![[Resim: 349nazimekren.jpg]](http://www.bigpara.com/i/55big/349nazimekren.jpg)
2009 bütçesinde, talep ve arzı yönetecek 15.9 milyarlık harcama yapılacak’ diyen Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, tarım, sanayi ve ticaret için yeni bir teşvik sistemi oluşturulmasında son aşamaya geldiklerini de söyledi
Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nun açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, müteahhitlik, demirçelik, gemicilik ve turizm sektörünün talepleri doğrultusunda yeni önlemler alacaklarını açıkladı. Ekren, tarım, sanayi ve ticaret için yeni bir teşvik sistemi oluşturulmasında son aşamaya geldiklerini söyledi. Küresel krizin kapasite kullanımı, talep ve hammadde de sorunlar yarattığını vurgulayan Ekren, kriz için bugüne kadar piyasaya 10.7 milyar lira enjekte edildiğini bu yıl rakamın 15.9 milyar lira olacağını söyledi.
[BNereye ne verildi?
[/B]2008’in ikinci yarısında bir kısmı doğrudan talep destekli, bir kısmı da altyapı ve yatırım desteği olmak üzere piyasaya 10.7 milyar lira enjekte edildiğini, 2009 bütçesinde de talep ve arzı yönetecek 15.9 milyar liralık bir harcama öngörüldüğünü söyledi. Ekren bir soru üzerine, krizin kendini hissettirdiği 2008’in ikinci yarısından itibaren, yılın başında hiç dikkate almadıkları birtakım düzenlemeleri çok net şekilde uygulamaya koyduklarını belirtti. Hatta bunu bütçe kaynaklı doğrudan nakit enjeksiyonu şeklinde yaptıklarını kaydeden Ekren, şöyle konuştu: “Karayolları sermaye gideri olarak 2.8 milyar lira, GAP ve diğer bölgesel harcamalar 1.3 milyar lira, ücret iyileştirmeleri 900 milyon lira, mahalli idarelere gelir transferi 900 milyon lira, enflasyon farkı 595 milyon lira, kuraklık desteği 535 milyon lira, TCDD sermaye gideri 400 milyon lira, SSK’da 5 puan indirimi 347 milyon lira, sözleşmeli personele destek 113 milyon lira, KEY ödemeleri 2.4 milyar lira, fındık, mısır ödemeleri 400 milyon lira tuttu. Toplam 10.7 milyar YTL. Yılın ikinci yarısından sonra bunların bir kısmı doğrudan talep destekli, bir kısmı da altyapı ve yatırım desteği olmak üzere piyasaya enjekte edildi. Bunun tahmini olarak bütçeye oranı yüzde 4 veya 4.5 civarındadır. Milli gelire oranı da yüzde 1’dir. Bunu şunun için söylüyorum. Talep yetersizliği, arz yetersizliği ya da diğer nedenlerden dolayı ortaya çıkabilecek sorunları önceden görülebildiği ama bütçe imkanları çerçevesinde de bunların uygulamaya konulduğudur.
‘Benzer mantık sürecek’
Bu yıl içinde devam edecek harcama profilini de şöyle söylemek mümkün. GAP ve diğer bölgesel harcamalar için harcanan para 3.8 milyar lira, SSK’nin 5 puanlık indiriminin bütçeye maliyeti ama özel sektöre sağladığı destek 4.7 milyar lira, mahalli idarelere gelir transferi 3.8 milyar lira, Hazine’nin garanti ve ikraz limitindeki ilave artış 1 milyar lira, ücret iyileştirmeleri de 2.5 milyar lira diye düşünüldüğünde 15.9 milyar liralık bir talep ve arzı yönetecek harcama profilinin bütçede öngörüldüğünü söyleyebiliriz.” Ekren, bunlar dışında özellikle dolaylı olarak enjekte ettiklerini varsaydığı MB’nin 2 puanlık indiriminin 2.5 milyar dolarlık etkisiyle Eximbank’ın 500 milyon dolardan 1 milyar dolara çıkan limitleri de konulduğunda hem ekonomi yönetiminin hem özel sektörün aslında gelişmeleri algılama ve yönetme konusunda kararlılık içinde olduğunu dile getirdi.
‘Risk almaya hazırız’
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da, krizle birlikte istihdamda azalma ve işsizlikte artış beklendiğini belirterek, “Reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi tarihin en düşük seviyelerinde seyretmektedir” dedi. Hisarcıklıoğlu, “Biz gerekli riskleri almaya hazırız. Hükümetin de özel sektörü ayakta tutacak bir dizi tedbiri hayata geçirmesini istiyoruz” diye konuştu. Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak gelişmeleri aylarla, haftalarla değil, günlerle takip ettiklerini belirtti. Hisarcıklıoğlu, risklerin büyümesinin zaman algısını değiştirdiğini, kaybedilen her dakikanın, ülkenin geleceğinden yitirildiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, kredi kanallarının yeniden çalışır hale getirilmesinin, iç talebin canlı tutulması, iş yerlerinin ticari varlıklarının sürdürülmesi ve sonuç olarak işsizlikteki artışın olabildiğince önüne geçilmesi anlamına geleceğini kaydetti...