]Migros 12 bin kişiyi işe alacak [/color]
Migros Türk Genel Müdürü Özgür Tort, 2009 yılı için 6 milyar TL ciroya odaklandıklarını, ayrıca, 2009 ve 2010 yıllarında toplamda 12 bin yeni istihdam sağlayacaklarını bildirdi.
Gazetecilerle bir araya gelen Tort, organik büyüme hedeflerinin yanı sıra inorganik büyüme fırsatlarını da değerlendireceklerini, büyüme ve ülke çapında daha da yaygınlaşma stratejisine paralel olarak adım attıklarını anlattı.
Bu çerçevede, Yonca marketlerini bünyelerine kattıklarını anımsatan Tort, toplam 15 bin 500 metrekare satış alanına sahip 18 mağazanın 11'inin Tansaş, 7'sinin Migros markasıyla 2 günde hizmete girdiğini kaydetti.
“Hedefimizi Türkiye'de yaşayan herkesin en az bir kez Migros Grubu mağazalarından içeri adım atması olarak belirledik” diyen Tort, bunun için de Türkiye'deki her müşterinin ayağına gitmeye, yaygınlaşma stratejileri paralelinde hızla yola devam etmeye kararlı olduklarını, her markalarını müşteriye daha da yakınlaştıracaklarını, Yonca mağazalarını Migros ve Tansaş olarak bünyelerine katmış olmalarının da bu söylemi hayata geçirme konusundaki kararlılıklarının göstergesi olduğunu bildirdi.
Türkiye ve dünyanın içinde bulunduğu olumsuz ekonomik ortama rağmen Migros Türk olarak yatırıma, istihdama, yeniliklere devam ettiklerini ifade eden Özgür Tort, özellikle böyle zamanlarda adımların plan ve hesapla atılmasının önemine dikkati çekerek, büyümeye, verimlilik ve teknolojiyle destek olunmazsa, ek kaynak sağlanmazsa krizin fırsata dönüşemeyeceğini anlattı.
HESAPLARI DEVAMLI GÖZDEN GEÇİRİYORUZ
Olumsuz ekonomik şartların her şirketi olduğu gibi Migros Türk'ü de düşündürdüğünü belirten Özgür Tort, şöyle konuştu:
“Hesaplarımızı sürekli gözden geçiriyoruz. Her zaman yakından takip ettiğimiz verileri esnek yapımızla şimdi her an yeni baştan inceliyoruz. Migros'un bu büyüme planına ve müşterilerimize her gün ilave olarak sunacağımız avantajlara verimlilik çalışmaları kaynak sağlıyor. Somut olarak verimlilik başlığı altında dağıtım merkezleri yönetimi, enerji kullanımı, elektronik kayıt sistemi, etkin veri yönetimi gibi konularda hızlı fark yaratan adımlar atıyoruz. Bir saat öncesine göre her saat daha verimli olmaya odaklandık.
Bu küresel kriz Türkiye'nin ilk krizi değil ancak nitelik ve orijin açısından kuvvetli etkileri söz konusu... Kriz dönemlerinde uzun vadeli düşünmek, dönemsel paniklere kapılmadan kendimize ve Türkiye'nin geleceğine güvenerek hesaplı adım atmak her zaman en doğru yoldur. Esasen krizi fırsata çevirmek ifadesinden de biz bunu anlıyoruz. Sektörün en verimli şirketi olarak, yatırımlarımızı tüm hızıyla sürdürdüğümüz bu dönemde biz Migros Türk olarak tüm yapılarımızla, hücrelerimizle kendimizi yenilemeye ve her adımımızda verimliliği artırmaya odaklandık.”
6 MİLYAR CİRO, 2 YILDA 12 BİN YENİ İSTİHDAM
Kuruluşun 2007'de 4,4 milyar TL, 2008'de 5 milyar TL üzerinde ciro elde ettiğini, 2009 yılı hedefinin ise 6 milyar TL olduğunu açıklayan Özgür Tort, Migros'un 2012 yılında “10 milyarlıklar kulübüne” girme iddia ve hedefinin aynen devam ettiğini, 2008 yılında müşteri sayısında yüzde 11 artış yakaladıklarını, dünyada ve Türkiye'de krizin koşulları ortadan kalktığında yaptıkları yatırımlar sayesinde yeni dönemi çok daha büyük bir grup olarak karşılayacaklarını ifade etti.
Krizin etkileriyle endişeye kapılmadan büyüme planlarını aynen hayata geçireceklerini vurgulayan Tort, yeni istihdam hedeflerini de “İki yılda toplam 12 bin yeni istihdam” olarak açıkladı.
“Biz söz verdiğimiz gibi tüm formatlarımızla büyüyeceğiz, ekonomik canlılık için katkı sağlayacağız, istihdamda önü çekeceğiz” diyen Özgür Tort, Migros Türk olarak bu istihdam rakamlarını öngörebilmelerinin ardında hiç taviz vermeden ilerlemek istedikleri yeni büyüme rotasının olduğunu kaydetti.
Tort, “Haftada 2 mağaza açarken hızımızı artırarak 2008 yılında haftada ortalama 5 yeni mağaza açtık. 2009 için de iddialı bir hedef belirttik, haftada 8 mağaza açacağız dedik. Bundan sonra da haftada ortalama 8 mağaza açma hedefimizle 2009 yılı içinde 400 mağaza açacağız” dedi.
2008'in sonunda 1.191 mağaza ve 698 bin metrekare net satış alanıyla öngörülen büyüklüğe ulaştıklarını dile getiren Tort, rakamların her seferinde hedefledikleri büyüklüğe ulaşıldığını gösterdiğini, 15 Şubat itibariyle 722 bin net satış alanı ve 1.245 mağaza ile hizmet verdiklerini, 2009'da şubat ayının ortasına kadar 1,5 ayda biri yurt dışında Azerbaycan'da olmak üzere 54 yeni mağaza açmış durumda olduklarını söyledi.
Bir kişiye sağlanan istihdamın Türkiye'de en az dört kişiyi pozitif yönde etkilediğini belirten Özgür Tort, kayıtlı istihdamın desteklenmesinin önemine dikkati çekerek, Migros Grubu'nda satış ve verimlilik kadar yaratılan istihdamın da çok önemsendiğini kaydetti. Özgür Tort, şunları söyledi:
“İşsizlik hem perakende sektörü hem de Türkiye için çok ciddi bir tehlike. Bildiğiniz gibi, yapılan tüm makro hesaplamalarda çalışan bir kişinin kendisiyle birlikte en az dört kişiye bakmakla yükümlü olduğu varsayılır. Bu rakam bugünkü Türkiye gerçeğinde belki de iyimser bile kalmakta. Bu nedenle, Türkiye;de bir kişinin işsiz kalmasıyla, dünyanın herhangi bir yerinde, ABD'de, Avrupa ülkelerinde bir kişinin işsiz kalması farklı anlamlar taşıyabilir ve farklı sosyal sonuçlar doğurabilir. Yürüttüğümüz faaliyeti sadece ticari bir aktivite olarak değil istihdamı destekleyen bir sorumluluk olarak da görüyoruz. Bu vesileyle, 2009 yılı içinde yaklaşık 6 bin yeni istihdam öngörüyoruz. Sözünü ettiğim rakam direkt yeni istihdamdır, turnover nedeniyle oluşan tekrar alım ve büyümemiz nedeniyle endirekt istihdam bu rakam içinde bulunmamaktadır. 2010 sonuna kadar ise toplamda 12 bin kişiyi istihdam etmiş olacağız.”
İstihdam sağlayanlara destek sağlandıkça hem ülke hem vatandaş hem de ekonomik harcama gücüne katılım nedeniyle artan talep yüzünden üretimin kazanacağını belirten Tort, bu ortak kazanım için mutlaka kayıt içinde olunmasının şart olduğunun altını çizdi.
Şirketlerden Haberler....
Şirketlerden Haberler....
Åirketlerden Haberler....
]Hollanda da krizin pençesine düştü [/color]
Küresel krizden darbe yiyen ülkeler arasında adı son günlerde sıklıkla geçmeye başlayan Hollanda'nın ekonomisinin bu yıl yüzde 3,5 ile daha önce tahmin edilenin üstünde bir küçülme göstermesi beklendiği açıklandı.
Merkez Plan Bürosu'nun (CPB) dün açıklanan verilerine göre, küresel ekonomik kriz Hollanda ekonomisini önceki aylarda yapılan tahminlerin ötesinde daha sert bir şekilde etkileyecek. CPB, geçen aralık ayındaki tahmininde ise 2009 yılında daralmanın yüzde 0,75 dolayında kalacağını öngörmüştü.
Büronun tahminlerine göre, ekonomideki daralma işsizlik oranını bu yıl yüzde 5,5 seviyesine çıkaracak. Bu oran 2010 yılında yüzde 8,75'e kadar yükselebilecek. Buna göre bu yıl 425 bin, gelecek yıl da 675 bin kişi işsiz kalabilecek. Büroya göre 2009 yılı bütçe açığı yüzde 3, gelecek yıl da yüzde 5,5 olarak gerçekleşecek. Bütçe açığı 2008 yılında ise 1,2 oranında ortaya çıkmıştı.
Bakanlar Kurulu toplandı
Merkez Plan Bürosu'nun açıkladığı bu karamsar verilerin ardından dün Bakanlar Kurulu, Başbakan Jan Peter Balkenende başkanlığında toplanarak alınabilecek olası önlemleri değerlendirmeye başladı.
Başbakan Balkenende, açıklanan öngörülere ilişkin ilk tepkisinde Hollanda ekonomisinin ağır bir durgunlukla karşı karşıya olduğunu ve bunun çok özel ekonomik koşullardan kaynaklandığını söyledi. Balkenende, ekonomimin uzun süredir krizin etkisi altında olduğunu ancak durumun ağırlaşmasının çok hızlı bir tempoyla gerçekleştiğini belirtti.
Başbakan Balkenende gerekli önlemleri alacaklarını bunu sırf bu hükümet dönemini kurtarmak için değil, gelecek kuşakları da dikkate alarak yapacaklarını, bu nedenle tüm vatandaşlardan alınacak önlemlere katkı ve özveri beklediklerini kaydetti.
Öte yandan ülkede kriz alametleri sıklaşıyor. Eindhoven kentinde bulunan DAF kamyon fabrikası, krizin olumsuz yansımaları nedeniyle 400 kişinin işten çıkarılacağını bildirdi.
Fabrikadan yapılan açıklamaya göre, işten çıkarmalar, iş saatlerindeki kısaltma uygulamasının 1 Haziran'da sona ermesinin hemen ardından yapılacak. Fabrika, kriz dolayısıyla daha önce 1 Aralık'tan itibaren geçerli olmak üzere altı aylık yarım iş günü çalışma uygulaması başlatmıştı
Küresel krizden darbe yiyen ülkeler arasında adı son günlerde sıklıkla geçmeye başlayan Hollanda'nın ekonomisinin bu yıl yüzde 3,5 ile daha önce tahmin edilenin üstünde bir küçülme göstermesi beklendiği açıklandı.
Merkez Plan Bürosu'nun (CPB) dün açıklanan verilerine göre, küresel ekonomik kriz Hollanda ekonomisini önceki aylarda yapılan tahminlerin ötesinde daha sert bir şekilde etkileyecek. CPB, geçen aralık ayındaki tahmininde ise 2009 yılında daralmanın yüzde 0,75 dolayında kalacağını öngörmüştü.
Büronun tahminlerine göre, ekonomideki daralma işsizlik oranını bu yıl yüzde 5,5 seviyesine çıkaracak. Bu oran 2010 yılında yüzde 8,75'e kadar yükselebilecek. Buna göre bu yıl 425 bin, gelecek yıl da 675 bin kişi işsiz kalabilecek. Büroya göre 2009 yılı bütçe açığı yüzde 3, gelecek yıl da yüzde 5,5 olarak gerçekleşecek. Bütçe açığı 2008 yılında ise 1,2 oranında ortaya çıkmıştı.
Bakanlar Kurulu toplandı
Merkez Plan Bürosu'nun açıkladığı bu karamsar verilerin ardından dün Bakanlar Kurulu, Başbakan Jan Peter Balkenende başkanlığında toplanarak alınabilecek olası önlemleri değerlendirmeye başladı.
Başbakan Balkenende, açıklanan öngörülere ilişkin ilk tepkisinde Hollanda ekonomisinin ağır bir durgunlukla karşı karşıya olduğunu ve bunun çok özel ekonomik koşullardan kaynaklandığını söyledi. Balkenende, ekonomimin uzun süredir krizin etkisi altında olduğunu ancak durumun ağırlaşmasının çok hızlı bir tempoyla gerçekleştiğini belirtti.
Başbakan Balkenende gerekli önlemleri alacaklarını bunu sırf bu hükümet dönemini kurtarmak için değil, gelecek kuşakları da dikkate alarak yapacaklarını, bu nedenle tüm vatandaşlardan alınacak önlemlere katkı ve özveri beklediklerini kaydetti.
Öte yandan ülkede kriz alametleri sıklaşıyor. Eindhoven kentinde bulunan DAF kamyon fabrikası, krizin olumsuz yansımaları nedeniyle 400 kişinin işten çıkarılacağını bildirdi.
Fabrikadan yapılan açıklamaya göre, işten çıkarmalar, iş saatlerindeki kısaltma uygulamasının 1 Haziran'da sona ermesinin hemen ardından yapılacak. Fabrika, kriz dolayısıyla daha önce 1 Aralık'tan itibaren geçerli olmak üzere altı aylık yarım iş günü çalışma uygulaması başlatmıştı
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Åirketlerden Haberler....
]3 bin kişiye iş imkanı... [/color]
İzmir'de, aralarında ABD otomotiv yan sanayi devi Gates, Türk Hollanda ortaklı Kapadokya Tekstil ve İtalyan otomotiv elektroniği şirketi Eldor'un da bulunduğu 5 firma, fabrika kurma kararı aldı.
AA
Yatırımların 2010 yılına kadar 3 bin yeni istihdam yaratacağı belirtildi. ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Tuncer, 2004 yılında kaldırılan serbest bölgelere vergi avantajlarının yeniden sağlanması ve yurt dışında yaptıkları tanıtım çalışmalarının bir sonucu olarak uzun süredir görülmeyen büyüklükte yatırımlar almaya başladıklarını dile getirdi.
Tuncer, bölgede halen 75'i yabancı 300'e yakın firmanın 14 bin 500 kişi istihdam ederek yıllık 3,8 milyar dolarlık ticaret hacmi yarattığını, bu firmalardan 8'inin 2008 yılı içinde kapasite artırma yatırımlarına başladığını bildirdi.
Bölgeye yatırımcı çekmek amacıyla ABD, Avrupa ve Çin'de uzun süredir tanıtım çalışması yürüttüklerini, bu çalışmalara Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın yaptığı çalışmaların da eklenmesiyle somut sonuçlar almaya başladıklarını dile getiren Tuncer, bölgede 2009 ve 2010 yılları için yatırım hareketliliği beklediklerini söyledi.
Tuncer, bölgede yatırım yapması kesinleşen şu anda 5 firmanın bulunduğunu, yakın dönemde yeni firmaların da buna ekleneceğini, sıcak takipte olan 217 şirketle yazışmaların sürdüğünü ifade etti.
Yatırımı kesinleşen firmalar hakkında bilgi veren Tuncer, şöyle konuştu:
“ABD'li otomotiv şirketi Gates, uzun bir süredir yatırım alanı arıyordu. Bizden önce değişik ülkeleri ve Türkiye'de başka bölgeleri incelemişler. Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın yönlendirmesiyle ESBAŞ'ı inceledikten sonra hemen yatırım kararı aldılar. Dünyada 11 ülkede yatırımı bulunan Gates, İzmir'deki fabrikasında motor gömleği ve piston üretimi yapacak, üretimini Avrupa, Ortadoğu ve ABD'ye ihraç edecek. Firma ilk etapta 500 kişiyi istihdam edeceğini belirtti.
Bölgede iki yıl önce küçük bir yatırım yapan Türk-Hollanda ortaklı Kapadokya Tekstil de katma değeri yüksek bir üretim gerçekleştirmek üzere yatırım kararı aldı. Yeni yatırımla 250 olan istihdamını binin üzerine çıkarmayı planlıyor.
Otomotiv kablo sistemlerini üreten İtalyan Eldor ise üretim alanını geliştirmek üzere yeni makine parkı kuruyor. Halen 500 çalışanın bulunduğu Eldor'un yeni yatırımla bunu iki katına çıkaracağı hesaplanıyor. Bölgede ayrıca makine sektöründen Keller Vardarcı, mobilya sektöründen Baykal Mobilya şirketleri yatırım yapacak. Bu yatırımlarla 5 firma 3 bin kişilik yeni istihdam yaratacak. Geçen yıl kapasite artıran firmalarla birlikte 2010 yılı ortalarında 20 bin çalışan sayısına ulaşmayı umuyoruz. Bölge içinde 35 bin kişiyi istihdam edebilecek yatırımlara imkan veren arazi var. Bunu mümkün olan en kısa sürede doldurmaya çabalıyoruz.”
“KRİZE RAĞMEN”
Tuncer, doğrudan yabancı yatırım çekme açısından en başarılı bölge olduklarını, ülkedeki 20 serbest bölgede istihdam edilen 40 bin çalışanın yaklaşık üçte birini Ege Serbest Bölgesi'nin karşıladığını ifade etti. Tuncer, krize rağmen son dönemde artan yabancı yatırımcı ilgisini iyi yönetmeye çalıştıklarını dile getirdi.
Bölgede istihdam yaratmayan bazı yatırımları geri çevirdiklerini, yüksek teknolojiye dayanan ve katma değeri yüksek üretimleri çekebilmek için özel çaba sarf ettiklerini dile getiren Tuncer, Çin'den bazı firmaların yatırım için geldiğini, ancak krizin bu ülkeyi etkilemesi nedeniyle şu anda bu konuda mesafe alınamadığını dile getirdi.
Tuncer, Türkiye'nin krizde fırsat arayan yatırımcılar için artık bir “fırsatlar ülkesi” olduğunu, ancak bunun için sabırlı ve istikrarlı biçimde kendini tanıtmaya devam etmesi gerektiğini dile getirerek, “Yabancı yatırım çekme yarışında daha önce geride olduğumuz Doğu Avrupa ülkelerine göre son dönemde daha avantajlı hale geldik” dedi.
Krizin etkisiyle artık Avrupa ülkelerinin, fabrikaların başka ülkelere taşınmasını engellemeye çalıştığına dikkat çeken Tuncer, “Hollandalı bir firma ülkesindeki fabrikayı söküp bölgemize taşımak istiyordu. Ancak hükümet aldığı bir kararla, fabrikaların sökülmesini devlet iznine bağladı. Almanya'da da teşvikle yapılmış fabrikaların taşınması halinde devlet teşvikleri geri isteme kararı aldı” diye konuştu.
İZMİR'İN AVANTAJI
İzmir'de yetişmiş insan gücünün bulunması, ulaşım olanaklarının iyi olması ve altyapının yeterliliğinin büyük avantaj teşkil ettiğini dile getiren Tuncer, “Yeni dönemde bu avantajlarımızı kullanarak ön plana çıkacağız. Serbest bölgelerde yatırım yapan şirketlere sağlanan vergi muafiyetleri 2004 yılında kaldırılmamış olsaydı şu anda çok daha iyi seviyede olacaktık. Yatırımcı şirketlere vergi avantajı getiren yasal düzenleme Kasım ayında çıktı. Yönetmeliklerin henüz çıkmaması nedeniyle bunu tanıtımlarımızda kullanamıyoruz” dedi.
Tuncer, çalışanların gelir vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için şirketlerin en az yüzde 85 ihracat yapma şartı arandığını, yeni yasal düzenlemeyle bu oranın Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 50'ye düşürülebileceğini ifade ederek, yasa çıkalı 4 ay olmasına rağmen bu konuda bir düzenleme yapılamadığını kaydetti.
Yatırım çekebilmek için siyasi ve ekonomik istikrarın yanında bürokratik istikrara da ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Tuncer, “Bir genel müdür değişince tüm kurallar değişiyor. Bunu yatırımcılara anlatmamız çok zor” diye konuştu.
İzmir'de, aralarında ABD otomotiv yan sanayi devi Gates, Türk Hollanda ortaklı Kapadokya Tekstil ve İtalyan otomotiv elektroniği şirketi Eldor'un da bulunduğu 5 firma, fabrika kurma kararı aldı.
AA
Yatırımların 2010 yılına kadar 3 bin yeni istihdam yaratacağı belirtildi. ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Kaya Tuncer, 2004 yılında kaldırılan serbest bölgelere vergi avantajlarının yeniden sağlanması ve yurt dışında yaptıkları tanıtım çalışmalarının bir sonucu olarak uzun süredir görülmeyen büyüklükte yatırımlar almaya başladıklarını dile getirdi.
Tuncer, bölgede halen 75'i yabancı 300'e yakın firmanın 14 bin 500 kişi istihdam ederek yıllık 3,8 milyar dolarlık ticaret hacmi yarattığını, bu firmalardan 8'inin 2008 yılı içinde kapasite artırma yatırımlarına başladığını bildirdi.
Bölgeye yatırımcı çekmek amacıyla ABD, Avrupa ve Çin'de uzun süredir tanıtım çalışması yürüttüklerini, bu çalışmalara Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın yaptığı çalışmaların da eklenmesiyle somut sonuçlar almaya başladıklarını dile getiren Tuncer, bölgede 2009 ve 2010 yılları için yatırım hareketliliği beklediklerini söyledi.
Tuncer, bölgede yatırım yapması kesinleşen şu anda 5 firmanın bulunduğunu, yakın dönemde yeni firmaların da buna ekleneceğini, sıcak takipte olan 217 şirketle yazışmaların sürdüğünü ifade etti.
Yatırımı kesinleşen firmalar hakkında bilgi veren Tuncer, şöyle konuştu:
“ABD'li otomotiv şirketi Gates, uzun bir süredir yatırım alanı arıyordu. Bizden önce değişik ülkeleri ve Türkiye'de başka bölgeleri incelemişler. Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın yönlendirmesiyle ESBAŞ'ı inceledikten sonra hemen yatırım kararı aldılar. Dünyada 11 ülkede yatırımı bulunan Gates, İzmir'deki fabrikasında motor gömleği ve piston üretimi yapacak, üretimini Avrupa, Ortadoğu ve ABD'ye ihraç edecek. Firma ilk etapta 500 kişiyi istihdam edeceğini belirtti.
Bölgede iki yıl önce küçük bir yatırım yapan Türk-Hollanda ortaklı Kapadokya Tekstil de katma değeri yüksek bir üretim gerçekleştirmek üzere yatırım kararı aldı. Yeni yatırımla 250 olan istihdamını binin üzerine çıkarmayı planlıyor.
Otomotiv kablo sistemlerini üreten İtalyan Eldor ise üretim alanını geliştirmek üzere yeni makine parkı kuruyor. Halen 500 çalışanın bulunduğu Eldor'un yeni yatırımla bunu iki katına çıkaracağı hesaplanıyor. Bölgede ayrıca makine sektöründen Keller Vardarcı, mobilya sektöründen Baykal Mobilya şirketleri yatırım yapacak. Bu yatırımlarla 5 firma 3 bin kişilik yeni istihdam yaratacak. Geçen yıl kapasite artıran firmalarla birlikte 2010 yılı ortalarında 20 bin çalışan sayısına ulaşmayı umuyoruz. Bölge içinde 35 bin kişiyi istihdam edebilecek yatırımlara imkan veren arazi var. Bunu mümkün olan en kısa sürede doldurmaya çabalıyoruz.”
“KRİZE RAĞMEN”
Tuncer, doğrudan yabancı yatırım çekme açısından en başarılı bölge olduklarını, ülkedeki 20 serbest bölgede istihdam edilen 40 bin çalışanın yaklaşık üçte birini Ege Serbest Bölgesi'nin karşıladığını ifade etti. Tuncer, krize rağmen son dönemde artan yabancı yatırımcı ilgisini iyi yönetmeye çalıştıklarını dile getirdi.
Bölgede istihdam yaratmayan bazı yatırımları geri çevirdiklerini, yüksek teknolojiye dayanan ve katma değeri yüksek üretimleri çekebilmek için özel çaba sarf ettiklerini dile getiren Tuncer, Çin'den bazı firmaların yatırım için geldiğini, ancak krizin bu ülkeyi etkilemesi nedeniyle şu anda bu konuda mesafe alınamadığını dile getirdi.
Tuncer, Türkiye'nin krizde fırsat arayan yatırımcılar için artık bir “fırsatlar ülkesi” olduğunu, ancak bunun için sabırlı ve istikrarlı biçimde kendini tanıtmaya devam etmesi gerektiğini dile getirerek, “Yabancı yatırım çekme yarışında daha önce geride olduğumuz Doğu Avrupa ülkelerine göre son dönemde daha avantajlı hale geldik” dedi.
Krizin etkisiyle artık Avrupa ülkelerinin, fabrikaların başka ülkelere taşınmasını engellemeye çalıştığına dikkat çeken Tuncer, “Hollandalı bir firma ülkesindeki fabrikayı söküp bölgemize taşımak istiyordu. Ancak hükümet aldığı bir kararla, fabrikaların sökülmesini devlet iznine bağladı. Almanya'da da teşvikle yapılmış fabrikaların taşınması halinde devlet teşvikleri geri isteme kararı aldı” diye konuştu.
İZMİR'İN AVANTAJI
İzmir'de yetişmiş insan gücünün bulunması, ulaşım olanaklarının iyi olması ve altyapının yeterliliğinin büyük avantaj teşkil ettiğini dile getiren Tuncer, “Yeni dönemde bu avantajlarımızı kullanarak ön plana çıkacağız. Serbest bölgelerde yatırım yapan şirketlere sağlanan vergi muafiyetleri 2004 yılında kaldırılmamış olsaydı şu anda çok daha iyi seviyede olacaktık. Yatırımcı şirketlere vergi avantajı getiren yasal düzenleme Kasım ayında çıktı. Yönetmeliklerin henüz çıkmaması nedeniyle bunu tanıtımlarımızda kullanamıyoruz” dedi.
Tuncer, çalışanların gelir vergisi muafiyetinden yararlanabilmesi için şirketlerin en az yüzde 85 ihracat yapma şartı arandığını, yeni yasal düzenlemeyle bu oranın Bakanlar Kurulu kararıyla yüzde 50'ye düşürülebileceğini ifade ederek, yasa çıkalı 4 ay olmasına rağmen bu konuda bir düzenleme yapılamadığını kaydetti.
Yatırım çekebilmek için siyasi ve ekonomik istikrarın yanında bürokratik istikrara da ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Tuncer, “Bir genel müdür değişince tüm kurallar değişiyor. Bunu yatırımcılara anlatmamız çok zor” diye konuştu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Åirketlerden Haberler....
Migros Türk Genel Müdürü Özgür Tort, 2009 yılı için 6 milyar TL ciroya odaklandıklarını, ayrıca, 2009 ve 2010 yıllarında toplamda 12 bin yeni istihdam sağlayacaklarını bildirdi.
Gazetecilerle bir araya gelen Tort, organik büyüme hedeflerinin yanı sıra inorganik büyüme fırsatlarını da değerlendireceklerini, büyüme ve ülke çapında daha da yaygınlaşma stratejisine paralel olarak adım attıklarını anlattı.
Bu çerçevede, Yonca marketlerini bünyelerine kattıklarını anımsatan Tort, toplam 15 bin 500 metrekare satış alanına sahip 18 mağazanın 11'inin Tansaş, 7'sinin Migros markasıyla 2 günde hizmete girdiğini kaydetti.
''Hedefimizi Türkiye'de yaşayan herkesin en az bir kez Migros Grubu mağazalarından içeri adım atması olarak belirledik'' diyen Tort, bunun için de Türkiye'deki her müşterinin ayağına gitmeye, yaygınlaşma stratejileri paralelinde hızla yola devam etmeye kararlı olduklarını, her markalarını müşteriye daha da yakınlaştıracaklarını, Yonca mağazalarını Migros ve Tansaş olarak bünyelerine katmış olmalarının da bu söylemi hayata geçirme konusundaki kararlılıklarının göstergesi olduğunu bildirdi.
Türkiye ve dünyanın içinde bulunduğu olumsuz ekonomik ortama rağmen Migros Türk olarak yatırıma, istihdama, yeniliklere devam ettiklerini ifade eden Özgür Tort, özellikle böyle zamanlarda adımların plan ve hesapla atılmasının önemine dikkati çekerek, büyümeye, verimlilik ve teknolojiyle destek olunmazsa, ek kaynak sağlanmazsa krizin fırsata dönüşemeyeceğini anlattı.
Olumsuz ekonomik şartların her şirketi olduğu gibi Migros Türk'ü de düşündürdüğünü belirten Özgür Tort, şöyle konuştu:
''Hesaplarımızı sürekli gözden geçiriyoruz. Her zaman yakından takip ettiğimiz verileri esnek yapımızla şimdi her an yeni baştan inceliyoruz. Migros'un bu büyüme planına ve müşterilerimize her gün ilave olarak sunacağımız avantajlara verimlilik çalışmaları kaynak sağlıyor. Somut olarak verimlilik başlığı altında dağıtım merkezleri yönetimi, enerji kullanımı, elektronik kayıt sistemi, etkin veri yönetimi gibi konularda hızlı fark yaratan adımlar atıyoruz. Bir saat öncesine göre her saat daha verimli olmaya odaklandık.
Bu küresel kriz Türkiye'nin ilk krizi değil ancak nitelik ve orijin açısından kuvvetli etkileri söz konusu... Kriz dönemlerinde uzun vadeli düşünmek, dönemsel paniklere kapılmadan kendimize ve Türkiye'nin geleceğine güvenerek hesaplı adım atmak her zaman en doğru yoldur. Esasen krizi fırsata çevirmek ifadesinden de biz bunu anlıyoruz. Sektörün en verimli şirketi olarak, yatırımlarımızı tüm hızıyla sürdürdüğümüz bu dönemde biz Migros Türk olarak tüm yapılarımızla, hücrelerimizle kendimizi yenilemeye ve her adımımızda verimliliği artırmaya odaklandık.''
6 MİLYAR CİRO, 2 YILDA 12 BİN YENİ İSTİHDAM
Kuruluşun 2007'de 4,4 milyar TL, 2008'de 5 milyar TL üzerinde ciro elde ettiğini, 2009 yılı hedefinin ise 6 milyar TL olduğunu açıklayan Özgür Tort, Migros'un 2012 yılında ''10 milyarlıklar kulübüne'' girme iddia ve hedefinin aynen devam ettiğini, 2008 yılında müşteri sayısında yüzde 11 artış yakaladıklarını, dünyada ve Türkiye'de krizin koşulları ortadan kalktığında yaptıkları yatırımlar sayesinde yeni dönemi çok daha büyük bir grup olarak karşılayacaklarını ifade etti.
Krizin etkileriyle endişeye kapılmadan büyüme planlarını aynen hayata geçireceklerini vurgulayan Tort, yeni istihdam hedeflerini de ''İki yılda toplam 12 bin yeni istihdam'' olarak açıkladı.
''Biz söz verdiğimiz gibi tüm formatlarımızla büyüyeceğiz, ekonomik canlılık için katkı sağlayacağız, istihdamda önü çekeceğiz'' diyen Özgür Tort, Migros Türk olarak bu istihdam rakamlarını öngörebilmelerinin ardında hiç taviz vermeden ilerlemek istedikleri yeni büyüme rotasının olduğunu kaydetti.
Tort, ''Haftada 2 mağaza açarken hızımızı artırarak 2008 yılında haftada ortalama 5 yeni mağaza açtık. 2009 için de iddialı bir hedef belirttik, haftada 8 mağaza açacağız dedik. Bundan sonra da haftada ortalama 8 mağaza açma hedefimizle 2009 yılı içinde 400 mağaza açacağız'' dedi.
2008'in sonunda 1.191 mağaza ve 698 bin metrekare net satış alanıyla öngörülen büyüklüğe ulaştıklarını dile getiren Tort, rakamların her seferinde hedefledikleri büyüklüğe ulaşıldığını gösterdiğini, 15 Şubat itibariyle 722 bin net satış alanı ve 1.245 mağaza ile hizmet verdiklerini, 2009'da şubat ayının ortasına kadar 1,5 ayda biri yurt dışında Azerbaycan'da olmak üzere 54 yeni mağaza açmış durumda olduklarını söyledi.
Bir kişiye sağlanan istihdamın Türkiye'de en az dört kişiyi pozitif yönde etkilediğini belirten Özgür Tort, kayıtlı istihdamın desteklenmesinin önemine dikkati çekerek, Migros Grubu'nda satış ve verimlilik kadar yaratılan istihdamın da çok önemsendiğini kaydetti. Özgür Tort, şunları söyledi:
''İşsizlik hem perakende sektörü hem de Türkiye için çok ciddi bir tehlike. Bildiğiniz gibi, yapılan tüm makro hesaplamalarda çalışan bir kişinin kendisiyle birlikte en az dört kişiye bakmakla yükümlü olduğu varsayılır. Bu rakam bugünkü Türkiye gerçeğinde belki de iyimser bile kalmakta. Bu nedenle, Türkiye;de bir kişinin işsiz kalmasıyla, dünyanın herhangi bir yerinde, ABD'de, Avrupa ülkelerinde bir kişinin işsiz kalması farklı anlamlar taşıyabilir ve farklı sosyal sonuçlar doğurabilir. Yürüttüğümüz faaliyeti sadece ticari bir aktivite olarak değil istihdamı destekleyen bir sorumluluk olarak da görüyoruz. Bu vesileyle, 2009 yılı içinde yaklaşık 6 bin yeni istihdam öngörüyoruz. Sözünü ettiğim rakam direkt yeni istihdamdır, turnover nedeniyle oluşan tekrar alım ve büyümemiz nedeniyle endirekt istihdam bu rakam içinde bulunmamaktadır. 2010 sonuna kadar ise toplamda 12 bin kişiyi istihdam etmiş olacağız.''
İstihdam sağlayanlara destek sağlandıkça hem ülke hem vatandaş hem de ekonomik harcama gücüne katılım nedeniyle artan talep yüzünden üretimin kazanacağını belirten Tort, bu ortak kazanım için mutlaka kayıt içinde olunmasının şart olduğunun altını çizdi.
Tort, ''Kayıtsız istihdama konu olan kişi hiçbir hakkı olmadan ekonomide bugün vardır, yarın yoktur. Kayıtsız çalışan kişi plan yapamaz. Önünü göremeyen kişi, geleceğe güvenemez ve harcayamaz. Bu nedenle kayıtlı istihdam yaratanların, özellikle desteklenmesi gerekiyor. Hükümetin gündemde olan bu konuda ilave ve somut adımlarla kayıtlı istihdamı kuvvetle özendirmesi gereklidir'' diye konuştu.
Gazetecilerle bir araya gelen Tort, organik büyüme hedeflerinin yanı sıra inorganik büyüme fırsatlarını da değerlendireceklerini, büyüme ve ülke çapında daha da yaygınlaşma stratejisine paralel olarak adım attıklarını anlattı.
Bu çerçevede, Yonca marketlerini bünyelerine kattıklarını anımsatan Tort, toplam 15 bin 500 metrekare satış alanına sahip 18 mağazanın 11'inin Tansaş, 7'sinin Migros markasıyla 2 günde hizmete girdiğini kaydetti.
''Hedefimizi Türkiye'de yaşayan herkesin en az bir kez Migros Grubu mağazalarından içeri adım atması olarak belirledik'' diyen Tort, bunun için de Türkiye'deki her müşterinin ayağına gitmeye, yaygınlaşma stratejileri paralelinde hızla yola devam etmeye kararlı olduklarını, her markalarını müşteriye daha da yakınlaştıracaklarını, Yonca mağazalarını Migros ve Tansaş olarak bünyelerine katmış olmalarının da bu söylemi hayata geçirme konusundaki kararlılıklarının göstergesi olduğunu bildirdi.
Türkiye ve dünyanın içinde bulunduğu olumsuz ekonomik ortama rağmen Migros Türk olarak yatırıma, istihdama, yeniliklere devam ettiklerini ifade eden Özgür Tort, özellikle böyle zamanlarda adımların plan ve hesapla atılmasının önemine dikkati çekerek, büyümeye, verimlilik ve teknolojiyle destek olunmazsa, ek kaynak sağlanmazsa krizin fırsata dönüşemeyeceğini anlattı.
Olumsuz ekonomik şartların her şirketi olduğu gibi Migros Türk'ü de düşündürdüğünü belirten Özgür Tort, şöyle konuştu:
''Hesaplarımızı sürekli gözden geçiriyoruz. Her zaman yakından takip ettiğimiz verileri esnek yapımızla şimdi her an yeni baştan inceliyoruz. Migros'un bu büyüme planına ve müşterilerimize her gün ilave olarak sunacağımız avantajlara verimlilik çalışmaları kaynak sağlıyor. Somut olarak verimlilik başlığı altında dağıtım merkezleri yönetimi, enerji kullanımı, elektronik kayıt sistemi, etkin veri yönetimi gibi konularda hızlı fark yaratan adımlar atıyoruz. Bir saat öncesine göre her saat daha verimli olmaya odaklandık.
Bu küresel kriz Türkiye'nin ilk krizi değil ancak nitelik ve orijin açısından kuvvetli etkileri söz konusu... Kriz dönemlerinde uzun vadeli düşünmek, dönemsel paniklere kapılmadan kendimize ve Türkiye'nin geleceğine güvenerek hesaplı adım atmak her zaman en doğru yoldur. Esasen krizi fırsata çevirmek ifadesinden de biz bunu anlıyoruz. Sektörün en verimli şirketi olarak, yatırımlarımızı tüm hızıyla sürdürdüğümüz bu dönemde biz Migros Türk olarak tüm yapılarımızla, hücrelerimizle kendimizi yenilemeye ve her adımımızda verimliliği artırmaya odaklandık.''
6 MİLYAR CİRO, 2 YILDA 12 BİN YENİ İSTİHDAM
Kuruluşun 2007'de 4,4 milyar TL, 2008'de 5 milyar TL üzerinde ciro elde ettiğini, 2009 yılı hedefinin ise 6 milyar TL olduğunu açıklayan Özgür Tort, Migros'un 2012 yılında ''10 milyarlıklar kulübüne'' girme iddia ve hedefinin aynen devam ettiğini, 2008 yılında müşteri sayısında yüzde 11 artış yakaladıklarını, dünyada ve Türkiye'de krizin koşulları ortadan kalktığında yaptıkları yatırımlar sayesinde yeni dönemi çok daha büyük bir grup olarak karşılayacaklarını ifade etti.
Krizin etkileriyle endişeye kapılmadan büyüme planlarını aynen hayata geçireceklerini vurgulayan Tort, yeni istihdam hedeflerini de ''İki yılda toplam 12 bin yeni istihdam'' olarak açıkladı.
''Biz söz verdiğimiz gibi tüm formatlarımızla büyüyeceğiz, ekonomik canlılık için katkı sağlayacağız, istihdamda önü çekeceğiz'' diyen Özgür Tort, Migros Türk olarak bu istihdam rakamlarını öngörebilmelerinin ardında hiç taviz vermeden ilerlemek istedikleri yeni büyüme rotasının olduğunu kaydetti.
Tort, ''Haftada 2 mağaza açarken hızımızı artırarak 2008 yılında haftada ortalama 5 yeni mağaza açtık. 2009 için de iddialı bir hedef belirttik, haftada 8 mağaza açacağız dedik. Bundan sonra da haftada ortalama 8 mağaza açma hedefimizle 2009 yılı içinde 400 mağaza açacağız'' dedi.
2008'in sonunda 1.191 mağaza ve 698 bin metrekare net satış alanıyla öngörülen büyüklüğe ulaştıklarını dile getiren Tort, rakamların her seferinde hedefledikleri büyüklüğe ulaşıldığını gösterdiğini, 15 Şubat itibariyle 722 bin net satış alanı ve 1.245 mağaza ile hizmet verdiklerini, 2009'da şubat ayının ortasına kadar 1,5 ayda biri yurt dışında Azerbaycan'da olmak üzere 54 yeni mağaza açmış durumda olduklarını söyledi.
Bir kişiye sağlanan istihdamın Türkiye'de en az dört kişiyi pozitif yönde etkilediğini belirten Özgür Tort, kayıtlı istihdamın desteklenmesinin önemine dikkati çekerek, Migros Grubu'nda satış ve verimlilik kadar yaratılan istihdamın da çok önemsendiğini kaydetti. Özgür Tort, şunları söyledi:
''İşsizlik hem perakende sektörü hem de Türkiye için çok ciddi bir tehlike. Bildiğiniz gibi, yapılan tüm makro hesaplamalarda çalışan bir kişinin kendisiyle birlikte en az dört kişiye bakmakla yükümlü olduğu varsayılır. Bu rakam bugünkü Türkiye gerçeğinde belki de iyimser bile kalmakta. Bu nedenle, Türkiye;de bir kişinin işsiz kalmasıyla, dünyanın herhangi bir yerinde, ABD'de, Avrupa ülkelerinde bir kişinin işsiz kalması farklı anlamlar taşıyabilir ve farklı sosyal sonuçlar doğurabilir. Yürüttüğümüz faaliyeti sadece ticari bir aktivite olarak değil istihdamı destekleyen bir sorumluluk olarak da görüyoruz. Bu vesileyle, 2009 yılı içinde yaklaşık 6 bin yeni istihdam öngörüyoruz. Sözünü ettiğim rakam direkt yeni istihdamdır, turnover nedeniyle oluşan tekrar alım ve büyümemiz nedeniyle endirekt istihdam bu rakam içinde bulunmamaktadır. 2010 sonuna kadar ise toplamda 12 bin kişiyi istihdam etmiş olacağız.''
İstihdam sağlayanlara destek sağlandıkça hem ülke hem vatandaş hem de ekonomik harcama gücüne katılım nedeniyle artan talep yüzünden üretimin kazanacağını belirten Tort, bu ortak kazanım için mutlaka kayıt içinde olunmasının şart olduğunun altını çizdi.
Tort, ''Kayıtsız istihdama konu olan kişi hiçbir hakkı olmadan ekonomide bugün vardır, yarın yoktur. Kayıtsız çalışan kişi plan yapamaz. Önünü göremeyen kişi, geleceğe güvenemez ve harcayamaz. Bu nedenle kayıtlı istihdam yaratanların, özellikle desteklenmesi gerekiyor. Hükümetin gündemde olan bu konuda ilave ve somut adımlarla kayıtlı istihdamı kuvvetle özendirmesi gereklidir'' diye konuştu.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Åirketlerden Haberler....
Anglo American 19 bin kişiyi işten çıkaracak
Madencilik şirketi Anglo American, bu yıl 19 bin kişiyi işten çıkaracak.
AA
Geçen yıl karı düşen şirket, kar payı ödemelerini de erteledi. 2007 yılında 7,3 milyar dolar kar elde eden şirketin geçen yıl karı 5,2 milyar dolara düştü.
Şirketin gelirleri de yüzde 7,6 gerileyerek 32,9 milyar dolar oldu. Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Cynthia Carroll, 2009'a girerken ekonomik görünümün hala zayıf olduğunu, sınırlı bir görüş açısı bulunduğunu söyledi.
Madencilik şirketi Anglo American, bu yıl 19 bin kişiyi işten çıkaracak.
AA
Geçen yıl karı düşen şirket, kar payı ödemelerini de erteledi. 2007 yılında 7,3 milyar dolar kar elde eden şirketin geçen yıl karı 5,2 milyar dolara düştü.
Şirketin gelirleri de yüzde 7,6 gerileyerek 32,9 milyar dolar oldu. Şirketin Üst Yöneticisi (CEO) Cynthia Carroll, 2009'a girerken ekonomik görünümün hala zayıf olduğunu, sınırlı bir görüş açısı bulunduğunu söyledi.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Åirketlerden Haberler....
]Kriz Playstation 3`ü yüzde 70 büyüttü [/color]
Global ekonomik krizin etkisiyle Playstation 3'ün Türkiye pazarında yüzde 70 büyüdüğü bildirildi.
AA
Sony Eurasia Pazarlama A.Ş'den yapılan yazılı açıklamada, global ekonomik krizin etkilerinin artmasıyla ev içi eğlencenin daha fazla önem kazandığı ve bu doğrultuda son 3 ayda Playstation 3 satışlarının beklentilerin yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği belirtildi.
Kriz dönemi değerlendirildiğinde Playstation 3'ün Türkiye pazarında yüzde 70 büyüdüğü ve en fazla futbol oyunlarının tercih edildiği ifade edilerek, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de oyun konsollarının büyük ilgi gördüğü vurgulandı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Sony Eurasia Playstation Ürün Müdürü Özgür Kirazcı, kriz döneminde Playstation 3'ün Avrupa'daki büyüme oranının oldukça düşük gerçekleştiğini, buna karşın Türkiye'de yüzde 70 büyüdüklerini kaydetti.
Bu gelişmeler ışığında Türkiye'de gelecek dönemde çok daha fazla yatırım gerçekleştireceklerini ve daha fazla içerik, servis ve oyun yelpazesini tüketicilerle buluşturacaklarını dile getiren Kirazcı, son 3 ayda oyun konsollarına yönelik ciddi bir talep artışı yaşadıklarını ifade etti.
Satışların beklentilerinin yüzde 50 üzerinde gerçekleştiğini dile getiren Kirazcı, şöyle devam etti:
“Özellikle bayram tatili dönemlerinde ve yeni yıl döneminde normal satışlarımızın çok daha üstünde bir taleple karşılaştık. Bunun yanı sıra popüler oyunların çıktığı haftalarda da satışlarımızda artışlar gerçekleşti. 2008 yılında ilk defa Avrupa'da çok popüler olan karaoke oyunumuz SingStar'ın Türkçe versiyonunun lansmanını yaptık ve gelen olumlu tepkiler satışlarımıza pozitif olarak yansıdı.
Artık yeni nesil konsolların sadece bir oyun konsolu değil bir eğlence merkezi gibi konumlandırılması, Playstation'ın krizde daha çok tercih edilmesini sağladı. Yeni nesil konsollar artık sadece oyun değil, Blu-ray film izleme, müzik dinleme, resim görüntüleme, internet ve mesajlaşma gibi çeşitli servisleri alabileceğiniz bir platforma dönüşüyor. Bu sayede eğlenceye ekonomik ve interaktif bir şekilde erişmek mümkün oluyor ve bu da oyun konsollarına olan talebi artırıyor.”
EN FAZLA FUTBOL OYUNLARI TERCİH EDİLİYOR
Özgür Kirazcı, Türkiye'de en fazla futbol oyunlarının tercih edildiğini belirterek, Sony Eurasia'nın bu doğrultuda Playstation 3, Play Station Portable (PSP) ve Playstation 2 için futbol oyunu içeren özel paketlerini satışa sunduklarını bildirdi.
Futbol, yarış gibi oyunların yanı sıra oyuncuların yeni oyun tiplerinin de arayışı içerisine girdiklerine dikkati çeken Kirazcı, yeni oyun tiplerinin dünyada oyun pazarını büyüttüğünü ve yeni oyun deneyimleri sunduğunu vurguladı.
Kirazcı, pazarın büyümeye devam edeceğini ve bu doğrultuda yatırımlarını sürdüreceklerini dile getirerek, “Önümüzdeki yıl da pazarın ciddi oranlarda büyüyeceğine inanıyoruz ve yüzde 50 oranında bir büyümeyi hedef olarak belirledik” değerlendirmesinde bulundu.
Global ekonomik krizin etkisiyle Playstation 3'ün Türkiye pazarında yüzde 70 büyüdüğü bildirildi.
AA
Sony Eurasia Pazarlama A.Ş'den yapılan yazılı açıklamada, global ekonomik krizin etkilerinin artmasıyla ev içi eğlencenin daha fazla önem kazandığı ve bu doğrultuda son 3 ayda Playstation 3 satışlarının beklentilerin yüzde 50 üzerinde gerçekleştiği belirtildi.
Kriz dönemi değerlendirildiğinde Playstation 3'ün Türkiye pazarında yüzde 70 büyüdüğü ve en fazla futbol oyunlarının tercih edildiği ifade edilerek, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de oyun konsollarının büyük ilgi gördüğü vurgulandı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Sony Eurasia Playstation Ürün Müdürü Özgür Kirazcı, kriz döneminde Playstation 3'ün Avrupa'daki büyüme oranının oldukça düşük gerçekleştiğini, buna karşın Türkiye'de yüzde 70 büyüdüklerini kaydetti.
Bu gelişmeler ışığında Türkiye'de gelecek dönemde çok daha fazla yatırım gerçekleştireceklerini ve daha fazla içerik, servis ve oyun yelpazesini tüketicilerle buluşturacaklarını dile getiren Kirazcı, son 3 ayda oyun konsollarına yönelik ciddi bir talep artışı yaşadıklarını ifade etti.
Satışların beklentilerinin yüzde 50 üzerinde gerçekleştiğini dile getiren Kirazcı, şöyle devam etti:
“Özellikle bayram tatili dönemlerinde ve yeni yıl döneminde normal satışlarımızın çok daha üstünde bir taleple karşılaştık. Bunun yanı sıra popüler oyunların çıktığı haftalarda da satışlarımızda artışlar gerçekleşti. 2008 yılında ilk defa Avrupa'da çok popüler olan karaoke oyunumuz SingStar'ın Türkçe versiyonunun lansmanını yaptık ve gelen olumlu tepkiler satışlarımıza pozitif olarak yansıdı.
Artık yeni nesil konsolların sadece bir oyun konsolu değil bir eğlence merkezi gibi konumlandırılması, Playstation'ın krizde daha çok tercih edilmesini sağladı. Yeni nesil konsollar artık sadece oyun değil, Blu-ray film izleme, müzik dinleme, resim görüntüleme, internet ve mesajlaşma gibi çeşitli servisleri alabileceğiniz bir platforma dönüşüyor. Bu sayede eğlenceye ekonomik ve interaktif bir şekilde erişmek mümkün oluyor ve bu da oyun konsollarına olan talebi artırıyor.”
EN FAZLA FUTBOL OYUNLARI TERCİH EDİLİYOR
Özgür Kirazcı, Türkiye'de en fazla futbol oyunlarının tercih edildiğini belirterek, Sony Eurasia'nın bu doğrultuda Playstation 3, Play Station Portable (PSP) ve Playstation 2 için futbol oyunu içeren özel paketlerini satışa sunduklarını bildirdi.
Futbol, yarış gibi oyunların yanı sıra oyuncuların yeni oyun tiplerinin de arayışı içerisine girdiklerine dikkati çeken Kirazcı, yeni oyun tiplerinin dünyada oyun pazarını büyüttüğünü ve yeni oyun deneyimleri sunduğunu vurguladı.
Kirazcı, pazarın büyümeye devam edeceğini ve bu doğrultuda yatırımlarını sürdüreceklerini dile getirerek, “Önümüzdeki yıl da pazarın ciddi oranlarda büyüyeceğine inanıyoruz ve yüzde 50 oranında bir büyümeyi hedef olarak belirledik” değerlendirmesinde bulundu.
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Åirketlerden Haberler....
]Doğan Holding`e ceza mahkemelik oluyor [/color]
Doğan Yayın Holding, Maliye Bakanlığı'nın kestiği rekor cezaiçin mahkemeye gidiyor.
826 milyon liralık cezanın haksız olduğunu söyleyen Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı Soner Gedik, uygulamaya üç temel noktada itiraz ettiklerini söyledi, uygulamada vahim hatalar var dedi.
Doğan Yayın Holding'e kesilen 826 milyon liralık rekor ceza, holding tarafından mahkemeye götürülüyor. Maliye'nin iddialarının vahim mevzuat hataları içerdiğini açıklayan Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı Soner Gedik, uygulamaya üç temel noktada itiraz etiklerini söyledi.
Bu itirazlardan ilki Maliye'nin Axel Springer'e hisse senedi satışı 2 Ocak 2007'de değil 26 Aralık 2006'da gerçekleşti iddiası.
Soner Gedik, Maliye'nin bu iddiasının Türk Ticaret Kanunu'nun 416. maddesi ile çeliştiğini ifade ediyor.
Bu maddeye göre görüşmeler ne zaman başlarsa başlasın hisse senedi devrinin resmen tamamlanabilmesi için hisselerin ciro edilmesi, teslim edilmesi ve pay defterine yazılması lazım.
Soner Gedik bu işlemlerin 2 Ocak tarihinde yapıldığını, Axel Springer'in da 375 milyon euroluk ödemeyi bu tarihte yaptığını söyledi.
Doğan Yayın Holding'in rapora ikinci itirazı ise hisse satışına KDV uygulanması.
Çünkü Katma Değer Vergisi kanunun 17. maddesinin 4. fıkrasının G bendine göre hisse senedi işlemleri KDV uygulamasından muaf.
Gedik bugüne dek Türkiye'de 128 milyar dolarlık hisse devri gerçekleştiğini ve sadece Doğan Yayın Holding'in hisse devrinde KDV uygulandığını söyledi, bu büyük bir usulsüzlük dedi.
Holding'in ceza içeren rapora üçüncü itirazı ise faiz ve kur farkının gider olarak göseterilmesine Maliye'nin usulsüz demesi. Çünkü, Doğan Grubu'nun elinde işlem yapılmadan önce Maliye'den alınan uygun belgesi var.
İşte bu itirazlar kısa süre sonra vergi mahkemesinde hakim önüne götürülecek. Doğan Grubu dava açarak bize karşı usulsüzlük yapıldı diyecek.
DOGAN HOLDİNG'TEN SON AÇIKLAMA
Doğan Yayın Holding, yaptığı son açıklama ile Bunun siyasi ortamdan tetiklenen bir inceleme olduğu konusunda ciddi şüphelerimiz vardır. Bu şüpheyi besleyen bizzat sayın Başbakan'ın gerek parti kongrelerinde, gerek siyasi mitinglerde dile getirdiği Doğan Grubu'na yönelik suçlamaları ve ithamlarıdır denildi.
Doğan Grubu'nun 24 bini aşkın çalışanı bulunduğu ve her türlü hesabı şeffaf ve uluslararası denetimden geçen bir varlık olduğu kaydedilen açıklamada, Bu değere siyasi nedenlerle zarar vermek ülkeye hizmet değil, basit ve önyargılı duygulara teslim olmaktır ifadesine yer verildi.
Doğan Yayın Holding'in açıklaması şöyle:
Ülkemizin köklü kurumlarından biri olan Doğan Grubu, yıllardır Türkiye'ye hizmet etmekte ve ülkemizin büyük vergi mükelleflerinden biri olarak, bu hükümet dönemi dahil sürekli takdire mazhar olmaktadır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin özellikle 2007 seçimlerinden sonraki iktidar döneminde, Gruba yönelik siyasi itham ve suçlamalara paralel olarak bürokratik baskı ve engellerin de arttığı görülmektedir. Son bir yıldır şirketlerimizde sürekli inceleme yapılmaktadır.
Bu incelemelerin sektör veya konu incelemesi olup olmadığı, bir sektördeki tüm şirketleri kapsayıp kapsamadığı, eğer konu incelemesi ise aynı konuda faaliyet gösteren diğer şirketlerin de inceleme kapsamında olup olmadığı belli değildir.
Köklü bir geleneği olan Maliye Bakanlığı'mızın tarihinde bir gruba ait 7 şirketin aynı anda beş yılının 40 küsur vergi inceleme elemanı ile 11 aydır incelendiği görülmemiştir. Bunun siyasi ortamdan tetiklenen bir inceleme olduğu konusunda ciddi şüphelerimiz vardır.
Bu şüpheyi besleyen bizzat sayın Başbakan'ın gerek parti kongrelerinde, gerek siyasi mitinglerde dile getirdiği Doğan Grubu'na yönelik suçlamaları ve ithamlarıdır.
Bu haksız saldırılar ve AKP iktidarının başvurduğu yıldırma ve yok etme kampanyası karşısında kamuoyumuza bir kez daha sesleniyoruz:
1- Doğan Grubu bir siyasi parti değildir. Ne bir siyasi partinin rakibi ne de yandaşıyız. Grup medyasının iktidar ya da muhalefet partileri ile hiçbir bağı ve bağlantısı yoktur. İktidarı da muhalefeti de yeri geldiğinde çekinmeden eleştiri hakkını hiçbir kısıtlama olmadan kullanır. Bunun en yakın örneği CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sevigen ile ilgili iddiaların grubumuz gazetelerinden biri tarafından ortaya çıkarılmasıdır.
2- Doğan Grubu medyası bu ülkede bağımsız ve tarafsız gazeteciliğin temsilcisidir. 60 yıldır bu kimliği ile her kesimden kaynaklanan yolsuzluklarla mücadele etmeyi bir görev bilmiştir. Ülkemiz demokrasisinin sağlam temeller üzerinde gelişmesi için üstüne düşen tüm sorumlulukları yerine getirmiş ve karşılaştığı tüm zorluklara göğüs germiştir.
3- Doğan Grubu hiçbir zaman ve hiçbir koşulda özel bir imtiyaz ve ayrıcalık peşinde olmamış, devletten sadece adalet ve eşitlik talep etmiştir.
4- Doğan Grubu, bünyesinde 24.000'i aşkın insana istihdam sağlayan, başta küçük yatırımcıları ve yabancı ortakları olmak üzere ülke ekonomisine önemli katkıları bulunan, her türlü hesabı şeffaf ve uluslararası denetimden geçen bir varlıktır. Bu değere siyasi nedenlerle zarar vermek ülkeye hizmet değil, basit ve önyargılı duygulara teslim olmaktır.
5- Doğan Grubu'nun her şirketi en ince hesabına kadar incelemeye açıktır. Her bir kuruşun hesabı verilir. Ancak otoriter bir siyasi güce karşı mücadele etmenin zorluğu da açıktır. Bu ülkede yatırım yapan, istihdam sağlayan, vergisini ödeyen tüm kurum ve kişilerin de yapılan haksızlıklara dur deme zamanı gelmiştir.
6- Doğan Grubu demokrasinin erdemine ve hukukun üstünlüğüne inanmakta ve en büyük güvencesini bağımsız yargıdan almaktadır.
Sonuç olarak ; Doğan Grubu sadece ve sadece adalet, hakkaniyet ve eşitlik peşindedir.
Maliye Bakanlığı ve çalışanlarıyla hiçbir sorunumuz yok
Doğan Yayın Holding'den yapılan açıklamada başka bir açıklamada ise Doğan Grubu'nun, ülke çıkarları için çalışan Maliye Bakanlığı ve bakanlığın özveriyle görev yapan binlerce çalışanı ile hiçbir sorunu olmadığı ve olamayacağı bildirildi.
Doğan Yayın Holding'in yazılı açıklamasında, Doğan Grubu'nun Vergilendirilmiş Kazanç Kutsaldır ilkesine gönülden inandığı vurgulanarak şu hususlara yer verildi:
Doğan Grubu'nun, ülke çıkarları için çalışan Maliye Bakanlığı ve bakanlığın özveriyle görev yapan binlerce çalışanı ile hiçbir sorunu yoktur, olamaz. Onlar ülkemizin gelişmesi için her türlü gayret ve fedakarlığı yapmaktadır.
Doğan Grubu'nun kuşkusuz denetim görevlilerinin yasalarla belirlenmiş görev alanlarına müdahale etme yetkisi bulunmamaktadır. Ve son olarak ülke çıkarları için görev yaptıklarına inandığımız Maliye Bakanlığı ve çalışanlarını incitmek gibi bir niyetimiz de kesinlikle olamaz. Ancak, gösterilen tüm belgelere ve ilgili kanunların amir hükümlerine rağmen, grubumuzun ve yöneticilerinin itibarlarını yerle bir etmeyi amaçlayan, ölçeği itibarıyla eşine daha önce rastlanmamış bir ceza öngören bu vergi denetim raporuna tepki göstermemiz de doğaldır.
Bu raporun, Türkiye'de özgür basının sesini kısmayı amaçlayan ve Hükümet tarafından oluşturulan siyasi bir projenin parçası olduğu açıktır. Çünkü, Doğan Yayın Holding'in Maliye Bakanlığı çalışanlarını rencide ettiğini anladığımız açıklamasının yayınlamasına yol açan rapordaki iddialar, bizim açımızdan hukuki olarak temelsizdir. Bağımsız Türk mahkemelerinin en adaletli kararı vereceğine inancımız tamdır...
Doğan Yayın Holding, Maliye Bakanlığı'nın kestiği rekor cezaiçin mahkemeye gidiyor.
826 milyon liralık cezanın haksız olduğunu söyleyen Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı Soner Gedik, uygulamaya üç temel noktada itiraz ettiklerini söyledi, uygulamada vahim hatalar var dedi.
Doğan Yayın Holding'e kesilen 826 milyon liralık rekor ceza, holding tarafından mahkemeye götürülüyor. Maliye'nin iddialarının vahim mevzuat hataları içerdiğini açıklayan Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı Soner Gedik, uygulamaya üç temel noktada itiraz etiklerini söyledi.
Bu itirazlardan ilki Maliye'nin Axel Springer'e hisse senedi satışı 2 Ocak 2007'de değil 26 Aralık 2006'da gerçekleşti iddiası.
Soner Gedik, Maliye'nin bu iddiasının Türk Ticaret Kanunu'nun 416. maddesi ile çeliştiğini ifade ediyor.
Bu maddeye göre görüşmeler ne zaman başlarsa başlasın hisse senedi devrinin resmen tamamlanabilmesi için hisselerin ciro edilmesi, teslim edilmesi ve pay defterine yazılması lazım.
Soner Gedik bu işlemlerin 2 Ocak tarihinde yapıldığını, Axel Springer'in da 375 milyon euroluk ödemeyi bu tarihte yaptığını söyledi.
Doğan Yayın Holding'in rapora ikinci itirazı ise hisse satışına KDV uygulanması.
Çünkü Katma Değer Vergisi kanunun 17. maddesinin 4. fıkrasının G bendine göre hisse senedi işlemleri KDV uygulamasından muaf.
Gedik bugüne dek Türkiye'de 128 milyar dolarlık hisse devri gerçekleştiğini ve sadece Doğan Yayın Holding'in hisse devrinde KDV uygulandığını söyledi, bu büyük bir usulsüzlük dedi.
Holding'in ceza içeren rapora üçüncü itirazı ise faiz ve kur farkının gider olarak göseterilmesine Maliye'nin usulsüz demesi. Çünkü, Doğan Grubu'nun elinde işlem yapılmadan önce Maliye'den alınan uygun belgesi var.
İşte bu itirazlar kısa süre sonra vergi mahkemesinde hakim önüne götürülecek. Doğan Grubu dava açarak bize karşı usulsüzlük yapıldı diyecek.
DOGAN HOLDİNG'TEN SON AÇIKLAMA
Doğan Yayın Holding, yaptığı son açıklama ile Bunun siyasi ortamdan tetiklenen bir inceleme olduğu konusunda ciddi şüphelerimiz vardır. Bu şüpheyi besleyen bizzat sayın Başbakan'ın gerek parti kongrelerinde, gerek siyasi mitinglerde dile getirdiği Doğan Grubu'na yönelik suçlamaları ve ithamlarıdır denildi.
Doğan Grubu'nun 24 bini aşkın çalışanı bulunduğu ve her türlü hesabı şeffaf ve uluslararası denetimden geçen bir varlık olduğu kaydedilen açıklamada, Bu değere siyasi nedenlerle zarar vermek ülkeye hizmet değil, basit ve önyargılı duygulara teslim olmaktır ifadesine yer verildi.
Doğan Yayın Holding'in açıklaması şöyle:
Ülkemizin köklü kurumlarından biri olan Doğan Grubu, yıllardır Türkiye'ye hizmet etmekte ve ülkemizin büyük vergi mükelleflerinden biri olarak, bu hükümet dönemi dahil sürekli takdire mazhar olmaktadır.
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin özellikle 2007 seçimlerinden sonraki iktidar döneminde, Gruba yönelik siyasi itham ve suçlamalara paralel olarak bürokratik baskı ve engellerin de arttığı görülmektedir. Son bir yıldır şirketlerimizde sürekli inceleme yapılmaktadır.
Bu incelemelerin sektör veya konu incelemesi olup olmadığı, bir sektördeki tüm şirketleri kapsayıp kapsamadığı, eğer konu incelemesi ise aynı konuda faaliyet gösteren diğer şirketlerin de inceleme kapsamında olup olmadığı belli değildir.
Köklü bir geleneği olan Maliye Bakanlığı'mızın tarihinde bir gruba ait 7 şirketin aynı anda beş yılının 40 küsur vergi inceleme elemanı ile 11 aydır incelendiği görülmemiştir. Bunun siyasi ortamdan tetiklenen bir inceleme olduğu konusunda ciddi şüphelerimiz vardır.
Bu şüpheyi besleyen bizzat sayın Başbakan'ın gerek parti kongrelerinde, gerek siyasi mitinglerde dile getirdiği Doğan Grubu'na yönelik suçlamaları ve ithamlarıdır.
Bu haksız saldırılar ve AKP iktidarının başvurduğu yıldırma ve yok etme kampanyası karşısında kamuoyumuza bir kez daha sesleniyoruz:
1- Doğan Grubu bir siyasi parti değildir. Ne bir siyasi partinin rakibi ne de yandaşıyız. Grup medyasının iktidar ya da muhalefet partileri ile hiçbir bağı ve bağlantısı yoktur. İktidarı da muhalefeti de yeri geldiğinde çekinmeden eleştiri hakkını hiçbir kısıtlama olmadan kullanır. Bunun en yakın örneği CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sevigen ile ilgili iddiaların grubumuz gazetelerinden biri tarafından ortaya çıkarılmasıdır.
2- Doğan Grubu medyası bu ülkede bağımsız ve tarafsız gazeteciliğin temsilcisidir. 60 yıldır bu kimliği ile her kesimden kaynaklanan yolsuzluklarla mücadele etmeyi bir görev bilmiştir. Ülkemiz demokrasisinin sağlam temeller üzerinde gelişmesi için üstüne düşen tüm sorumlulukları yerine getirmiş ve karşılaştığı tüm zorluklara göğüs germiştir.
3- Doğan Grubu hiçbir zaman ve hiçbir koşulda özel bir imtiyaz ve ayrıcalık peşinde olmamış, devletten sadece adalet ve eşitlik talep etmiştir.
4- Doğan Grubu, bünyesinde 24.000'i aşkın insana istihdam sağlayan, başta küçük yatırımcıları ve yabancı ortakları olmak üzere ülke ekonomisine önemli katkıları bulunan, her türlü hesabı şeffaf ve uluslararası denetimden geçen bir varlıktır. Bu değere siyasi nedenlerle zarar vermek ülkeye hizmet değil, basit ve önyargılı duygulara teslim olmaktır.
5- Doğan Grubu'nun her şirketi en ince hesabına kadar incelemeye açıktır. Her bir kuruşun hesabı verilir. Ancak otoriter bir siyasi güce karşı mücadele etmenin zorluğu da açıktır. Bu ülkede yatırım yapan, istihdam sağlayan, vergisini ödeyen tüm kurum ve kişilerin de yapılan haksızlıklara dur deme zamanı gelmiştir.
6- Doğan Grubu demokrasinin erdemine ve hukukun üstünlüğüne inanmakta ve en büyük güvencesini bağımsız yargıdan almaktadır.
Sonuç olarak ; Doğan Grubu sadece ve sadece adalet, hakkaniyet ve eşitlik peşindedir.
Maliye Bakanlığı ve çalışanlarıyla hiçbir sorunumuz yok
Doğan Yayın Holding'den yapılan açıklamada başka bir açıklamada ise Doğan Grubu'nun, ülke çıkarları için çalışan Maliye Bakanlığı ve bakanlığın özveriyle görev yapan binlerce çalışanı ile hiçbir sorunu olmadığı ve olamayacağı bildirildi.
Doğan Yayın Holding'in yazılı açıklamasında, Doğan Grubu'nun Vergilendirilmiş Kazanç Kutsaldır ilkesine gönülden inandığı vurgulanarak şu hususlara yer verildi:
Doğan Grubu'nun, ülke çıkarları için çalışan Maliye Bakanlığı ve bakanlığın özveriyle görev yapan binlerce çalışanı ile hiçbir sorunu yoktur, olamaz. Onlar ülkemizin gelişmesi için her türlü gayret ve fedakarlığı yapmaktadır.
Doğan Grubu'nun kuşkusuz denetim görevlilerinin yasalarla belirlenmiş görev alanlarına müdahale etme yetkisi bulunmamaktadır. Ve son olarak ülke çıkarları için görev yaptıklarına inandığımız Maliye Bakanlığı ve çalışanlarını incitmek gibi bir niyetimiz de kesinlikle olamaz. Ancak, gösterilen tüm belgelere ve ilgili kanunların amir hükümlerine rağmen, grubumuzun ve yöneticilerinin itibarlarını yerle bir etmeyi amaçlayan, ölçeği itibarıyla eşine daha önce rastlanmamış bir ceza öngören bu vergi denetim raporuna tepki göstermemiz de doğaldır.
Bu raporun, Türkiye'de özgür basının sesini kısmayı amaçlayan ve Hükümet tarafından oluşturulan siyasi bir projenin parçası olduğu açıktır. Çünkü, Doğan Yayın Holding'in Maliye Bakanlığı çalışanlarını rencide ettiğini anladığımız açıklamasının yayınlamasına yol açan rapordaki iddialar, bizim açımızdan hukuki olarak temelsizdir. Bağımsız Türk mahkemelerinin en adaletli kararı vereceğine inancımız tamdır...
"ilmin sözü Ali'dir..."
Zöhre Ana...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi