You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Pir ve batın-i 1.!!!!

Pir ve batın-i 1.!!!!

Junior Member
Pir ve batın-i 1.!!!!
Hücrelerin buluşu 18.yy.bilginlerinin ve düşünücülerin daha evvel de ortaya attıkları evrim fikri açıklık kazanmasına yol açmştır.Bu icat hayatın ölümlerin ve doğuşların ardarda sıralanarak oluştuğu ve her canlı varlığın benzer hücreleri olduğunu kavramamızı sağladı.

Diğer bir açıdan ise enerji geçmiş bilim ısı ,ses ,ışık birbirlerine tamamıyla farklı oldukları biliniyordu.Daha sonraki bilimsel gelişmeler bütün bu başka başka olayların birbirlerine dönüşebildiklerini cansız olan maddelerinde canlı tabiatta olduğu kadar ilerleyen bağlantılar olduğu ortaya çıkması metefizik düşünüşe böyleliklede büyük bir darbe vurmuştur.

Engels derki;Darwin tüm doğa ürürnlerinin başlangıçta tekhücreli küçük tohumların uzun bir gelişme(mütasyon) sürecinin sonucu olduğunu her şeyin kökeninde hücre bulunan uzun bir sürecin ürünü olduğunu ortaya koymuştur.

Böyleliklede hücre enerji ve insan hayvan gibi öğelerin tüm doğa olaylarının zincirleme sıralanışı ile bilimsel dallarıda ortaya çıkışını izleyebileceğimiz sonuca gidilmiştir.

Bilim doğa toplum bir süreçler zinciri olarak görülmelidir.Bu zinciride geliştirmenin yegani olmazsa olmazı otodinamizmdir.

Dana önceleride bahsi gecen elemetler yani anasır erbaa gibi antık dönemlerden devir aldığımız bir dizi felsefe inanc ve bilimsel olguları günümüze kadar taşıdık.Bunun doğruları yanlışları nasıldır diye avam hiç bir zaman düşünmemiştir.Bu gün gelinen noktada evrenin oluşumunda çeşitli gazlar ve ****llerin ve hızlı bir dönüş ile patlamalardan bahsetmekteyiz.

Eski yunan antik çağında Su,toprak,hava ve ateş dedikleri ve ayrıştırılamayan dört öğenin var olduğunu düşünüyorlardı.Bütün bunların yanlış olduğunu artık biliyoruz,çünkü şimdi suyu,toprağı,ve havayı kendi öğelerinden ayırabiliyoruz ve ateşi de bu 3 unsurdan artık saymıyoruz.

Buradaki bilgi daha önceleri bilinmişliğini var sayarak bu elemetlerin hakikati ile ruhsal yöndeki felsefelerini ayrı olarak düşündüğümüzü görmek istemekteyiz.Bunla ilgilide veriler vermeştim.

Evrendeki hayatımızda teolojinin gelişimi bilgisizliğin nedenlerindendir.İnsanda ölümden sonrada yaşamını sürdüren maddesiz ruhsal bir ilke olduğu çok sonraları teolojik fikirlerin felişmesi ve ile çok sonra doğmuştur.

 

Anasır erbaa inancımızdaki takiyenin ta kendisidir.Takiye zamanla adını batın-i olarak değiştirmiştir.Her batın-ı olmak gizli olmak takiyyenin kendi asıl ismidir.Görüşlerimizi yani öğretilerimizi ne zeman yer altına çektik.Bunun nedenlerini tarihin bir bölümünde görebilmekteyiz.Kadim inanış deviminde yerlerini farklı bilimmezciliğe bırakarak yeni oluşumlarıda meydana getirmiştir.

Batın-i gizlemek içeride olan İÇİ KAVRAMA(takkiyye);

Her zahirin bir batın-ı mutlak süretle vardır fikri ile ortaya çıkmıştır.Görüneni farklı yorumlamakla başlayan bir anlayış üzerine oturmuştur.Diğer gerçeği ise kendinde olanı dışardan gelene karşı saklamak diye bakmaktayız.

Bir diğeride görünenin aslı olmadığı asıl ideanın görünmeyen gizlenilen saklanan olduğudur.Buna çok kaba bir örnekte Portakalı meyvesinin kabuğu zahir içi ise batın-ı gibi bir örnek verip gerek soyut gerek somut diğer örnekleride çoğalta biliriz.

islam içerisindeki batın-i durum neyde ne değildi kuşbakışı baktığımızda önümüze neler çıkıyor.Batın-i fikirlerinin dillere dolaştığı en islamın aykrı isyancı ters fikirleri içinde olduğunuda görüyoruz İsmailiye, yede imamı kabul eden sebeiyye,dai Hamdan Karmat a nisbet edenler karmatiler,hakikatın yeganeliği pak masum imamların öğretilmesiyle bilineceği gören Talimiyye, dini engelleri günah veya sevap saymayan İbahiyye ve mecusi fikirleri olan taşıyan Hurremiyye,nizariyye, gibi düşünceler islam dini kendi inancları ile karıştırarak dogma salt gelen islamı durdurmuş kendi inanclarının böyleliklede karışım sayesinde doğruluğa ulaştığına inanmışlardır.

İmamı caferin büyük oğlu ismail içki içtiğinden dolayı oğluna varisi göstermeyerek musayı göstermiş böyleliklede Bu hareketin inanc ve akideleriyle felsefelerine ters geldiğinden tarihte kayıtlı ilk hareketi 755 de ölen Ebul Hattab baş kaldırmıştır.İslam tarihinde ilk batın-i ele başı olarak görünmektedir.Daha sonraları Meymun bin Daysan el-Kaddah ve oğlu Abbdullah onlardanda bayrağı zeki kuvvetli ihtilaci teşkilatcı Hasan SABBAH ele alarak imamları korumuş olduğunu görüyoruz.

Tabi islam-batın-iliğin gelişimi Hindistandan Türklerden,kürt ermeni vs. getirilen köleler ve kölelerle gelen kültürlür inanışlar bilim vs. unsurların meydana getirildiğinide unutmamak gerekmektedir. Bu durumun erke karşı takiyyeyi yani batıniliği dahada güçlenmiş farklıda olsa islam erkine karşı fikri aykırı bir duruşur inançların bileşkesi olarak ortaya tekrar çıkmıştır.Bu çıkışın en yaygın olduğu çoğrafya İran çoğrafyasıdır. tarih gelişimi İran çoğrafyası ve toplumlarına bu misyonu yüklemiştir.

İran coğrafyasına sasanilerin oluşturduğu yarı bağımsız beyleklerin islama girmesi çok zor olmuştur daha doğrusu islamı kabum değil kılıç zoruyla esaret ile olmuşlardır.iran ilk islam devleti olarak görünen 8.yy kurulan Tahiririler daha sonraları şafiliği ağır basan sunni samanoğulları ve irana en büyük gerçeğini oluşturan kuzey iranda büyüyen deylemlilerin gelişmesi ile hazardan akın eden Büveyhiler ki soylarının sasanilerden geldiğini söylerkende islamdan önce sasani hükümdarı ŞAHİŞAH yazan paraları pastırmış olmalarıda islami çevreleri farklı bir çizgide kendi inanclarına uydurarak kabul gördüklerini görüyoruz.Böyleliklede takiyye anlayışıda devletsel anlayışlar olarakta tarihe geçmişte oluyordu.BBu coğrafya irandı.

"Tarihinde belirtiği gibi DEYLEMLİLER islamı en son kabul gören iranın kuzey halklarındandır.Ayrıcada siyasi bakımdan bağımsız hanedanlar ortaya çıkarmaları dini bakımdan ehli sünnet e aykırı inancları benimsemeleriyle bu çoğrafyada ilk şahsiyet davasına kalkışanlar arasında olmuşlardır."(kyn:Lapidus,İslam Toplum tarihi 1.s:81)

Deylem bölgesi Hz.Alinin 8 yy. sonlarında itibaren sığınak ve diğer sünni yöneticilere karşı özerkliklerini titizlikle koruyan faal bir şii-batın-i merkez haline gelmiştir.Hürremilerin Deylemliler deylem bölgesinde dini kisve altında siyasi istiklal peşinde çıkardıkları isyanlar merkez tarafından şiddetle bastırılmıştır.Onların hareketinin rengi eski yerli iran inançları ile islamın muhalif dini siyasi unsurlarının çoğrafi potada bicimlenmesinden ibaretti.Deylemliler 10.yy büveyhilerin idaresinde iran ırak büyük bir kısımda nufuslarına yaymayıda başarmışlardır.Hatta bir süre halifeninde koruyuculuğunuda yapmışlardır.Deylemlilerin hareketine Türk selçuklu son vermiştir."(kyn:Nizamülmülk siyasetname s:222-Levis haşhaşiler s:37)

işte 8.yy-10. yy bazı notları sizlerle böyleliklede paylaştık bu manada batın-iliğin ekseninde içsel felsefe ve tarihsel gelişiminide göz önünde tutarak az çok bilgilerimizi tazaledik.

Böyleliklede takiyyenin güçlü olan inancın üstünü içten batın-i hali ile yumuşayarak bir şekilde baskıcı inancı kendi inancına çevirme olarak görmekteyiz.Önemli olan bunu çevirirken sınırları aşmamaktır.Eğer ki yanlış yapılır veya erk yandaşlığı yapılırsa takiyye erkin takiyyesine dönerki böyleliklede kendi inanc ve ritüellerinin içinde farklı inanclar görürsünüz.Önemli olan günümüzde bu gibi değerlerin insani ve evren yasaları içinde olmasıdır.Günümüzün olmazsa olmaz inancları bu yönde olmalıdır.Takiyye ve batın-ilik kabuk değiştiriyor.Görüneni değilde asıl görünmeyeni nidamız çıktığınca bağırma zamanıdır diye bu gün meydanlarda sokaklardayız.Kendi inancımızı istemekteyiz.Çünkü erkin takiyesi bizi yok ediyor.Kozmik manada değişimler her devir var oldu ve herkes kendi toplumunun liderleri ve çıkarlar çorafya zaman ile değişerek farklılaşarak farklılaştırarak ilerlemiştir.

Dünyada unutmayalımki kozmik bilgileri arayan düşünürler sayesinde inançlar bilim gelişmiştir.Bizim atalarımızda bunu yapmıştır.Bu oluşum evrenin her yerinde mevcuttur.Örneğin

"Apollonius,İskenderiye ve Mısır a giderek buralarda çölde çıplak olarak yaşamakta olan ve kozmik bilgiler aramakta olan "gymnasofist"denilen çıplak uyarıcılarla görüşmüştür.Apollonius yeryüzünü ait her nesneden uzak çölde münzevi olarak yaşayan kişilere "tanrıların varlığını" tartışmıştır.Bu gelenekten gelen Aziz Antony tarafından ilk çölde yaşayan hırıstıyan keşiş tarikatınrı kurmuştur"...(Kyn:Yoksul tanrı Apollonius)

öznel ve neslel gerçekler olarak böyleliklede yerine teolojide aldığını görüyoruz.İdealistler dünya nesnel bir gerçek değil ama öznel bir gerçektir derken.Materyalistler dünya nesnel bir gerçektir demektedir.

Evet buradaki takiyye batın-ın kadimden gelen tartışmasıdır.Ruh-akıl,madde bunların hangisi batın-i?Evet gizli olan açığı bize anlatan akıl batın-idir,Gerçek olan o dur bu yüzdende ruh hem beyinin ismi olabilmektedir.Peki beyinin varlığı aklın varlığımıdır?Akıl hastalarında maddi manada beyin olduğu halde neden düşünemezler?O zaman fikir ruhmudur?yani can akıl madde oluşumu insanı meydana getirmekteyse bu oluşumun batın-isi ne olmalıdır?Hangisi daha öncedir fikirmi-ruhmu,Dizayn oluşumunu istemekmi dizayn edenmi?Bence Pir-lik makamında ilk takiyyesi buradan başlamaktadır.Bunları belli bir ray-ına oturtan gerçek akıl erdemini bilen kişi pir olabilmektedir.Diğeri ise devamlı gelişi ve şekli temsil etsede diğer öz takiyyenin başkalaşmış aslı olmayan yansımayı temsil eden bir oluşumdaki diğer kişiyi oluşturur.Yani bir nevi talib-i talipleşen pir-i.

Pir akıllı sevilen saygı duyulandır. peki pirin sevdiği ne talibi.Saygıda duyuyor böylelikle bir hiyeraşi gözüksede üstünlük makamı pir-de ve talipte eşit bir şekilde olunduğunu görmekteyiz.Lakin çoğunluk olan talip bir azınlığı ifade eder.Talib bilgeliği aynı değerlerde olduğundan pir-in Post sahibi olması ise gerçeği aslı içi gösterir.Talib takiyye yaparken Posta oturan pir batın-i dir.Bu bakışta meydanda oluşturulan bakış açısı olarak gözümüze akıl ve erdemin yüceliği çarpmaktadır.

Konumuza devam edeceğiz lakin önemli olan artık dik durmak özellikle okumak hem dini manada hem geleceğimiz manasında üzerimize düşün yegane iş okumak okutturmak ve tüm canlarımızı gücümüz yettiğince sorup onların dertlerini paylaşmaktır.Erke yakın olmak ikilik olanlarıda bilip onları her yerde anlatıp başka şekilde takiyye yapanları ortaya çıkarmaktır.

"Muaviye hariciler lideri Havsere bin Vedda yı ikna etmek için babasını gönderir.Baba içinde bulunduğu psikolojik durumu oğlu Havsereye göstermek için Havserenin oğlunu yani kendi torunu ğötürerek belki bu işten vazgeçer diye düşünür ancak Havserenin verdiği cevap" bir kafirin mızrağının ucunda bir saat sallanmak bana oğlumdan daha sevgilidir"(kynr. İrfan Aycan Muaviye b. Ebi Süfyan sy:212)

Şimdi akıl Pir-lik makamının diğer ismi olarak görelim.Eğer doğru ise Tanrı peygamberini bu evren düzelsin diye göndermiştir.Tanrı insanlara doğru ve yanlış üzerine yargıda bulunabilecekleri aklı bağışladı peki o zaman resulun görevi burada nedir?Resuldeki akıl değilmidir.Akıl değilse ilahi yasalar mükemmel yapan akıl ile kuran arasındaki vahiy nasıl dengeli olabilir.Bütün bu yetenekler doğuştan gelen insan aklıyla, çalışmayla, gözlemle ve deneme-yanılma yoluyla kazanılmıştır.Eğer din kendi bilgilerinin sorgulanmasına karşı çıkarsa akla ve bilime ters düşer.Vahiler anlaşılır olmalı yoksa hitab şekli insanlığa ait olmaması dinin ve öğretinin bbir anlamı olmadığını geliş nedeninin aslını yitirmesine neden olur.

 

İslam kitabı o kadar da etkileyici bir yapı içerisindemidir değilmidir. o da ayrı bir sorundur.Pir-makamı islami kitabın evrensel akıl ve erdem yasalarına inandığı kitabı varsa günün şartlarına uyup uymadığını inceler.Dogma olanın gelişmesi ve tartışılması doğru ve nereye kadar doğru olacağını tartışamaz ise pir buradaki rölü değişmektedir.molla ile pir-i buradan ayırdığımızda batın-i olan pirdir.Dini kitaplarda ilahi olacağı sanılan yasalardan çok kendisinden önceki dini küfür sayan aşşağılayan bir devrim yşazıtları gibidir.Bu gür semitik dinlerin kitaplarında çelişkili ve abes şeylerden söz etmektedir ve özellikle kendisi gibi inanmayanlara söylemediğini ve en ağır cezalara çarptırılacağını söyleyerek baskı yaptığını görmekteyiz.

Pir makamındaki kişi din değil Yol sürmektedir.Yol ise arif olma arif birbirinden razı rızası alınmış toplum yaratmaktır.Asıl olan budur.Zamana ve mekena uygun değişimler gerek zorunlu gerekse ihtiyacdan dolayı yapılmıştır.12 hizmet 12 imama dönüşmüş olması ritüellerin isimlerini ve takiyye yapılarak asıl kurtarılmıştır.Pir hangi doğruyu ne zeman kime açıklayacağınıda artık akıl ortamın ruh-u durumu saptamasıyla olacaktır.Böyleliklede Batın-ı açığa çıkmıştır.Bu çıkış ne ilk nede son olaçaktır.

Yol din manasına gelsede her din Yol olmamaktadır.Yol kendini devamlı yenilemek zorundadır din ise belli bir mesafeyi kat edebilir ama sonra kendiside din imajını yitirir ve gelişerek Yol olmaktan kendini alı koyamaz.Engels bu konuda bize çok açık bir yanıt vermiştir.Din insanın sınırlı anlayışından doğar.Din ve yol bilime uymayan yanlış olandır.Galile dünyanın döndüğünü söylemişti bu görüş ne Aristoteles görüşü 46 gezegen tavana çakılı halde kımıldamadan ve bir bütün halinde yeryüzünün çevresinde dönmekte söylemi ilenede kutsal kitap incil söylemi uyuyordu.Ne geri kalmış bilim nede din gerçeği göremeylordu.Peki sonuç dinsel mahkemede kurulur ve galile pişman olmaya zorlanır.Buradaki olay bilgi zaman ve bilgisizlikle -din ile bir savaşı görmekteyizki.Burada Yol bilim olmalı yani batın-i gerçek olan as olan bilim ve zamandır.zaman içerisinde bilimin aldığı rolu dogmaların görmesi imkansızdır.Eğer ilahi yasalar bilimin her içeriğini kavrıyorsa ilahi bir sövlevi birilerrine indirmişse buna din diye biliriz.Buda ayrı bir tartışma ürünüdür.Eğer insanların insanlığa yakaşacak şekilde yaşamalarını sürdürecek yasalardan uzaksa ilahiliği bitmiş demektir.Bundan dolayıdırkı dinler mutlak suretle erevizyona uğrar isimleri kalsada çoğu içerikleri akideleri değişir.Bu değişim insanlık adına olursa Yol olmuştur.yol ile din-i ayrım noktalarını ve bbirbirleri ile birleşmiş noktlarınada yine gerçek akıl ve erdem sahibi Pir makamındaki kişi bilir öğretiside bunun üzerine olursa liderlik vasfı gerçek olar yol öğreticisi ünvanını alan gerçek Pir-dir.
 

Posting Freak
Pir ve batın-i 1.!!!!
'Allah mı insanı yarattı, insan mı Allah'ı yarattı.'
Benim inancım ve gerçeğim Allah'ın insanı yarattığıdır.
Hurufican-Erzincan üyemizin paylaştığı alıntının özeti ise tersini iddia eden bir düşünceyi ifade ediyor.
Yazıdaki kavramların bir çoğunu ortak kullandığımız halde, o kavramlara farklı anlamlar yüklüyoruz.
Örneğin: Vahiy, akıl, ruh, batın, İslam, takkiye, Pir, Talip, 12 İmam v.b.
Talibin Pir'i var ettiği, ikisinin birbirine karşı olan bağlılığının varlık- yokluk meselesi olduğu doğru değildir.
Pir, benim inancım gereği Hak'tır. Yani Hak'kın kendisidir. O halkla halk olmuş Hak'tır. Bunu ben kendiliğimden ya da baskılardan kaynaklanan takkiye gereği kendi bilincimle oluşturmuş değildim. Gördüğüm kerametler o varlığın yüce bir makam olduğunu bana yaşatarak ispat etti. Yani ben bunu deneyimleyerek kavradım ve inandım. Şimdi, bu gün, yaşadığımız bu dönemde,
Hak'kın, Pir'in, inancın felsefesini yapmak yerine ayan beyan aramızda olan o gerçeği yaşamanın zamanıdır.
Yeri, mekanı bellidir, dili Türkçe'dir. Artık zulümün yazdığı ve yazdırdığı kaynakları değil o zulümü yaşamış Pir'i görmek, tanımak, deneyimlemek gerekir. Buna engel olan nedir? Sadece ve sadece önyargılarımız, saplantılarımız, batıl inançlarımız, inadımız ve korkularımız.
Pir ya da peygamber vahiy almaz. 'Vahiy' Din'in uydurmasıdır.
Kimden vahiy inecek? Hak'tan. Pir ya da peygamber zaten Hak'kın kendisidir.
Pir, ete kemiğe bürünen Hak'tır! Onu yüce kılan, benim önyargılarım değildir.
Onu Hak olarak tanımam, benim sığındığım bir takkiye değildir.
Yaşadığım ve benimle birlikte binlerce insanın açıkça şahit olduğu kerametlerdir.
İspat ise çok basit, gider, görür ve yaşarsın.
Bizim 'Gerçek'imiz felsefe değil, taassup değil, tasavvuf hiç değil.
Bizim kaynağımız Roma, Haclı, Emevi, Osmanlı tarihi değil
Ehlibeyt'in yaşayan Piri Zöhre Ana'nın yaşayan gerçek tarihidir.
İlk elden, serçeşmenin başı, binbir donda baş gösteren Hz. Ali'dir bizim kaynağımız.
Zöhre Ana hakkın sesidir, dili Hz. Ali'nin dilidir.
Hz. Ali, sizin bildiğiniz Arabın 4. halifesi değildir.
Hz. Ali Allah'tır.
Ne o?
Anlaşamadık değil mi?
Normal.
Çünkü gerçeğimiz farklı.
Aynı sözcüklerle farklı sözlük kullanıyoruz.
Bizim sözlüğümüz Ehlibeyt sözlüğüdür, Emevi sözlüğü değil.

"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.

"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.

"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.


Söz bir, söyleyen bir.
Son Düzenleme: 18/10/2010, 23:45, Düzenleyen: Dogan.
Junior Member
Pir ve batın-i 1.!!!!
]ben yine cevaplarımı kırmızı kızılbaş rengi ile yapmayı uygun gördüm!!!![/color]

dogan yazdı:[sıze=4]'allah mı insanı yarattı, insan mı allah'ı yarattı.'
[sıze=4]benim inancım ve gerçeğim allah'ın insanı yarattığıdır.

[sıze=4]]sonuç:bence kimse kimseyi var etmedi.olan şey sadece farklı bir şekilde zuhur etti.ruh verilmesi veya yaratılması manasıda odur.gelen hakk giden hakk varmı bünün ötesi hele bir ideanın gerçeğine bak...[/color]
[sıze=4]][/color]
[sıze=4]harabi baba divanıda vardır iyide şarap içmiştir.sevgili pirimiz edip harabi baba..
[sıze=4]hatta içkiyi kutsallaştırdığınıda divanından öğrenebilrsiniz.bir ara cem radyo hayatınıda yazdıklarınıda mektuplarına kadar anlattı..
[sıze=4][sıze=4]
[sıze=4]vahdatname..

[sıze=4]]daha allah ile cihan yok iken
biz onu var edip ilan eyledik
hakka hiçbir layık mekan yok iken
hanemize aldık mihman eyledik
......
[/color][sıze=4]

[sıze=4]hurufican-erzincan üyemizin paylaştığı alıntının özeti ise tersini iddia eden bir düşünceyi ifade ediyor.
[sıze=4]yazıdaki kavramların bir çoğunu ortak kullandığımız halde, o kavramlara farklı anlamlar yüklüyoruz.
[sıze=4]örneğin: Vahiy, akıl, ruh, batın, islam, takkiye, pir, talip, 12 imam v.b.

]kızılbaş icması ile akademik çevreler ve kızılbaş pirlerin kullandığı manalar çoğu ayrı değil tevhit- yapılmıştır.bazı istisnalar konu bütünlüğünde değişmiş olabilir lakin kaideyi bozmaz.sizin söylemlerinizide bu yüzden bir kıymet ifade etmez..[/color]
[sıze=4]
[sıze=4]talibin pir'i var ettiği, ikisinin birbirine karşı olan bağlılığının varlık- yokluk meselesi olduğu doğru değildir.
[sıze=4]pir, benim inancım gereği hak'tır. Yani hak'kın kendisidir. O halkla halk olmuş hak'tır.
[sıze=4]
[sıze=4]]tüm mevcudiyet hakktır.bunun sonu başı laftır.hakk kendini sıfatları ile alem içinende bulunur şeriyat kapısındada hakikat kapısında kendidir.kendi geldi ,kendinden kendine kendinisi secde eğledi kendinden..[/color]
][/color]

[sıze=4] bunu ben kendiliğimden ya da baskılardan kaynaklanan takkiye gereği kendi bilincimle oluşturmuş değildim. Gördüğüm kerametler o varlığın yüce bir makam olduğunu bana yaşatarak ispat etti. Yani ben bunu deneyimleyerek kavradım ve inandım. şimdi, bu gün, yaşadığımız bu dönemde,
[sıze=4]hak'kın, pir'in, inancın felsefesini yapmak yerine ayan beyan aramızda olan o gerçeği yaşamanın zamanıdır.
[sıze=4]yeri, mekanı bellidir, dili türkçe'dir. Artık zulümün yazdığı ve yazdırdığı kaynakları değil o zulümü yaşamış pir'i görmek, tanımak, deneyimlemek gerekir. Buna engel olan nedir? Sadece ve sadece önyargılarımız, saplantılarımız, batıl inançlarımız, inadımız ve korkularımız.

]korkumuz yok ama aklımız var?akıl var olmayanın hakk varlığını bilmesi mümkün değildir.hakk burada kendini kendinde yitirmiştir.[/color]
]hakk anlayıştaki en iyi makam kendini bil ölmeden önce ölün ilkesidir.hakk bilinç ve ile aleme künt-ü kentz ile aşk olduk..[/color]
[sıze=4]][/color]
[sıze=4]pir ya da peygamber vahiy almaz. 'vahiy' din'in uydurmasıdır.
[sıze=4]
[sıze=4]]ne alaka kurdunuz anlamaya çalışıyorum?
[sıze=4]
[sıze=4]kimden vahiy inecek? Hak'tan. Pir ya da peygamber zaten hak'kın kendisidir.
[sıze=4]]evet bizde öğle diyoruz zaten farklı ne var ki!!![/color]
[sıze=4]ben sadece her varlık hakk tecellisinin kendisi diyorum bir adım daha atıyorum o kadar..
[sıze=4]
[sıze=4]pir, ete kemiğe bürünen hak'tır! Onu yüce kılan, benim önyargılarım değildir.
[sıze=4]onu hak olarak tanımam, benim sığındığım bir takkiye değildir.
[sıze=4]yaşadığım ve benimle birlikte binlerce insanın açıkça şahit olduğu kerametlerdir.
[sıze=4]ispat ise çok basit, gider, görür ve yaşarsın.
[sıze=4]
[sıze=4]]çok sayıda akrabam gitti ama hiç bir gelişme yok..[/color]
[sıze=4]sonra diyorsunuz ki saygılı olun şimdi ben saygısızlıkmı yapıyorum doğruyu söylüyorum...
[sıze=4]kızma darılmaca yak!!!!
[sıze=4]
[sıze=4]bizim 'gerçek'imiz felsefe değil, taassup değil, tasavvuf hiç değil.
[sıze=4]bizim kaynağımız roma, haclı, emevi, osmanlı tarihi değil
[sıze=4]ehlibeyt'in yaşayan piri zöhre ana'nın yaşayan gerçek tarihidir.
[sıze=4]
[sıze=4]]yapmayın hakk aşkına.aleviyim diyenlerin çoğu hakk ın verdiği argümanlarla ehlibeyiti yaşamaya çalışıyorlar.bu zöhre anaya ait bir gerçeklik değildir. Neyse zaman ile tartışırız konuşuruz..[/color]
[sıze=4]][/color]
[sıze=4]ilk elden, serçeşmenin başı, binbir donda baş gösteren hz. Ali'dir bizim kaynağımız.
[sıze=4]
[sıze=4]zöhre ana hakkın sesidir, dili hz. Ali'nin dilidir.
[sıze=4]hz. Ali, sizin bildiğiniz arabın 4. Halifesi değildir.
[sıze=4]hz. Ali allah'tır.
[sıze=4]ne o?
[sıze=4]anlaşamadık değil mi?
[sıze=4]normal.
[sıze=4]
[sıze=4]]evet normal her şeyi bir birinie karıştırarak muallakta söylemler içinde anlaşamamak doğal değilmi[/color].
[sıze=4]
[sıze=4]çünkü gerçeğimiz farklı.
[sıze=4]aynı sözcüklerle farklı sözlük kullanıyoruz.
[sıze=4]bizim sözlüğümüz ehlibeyt sözlüğüdür, emevi sözlüğü değil.

]ehlibeyitte emevide açıkçası hakk gerçeğinin yanında pekde benim için önemli değil.biri diğerinin alternatifi diğede bakmam..[/color]
]şartlar tarihi gerçekler bellidir.bunu ben uydurmuyorum.yeri geldiğinde istediğiniz zaman kullanacağız tarihe bakışınızıda göreçeğiz..[/color]
]bakalımz aman ne diyeçek..[/color]
Posting Freak
Pir ve batın-i 1.!!!!
Hurufican Başka bi alevi sitesinde yazdıgın bi konu var dikkatimi cekti Amacın ne ve ne anlatmaya çalişiyosun bunu açıklarmısın bizlere işte senin yazılarından Birisi Şahı Merdan Aliyi ismini normal insan ismi gibi kullanmam

Buyrun

Alıntı:
Başlık:Kızılbaşlık ve yobazlarımız

İnsana yakışan ve tarihi yolculukta bilinen bilinmeyen nice savaşlar olmuştur. Ama er geç bilgi Hakk yani hakikat her defasında kazanmıştır. Bu kadimden kozmik bilincin dünya gerçeği olup kazanmaya devam edecektir. Yıkımlar asmalar sürgünler ihanetler misyonerlikler sömürüleri yaşamış olmamız bilim ve rıza insanı olmamızı kazanımlarımızı Önüne geçememiştir. Toplumumuz eline diline beline felsefesini her dem geliştirerek zamana göre kendini yenileyerek Hakk xızır toplumları olmaya Devam etmiştir. Yobazlığın her türlüsü er ve geç yıkılacaktır. Hakikatin pir-i örgütçü toplumu gibi yaşayan erdemli önderler oldukça Hızır rıza inancı direnmeye devam edecektir.


Din adamları kutsal bildirilen nelere izin verdiğine dair fetvalar vermeye çalışıp dururken laik ruhlu hatta Müslüman olmayan dünya bilginleri düşünürleri araştırmacıları türlü keşif icatlarla insanlığa hizmet edip durmaktadırlar.

Judaizm anlayışı ve gerçek bilgilere bakıldığında temelsel olarak İbraniliğin temelindeki anlayşta”HAKK her gün var eder(yaratır) ve her gün yeni Ervah(ruh) yaratır. (Henri Serouya)

Alevilik anlayışının ön görüsünde mutlak varlığın görünme arzusunun zuhur ettiği ve kutsal ekber sıfatlarının nesnelleşmesinde başka bir şey değildir. Böylelikle de buradan hareketle Hakk tümel(kaplayan örten)bilimindeki gerçeklerin belirtisi olduğu için vardır yoksa tüm alem(evren)denilen bir gerçeklik yoktur. Öğleki Hakk-tan başka var olan hiçbir şey mevcut değildir. Böylelikle de tanrı eserlerin içinde değilse Hakkın varlığını açıklamak olamaz. Eğer yapıtları içindeyse toplamı eserlerinin toplamı kendisidir. Yapıtlarının başka uzantıları ile bilmediğimiz bir ölçüsü varsa kaotik durumu var demektir ki bunu çözecek zaman ilmidir..

Özellikle biz Hakikat batın-ileri şunu söyleriz alem en eskidir zaman içinde bir başlangıcı yoktur. O sürekli bir oluş içerisindedir. Yoktan var olmasıda imkânsızdır. Alemin ilk görünümü akıl kaos-u oradan disipline şekli akıl ile aklı dizayn yola koyma şuurudur.

Aleviliğin temelsel sualler sorarak kendi gerçeğini aramak kadar doğal bu gerçekle ilde yol emrini farzlarını bilmeyen pir alevi önderi yoktur.

Bu günkü sözde pirler ve dogma düşünceli kişiler beslendikleri sakat derme çarpma işine göre yorumlarla Aleviliğin ne olmadığını açıklamaya çalışmaktadırlar. Dünya açık bir düşünce bulma araştırma sorgulama hipotez ve deneyler yapıldığı bilimselliği arayanların laboratuarıdır. Bu gerçekleri dolaylı dolaysız karma veya düz mantıkla göz arda eden yobazlarla karşı karşıyayız.

Antropoloji den fiziğe, Arkeolojiden, etimolojiden, tarih bilimi, teoloji ve inançlar gibi bilim dallarından yararlanılarak kendini araması kadar doğru bir akılsallığı inkâr edeni alevi öncelikle alevi olamaz. Bilimden gidilmeyen yol bize ait değildir çünkü.


Sorularımızdaki ilk neden kutsal ve Tanrısallık kazanan bedeni olan Hz. Ali
İslam mantığı ile islam Ali -siyle devam edelim..

1-Kuran emri olan Ramazan orucu hayat boyunca kaçırmayan
2-Namazları hiç kaçırmamış hatta sözde namaz kaçtı diye güneşi geri alınmasını sağlandığı
3-Kuran emri olan Hacc vazifesini yerine getirerek duvara karşı secde etmiş
4-Çok evlilik yapmış
5-Savaşlarda önüne geleni gövdesinden başını kılıçla ayırmış
6-Hz. Ömer’ e kızını vererek kayın baba olmuş.
7-Köleleri ve cariyeleri olmuş tüm İslam icmasının fikir birliği içinde olduğu konularından bazılarıdır ki bunu ehlibeyt aktarımları ve ritüellerinde görmekteyiz.

Bir İslam gerçekliği varken
Pirlerimiz İslam yayılmaca fetih korkusunu atlatmak için İslam çekişmesindeki Aliyi tutarak kendilerini ve halkını korumaya çalışmıştır ki bu koruma ve takiye zamanla gerçek bilinerek karma karışık bir inanç kültü bazı özde mi, sözde mi gibi abuk, sabuk terimlerle ortaya yeni üstü zenci altı beyaz bir çocuk dünyaya getirmişlerdir.

Diğer yandan tarihsel gerçekleri göz önüne alarak bugünkü Alevilik ritüellerinin kapsadığı teolojik olguları araştırdığımızda Zerdüşt Hint Budist maizim Hıristiyanlığa Yahudiliğe İslam ve paganlığın karışımı olan bir karma kadim inancı görüyoruz ki bilimsel gerçekler ve yaşadığımız realitede bunu kanıtlarcasına bağırmaktadır.İlk birinci aklıma gelen bizi biz yapan değerlere kısaca bir ismin başkalaşımına bakalım..

Kızılbaş Alisi..

1-Bizim Ali namazı kadim eski kült olan semahtır
2-Ramazan orucu bilmeyiz yerine Zerdüşt dönemi 12 burç orucudur
3-Hacc kabe taş topraktır.Biz Alevilikte hacc insana secde edilir.
4-Beline sahip ol derken kadınları can yapar çok evlilik gibi hastalıklı bir fikri binlerce yıldır benimsememiştir. Çok büyük şartlar haricinde çok evlilik yapana zamanla yol düşkünü nefs düşkünü demişlerdir.

Bunu saymakla bitiremeyiz.Yani kuranı kerimin farz olanları hiçe sayan bir Ali..

Diğer yandan bakıldığında bize yakın olan anlayış gelişmişliğini görüyoruz.
1-İnsanlık bilim felsefe hümanist düşünce bu kadim inançların öğretilmesi öğrenmesi ile olmuştur. İslamın fetihleri yeni yüzler coğrafyalar ve kadim inançları ve akılları ile tanışıp algılamasını görüyoruz.


Günümüz neydüğü belirsiz özde sözde Alevicilik tanısı koyanlar akıl bilim gerçeklerden uzaktırlar. Bilimi geliştiren zaman içindeki reformları tarihi gelişimi inançlar ve toplumlar halklar sosyolojiden siyaseten ekonomiye teolojiye icatları felsefe ile araştırma yapan soru soran ve inançlarının İslam ile alakasının olmadığı açıktır. Böylelikle de Kendi yok edilmiş bir kitap bile yazılmasına izin verilmemiş yok edilmiş her yeri tarumar edilerek silinmiş Şii-leitirilmiş veya Sünni İslamlaştırılmıştır.

Ayakta duran gerçek pirler talipler aklıselim kişilerin araştırmalarına ise dalga geçer oldular. Bu saftiriklerin dogmalarına inancımızın olmazsa olması araştır bul öğren sorgula biat ve kul değil hümanist paylaşımcı emekten yana hizmetten yana desturundan dalga geçer bir halde mollalardan daha çok yobaz olmuş olmaları ne garip. Kimin çıkarının yanında olduklarını diğer yobazlar gibi göremeyeceklerdir.

Ne oluyor Tüm evrenin anlaya biliyormuyuz? Hayır, ne yapıyoruz soruyoruz araştırıyoruz okuyoruz.

İslam mollaları kendileri yüzyıllardır oyunları ile kandırılmış alevi toplum ve sözde pirlerine çok kısıtlı şartlarla yapılan araştırmalarına el sürterek sırıtmaktadırlar. Yakında bunlarda bizden eh dedikleride oluyor olacakta. Aklı olan inancına gerçek pirine sahip çıkan Kızılbaş ferdi bu zihniyetin timsah gözyaşları dökerek dalga geçtiğini bilir.
Ne oldu alevi çalıştaylar en az yedi kez toplandı. Hatta derin devletin yarattığı alevi dernekler bile nasıl olduysa burada tek yumruk oldu. Sonuç bir yığın laf söz boş lakaırdı. Siyaset oyunu. Atı alan ise Üsküdarı kendisi geçmiştir. Düne kadar Kendi inançları icmasının alay konusu isyancı kızılbaşlar tarihte yıkımlar konusu olan cümbüş evi inancına bakışları hep aynı öğlede kalacaktır.
halk ve halklardan etkilenerek her gün daha yenilenerek gelen inançlarını beğenmez

Günümüz Anadolusu vs. Aleviliği araştırmanın tüm zor argümanlarını göremeyecek kadarda yola ihanet ederler adına kendine Pir deyip toplulukları etkileyenler yobazlaştığından yaptıklarının farkında değildirler.
Ağızlarında bir molla sakızı yobaz bilimden ilimden tuhaflaşmış bir söylemler art, arda dizerler

Yok, mu kıtası
Yok Hıristiyan
Yok Zerdüşt
Yok maizm
Yok paulikenle
Yok Hitit
Yok Şamanist
Yok ezidilik
Yok Paganizmi
Halklarla beraber tüm kadim inançların gelişimini ve o dönemlerin gelişerek değişerek başka inançlarla karışarak ortaya bir inancın çıktığını görememektedirler.
Varsa yoksa Allah Muhammed Ali derler bunuda Arap değiliz der ve içini Arap rivayetleriyle doldururlar. Kendi kadim inançları ise azaldıkça azalır her, her geçen gün bununda farkına varamazlar.

Soruyorum İslam icma-sının düşünerek gerçekleri belirlenmiş ehlibeytinde belirlediği
İslamın neresine benziyorsun !!!!

Ben söyleyeyim temel ritüeller ve çoğu hayat felsefesinindeki hiçbir yerine!!!!

Kadım inançların ve insanlığın kazanımları her yerde aynıdır. Mevlananın molalığında şems-i tanıyarak Bâtıniliğe geçmesye çalışması ve eski mollalıkla batın iliği birleştirme sevdası-da yolda kalmış hocası şems öldürülmüştür.

İşte Anadolu İran, yakın Hint diyarı tüm oluşumları birleştirmiş İslam kılıcından korkarak takiyye yaparak yönetimleri ele geçirerek İslam üzerinde oynamaları yavaş, yavaş yapmış çoğu zaman bunu canlarıyla ödemiş çoğu zamanda kitlesel ayaklanmalar ile çeşitli nedenler ile direnmiştir.

Ne olursa da olsun bazı şeyleri başaramasa da İslam içinde yenin muvaffakiyetler yaratarak eski kadım insanlık kazanımlarınım ve felsefesini islama yorarak tasavvuf dönemini başlatmıştır. Alevi olmak İslama Muhalif olmaktır. Islama muhalif olanlar Ali yandaşı olarak isimlendirilmesi ise tarihi bir sosyolojik olgulardır. Arap Ali ile islama muhalif olan Ali arasında bir benzerlik kurma şıkları çok azdır.

Amacımız hakikatin gerçeklerini sorgulamak aranan o şeyi arayarak farkında olarak fark yaratarak farkında olmak. Toplumu rıza şehirli yarın yanağından gayri her şeyi paylaşan bir toplum yaratmaktır.Aleviliğin ve tüm erdem öğretilerin amacı budur.


İçinde insana doğaya hizmet eden emirler ve söylemler düşünceleri kutsal kitapları gibi kabul gören bir anlayışı anlamak zor olmasa gerek. Gerçek mantıkla ilimde bu mantığı ancak ön yargılardan objektif bakan dogmalardan uzak duran kişilerin göre bileceği bir realitedir. Hakikat ın hakikatı bunun önderliğini yapan pirler gerçek Hakk xızır yolu sürenlerdir.

Dünyada bir gerçekçilik vardır. Bu gerçekçiliği hayaller örtemezsiniz. Mistik anlayış her din söylem içinde yaratılabilinir. İnsan varken var olan bir özelliktir. Her manadaki güzel erdemli anlayışla geliştirilebilinir ki rıza şehri insanları ortaya çıkarır. buda İslam Tanrısının cennetidir. İnsanlığın en büyük mücadelesi bu nu insanlara sunmaktır. Bu yolda hayatını kaybedenler ise ölümsüzleşmişlerdir. Diğer yolda ise gökyüzünden gelen emirler gereği yola çıkıldığını var sayılan emirlerin yerine getirdiğini söyleyen resuller dönemim anlayışına göre o zamanın devrimçileridir.

İnsani akımlar yok edilip erk çıkar ve dünyayı paylaşamama kölelik düzeni sistemi kurma birilerinin üstünden nemalanma kendini kutsama gibi sorunlar doğruları evrensel doğa kanunlarını devamlı önünü keserek gelişmesini önlemiştir.

Çünkü kendisine düşman olduğunu alenen bilmiştir. Bunuda bertaraf etmek için her türlü hileyi oynamış her türlü nedenleri geliştirecek argümanları kullanmıştır. Böylelikle de Kaosta yaratarak kendi doğrularını öne sürmüş. Gerçek doğruları bilimin erdemin Tanrısının söylemlerinin önünü kesmiştir.

Evet, herkesin anlayacağı bir dille ve yol desturuyla konuya girerek biz Kızılbaşların düşünmesini sağlamak için kaleme aldığım gerçekleri düşünmenizi hatta bunu bir adım daha ileri götürmenizi isteyerek yedi uyuyan mağaralarından çıkmanızı isterim.


2- Bilimsel gerçeklerden uzak olan insanlık geçiş tarihini anlamak istemeyen Dinler ancak bireysel ve sosyal hayatın düzenlemek isteyen ve bunlarla kendini kabul ettirmek için görünmeyen kuvvetlerin baskısına başvuran bu nedenle de kolektif olmaktan kurtulamamış düşünce taslağı olarak önümüze çıkar.

Geliştikçe yayıldıkça da halklar arasında kendi kabuğundan çıkarak başkalaşarak başka inanç ve halklara tanışarak değişir değiştikçe de yeni argümanlar katılır ve kabulü mistik alanları genişlemelerle de kutsilik katılarak kabul görünerek ilerler.
Dinsel olguların gerçeğinde Politik gerçekler çıkarcı dönem gerçekleri hariç genel manada tarihi ve halkların gerçekleri ile pek ilgilenmezler. Genellikle erkin devamlılığını sağlamak için içerisinde siyasi yapıları güçlü erklerin politize rivayetler ve mistik havalar kazandırarak korkular salarak medreselerinde geliştirdiği ve zamanla bir birlerinde çoğaltılarak ilerleyen bir sistem kurarlar.

Böylelikle de inancı temellerini kendileri atmış olurlar ki geçmiş ile ilgili tüm gerçek detayları gizlerler. Varlığın devamlılığı sağlamak içinde dönemin güçlü inançlarıyla da barışık gibi görünmek için çeşitle varsayımları ve sözleride getirerek taraf kazanır barışık içinde olduğunu kanıtlamaya çalıştırdıklarını göstermişlerdir. Kâğıt üzerindeki bu hal fiil gerçek yaşamada çok farklılık arz ettiğide görünen tarihi gerçeklerdir.

İnsanlık kendini bildiğinden beri var olan ve varlığı ile ilgili soruları sorarak ilerlemek akılcılığın ve gerçekçiliğin hakikatin adıdır.
Buna hayır diyen ise kendi çıkarcı siyasetinin insanlıktan bu yana kurulan ve kendi despotik baskısını kurarak geçmişi bilimi tarihi yalanlayan kendi medreselerindeki dar pozitif bilim ve gerçeklerinden uzak savlarla korku mistik kültürünü geliştirerek ruhları ve akılları dondurmuş bireyler ortaya çıkmış ve çıkarmıştır

Bu tip uygulamalarla toplumlara ölü toprağı serperek binlerce yıldır uyanmasını dik durmamasını sağlamamıştır. Dik duranlar ya dinsiz, ya zındık, ya da hain, olarak topluma lanse edilmiştir. Hakikatte ise insanlık için gerçeklerin gün üzerine çıkması için mücadele eden bu kutsi kişilikleri ateşte yanmış, derisini yüzmüş, gövde üzerinde kelle bırakmayarak akıldan bilimden evrensel değerlerden haktan hakikatten uzak olduklarını gerçek yüzünü göstermişlerdir.
İşte kimi aklıbali olmamış riyakârlar veya kara cahiller kimin borusunu öttürdüklerini hiçbir zaman gözlerine çekilen mistik korku vs. göremezler.
Bu gibi hakikatten Hakk tan yana olduklarını varsaymaları KIZILBAŞLIK adına bir aldatmacadan aldanmadan başka bir şey değildir.

Hakk ve xızır yoldaşımız olsun

kaynak:
Açıkmeydan yazarlık yaptığım forumdan alıntıdır.
aşk ile

Hurufican tek cümle ile açıklarmısın ne anlatmaya çalişiyosun
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Member
Pir ve batın-i 1.!!!!
Ben söylüm hurafican kendini ermis saniyor yazilarini dikkatlice okuyunca bunu anladim gördügü rüyadan dolayi, yanildigimi sanmiyorumSmile
ATATÜRK DIYOR KI;

Biz cahil dedigimiz zaman,mektepde okumamis olanlari kastetmiyoruz.Kastettigimiz ilim,hakikati bilmektir.Yoksa okumus olanlardan en büyük cahiller ciktigi gibi,hic okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gercek alimler cikabilir.
Administrator
Pir ve batın-i 1.!!!!
Alıntı:harabi baba divanıda vardır iyide şarap içmiştir.sevgil i pirimiz edip harabi baba..
hatta içkiyi kutsallaştırdığ ınıda divanından öğrenebilrsiniz .bir ara cem radyo hayatınıda yazdıklarınıda mektuplarına kadar anlattı..

Eğer Edip Harabi pirinizse, muhteşem bir alevilik bilgisine sahipsiniz, bazı şeyleri aşmışsınız demektir.

Hz.Ali'yi pir değil ama Edip Harabi pir öyle mi?

Rakıyla, şarapla alevilik sattığı için cazip gelmiş olmalı.

Söylenebilecek çok şey var ama ne diyeyim ben size şimdi...

Önce isterseniz şurdan başlayalım: Edip Harabi bir Alevimi ki, pir olsun?

Bu sorunun cevabını kendiniz için milat kabul edin, sonra devam edelim.
Posting Freak
Pir ve batın-i 1.!!!!
Ben bu Hurufi mi Hurafe mi neyse onu hatırladım daha öncede başka bir isimle gelip boyunun ölçüsünü alıp gitmişti.
O zaman da Harabi de Harabi diye tutturmuştu ,harabi'nin hayatını ve resmini yayınlamıştım .

Harabi kimdir:

1853 yilinda Istanbul'da dogdu. Asil adi Ahmet Edip'tir. Harabi sonradan siirlerinde kullandigi mahlastir. Bazi siirlerinde adi Edip olarak geçer.

Bahriye Birlik katibi olan Harabi ömrünü Istanbul ve Rumeli'de geçirmistir. ]17 yasinda Bektasilige giren Harabi dünyadan göçüs yili olan 1917'ye kadar bu yolun sadik bir bendesi ve yilmaz bir savasçisi olmustur.
Berzahtan kurtuldum çiktim aradan
Onyedi yasinda dogdum anadan
Muhammed Hilmi Dede Babadan
Çok sükür hamdolsun geldim imkane
Çok genç yasinda, Merdiven Köyü Bektasi tekkesinde M. A. Hilmi Dede Babaya ikrara verip tarikate giren Harabi hayatinin sonuna kadar bu ikrara sadik kalmis, siir ve nefesleri ile Bektasi edebiyatinin en kudretli ustadlarindan biri olmustur.

]Bektasi olmadan önceki halini söyle anlatir: "Abdestimi alir, tastan duvare karsi bir kalkar bir yatardim. Savmi salati birakmazdim. Cennetle huri, gilman sevdasi vardi gönülde. Bes vakte bes katardim, çok namaz kilardim, camileri gezerdim. Allaha vasil olmak böyle olur sanirdim."

yani ne demişler bir lafa bak, birde lafı söyleyene bak....


ayrıca öyle kes-yapıştır lazım değil bize,fikrin neyse özünü,anafikrini çıkar...
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Son Düzenleme: 22/10/2010, 17:24, Düzenleyen: FadimeBK.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.