You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

ŞEYH SAİT, SAİD-İ NURSİ, FETTULLAH GÜLEN Kimdir?

ŞEYH SAİT, SAİD-İ NURSİ, FETTULLAH GÜLEN Kimdir?

Posting Freak
ŞEYH SAİT, SAİD-İ NURSİ, FETTULLAH GÜLEN Kimdir?
Şeyh Sait kimdir?


Şeyh Sait kimdir, neden isyan etmiştir? Milliyet/Hachette tarafından yayımlanan “AXİS 2000 ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK”ten Şeyh Said maddesini olduğu gibi aktarıyorum:

“Cumhuriyet'in ilk yıllarında Doğu Anadolu'da çıkan ayaklanma (1 Şubat-15 Nisan 1925). Doğu Anadolu Bölgesi'nde Cumhuriyet yönetiminin uygulamalarına karşı çeşitli muhalefet hareketleri gelişmişti. Bu muhalefetin en önemli merkezlerinden biri, Kürt İstiklal Komitesi'ydi. Bu örgütün çalışmaları açığa çıkarılmış, ama daha önce yaptığı çalışmaların bir sonucu olarak çeşitli yerlerde ayaklanmalar başlamıştı. Ayaklanmanın önderi Nakşibendi şeyhi Şeyh Said'in adamları jandarma birlikleriyle Elazığ'ın Piran köyünde girdiği çatışma, kısa sürede birçok yere yayıldı. Ayaklanmacılar, Genç, Maden, Siverek, Varto, Elazığ gibi yerleri ele geçirdi. Bu arada, ayaklanmanın başlamasından birkaç gün sonra Fethi Bey (Okyar) istifa etti ve yerine İsmet Paşa (İnönü) yeni bir hükümet kurdu. Meclis, hükümete olağanüstü yetkiler tanıyan Takriri Sükûn Kanunu'nu çıkardı. Ankara ve Diyarbakır'da İstiklâl Mahkemeleri kuruldu. Şeyh Said kuvvetleri 7 martta Diyarbakır'ı kuşattıysa da şehre giremedi. Bölgeye yeni askeri birliklerin sevk edilmesinden sonra, 26 martta saldırıya geçen hükümet kuvvetleri, kısa sürede bölgede denetimi sağladı. Ayaklanmanın lideri Şeyh Said ve 28 ayaklanma önderi hakkında idam kararı verildi ve ertesi gün infaz edildi (29 haziran).”

[color=Red]***


Orhan Duru'nun “Amerikan Gizli Belgeleriyle Türkiye'nin Kurtuluş Yılları” (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) 26 Ocak 1922 tarihli bir belge yer alıyor:

“Yunanlar önemli bir zafer kazanırsa, Kürt isyanı Türkiye'nin arkasını ciddi bir biçimde tehdit edebilir, ancak Batı'daki savaş Türklerin lehine gelişirse, Türkler ellerindeki yarım düzine yetenekli liderlerden biriyle Kürt sorunlarına son verebilir. İngilizler kuşkusuz bu durumu bilmektedirler, gene de Kürt durumuyla meşgul olduğu sürece Mustafa Kemal'in Musul'a el koyamayacağını düşünmektedirler. Dolayısıyla Kürt akımına yardımcı olmaktadırlar.” (S.160)

***

Şeyh Said'in İngizlerin adamı bir vatan haini olduğu belgeleriyle kanıtlanmıştır. Kanıtlar ortadayken, Kürd-Der Başkanı İbrahim Güçlü, Şeyh Said ve arkadaşlarını mahkum eden mahkemeleri yasal bulmamakta ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yargılanmasını istemektedir.


Sadi-i Nursi kimdir?


Sadi-i Nursi kimdir? Saidi Nursinin tek amacı doğuda bir kürt devleti kurmaktır.

Kurulacak bu devlet seriat yasalarına göre yönetilecektir.

Ortaokul ve lise tarih ders kitaplarında zararlı cemiyetler olarak bize öğretilen Kürt Teali Derneğinin ve Kürt Nesri Maarif Cemiyetininde kurucularındandır.

Saide göre Ulu Önder Başbuğ Atatürk hadislerin bildirdiğine göre dini yıkacak bir insandır.Kuran-ı Kerimde ve Hz.Ali’nin kitaplarında kendisinden bahsettiğini iddia edecek kadar zır delidir.’’Ben biraderi Azamım Şeyh Sait’in intikamını alıyorum,aldım diyecek kadar da vatan hainindir.

Said-i Kürdi her gittiği medresede arkadaşları ve abisiyle kavga eder.din alimlerine ben hepinizden daha fazla biliyorum diye meydan okur.Onlarla kavga eder.
Irkdaşlarım Bana bir harf öğretenin kölesi olurum diyen İslam anlayışı nerede Said-i kürdinin İslam anlayışı nerede?

[COLOR="#ff0000"]Yorum sizin

Said-i kurdiden sözde kürdistana üniversite teklifi Saidin Güneydoğumuzu kürdistan diye adlandırıp ve burada kürtçe egitim veren bir üniversite kurulması için 2.Abdülhamit’e dilekçe vermiştir.

Mollanın kendi kitabından: Öteden beri ihmal edilen ve ilmi bir ehemmiyet verilmeyen Kürdistan’da Mısırdaki Cami-ül ezher ayarında Medreset üz Zehra adında bir üniversite açmak ister.

Irkdaşlarım molla bozuntusu bölücü amaçlarına Yüce İslam dinini de katmıştır.Ne yazık ki buna inanan saf müslümanlar vardır.Gerçekleri hala görememişlerdir.

Said-i nursi risaleler ve Kuran-ı Kerim Said efendi saçmaladığı kitaplarla Kuran-ı Kerim’i tamamlamaya geldiğini idda etmiştir.‘’Ey Said sana Kuran’ın ünlü 7 temelini parlak bir şekilde ispatlayan ve Fatihanın,nuruna mazhar bir aynası olan Risale-i Nur’u verdik.Kendi ifadesiyle,Kuran’daki ayetlerden sızmış,süzülmüş şeylerdir.İşte onun içinde risaleleri Kuan-ı Kerimi tamamlamaya geldigini iddia eder.Ne bileyim ırkadaşlarım!Kuran-ı Kerimin son din kitabı olduğu yine Kuranda geçtigini duymuştum.Herhalde Kuran-ı Kerim yanılıyor.Molla bozuntusu işin dogrusunu anlatıyor.

Said ve askerlik ‘’Risale-i nur öyle degerli bir kitaptır ki Kuran’ın onda yansıyan nurlarına hizmet etmek askerlikten ve kutsal savaştan bile üstündür,benim elimde fırsat ve param olsa,Risale-i Nur hizmetinde olan degerli kardeşlerimi askerlikten kurtarmak için bin lira karşılıgında bile bedeli öder ve KURTARIRIM ONLARI’’. Molla bozuntusu vatan savunmasını herseyden degerli goruyor.Peygamber Efendimizin ‘’Kişi kavmini sevmekle suçlanamaz’’ hadisini hiç duymamısa benziyor.Fazla yoruma gerek var mı ırkdaslarım Risal-i Nur’u okumak yada yazmak alim olmak için yeterlidir.Başka bir şey istemez.


[COLOR="#ff0000"]
FETULLAH GÜLEN KİMDİR ?



Fetullah 1938 de Erzurumda dogmuştur.Kimlikteki adı Fetullah iken birden Fethullah oluyor.Nedeni ise ‘h’ adın anlamının Allah’ın fetihçisi anlamına geldiği için.

Böylece saf Müslümanları daha rahat kandırmak için.Ayrıca yine nufus kağıdında yazmayan ikinci isim ise ‘M’.Bu adın anlamı ise MESİH.

Yani fetullah beklenen mesih oldugunu kendince kanıtlamaya calısıyor.

Kaç yasında namaza başladıgını bilimiyor Fettoş Küçük Dünyam adlı kitapta:’’Benim namazı çok erkendir.Sonra bir kısmını yanlış kılmısımdır diye kaza ettim.Ama zannediyorum dört(4) yasında namaza başladım ve hiç aksatmadım’’.Başka bir kaynakta ise 5(beş) yasında namaza basladıgını belirtiyor. Fettoş’un Rüyaları Fettoş artık öyle bir noktaya geliyor ki kendisi için bütün onemli olayları ruyasında gormeye baslıyor.

Evlenme,Cennet-Cehennem gibi. ‘’Bir ara içimden ‘’Acaba evlense miydim’’diye geçti’’.Ertesi gün bir arkadaşım geldi’’Rüyamda Peygamber Efendimizi gördüm.Size selam soyledi ve evlendiği gün ölür ve cenazesine gelmem’’ buyurdu.

Bu bir rüya idi.Rüya ile amel edilmeyeceğini biliyorum,ama şahsım adına bu işarete saygılı olmaya çalıştım. Tevazuya bakın:Bir gün bu arkadaşlardan biri rüya görür.Hatice validemiz kapının dısarısında.efendimiz içeride oturuyor.

Hatice validemiz Efendimize: Ya Resulallah bunlardan bizden hoşnutmusun diye soruyorlar.Ve Efendimiz: Evet hoşnudum.Hele birisi,hele birisi...! diyor.Burada bahsedilen birisinin kendisi olduğunu açıklamıyor.Okuyucunun anlamsını istiyor. Yine hocaefendi! Rüyasında Cehennemin önünde kollarımı açmış,sel gibi insanları durdurmaya çalışıyorum.Sonunda dayanamadım kenara çekildim.

Vallahi bu cemaetten hiç kimse içinde yoktu. İnsan sormadan edemiyor. 1-Sen kimsin be adam peygamber misin 2-Cennetle önceden gireceği belirtilen 10 kişi var.Bunlarda sahabeler.Sen sahabelerin tırnağı olabilir misin ki cemaatinin hepsi cennetlikmiş.

Fettullah ve Milliyetçilik Fettoş İskenderun da askerlik yaparken milliyetçilik maskesini takmıştır.Sırf komutanlara yalakalık olsun diye.

Vaaz vermesi istenilen fettoştan’’Bana Cemal paşa milliyetçi insan.Hiç olmazsa bir iki kelimede ondan bahset de biz de bunu değerlendirelim dediler.Vaazı veren fettoş telsiz arabasına o gün binerken ayağımı boşluğa atmışım.römorkun üzerine düştüm.Ve kaburga kemikleri kırıldı.fettoşun milliyetçiliği anca dürtüklemeyle uyarılmasıyla aklına geliyor ve birden milliyetçi oluyor.daha sonra kaburgam kırıldı diyor yani söylediğim yalanı Allah bile kabul etmedi beni cezalanırdı. Medrese Yalanı Fettoş eğitim durumunu açıklarken medreseye devam ederken tekkeyi de ihmal etmezdim.Alvar imamı hayatta iken hep onun yanına gidip geldim.Zaten ilk gözümü açtığım,ruhumun mayalandığı yer tekkedir.1938 yılında doğan fettoşun, daha dogmadan tekke ve zaviyelerin kapatıldığı aklımda kalmış.

Millet açlıktan kırıldığı yıllarda:Fettoş sigara hatta pipo içermiş.İşin ilginç yanı babası fettoşun yanında sigara içmezmiş.Saygıya bak.

Felsefe ve fizik dalında,Descartes,kant okuyarak onlara hayranlık duymuş.Klasiklerin tamamını okumuş. Irkdaşlarım bu din sömürücüsünün ne halt olduğunu anlamak için isteyen ırkdaşlarım:

[color=Red]1
-Kanla abdest alanlar/Ergun Poyraz/Toplumsal Dönüşüm Yayınları 2-Fetullah’ın gerçek yüzü/Ergun Poyraz/Toplumsal Dönüşüm Yayınları 3-Köstebek/Dr.Necip Hablemitoğlu/Toplumsal Dönüşüm Yayınları adlı kitapları okuyabilirler.

Aslında bunlar daha 3-5 kişiyken Atsız Atamız nurculuğa karşı ilk savaşı başlatmıştı.ne yazık ki o zaman ki siyasiler oy için bunların gerçek yüzünü görmek istememişlerdi.Adamlar şimdi MGK’da geçiyor. Fettoş müridlerine adliyede mülkiyede kadrolaşmalıyız diyor ve müridleri bunu gerçekleştirmek için canla başla çalışıyorlar.Biz Türkçüler Mülkiye,Adliye,Harbiye,Polis Koleji gibi önemli devlet makamlarında kadrolaşmalıyız Kıbrıs davasında gördük kaç tane elçimiz KKTC’den yana tavır aldı.Aynı şey Musul-Kerkük için Doğu Türkistan için de geçerli değil mi?


Türkforum.
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana





Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Posting Freak
ŞEYH SAİT, SAİD-İ NURSİ, FETTULLAH GÜLEN Kimdir?
Adamlar ellerindeki sahtekarlarla dini bahane ederek ülkeyi satişa çikarmişlar.

Bizler de allahın nuru gelmiş üstümüze hala kendimize (aleviler)gelemedik.
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşüt kapısıdır Zöhre Ana size


PİR ZÖHRE ANA
Posting Freak
ŞEYH SAİT, SAİD-İ NURSİ, FETTULLAH GÜLEN Kimdir?
Bu yazı Erdal Sarızeybek Düşünce Kulübüne ait forumdan alınmıştır.


SAİD-İ NURSİ'NİN TÜRK DÜŞMANLIĞI...!!!

"Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün" (Said-i Nursi)


Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk’ün savaşması zor olmaz.

Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur. Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi’dir.
Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır. Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için “devrim şehidi” ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır!!

Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye’nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır. Yukarda da anlattığımız gibi bu işi ilk başta savaş ile başarmaya çalışmışlar fakat devlet ve ordu gelenekleri olmadığından dolayı sonları hep bozgun, hezimet olmuştur.

1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde dünyaya gelen Said-i Nursi bağımsız Kürdistan çalışmalarına II. Abdülhamit zamanında başlar. Bu zamanlar, Türk topraklarının birer birer elden çıktığı zamanlardır. Said-i Nursi de bu durumdan yararlanmak için Abdülhamit’e bir dilekçe ile başvurur. Dilekçede Kürdistanın geleceği (!) için Kürdistan olarak adlandırdığı bölgede 3 tane medrese açılmasını ve bu burada Kürt gençlerinin eğitim görmesini ister. II. Abdülhamit bunun altındaki sinsi planı hemen fark eder. Bu dilekçeden sonra Said-i Nursi’yi önce sürgüne göndermeyi düşünür fakat akli dengesinin yerinde olmadığını anladığından tımarhaneye kapatılması kararlaştırılır. Said, “Zalimler için yaşasın cehennem!” sözünü Abdülhamit için söyler.
31 Mart ayaklanmasında da Kürt Said, Volkan gazetesi ile beraber yeniden sahneye çıkar. İngilizlerin tek bir kurşun atmadan bir Türk toprağı olan Kıbrıs’ı ele geçirmesinden büyük bir sevinç duyarlar. İnsanın midesini bulandıracak şekilde, Volkan gazetesinde İngiliz propagandası yaparlar. Çünkü umdukları şey Kürdistan için İngilizlerden görecekleri yardımdır. 31 Mart ayaklanmasında birçok Türk subayını vahşice katlettikleri halde Hıristiyanların kapısına birer nöbetçi koyarak onları korurlar. Yağmalanan Türkler ise umurlarında değildir. Fakat Mustafa Kemal’in kurmay başkanlığını yaptığı Yıldırım Orduları çok geçmeden bu isyanı bastırınca Isparta’ya sürülür. Bu andan itibaren Kürt Said Mustafa Kemal’i artık unutamayacak ve onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tüm kinini kusacaktır.

Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkınca Said-i Nursi tekrar sahneye çıkar. İngilizlerin güdümünde Kürt Teali Cemiyeti’ni kurar ve İngilizlerin işgal planlarına uygun olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeniden Kürdistan düşleri görmeye başlar. “Uyan ey Selahattin Eyyübi’nin torunları Kürtler!” diyerek Kürtleri ayaklanmaya çağırır. 16 Eylül 1919’da İkdam gazetesinde bir bildiri yayınlayarak, Türk Ulusunu Kuvayı Milliye’ye destek vermemeye, hatta onlara karşı mücadele etmeye çağırır.

Cumhuriyet’in ilanından sonra da Kürtlerin isyan dalgası devam eder. Said-i Nursi de bu isyanlara katılır. “Biraderi azamım” dediği Şeyh Sait’in isyanına katıldığından dolayı yeniden sürgüne gönderilir. Onun biraderinin, “Bir Türk öldürmek yetmiş gavur öldürmekten daha üstündür” sözü Said-i Nursi’nin düşünce yapısını dolaylı yoldan bize gösterir. Şeyh Sait Türk Ulusu’na karşı bu hainliğinin bedelini darağacında sallanarak öder. Said-i Nursi bunu asla unutmaz. Hasta yatağında yatarken şimdi Hakpar Başkanı olan Abdülmelik Fırat’a “Biraderi azamım Şeyh Sait’in öcünü alacağım.” der. Öcünü almak istediği kişi, yaşamını Türk’ü sırtından vurmakla geçiren, İngilizlere ruhunu satarak Musul ve Kerkük’ün Türklerin eline geçmesini engelleyen, Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalayarak bir Kürdistan kurma düşü olan kişidir.

Sıkça hezeyanlara kapılan Said-i Nursi’nin bir hezeyanı ise Atatürk ile ilgilidir. Emirdağ Lahikası’ndaki “Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın kahramanlığını Mustafa Kemal’e vermediğim için bana hücüm ediyorlar.” sözü, en koyu ikinci cumhuriyetçilerin bile akıllarına getiremeyecekleri ve kargaları bile güldürecek kadar komik bir laftır.

İslam ile çelişkileri
Said-i Nursi’nin düşünce yapısı da İslam inanışı ile çoğu yerde çelişki gösterir. Ve bu çelişkiler İslam alimi olmayanlar tarafından bile hemen anlaşılacak şekilde çok açıktır. Hiç evlenmemesi, Cuma namazına gitmemesi, kendisine Kuran öğreten hocalarına karşı gösterdiği saygısızlık gibi. Ne Yunus Emre ne de diğer İslam büyükleri kendilerini yetiştiren hocalarına karşı “Sen bir şey bilmiyorsun.” lafını kullanmamıştır. Belki de bundan dolayı Said-i Nursi ders almak üzere gittiği tüm medreselerden kovulmuştur. Cuma namazı kalabalık olarak kılındığından ve kendisinin kalabalık yerlerde namaz kılmaktan huzur bulmadığını söyleyen Said’in durumu son derece ilginçtir. Çünkü Cuma namazı inananlar için müminlerin bir araya toplandığı bir andır ve cemaat ile kılınması zorunludur. Üst üste üç Cuma namazı kılmayan bir Müslümanın cenaze namazı bile kılınmaz.

Risaleleri ile ilgili söylediği sözler bile İslamı nasıl yorumladığını bizlere gösterir. “Risale-i Nur okumak ona hizmet etmek bir ibadettir. Ona hizmet üç aylarda yapılan zikirlere bile tercih edilmelidir.” Kısacası Said-i Nursi kendi yazdığı kitapları okumanın Allah’a karşı yapılan ibadetten daha hayırlı olduğunu söyler ve İslam’a yeni bir yorum getirir.
Bu noktada akla İngiliz casus Hempher’in anıları geliyor. Az sayıdaki İngiliz casusa verilen “İslam’ı Nasıl Yıkarız” adlı kitapta da cihadın geçici bir farz olduğu ve artık cihad yerine başka işlerle uğraşmasının Müslümanlar için daha iyi olduğu propagandasının yayılarak İslamiyetin zayıf düşürülmesi öneriliyordu. Kurtuluş Savaşı sırasında da İkdam gazetesinde Kuvayı Milliyecilerin İngilizlere karşı savaşmaması için bildiri yayınlayan Said-i Nursi’nin davranışının bir nedeni de bu olabilir mi?

Said-i Nursi, “Risale-i Nur okumak ya da yazmak alim olmak için yeterlidir. Başka şey istemez.” sözü ile Kuran’ı, hadisleri ve diğer tüm İslam bilimlerini bir çırpıda silmiş temel kaynak olarak kendi risalelerini koymuştur. Hattâ Hizbullahın öldürdüğü Zehra Vakfı’nın bir üyesinin cenazesinde de Kuran yerine risale okuyacak kadar ileri gitmişlerdir.

Bu ve bunun gibi İslamdışı yorumlarından dolayı nurcular, diğer bazı tarikatlar tarafından “narcılar” yani cehennemlikler diye adlandırılmaktadır.

Said-i Nursi’den sonra Bayrak Fethullah’ta

Said-i Nursi’nin ölümünden sonra nurcular kendi aralarında bölünmüş Fethullahçılar, Med Zehracılar, Kırkıncılar, Aczmendiler gibi çeşitli akımlar türemiştir.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın hazırlamış olduğu rapora göre, nurcular dokuz gruba ayrılmış olup, içlerinde en güçlü konumda bulunan Fethullahçılardır. Ekonomik yönden inanılmaz bir güce ulaşan bu grubun en tanınan şirketleri ise Zaman gazetesi ve Samanyolu televizyonudur. Finans sektöründe Asya Finans eğitim sektöründe ise yurdun her tarafına yayılmış olan dersaneler ve Fatih Üniversitesi ile faaliyet göstermektedir. Bu dershaneler ve üniversite Fethullahçılar için bir numaralı insan kaynağıdır.

Bu çalışmalar yalnızca yurtiçinde değil yurtdışında da sürdürülmektedir. Dünyanın neredeyse yarısında Fethullah’a bağlı şirketler aracılığı ile okullar kurrulmakta ve İngiliz kültürü adına önemli hizmetler verilmektedir. Buna en güzel örnek olarak bir Türk yurdu olan Yakutistan’ı verebiliriz. Ana dili Türkçe olan bu ülkede, Fethullah bir üniversite ve 5 okul açarak İngilizce eğitim vermeye başlamış ve nihayet 1999 yılında ülkenin resmi dili Türkçe yerine İngilizce olarak değiştirilmiştir. İngiltere’nin Kazakistan Büyükelçisi 1995 yılında Fetulla’ın Kazakistan’daki okulları için “Bu okulları açmak suretiyle İngiliz kültürüne yaptığınız hizmetler ve İngiliz kültürünü yaymakta gösterdiğiniz katkılar için İngiliz milletinin minnettarlığını bildiriyor ve teşekkür ediyoruz” diyordu. Londra’da Fethullah için düzenlenen ödül töreninde de Lord Rotherham Fethullahçıların okul sayısını kendi okulları olarak kabul ile övünerek “50’den fazla ülkede 500’den fazla okulumuz var.” demiştir. Böylece Said-i Nursi gibi Fethullah’ın da kime hizmet ettiğini tüm Türk Ulusu görmüştür
Fethullah saf insanları etkilemek için üstadının taktiklerini birebir uyguluyor. Sabah gazetesinde yayınlanan bir röportajında, cehennemin önünde kollarını acıp beklediğini insanların yığınlar halinde cehenneme doğru giderken kendi cemaetinden kimsenin olmadığını Allah’ın adını vererek yemin ediyor. Böylece Fethullah İslam dünyasına Hıristiyanlıkta bulunan ruhbanlığı sokmuş oluyor. Hz. Muhammed bile sahabelerden en fazla 10 kişiyi cennet ile müjdeleyebilirken Fethullah tüm cemaatini cennet ile müjdelemektedir.

28 Şubat’tan sonra

28 Şubat sürecinde eski hastalıkları yinelediğinden ABD’ye giden Fethullah ne hikmetse bir türlü iyileşememiş ve ülkesine dönememiştir. Aradan 6 yıl geçmiştir. Ezan sesini ve minareleri çok özlediğini söyleyen Fethullah her ne hikmetse Türkiye olmasa bile başka bir Müslüman ülkeye gidip bu özlemini gidermeyi akıl edememiştir. İnsanın aklına gelen başka bir soru da insanın bir emekli maaşı Amerika’da nasıl yaşamayı başardığıdır. Bizim emeklilerimiz devlet hastenesine bile gidemezken kendisinin Mayo Clinic gibi tüm dünyanın bildiği bir sağlık kurumunda nasıl tedavi olduğunu açıklarsa en büyük hizmeti yapmış olur.
Fethullah şu an yaşamını Pensilvanya’daki bir çiftlikte CIA tarafından en düzeyde korunarak sürdürmektedir. 11 Eylül’ün ardından tüm dünyada Müslümanlar için sürek avı başlatan ABD neden Fethullah’ı korumak için en üst düzeydeki örgütünü görevlendirmektedir?

Bunun nedeni aslında çok açıktır. ABD’nin ılımlı İslam uygulaması için Fethullah biçilmiş kaftandır. Irak-ABD savaşında ABD’yi desteklediğini açıklaması, savaşta ölen İsrailli çocuklar için üzüldüğünü söylerken, Iraklı çocuklar için tek laf etmemesi onu İslamı Protestanlaştırmak için en uygun aday yapmaktadır. ABD eski başkanlarından Bill Clinton’un danışmanı Eckelman da Fettullah Gülen’i “İslam’ın Martin Lutheri” olarak tanımlıyor. Vatikan’ın bundan dolayı Fethullah’ı sevmesinden daha doğal birşey olamaz. Vatikan’ın Türkiye temsilcisi Maroviç’in, “O şeriatı getirmez çünkü ‘Muhammedun resulullah demeyen de cennetlıktır’ dedi. Onun için biz onu çok seviyoruz?” diyerek bağrına basmıştır.

Türk Birliği’nin önündeki en büyük engel: Nurculuk

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından önce ABD, ortaya çıkacak yeni durumu çok iyi değerlendirmiş, tüm Türk dünyasının tek bir çatı altında birleşmesinin kendisi için en büyük tehdit olacağını anlamıştır.
İşte tam bu noktada doğan boşluğu doldurmak üzere Fethullah devreye girer. Orta Asya ülkelerinde birbiri ardınca İngilizce eğitim veren okullar açılır.
Katledilmeden önce Necip Hablemitoğlu, Fethullah’ın ABD adına üstlendiği rolü de yazdığı bir rapor ile ortaya çıkarmıştı:
“Bizzat kendi yandaşlarının açıklamalarına göre; hocaefendileri yakın zamana kadar Türk devletinin istihbarat örgütlerine ajanlık yapmaktaydı. Bir başka ifade ile gerekli ve önemli bulduğu sakıncasız bilgileri -sırf gizli ilişkilerin ve amaçlarının örtülmesine yönelik olarak (second cover)-Türk ilgili makamlarına iletmekteydi. CIA ile bağlantının gelişmesinden sonra bu tür enformasyon hizmeti, (double-agent) statüsü içinde bir süre devam etti. CIA bağlantısı, Fethullahçıların ve de Hocaefendilerinin yerinde yani kendi vatanlarında taraf değiştirmesi (defection in place) sonucuna yol açtı. Ta ki bu çarpık ilişkiyi Türk Silahlı Kuvvetleri ve MIT farkedinceye kadar! CIA nezdinde tüm Fethullahçılar (walk-in) diye tabir edilen bir kategoride tutulmaktadır. Yani kendi ayaklarıyla ve gönüllü olarak ajanlık hizmetine talip olmuşlardır”

Kısacası kendi gizli amaçlarına ulaşmak için Fethullah, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ve MİT’in işine yaramayacak bilgiler veriyor ve bu arada gerçek görevi olan CIA ajanlığını sürdürüyordu. Kısacası çift taraflı oynuyordu. Türk tarihinde devletini, ulusunu satanların sonu her zaman bellidir.
Rapordaki bir tümce son derece dikkat çekicidir:

“Fethullahçılar, Türkiye’nin hasmı olan ülkeler için en uygun ve en zengin ajan borsasını oluşturmuşlardır”
İngiliz kültürüne yaptığı çok büyük katkılardan dolayı ödül alan, yüzlerce yıllık Türk yurdu olan Yakutistan’ın ana dilinin İngilizce olmasını sağlayan Fethullah’tan bunları beklemek hiç garip olmasa gerek.

Fethullah’ın eğitim alanındaki hizmetleri yalnız yurtdışı ile sınırlı değildir. Fethullah Heybeliada’daki ruhban okulunun açılmasının en büyük destekçilerinden birisidir. Bu konudaki çalışmaları için Patrik Bartholomeos her seferinde ona teşekkür etmekte ve “Ona bir emrimiz değil ancak bir ricamız olur.” diyerek gözlerimizi yaşartan bir dostluk tablosu sunmaktadır. Aynı Fethullah ise Batı Trakya’da yaşayan Türk yurttaşlarımızın eğitim hakkı için en ufak çaba göstermemektedir. Hoş! Aslında bu çabayı gösterse ne için olacağı da oldukça açıktır.

Fethullah Türk milliyetçileri arasına girerek onları bölmeye çalışmakta ve nabza göre şerbet verme ustalığını en iyi şekilde kullanmaktadır. Askerliğinde Cemal Tural adlı komutanının milliyetçi olduğunu öğrendikten sonra bir anda milliyetçi söylemlere başlayan Fethullah tüm Türkler için “Peygamber Ocağı” sayılan ve bu görevi tamamlamayanlara kız bile verilmeyen askerlikten yırtmak için neler yaptığını anlatır. Ona göre askerlik yılları tüm yaşamının en kabuslu yıllarıdır. Korkulu bir rüya gibi sürekli olarak askerliğinin bitmesini beklediğini söyler. Herkesin 24 ay askerlik yaptığı bir zamanda 17 ay askerlik yaptığını böbürlenerek anlatır.

Zaman kime hizmet ediyor?

Tüm bu süreç içinde Zaman gazetesi, Türk tezlerine yeteri kadar yer vermezken Ermeni ve Kürt tezlerini fazlasıyla yer bulmaktadır. Sayfalarında Ermeni soykırımı masallarını büyük puntolarla duyuran Zaman, şehit haberlerini ise küçük puntolarla bir köşeye sıkıştırma gayreti içindedir. Sabrının sınırları zorlanan Türk halkının Bözüyük’te PKK sempatizanlarına hak ettikleri karşılığı vermelerine “Provokasyona gelmeyin” diyen gazete, Türk insanı ile bir avuç PKK sempatizanına eşit uzaklıkta durduğunu son derece net şekilde göstermektedir. Türk insanının PKK yandaşlarına nasıl davranmalarını bekliyorlardı? Davullar calıp kurban keserek mi? Bazı Zaman gazetesi yazarlarının Ermeni sözde soykırım anıtına çelenk koyduğu da unutulmamalıdır.


Samanyolu Televizyonu aynı yolda Türk insanına hizmetlerine (!) devam etmektedir. Bilal Ercan adını çoğunuz duymamış olabilir. Bu adam PKK propagandası yapan ve Türk Devleti’nin kapatmak için büyük uğraş verdiği Danimarkayı defalarca uyardığı Kürtçü ROJ TV’de düzenli olarak program yapan bir adam. Berat Kandili nedeniyle Samanyolu televizyonu bu adamı programına çağırıyor. Ve bu adamın kasetlerinin reklamı, Fethullah’a bağlı kırtasiye mağazalarının vitrinlerini süslemekte. Bir PKK sempatizanını Samanyolu neden ekrana çıkarıyor dersiniz? Yanıt oldukça basit. Çünkü Fethullah’ın şiirlerinden birini bu adama bestelemiş. Bundan dolayı bu adama sponsor oluyorlar. Etraflarında herhalde PKK sempatizanı olmayan bir besteci bulamamış olsalar gerek... AB üyeliği uğruna Apo’yu salıverdiklerinde de Samanyolu’nda kahramanlık türküleri okuturlar artık.

22 Eylül 2005 tarihli Zaman gazetesinde şöyle bir yazı geçmekte: “...Bize karşı yapılanlara karşı devleti bir sorgulamaya kalksak çoğu zaman dengeyi koruyamayız. Farkında olmadan devletine karşı milletin güvenini sarsmış oluruz...” Bu sözlerin kime ait olduğunu hemen anladınız herhalde. Yani Fethullah diyor ki: Bu devlet bana karşı haksız davrandı, ben bana yapılan haksızlıkları açıklarsam millet galeyana gelir, devletinden soğur. Doğrusu gözlerim yaşardı. Ne yurtsever ne mazlum insanmış Fethullah. Ama burada ince bir nüans var. Fethullah aslında aba altından sopa gösteriyor. Yazının devamında milletin güveninin sarsılması halinde anarşi doğacağını söylüyor. Yani bana yapılan haksızlıkları bir açıklarsam Türkiye Cumhuriyeti anarşiye boğulur diyor Hocaefendi.

Artık Türk gencinin böyle laflara karnı tok. Atatürk’ün dediği gibi içteki düşmanlar hiç ara vermeden calışmaktadır. Eğer günün birinde Türk toprakları üzerinde bir Kürdistan görmek istemiyorsak, nurculuk gibi ABD çıkarlarına hizmet eden sapık tarikatların oyunlarına karşı dikkatli olmalıyız. Bu yurdu atalarımızdan aldığımız şekilde çocuklarımızı da bir Türk yurdu olarak bırakmak için nurcu hareketi engellemek her Türk için bir namus borcudur.

Kaynak
Said-i Nursi'nin (Said-i Kürdi) Türk Düşmanlığı - Beg Teginli - Blogcu
Trk Toplumcu UyanTrk d=62

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Junior Member
ŞEYH SAİT, SAİD-İ NURSİ, FETTULLAH GÜLEN Kimdir?
tarihin geçmiş dönemlerinde kuyularımızı kazanların adı ve şekli değişti sadce, o zamanda yapılan oluşumların çeşitleri ile karşı karşıyayız bildiğim bişey var bu ülke var olduğu sürece bu pislikler var olacak ama ne olursa olsun geldikleri gibi gittiler

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.