Cumhuriyet
26.11.2009
Seninle Yüceliyorum Öğretmenim
İ. GÜRŞEN KAFKAS
Çağın sürekli değişen ve gelişen sorunları eğitimi ve özellikle öğretmen eğitimini gündemde tutmaktadır. Bilgi verme, eğitme ve öğretme kavramı, bilişim gelişkinliği nedeniyle yapısal değişim içermektedir. Yarınlarımızın güvencesi ve yönlendiricileri çocuklarımızın eğitimcileri öğretmenleri eğitmek önemli bir konudur. Çünkü onlar “dünyanın en kutsal işini” yapıyorlar.
Cumhuriyetin kazanımlarında, ilke ve devrimleri tanıtmada, ulusal eğitimin tüm sürecinde öğretmenlerin alın teri ve emeği vardır. Atatürk: “Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır…” diyerek gençlerin sorumluluğunu onların omuzlarına yüklemişti.
Ülkemizin yoksul, eğitimsiz ve daha da geri olduğu günlerden bugünlere kadar, karanlıklardan aydınlığa koşmayı görev bilen öğretmenlerdir. Onlar, alınlarında bilgi, yüreklerinde sevgi, gözlerinde hoşgörü ile ülkemiz insanının “yıldız öğretmenleri” oldular. Dünlerde bilgisizliğin düşmanı oldular. Öğrettiler, eğittiler, yönettiler ve yönlendirdiler.
Geleceğimizin aydınlık, çağdaş yüzü, bilimin, teknolojinin ve sanatın donanımlı rehberi oldular. Zorlu savaşlar sonrası ulaşılan özgürlükçü demokrasi ateşi eğitim seferberliğiyle ışık topuna dönüşüyordu. Bugünün öğretmen eğitimi eleştireldir. Öğretmen, “bilgi, sevgi ve deneyim” üçlüsünün birlikte işlediği ortamda yetiştirilmelidir. Sevgi dağıtan, aydınlatan, güvenilen, inanılan, yenilikçi ve yenileşmeci eğitim, öğretmenlerin yol çizgisidir.
Öğretmenler, yurdun çocuklarına bilgiden taç örerken insanlığın erdemli, dayanışmacı ve sevgi dolu olmalarını, gönül pınarlarındaki coşkuda yaşatmaktadırlar. Yapıcı, yaratıcı, özverili ve insan haklarına saygılı mesleki yapılarıyla onlar sorumluluklarının bilincindedirler. “Millet Mektepleriyle” yaktıkları ışık, ülkenin koyu karanlık yüzünün yıldız ışığı oldu.
“Ulusları kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir!..” özdeyişiyle Atatürk, öğretmenlere verdiği değeri ve önemi belirtiyor. 1928 yeni Harf Devrimi’nin kabulü ve Atatürk’ün karatahta başında yeni harfleri ülke insanına öğrettiği gündür. Ayrıca 24 Kasım’da, Atatürk’e Millet Mektepleri Başöğretmenliği verildi. Atatürk, çağdaş bir ulus olmamız için eğitimin gereğine inanıyordu.
Bir ulusun etik ve kültürel yönden güçlü ve uygar olması, öğretmenlerin çalışma ve başarılarına bağlıdır. Ulusal birlik ve bütünlüğün kaynağı da öğretmenlerdir. Onlar, bireyleri ham bir madde olarak ele alır ve titizce işlerler.
Ülkenin her köşesinde görev bilincini yaşayan öğretmenlerin, mesleğe hazırlanması, girişimciliği, özlük ve işbirliği ruhu ile mesleki formasyon sorunları devletçe çözümlenmelidir. İnsan eğitimi ciddi ve önemli bir konudur. Kaliteli, bilgili, ruhsal ve bedensel, yönde sağlıklı adayları öğretmenliğe özendirmek gerekmektedir.
Sokrat: “Dünyada her esere paha biçilir, ama öğretmenin eserine paha biçilmez. Çünkü o eser eğitilmiş insandır” demiş. Eğitimin mimarları öğretmenlerdir. Omuzlarında o kadar çok sorumluluklarının yanında sorunları da gün geçtikçe artmaktadır. Gelişmiş ülkeler, en büyük yatırımı eğitime ve öğretmene yapmaktadırlar. Öğretmeni siyasetin kirli ellerinde boğmanın uğraşında olmamalıyız. İktidara yakın olmak, yönetici olmaya, yükselme ve yücelmeye yeterli olmamalı.
Ülkemiz öğretmeni, bilgili, etkili ve yetkili olacakken, sorunlarıyla boğuşur oldular. Geçim, ulaşım, atanma, yükselme ve yücelme derdi öğretmenlerin bedenlerinde kasırga sarsıntısı yaratmaktadır. Onlar sağlıklarını, soluklarını, enerjilerini, gençliklerini ve sevgi dolu gönüllerini çocuklara ve gençlere severek veriyorken karşılığını alabiliyorlar mı?.. Sorunların çözümü düşünülüyor mu?.. Onlar, “Uygarlık yolunda, bilgisizliğe karşı açılan savaşta mutlaka başarı sağlamalıdırlar!..” Atatürk’ün bu özdeyişi öğretmenlere verdiği sorumluluğa bakışını yansıtıyor. Atatürk’ün, Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati, döneminde öğretmenler “altın çağlarını” yaşadılar. Bugün nutuk atma, kuru övgüler, şiir, şarkı söyleme çağı. Ya sorunları, çilelerinin çözümü, emeklerinin karşılığının alınması, sosyal gelişmeleri hep beklentide. Bugün yedi yüz bini aşkın öğretmen suskun, durgun ve anlaşılmaz bir beklentidedir. Teolojik baskı ve kayırma onları, aydınlığın habercisi ve çağdaşlaşmanın önderi olma yolundan uzaklaştırır düşüncesi içimizi karartıyor.
Ulusça aydınlığa çıkacağımız günlerin özlemiyle sevgili meslektaşlarımın “Öğretmenler Günü”nü kutluyorum. “Yarın / Umut /Onlarda!..”
Seninle Yüceliyorum Öğretmenim
Konu Sahibi / Yazar
Dogan
Kategori / Forum
Eğitim - Öğretim
Yorumlar / Cevaplar
1
Okunma / Görüntüleme
2447
Seninle Yüceliyorum Öğretmenim
Seninle Yüceliyorum Ãğretmenim
Öğretmenlere Söylev
Muallime hanımlar ve muallim efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum. Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir. Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz. Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir. Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz. Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz. Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserde ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim. Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum.
Mustafa Kemal – Kütahya Lisesi / 24 Mart 1923
Muallime hanımlar ve muallim efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum. Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir. Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz. Biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. Vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. Yalnız bu orduya sahip olmakla işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir. Bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. Milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz. Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz. Arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserde ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. Hakikaten böyledir. Bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. Siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. Sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. İstiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim. Bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum.
Mustafa Kemal – Kütahya Lisesi / 24 Mart 1923
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi