11 Eylül saldırılarının ardından düzenlenen Afganistan operasyonu, Orta Asya Cumhuriyetleri’nin dış politika dengelerini büyük ölçüde etkiledi. Terörle mücadele kapsamında Orta Asya Cumhuriyetleri ile kurduğu ilişkileri, kısa, orta ve uzun vadede kurulacak geniş kapsamlı işbirliğinin temeli niteliğinde gören Vaşington, bölgede sağlanacak etkinliğin küresel politikalar geliştirebilmenin bir koşulu olduğunun bilincindeydi. Bölgede dengelerin değişme ihtimali Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti açısından ciddi bir tehdit algılamasının ortaya çıkmasına neden oldu. Kendileri açısından güvenlik ve enerji kaynaklarına ulaşım başta olmak üzere, kritik öneme haiz Orta Asya coğrafyasında ABD, AB ve dolayısıyla NATO’nun mevzi kazanmaya başlaması, Avrasya coğrafyasına olan ilginin canlanmasına neden oldu. Pekin ve Moskova, coğrafi yakınlıkları, bölge ile paylaştıkları ortak geçmişleri ve bölgede kullanabilecekleri etkili araçlara sahip olmaları itibariyle söz konusu tehdidi fırsata dönüştürme becerisini gösterebildiler. Zira bu süreçte ABD’nin Orta Asya Cumhuriyetlerinin beklentilerini tam olarak karşılayamaması ve demokrasi ve insan hakları noktasında Orta Asya rejimleri üzerinde oluşturmaya çalıştığı baskı da Moskova ve Pekin’e avantaj sağladı.
Bu kapsamda Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin Avrasya coğrafyasında güçlü bir direnç merkezi oluşturmak için kullandığı en etkili araç Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİO) zemini oldu. Zira 1996 yılında bugünkü hedeflerinden oldukça uzak ve kolay erişilebilecek amaçlar peşinde koşan bir örgüt olarak kurulan Şanghay Beşlisi, Özbekistan’ın dâhil olması ve daha da önemlisi Afganistan operasyonu ile hedef büyüttü. Örgüt yalnızca bölgesel sorunların ele alındığı ve çözüm yollarının araştırıldığı bir platformdan öte, özellikle iki lokomotif güç Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin gövde gösterisinin arenası olma işlevini de yüklendi. Enerjiden, savunmaya, uluslararası terörizmden ticarete her alanda işbirliği için uygun ve etkili bir ortam sağlayan ŞİÖ’nün Devlet Başkanları Zirvesi yarın Tacikistan’ın Başkenti Duşanbe’de toplanıyor.
Öncelikle Duşanbe zirvesinin zamanlaması ve ele alınması muhtemel konular itibariyle dikkatle takip edilmesi gerektiğinin altını çizmek gerekiyor. Zira Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a müdahalesi ve ardından Güney Osetya ve Abhazya’yı tanıma kararı zirve gündemine damgasını vuracağa benziyor. Rusya Federasyonu ve Batı arasında gün geçtikçe tırmanan gerilim, ŞİÖ’ye dair Batı’nın algılamasını pekiştireceğe benziyor. Zira örgüt hiçbir devlet ya da bloğa karşı kurulmadığını ve faaliyet göstermediğini açıklamasına rağmen, ŞİÖ’nün kuruluşunun altında yeni bir “Varşova Paktı” yaratma arzusunun yattığı kanısı oldukça güçlü.
Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Medvedev’in diğer devletlerin de Güney Osetya ve Abhazya’yı tanımasına yönelik çağrısının ardından Şanghay Zirvesine katılacak olması zirvenin önemini daha da artırıyor. Bu durumda Rusya Federasyonu Abhazya ve Güney Osetya’nın tanınması için başta Orta Asya Cumhuriyetleri olmak üzere ŞİÖ’den destek arayışı içine girebilir. Bu noktada Orta Asya Cumhuriyetleri’nin Gürcistan ve Rusya’nın tutumlarına ilişkin yaklaşımlarının değerlendirilmesi gerekiyor. Orta Asya Cumhuriyetleri’nin Gürcistan ve Rusya arasındaki savaş konusunda resmi bir destek açıklaması yapmamalarına rağmen Rusya Federasyonu ve Güney Osetya’dan yana bir tavır belirledikleri görülmektedir. Bu durumu Gürcistan Devlet Başkanı’nın hatası olarak değerlendirme eğiliminde olan Orta Asya Cumhuriyetleri Rusya’nın müdahalesini destekleyici bir söylem geliştirmişlerdir. Aslında Rusya Federasyonu Gürcistan ile savaşı ve sonrasında Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıma kararı, Orta Asya Cumhuriyetleri’ne önemli bir mesaj niteliği taşımaktadır. Her şeyden önce kendi sınırları içinde ciddi bir Rus nüfusa sahip olan eski Sovyet cumhuriyetlerinin Rusya’ya destek vermelerinin altında yoğun bir tedirginliğin yattığı söylenebilir. Üstelik Gürcistan gibi kendisini Batı dünyasının âdeta kollarına ve korumasına bırakmış, Rusya Federasyonu ile Batı desteği sayesinde restleşme dönemleri yaşamış bir eski Sovyet cumhuriyetine verilen “ders” Orta Asya Cumhuriyetleri tarafından da dikkatle okunmuştur. Bu anlamda özellikle enerji kaynaklarının Batı pazarlarına ulaştırılması ve Rusya’nın dışlanacağı işbirliği alanlarının geliştirilmesi sürecinin daha da zorlaşacağını beklemek mümkün görünmektedir. ŞİÖ Duşanbe zirvesinde Orta Asya Cumhuriyetleri’nin Abhazya ve Güney Osetya’yı tanıma gibi bir karar vermeleri dış politikaları açısından radikal bir karar olacaktır. Zira Orta Asya Cumhuriyetleri’nin dış politikalarında denge unsurunun hâkim olduğu düşünüldüğünde zirvede bu anlamda bir adım atılıp atılmayacağının Rusya’nın baskısının boyutuna bağlı olacağı görülmektedir.
Zirvede ele alınması muhtemel konulardan biri de örgütün genişleme süreci. Moğolistan, Hindistan, Pakistan’ın yanı sıra gözlemci statüsünü aşmak isteyen İran için Batı ile iplerin gerildiği bu dönem bir fırsat olarak algılanabilir. Zira İran’ın örgüte üyelik için yoğun bir diplomasi yürüttüğü bilinmektedir.
Orta Asya Cumhuriyetleri açısından Duşanbe zirvesinin sıkıntılı bir sürece denk geldiği ifade edilebilir. Rusya Federasyonu ve Batı arasında yaşanan gelişmelerin zirveye doğrudan yansıyacağı ve Orta Asya Cumhuriyetleri’nin üzerinde bir baskı unsuru oluşturacağını söylemek mümkün görünmektedir. Moskova’nın bu cumhuriyetlerle halen sahip olduğu güçlü bağlar değerlendirildiğinde, Orta Asya’nın enerji başta olmak üzere stratejik alanlarda Batı ile ilişkilerinin Rusya’nın son hamlelerinden sonra yavaşlama sürecine girmesi beklenebilir.
Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi Toplanıyor
Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi Toplanıyor
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi