You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Sıfır sorun olacaktı, girdaba itildik!

Sıfır sorun olacaktı, girdaba itildik!

Posting Freak
Sıfır sorun olacaktı, girdaba itildik!
İsmet SOLAK

AKP işbaşı yaparken ne sözler vermişti. Bence en önemlisi, ’Komşularımızla sıfır sorun’ diye özetlenen dış politika sözüydü. Ama BOP projesi yüzünden bu stratejinin cılkı çıktı. Sıfır sorun beklerken, adeta iğneli fıçıya düşürülerek girdaba itildik.

ABD önceden söz aldığı için bize de güvenerek Irak’ı işgal etti. TBMM sınırlarımızın açılmasını reddetti. Ama işgal çoktan başlamıştı. Irak’a barış gelecekti
(!) Vay babam vay!

Yıllar süren istibdat ve hâlâ devam eden sömürü yerleşti Irak’a. Bu işgalden sonra bir milyonu aşkın Müslüman katledildi. Irak’ın hali nasıl, görüyorsunuz.
Demokrasi kurulacak, mutlu ve özgür bir halk olacaklardı? Özgürlük hak getire, baskı ve şiddet hâkim oldu. Mezhep ve etnik yapılara bölündü. Her an bir iç savaş çıkmasından endişe edilen bir toprak parçasında tedirgin ve bedbin insanlar yurdu haline dönüştü.

ABD ve İsrail sonuçtan memnun görünüyor. Petrol paylaşımı sağlandı. Kendilerine madden, manen bağlı ve bağımlı bir Kürt Devletçiği oluşturdular. ABD, çıkarlarını koruyacak gücü orada bırakarak askerlerini çekti. Alın size ABD barışı ve demokrasisi!

Türkiye neler kazandı? Neler yitirdi? Türk askerlerinin başına çuval geçirildiği günleri unuttuk mu? Önce onurumuzu yitirdik, sonra olanı biteni yutup yutkunduk. Terör örgütü odağı olan Kandil, ABD ve Barzani kalkanı altında hâlâ barınak görevini yapıyor.
O günlerden beri başımız beladan kurtulmuyor. Kasıtlı iletildiği sanılan bir istihbarat sonunda üstlerine bomba yağdırılan 34 yurttaşın hesabı hâlâ verilemedi. TBMM Araştırma Komisyonu, ’Bu olayın sorumlusu Ankara’’ dedi. İşler iyice karıştı.

Bir gün sonra Ankara’da MİT olayı patladı. İstanbul fırtınaya tutuldu. Başbakan’ın sağ kolu sayılan MİT Müsteşarı ile eski müsteşar ve yardımcısı, özel yetkili savcılık tarafından ifadeye çağrıldılar. Bir KCK kargaşası içinde ifade verecekler. İki MİT yetkilisi daha varmış! Böyle şeyi ilk kez görüp işittim. Muhalefet, AKP Hükümeti ve Başbakan’ sorumlu tutuyor (!)

Ortalık yangın yerine döndü. Her kafadan bir ses çıkıyor. TBMM’de ise muhalefetin sesi kesilmek isteniyor. Yumruklu, tekmeli tokatlı kavga bu yüzden çıkıyor.

Şu hale bakın. AKP, Kürt açılımı ile yola çıktı. Bakın nerelere varıldı. Derin devlet merin devlet deniyordu, normal devleti arar hale geldik. Sağduyu kuş olup uçtu sanki!

AKP dış politikada da büyük iddialarla ortaya çıkmıştı:’Komşularla sıfır sorun ve Büyük Ortadoğu Projesi Eş Başkanı olarak bölgede istikrarı sağlan güç sahibi olmak! Türkiye artık lider ülkeler arasında sayılacaktır.’

Komşularımızla olan sorunlar mı, yoksa iyi ilişkiler mi sıfırlandı? BOP Eş Başkanlığı kulağa hoş görünüyordu. Ama şimdilerde hoş moş gelmiyor. Başbakanımız ile Suriye Devlet Başkanı düne kadar ’Sarmaş dolaş kuzu sarması’ idiler. Şimdi birbirlerini ısıracaklar. Dostluk, arkadaşlık ne oldu?

Korkarım, çok yakın bir gelecekte, ABD planına kanıp, Türk askerini Suriye’ye sokacaklar. Bu, Türkiye’nin ’Yurtta Barış, Dünyada Barış’ ana düsturundan koparılması demek olur. Uluslararası itibarımız sıfıra iner, sıfıra. Bu olası serüveni reddetmeliyiz.
Sevgili okurlarım, lütfen bu macera girişimine ulus olarak karşı duralım!

****

Çelik fırça mı yedi?

Anlı-Şanlı AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik’in son açıklamasını dinlediniz mi?

Aman da aman, üslubu nasıl da yumuşamış öyle! Ağzından nasıl da ballar akarmış! Ne cici şeyler söylermiş, Ya Rabbim! Tüh tüh maşallah, nazar değmez inşallah!

Belki de ağzına biber sürdüler, kim bilir! O esip gürleyen, demediğini bırakmayan Çelik gitmiş, yerine nazik, kimseye hakaret etmemeye özen gösteren, kibar (gerçi bu sözcük pek de uymuyor ama bu da bizden torpil olsun!) bir siyaset adamı gelmiş:

’Gençliğe Hitabenin ve andın kaldırılması asla söz konusu değil!’

Eski Milletvekili Yılmaz Hastürk canlı yayında konuşmayı izlerken bastı kahkahayı: ’Oh, oh... Hüseyin Bey kuvvetli fırça yemiş. Bu konuşmanın siyasi özeti budur!’

****

Kim statükocu?

Bu işte büyük çelişki var.

Başbakan Erdoğan ve partili bakanları bu ithamı başlattılar. Yağcı ve yandaş medya mensupları, din simsarları ve Kürt ırkçılığı yapanlar ile yağdanlık kalemler de bu akıntıya kapıldılar. İkide bir Atatürk dönemini yıpratmak için İsmet Paşa’dan başlayıp -kendilerine yakın gördükleri üç isim hariç tüm eski siyasileri ’Statükocular’ diyerek karalıyorlar.

Menderes ve Özal’ı esirgiyorlar. Cumhuriyet döneminin geriye kalan devlet adamları ve onları savunanları statükocu yani tutucu addediyorlar. Güldürmeyin beni! Bırakın Atatürk gibi bir büyük devrimciyi; İnönü, Ecevit, Baykal ve Kılıçdaroğlu için tutucu diyenler vallahi çarpılır. En azından aralarında ne haram yiyen var, ne mali götürenler var.

Dünya tersine döndü! Bizim bildiğimiz Mustafa Kemal ve izinde yürüyenler hem devrimci, ilerici ve yenilikçi hem çağdaş, uygar ve akılcı, hem müspet ilimci, gerçekçi ve yaratıcı, hem özgürlükçü, ulusal egemenlikçi ve sosyal adaletçi hem de laik, Cumhuriyetçi ve halkçıdır. Acaba biz mi hatalıyız? Çünkü biz onlara Statükocu deriz. Yani gerici, tutucu, din simsarı ve laiklik karşıtı olanlar onlardır. Kim haklı, kim doğruyu söylüyor?

En iyisi, tercihi okurlarımıza bırakalım. Biz mi haklıyız, Atatürk karşıtları mı?

****


YURT GAZETESİ

İSMET SOLAK
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


PİR ZÖHRE ANA

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.