You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Silivri' den Fotoğraf var... İnsan Büyük Olsun

Silivri' den Fotoğraf var... İnsan Büyük Olsun

Posting Freak
Silivri' den Fotoğraf var... İnsan Büyük Olsun
İNSAN BÜYÜK OLSUN – SİLİVRİ’DEN FOTOĞRAF VAR

Tuncay Özkan- Barış Terkoğlu, fotoğraflar için: İNSAN BÜYÜK OLSUN – SİLİVRİ’DEN FOTOĞRAF VAR | Tuncay Özkan

Tuncay Özkan ve Barış Terkoğlu bu fotoğrafları çektirebilmek için aylarca öncesinden başvurmuşlardı cezaevi yönetimine. Fotoğrafları Tuncay Özkan’ın yeni çıkan “Anne Hiç Canım Acımadı” adlı kitabında kullanacaktık. Fotoğraflar kitaba yetişmedi.. Kitapta Tuncay Özkan’ın Barış Terkoğlu ile hapisliğe ve Odatv davasına dair röportajı yer alıyor. Röportajın tamamını “Anne Hiç Canım Acımadı”da okuyacaksınız ancak biz size giriş bölümü ile beraber fotoğrafları sunuyoruz..

İNSAN BÜYÜK OLSUN



İnsan her koşula uyum sağlıyor. Yapayalnızdım, o kadar yalnızdım ki, karınca besliyordum bir ara tecritte, alıştım sonra. Sait Çakır’ın gelişiyle yeniden kalabalık olmuştum. Gene yalnız kaldım Sait gidince. Ellerim ne kadar da zavallı görünüyor gözlerime böyle günlerde.

Avukatım Hüseyin Ersöz, “Odatv’den Barış Terkoğlu sizinle kalmak istiyor, ne dersiniz?” dedi. Tecritte en rezil günlerimdi. Tuvalet taşmış, bok içindeydim. Köpeği bağlasan durmaz bir hücredeyim. Hüseyin’e “beni onların yanına vermezler, ona yazık olur, tecrit hücresi çok kötü” dedim. Hüseyin, “çukurda kalalım ama Tuncay Bey’le kalayım, diyor” demez mi… Ağlamamak için kendimi zor tuttum. Hemen bir dilekçe yazdım, Barış Terkoğlu ile kalmak istiyorum diye. Sonra iki dilekçe daha yazdım. Hüseyin Ersöz didindi durdu. Aradan bir yıl geçti. 27 Mart 2012 günü öğleden sonra, uzun ve büyük mücadelelerin ardından, tecritte yeniden iki kişi olduk. Beni Barış’ın yanına koymadılar ama onu benim yanıma tecride koydular. Kapı açıldı, tecrit çukurunun gönüllüsü Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu içeri salındı. Sevinçle kucaklaştık. Cezaevi böyledir. Buna “Ma(h)pusluk” denir. Ağlanacak hale gülünür, tecride sevinilir. Cezaevi mezarlıktır. Mezarda sevinç en değerli şeydir. Barış’ın gelmesi büyük sevinç oldu. Tecrit yalnızlığım 394. gününde bitti.

Barış’ı, dostu ve çalışma arkadaşı olan eski tecrit ortağım Sait’in boşalttığı hücreye yerleştirdim. Odatv davasının duruşması haziran ayına kalmıştı. Barış da haziranda tahliye olmalıydı. Ona da “hazirana kadar beraberiz, gel bakalım” deyip ortalığı gösterdim. Tecrit hücresini tanıttım. O da küflü duvarların boya ve alçıyla kapanan yerlerine “dört kapı dört kilide” baktı, gözleri daldı. Tecrit etkisi böyleydi. Geldiği koğuş büyüktü. Tecrit küçücük. Sorun etmedi, “küçük değil mi?” dedim, dudağını büktü, “yeter ki insan büyük olsun” dedi.

Sordum boyu 192’ymiş.

Akşamı beklerken baktım bir telaş içinde hücreyi, koridoru düzenliyor. Duvarlara resimler asıyor. İzledim. Ara ara müdahale ettim:

- Burası ev değil. Asla buranın parçası olmayacağız. Burayla aramızda en küçük bağ olmayacak. Kurumsallaştıramayacaklar bizi. Ona göre düzenle.

- Elbette. Ama böyle daha güzel olmadı mı?

- Oldu.

Devamı “Anne Hiç Canım Acımadı”da.

Anne Hiç Canım Acımadı tüm kitapçılarda[1]..
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.