Cumhuriyet
02 Mayıs 2009
İZLENİM / OKTAY EKİNCİ
Polisten de ‘Makul Dayak’!
Türkiyemizde “polis” öteden beri “dayak atan”dır... II. Abdülhamid’in 1876’da kurduğu Zaptiye Nezareti’nden bu yana polis dayağıyla yaşamını yitirenler, sakat kalanlar, bunalıma girenler “adalet tarihi”mizde anılmasalar da toplumsal tarihte önemli yer tutarlar...
Hele İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün “Geçmişten Günümüze İstanbul Polis Karakolları” adlı kitabında derlenen “tarihi karakol”ların “görmüş geçirmiş” duvarları, dilleri olsa da anlatsalar. Bunlar arasında rahmetli Muammer Karaca’nın tiyatro oyunuyla ün yapan Cibali Karakolu polisleri mahalle halkıyla ne kadar samimi olurlarsa olsunlar, diğerlerinden sabahlara kadar yükselen dayak sesleri İstanbul gecelerinin adeta “kimlik değerleri” arasında yer aldılar...
Son yıllarda “İskender Kebapçısı” olan Beşiktaş-Yıldız’daki 1866’da Abdülaziz’in yaptırdığı “Süslü (Aziziye) Karakol”da ise İstanbullular Bursa Kebabı yerine yıllarca Bursalı komiserin dayağını yediler. Yine bugün lüks bir lokanta olarak hizmet veren, Kabataş Lisesi yanındaki “Feriye Sarayı Karakolu” binasında ise sarayın güvenliğini sağlamak için kim bilir kimler falakaya yatırıldı, kör karanlık bodrumunda kim bilir ne işkenceler yapıldı...
‘Toplum dayağı’
Özellikle 1970’lerde yaratılan “toplum polisi” kavramı da neredeyse “toplumsal dayak”la özdeşleşmiş, o kadar ki güç kullanımında “polis ordusu” deyimi bile kullanılır olmuştur. Bu nedenle kendini “komutan” sanan polis şefleri ile “asker disipliniyle dövüşen” polislerimiz az değildir...
Bu geleneğin adeta “kurumsallaştığı” 1 Mayıs’larda ise polis dayağı öylesine boyutlandı ki geçen seneki görüntülere bakan yabancılar arasında, ülkede “iç savaş” başladığını sananlar bile vardı...
Aynı durumun yaşanmaması için emek dünyamız ile “devlet”i temsil edenler arasında günlerce süren “Taksim” çekişmesinden sonra Cumhuriyet anıtı önündeki kutlamalara damgasını vuran ise “makul çoğunluk” kavramı oldu.
Valiliğin “miting yapamazsınız ama makul sayıdaki katılımla anma töreni olabilir...” demesi üzerine binlerce emekçiyle gerçekleşen Taksim kutlamasında “makul”ün aşılmasını “engellemek” için yine “dayak” devredeydi. Polis bu “görev”ini de öylesine yaygın ve etkin yerine getirdi ki Cumhuriyet gazetesinin Şişli’deki binasında bile “atmosfere yayılan” biber gazıyla gözyaşı döktük, hatta bir ara çalışamaz olduk...
Derken, Taksim çevresinde ve özellikle meydana açılan sokak ve caddelerde yaşananları gördükçe, anladık ki makul çoğunluğu aşmayı engelleme yöntemi de meğer “makul dayak”mış.
Polisin geçen seneki gibi neredeyse “öldüresiye” tutumunu bırakarak, sadece “ben de Taksim’e çıkacağım” diyen ve sendikalar ile meslek kuruluşları saflarında yer almadıkları için de “anarşist” sayılanlara kullandığı kaba kuvvete, eminim ki amirleri de “makul çoğunluk için makul dayak” gözüyle bakacaklar...
Nice dayaksız ve makul değil “özgür” 1 Mayıslara...
Polisten de âMakul Dayakâ!
Polisten de âMakul Dayakâ!
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi