You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Seçim Nasıl Kazanılır - 2

Seçim Nasıl Kazanılır - 2

Administrator
Seçim Nasıl Kazanılır - 2
23 Mayıs 2011 - BirGün

KARA GİRDAP

Muhalefet partilerinin başına ne geliyorsa “kara girdap”tan geliyor. Bunu prototip bir CHP’li üzerinden açıklamaya çalışacağım.

CHP’li vatandaşın adı Mehmet Yılmazel. Mehmet Bey, okursa Hürriyet, Milliyet, Posta, Sözcü vs okuyor. Mühendis, futbol meraklısı. Kendi sözleriyle “Atatürkçü”; lise sona giden bir kızı, ilkokulda bir oğlu var. Eşi pratisyen hekim, üniversitede tanışmışlar. Mehmet Yılmazel, neşeli, keyifli bir adam. Haftasonları dağ turlarına çıkıyor; kızıyla birlikte patenle kayıyor. Reklamlarda dikte edilen “normal” insanın ta kendisi.

Ama Mehmet Yılmazel’in kulağına sağdan soldan sürekli haberler geliyor:“Kız çocuklarını tarikat okullarında esir ediyorlar”, “Herkesi içeri aldılar”, “Memleketin her karışını satıyorlar”, “Medya ellerinde”, “Faşizm geliyor”, “Ülke elden gidiyor” vs vs...

Mehmet Bey bu sözleri duydukça kararmaya başlıyor. Her geçen gün daha kararıyor. En sonunda kapkara oluyor.

Mehmet Yılmazellerden 8 milyon tane var. Parti yöneticileri hangi şehre gitse binlerce Mehmet Yılmazel görüyor. Hepsi öfkeli, hepsi üzgün, hepsi kapkara. Her şehirde yakalara yapışıyorlar, “kurtar bizi” diyorlar.

O kadar çoklar ve öyle tepkililer ki, partinin aklı karışıyor. Bir süre sonra sadece onları görmeye ve bu muazzam kalabalığa bakıp, memleketi değerlendirmeye başlıyorlar.

Benzer durumda başka kadın ve erkekler var. Örneğin sadece Milli Gazete okuyan %3’lük bir kitle var. Kurtlar Vadisi hayranları var ki hangi partiye oy verdikleri malum.

CHP’li Mehmet Yılmazel (veya örneğin EMEP’li Hasan Tan) bunca öfkeliyken, AKP’ye oy veren Selim Türkhan ne yapıyor? Onun medyasında bu ‘kötü’ haberlerin hiçbiri yok. O sadece (veya öncelikle) projeler, atılımlar, gelişmelerle dolu mutlu bir Türkiye görüyor.

22 Temmuz öncesi Cumhuriyet Mitingleri’nde coşkulu CHP’li yöneticilerle tanıştım. “İşte” diyorlardı, “Kalabalığa bak. Geliyoruz. AKP kabusu bitti”
İstanbul’daki 1 milyon kişilik mitinglerle gözleri dolan CHP yöneticilerine, “Peki şu anda mitinge katılmamış olan 14 milyon İstanbullu için ne düşünüyorsunuz?” diye sorduğumda, öfkeli yanıtlar alıyordum.

Allah’tan herkes benim gibi zalim değildi. Ve her seçim peydahlanıp “CHP %40, AKP %30” türünden anketler sunan “çıplak kralın kurnaz terzileri” imdada yetişiyordu. O zamanlar CHP’nin %20’yi zor geçeceğini söylüyor ve yazıyordum. Oysa CHP’nin başındaki coşkulu kalabalık bana kızıyor ve “%40’la tek başına iktidarız” diyordu.

Neden?

“Kara girdap” yüzünden. Çünkü hepsi bu kara girdaba kapılmıştı.

Milletvekili adayları gittikleri her yerde büyük bir kalabalıkla karşılaşıyor ve coşuyordu. Bu kalabalıklar AKP mitinglerinde bile yoktu. “Demek ki kazandık” diyorlardı, “demek ki AKP’yi yendik.”

CHP üzerinden verdiğimiz bu örnek sizi yanıltmasın. Seçim vakti yaklaştıkça hemen her partide olağanüstü bir iyimserlik hali peydahlanır. Neredeyse her partinin “yandaş” bir araştırma şirketi vardır. Bu şirketlerden gelen absürd sonuçlara, zamanla araştırma şirketi çalışanları bile inanır.

İşçi Partisi’nin her seçimden önce “Baraji aştık geliyoruz” gibi afişler basması yaygın kanının aksine, taktik bir hareket veya bilinçli bir saptırma değil; partinin buna bizzat inanmasıdır.

Neredeyse her parti seçim yaklaştıkça oylarını katlayacağını, anlamlı bir sıçrayış elde edeceğini düşünür.

KAYISI ÇEKİRDEĞİ

Tabandaki seçmen için vaadler önemli değildir. Parti lideri ne derse desin, seçim performansı ne olursa olsun; ahlaka ve akla kesin olarak aykırı çok sıradışı bir durum olmadıkça o taban, kesinlikle partisine oy verir.

AKP’nin kayısı çekirdeği, toplam seçmenin %10’u. Bu oran CHP’de %20, MHP’de %10, BDP`de %5’i kadar.

Bu tablo CHP’nin, Türkiye’nin tartışmasız en büyük partisi olduğunu gösteriyor.

Bir partinin hemen hiçbir vaad üretmeden, inandırıcı neredeyse tek laf etmeden %21 oy alabilmesi (%1 fark DSP’den geldi) dünyada görülmüş vaka değil. CHP işte bu kadar büyük bir siyasi güç. Örneğin, AKP sadece kendi çekirdek tabanına uygun “anti emperyasit dindarlık”, “milli görüş”, “islam” sözlerini söylerse ancak %10 alabilir.

Aslına bakarsanız AKP ve MHP son 30 yılda çekirdek tabanlarını muazzam şekilde artırdı. CHP ise yerinde saymış görülüyor. Son 30 yılda Kürt bilinçlenmesi %5 gibi bir oy yakalama başarısı gösterdi.

Yukarıdaki tabloya biraz daha yakından baktığımızda yeni yorumlara ulaşıyoruz. AKP seçmeninin %40 yani toplam seçmenin yaklaşık %20’si, “AKP olmazsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna Saadet Partisi yanıtı veriyor.

Bu bize iki şeyi gösterir: Birincisi, AKP iktidar olmanın gücüyle çekirdek tabanına “ikinci bir taban” ekledi. Bu taban, AKP’nin kayısı çekirdeğini, kayısı gibi sarıyor. Kimler var bu “eklemlenen” tabanda? Fetullahçılar ve diğer tarikatlar. ANAP ve DYP’nin muhafazakar ve “işbitirici” takımı. Özal tipi liberallar vs vs...

Özellikle ilk seçimle birlikte bu kısım, “etle kemik” veya “kayısı ile kayısı çekirdeği” gibi birleşti. Aralarında küçük farklar olsa da, çekirdek kısımla birlikte bu eklemlenen kısımın da “parti tabanı” görüntüsü çizdiğini söyleyebiliriz.

“AKP olmazsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna Saadet Partisi yanıtının verilmesinin ikinci nedeni de; eklemlenen taban için de “Milli Görüşçüler” ilişkiler bütünlüğü dışında bir seçenek olmaması.

AKP’nin çekirdek tabanı %10, eklemlenen tabanı %10... Toplarsak yaklaşık %20 olur. Bu rakam CHP’nin çekirdek tabanı oyuna eşit. Yani AKP, eklemlenen tabanıyla birlikte CHP ile eşit bir tabana ulaşır.

CHP kendine “kayısı” yapacak bir çember oluşturamadı. Orada örneğin Kürtler olabilirdi, sosyalistler olabilirdi, komünistler olabilirdi, bazı liberaller olabilirdi, gidişattan rahatsız dindarlar olabilirdi. Hiçbiri olmadı. CHP’den farklı siyasi görüşler CHP’ye eklemlenemedi.

CHP’nin kuru ve sert çekirdeğinin üzerinde zar kadar bir eklemlenmiş taban bile bulmak zor. Belki çok az DYP ve ANAP’ın “laik” oylarından bahsedebiliriz. Ama bu oylar zaten “ çekirdek taban” refleksleriyle CHP’nin içinde. Yani eklemlenmiş filan değil. ANAP ve DYP’yi “laiklik elden gidiyor” teziyle terk edip, yıllar önce, (hatta AKP’den önce) CHP’ye katılmış bir kitle bu.

MHP ise son iki seçimdir tıpkı AKP gibi bir başarı kazanıyor. MHP de, AKP gibi çekirdek tabanına “eklemlenen” yeni bir taban oluşuyor. Bu tabanı “Beyaz Türkler” olarak özetleyebiliriz. Yani İzmir’de “kahrolası Kürtlerin” üzerine taş atan kızın kitlesi; büyük kentlerin sıkıcı, kuralcı, ikiyüzlü; öte yandan temiz giyimli, şık, kibar (ve alabildiğine faşist) zenginleri.

“Yeni CHP”, Karslı, Dersimli, Alevi imgeleriyle, bu seçimde daha fazla “Beyaz Türk”ün MHP’ye katılmasını teşvik edebilir.

Kürtler bu seçimde de Türklerle elele verip seçime giriyor; büyük bir platform oluşturup %10 baraj handikapını aşmaya çalışıyorlar. Kürtler’in çabası da “çekirdek” tabanlarına, “eklemlenen” bir taban yaratabilmek. Bunu da büyük kentlerin sosyalist oylarıyla bir ölçüde başarıyorlar.

Buraya kadarı toparlarsak: CHP en büyük siyasi parti ama bugüne dek çekirdek tabanı aynı zamanda seçmeni oldu. Çekirdek tabanına “eklemlenen taban” bile ekleyemedi.

AKP, MHP ve BDP kendi tarzlarıyla çekirdek tabanlarının yanı sıra, “eklemlenen bir taban” yaratmayı başardılar.

Ama sadece ve sadece AKP, çekirdek ve eklemlenen tabanı dışında Selim Türkhan’ı da ikna edebilme başarısını gösterdi. 2000’li yıllar boyunca bunu başaran AKP dışında hiçbir parti olmadı.

AKP’nin bu başarısına “kayısının kokusu” diyorum. Hani şu burnunuzu yaklaştırdığınızda duyulan koku.

AKP’nin böyle bir kokusu var. Bunun nedenleri pek çok şey olabilir. Medya gücü, icraatleri, liderin tavırları vs vs. Sonuç bölümünde bu konuya döneceğiz.

AKP’nin kokusu, Semih Türkhanları kendine çekiyor. Bu kokunun büyüsüyle, politik olmayan, “ortada” olan, “yanar döner” olan 12 milyon seçmenin önemli kısmı AKP’ye oy veriyor.

KARAVANA

AKP dışındaki partilerin tüm söylemleri kendi taban seçmenlerinin düşüncelerine uygun. Oysa AKP’nin siyasi söylemleri kendi çekirdek tabanından çok farklı (hatta zıt) biçimde, “Batıcı”, “Avrupacı”, “ilerici” olabiliyor. AKP “oy kapmak” için tabanıyla gizli bir mutabakata girebilirken, diğer partiler kendi tabanının dışındaki Selim Türkhanlara tek söz edemiyor.

Diğer partileren bir hatası da, AKP tabanındaki düşüncelere karşı söylem üretmesi. Bu tam bir enerji kaybı. Çünkü “taban oylar”ı değişirmek atomun çekirdeğini parçalamak kadar zor.

Diğer partiler, asla değiştiremeyecekleri insanların fikirleriyle çarpışırken; ortadaki muazzam Selim Türkhanlar kitlesinin algısına yönelik hemen hiçbir söylem üretmiyor.

Hepsi işte bu nedenle karavanaya düşüyor. Paralarını kendilerine zaten oy verecek kitleye seslenen reklamlar yaparak, enerjilerini ise kendilerine asla oy vermeyecek kitleye reaksiyon vererek harcıyor.

Oysa her ikisine de gerek yok.

AKP’ye karşı başarı kazanmak isteyen partilerin tüm iletişimleri, her zaman ve her koşulda; “siyasetsiz” kitleye; Selim Türkhanlara seslenmek olmalı.
Selim Türkhan diğer partilerin odağında değil. Çünkü onlar ilkokulda “kümeler” konusunu hiç çalışmadılar ve hala bir işçinin sadece ve sadece “işçi kümesi”nde olabileceğini düşünerek siyaset yapıyorlar.

[Resim: 1.jpg]

Bu tablo iktidar ve ana muhalefetin iletişim tarzlarının “siyasetsiz seçmen”e sirayeti hakkında birkaç örnek içeriyor.

Sarı alanda AKP’nin “çekirdek tabanı” (Milli Görüş kökenliler) ile “eklemlenen tabanı” (Tarikatlar, DYP ve ANAP muhafazakarları) arasındaki ton farklarıvar. Bu farklar AKP’nin yeni söylemlerinde gitgide azalıyor.

AKP’nin söylemleri siyasetsiz seçmence makul bulunuyor. Bu durumda “siyasetsiz seçmen”in neredeyse tamamı AKP’ye oy veriyor.

CHP ise bu söylemlerin tamamında “karavana”ya düşüyor ve bunun sonucunda “siyasetsiz seçmen”le ortak dil yaratma şansını azaltıyor.

CHP’nin en büyük yanılgısı “AKP tabanı” ile “AKP seçmeni”ni bir türlü ayıramaması. Bu yanılgı diğer muhalefet partilerinin iletişimlerinde de mevcut. Muhalefet genellikle “AKP tabanı”na karşı söylem üretiyor. Oysa partilerin birbirlerinin tabanlarından oy alması çok zor. Öte yandan halihazırda AKP’ye oy veren ve muhalefetten “makul” bir söz duysa, bu tercihini değiştirebilecek “siyasetsiz seçmen”e bir türlü seslenilmiyor.

12 Haziran’dan sonra AKP tabanının tamamen “aynılaşması” ve bu tabana siyasetsiz seçmenden de (en az 10 puanlık) katılım olması mümkün.

kaynak: Ateş İlyas Başsoy

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.