçimdeki gibi “cumhuriyet mitingleri”ne kanalize etmek de, sandığa sanıldığı gibi dönmüyor ve dönmeyecek.

Muhalifler içinde bulundukları girdaptan sadece umut veren sözler söyleyerek, daha önemlisi bu sözlere inanarak çıkabilirler.

Seçim yaklaştıkça gündemi başörtü, cemaat, laiklik vs gibi konularla siyasileştirmek AKP’nin bir oyunu. Meclis muhalefeti bu oyuna kapıldığında kendi tabanlarındaki insanlar mutlu olur ama bu tartışmaları anında zaplayan Selim Türkhanlar; “Hem hiçbir şey yapmadınız, hem de carcar konuşuyorsunuz” derler.

Örneğin Ana Muhalefet Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ı sahiden yenmek istiyorsa onunla dost olmalı. “Siyasetsiz” seçmen gözüyle bakınca: Toprak sahada top oynamış bir adam ne kadar kötü olabilir ki? Kılıçdaroğlu iktidarla düşman oldukça, görüntüsüne, tavırlarına uyuşmayan biri haline geliyor: “Ucunu göremeyecek kadar büyük burna sahip bir elitist”. Aksine, hükümetle uyumlu resimler verdikçe, siyasetsiz seçmenlerin bitmeyen istikrar korkuları azalır.

Selefi Deniz Baykal, Başbakan’a “ulan” diyerek gazetelerde yer, parti tabanında “güç” kazanmış olabilir. Oysa amaç gazetede yer veya parti tabanında güç kazanmak olmamalı; seçimi kazanmak olmalı. Çünkü bu tür öfkeli çıkışların “siyasetsiz seçmen” gözünde hiçbir olumlu etkisi yok. Kılıçdaroğlu ya Baykal’ın izinden gidip “beklenen” risksiz bir muhalefet yönetecek ya da taşın altına eline sokup seçimi kazanacak.

DENKLER ARASINDA FARKLILIK

Muhalifler projecilik, öngörü ve hizmette devamlılık gibi konularda ikna edici olursa, siyasetsiz seçmenin terazisinde AKP ile algısal olarak denk hale gelirler. Bu yapılırsa siyasetsiz seçmenlerin büyük bölümü AKP’den muhaliflere doğru geçmeye başlar.

Bir kez denk hale geldikten sonra, hayatın her alanında mide bulandırıcı şekilde yükselen yolsuzluk, ikiyüzlülük ve baskılar terazinin muhalifler lehine dönmesini sağlar. Yolsuzluklar, baskılar ancak denklik durumunda, siyasetsiz seçmenlerin dikkat edeceği konulardır.

Aksi halde tüm yolsuzluklara ve baskılara rağmen siyasetsiz seçmenlerin çoğunluğu “düzen bozulmasın” düşüncesiyle (istemeye istemeye de olsa) oylarını AKP’ye vermeye devam eder.

Muhalefet bunu kırmak için, ısrarla sıraladığım önerilere kulak vermeli. Kendini, kendi tabanının haklı kaygılarla yarattığı “kara girdap”tan kurtarıp, “siyasetsiz” seçmenin gözünde AKP ile denk durmaya çalışmalı.

SEÇMENİNİZİ TANIYIN

Siyasetsiz seçmen Hürriyet, Sabah okuyan; ATV, Kanal D izleyen, yeri gelince camiye gidip, yeri gelince iki tek atabilen ‘ortalama’ bir insan.

Siyasetsiz seçmen 70’lerde belki TİKKO sempatizanıydı, kendisi bile unutmuş olduğuna göre bunu kim bilebilir? (elbette daha büyük olasılık 70’lerde çocuk veya futbol taraftarı olması)

Siyasetsiz seçmen son 20 yılda ANAP, DYP, DSP, MHP, CHP ve AKP’ye (ayrı zamanlarda bunların hepsine) oy vermiş olabilir.

Siyasetsiz seçmen somut projeler görmek ister, ciddiye alınmak ister, makul, mantıklı ve gerekçeli söylemler bekler.

Siyasetsiz seçmen kavgacı, zıtlaşmacı, kendi yaptığı hiçbir şey olmadığı halde herkesi eleştiren siyasetçilerden hoşlanmaz.

Siyasetsiz seçmen, AKP ile göbek bağıyla bağlı değil ama borçlarından ötürü ekonomiyle sımsıkı bağlı. Ekonomiyi bozacak, uluslararası dengeleri değiştirecek, sıcak para akışını yok edecek fazla ‘idealist’ politikacılara hak verse bile oy vermez.

Siyasetsiz seçmene, onun makul bulacağı; liderin meziyetlerine uygun projeler sunulmalı. Kampanya boyunca rakibe hiç reaksiyon verilmemeli, takipçi duruma düşülmemeli. Kavgacı değil nükteci, azarlayan değil ağırbaşlı olmalı.

Ne 10.Yıl Marşı’nın arkasına sığınmalı, ne Atatürk’e, ne sloganlara, ne ideolojilere. Hep projelerden, gelecekten, umuttan bahsetmeli. İnsanlara etnik, dini, sınıfsal kimliklerinin dışında; anne, nişanlı, garson, kanser hastası, şeker hastası, vergi borçlusu, kredi mağduru, hamile, yeni evli vb kimlikleriyle de seslenmeli.

Son genel seçimde AKP medyada bunca güce sahip değildi, duble yolların ve görkemli binaların çoğu bitmemişti. Sigara konusunda hamle yapılmamıştı. Kısacası muhalif partilerin tamamı için, geçen seçimde aldıkları oy bile sanıldığı kadar çantada keklik değil.

Bu oy artacaksa siyasetsiz seçmen ile artacak.

İyi haber: siyasetsiz seçmen oylarının neredeyse tamamı sadece AKP’de... CHP’nin, MHP’nin, BDP’nin veya diğer partilerin siyasetsiz seçmenleri ikna ettiği yok. Yani muhalfetteki A partisine oy verme kararı alan her 10 siyasetsiz seçmen, AKP’den kopan 10 siyasetsiz seçmen demek.

Muhalif partilerin tamamı kendi siyasi görüşlerine uygun en akılcı söylemleri bulmaya çalışıyor. (Kişisel olarak TKP’nin iletişimini öteden beri takdirle izliyorum)

AKP dışındaki tüm partiler, AKP’nin minik sırrını öğrenmeli. AKP, “ortalama insanın” dünyasına seslenmeyi çok iyi beceriyor. Muhalifler bu becerinin detaylarını, güçlü rakibinin maçlarını videodan izleyen futbol takımı gibi izlemek ve yeni oyunlar geliştirmek zorundalar.

Siyasetsiz seçmen güçlü, zengin, barış içinde, sorunsuz bir Türkiye istiyor.
Bu yönde gittiğine inandığı kişilere ve partilere oy veriyor.

Umarım herkes daha fazla geç kalmadan bunun farkına varır.

kaynak: Ateş İlyas Başsoy

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.