Hücrelerin buluşu 18.yy.bilginlerinin ve düşünücülerin daha evvel de ortaya attıkları evrim fikri açıklık kazanmasına yol açmştır.Bu icat hayatın ölümlerin ve doğuşların ardarda sıralanarak oluştuğu ve her canlı varlığın benzer hücreleri olduğunu kavramamızı sağladı.
Diğer bir açıdan ise enerji geçmiş bilim ısı ,ses ,ışık birbirlerine tamamıyla farklı oldukları biliniyordu.Daha sonraki bilimsel gelişmeler bütün bu başka başka olayların birbirlerine dönüşebildiklerini cansız olan maddelerinde canlı tabiatta olduğu kadar ilerleyen bağlantılar olduğu ortaya çıkması metefizik düşünüşe böyleliklede büyük bir darbe vurmuştur.
Engels derki;Darwin tüm doğa ürürnlerinin başlangıçta tekhücreli küçük tohumların uzun bir gelişme(mütasyon) sürecinin sonucu olduğunu her şeyin kökeninde hücre bulunan uzun bir sürecin ürünü olduğunu ortaya koymuştur.
Böyleliklede hücre enerji ve insan hayvan gibi öğelerin tüm doğa olaylarının zincirleme sıralanışı ile bilimsel dallarıda ortaya çıkışını izleyebileceğimiz sonuca gidilmiştir.
Bilim doğa toplum bir süreçler zinciri olarak görülmelidir.Bu zinciride geliştirmenin yegani olmazsa olmazı otodinamizmdir.
Dana önceleride bahsi gecen elemetler yani anasır erbaa gibi antık dönemlerden devir aldığımız bir dizi felsefe inanc ve bilimsel olguları günümüze kadar taşıdık.Bunun doğruları yanlışları nasıldır diye avam hiç bir zaman düşünmemiştir.Bu gün gelinen noktada evrenin oluşumunda çeşitli gazlar ve ****llerin ve hızlı bir dönüş ile patlamalardan bahsetmekteyiz.
Eski yunan antik çağında Su,toprak,hava ve ateş dedikleri ve ayrıştırılamayan dört öğenin var olduğunu düşünüyorlardı.Bütün bunların yanlış olduğunu artık biliyoruz,çünkü şimdi suyu,toprağı,ve havayı kendi öğelerinden ayırabiliyoruz ve ateşi de bu 3 unsurdan artık saymıyoruz.
Buradaki bilgi daha önceleri bilinmişliğini var sayarak bu elemetlerin hakikati ile ruhsal yöndeki felsefelerini ayrı olarak düşündüğümüzü görmek istemekteyiz.Bunla ilgilide veriler vermeştim.
Evrendeki hayatımızda teolojinin gelişimi bilgisizliğin nedenlerindendir.İnsanda ölümden sonrada yaşamını sürdüren maddesiz ruhsal bir ilke olduğu çok sonraları teolojik fikirlerin felişmesi ve ile çok sonra doğmuştur.
Anasır erbaa inancımızdaki takiyenin ta kendisidir.Takiye zamanla adını batın-i olarak değiştirmiştir.Her batın-ı olmak gizli olmak takiyyenin kendi asıl ismidir.Görüşlerimizi yani öğretilerimizi ne zeman yer altına çektik.Bunun nedenlerini tarihin bir bölümünde görebilmekteyiz.Kadim inanış deviminde yerlerini farklı bilimmezciliğe bırakarak yeni oluşumlarıda meydana getirmiştir.
Batın-i gizlemek içeride olan İÇİ KAVRAMA(takkiyye);
Her zahirin bir batın-ı mutlak süretle vardır fikri ile ortaya çıkmıştır.Görüneni farklı yorumlamakla başlayan bir anlayış üzerine oturmuştur.Diğer gerçeği ise kendinde olanı dışardan gelene karşı saklamak diye bakmaktayız.
Bir diğeride görünenin aslı olmadığı asıl ideanın görünmeyen gizlenilen saklanan olduğudur.Buna çok kaba bir örnekte Portakalı meyvesinin kabuğu zahir içi ise batın-ı gibi bir örnek verip gerek soyut gerek somut diğer örnekleride çoğalta biliriz.
islam içerisindeki batın-i durum neyde ne değildi kuşbakışı baktığımızda önümüze neler çıkıyor.Batın-i fikirlerinin dillere dolaştığı en islamın aykrı isyancı ters fikirleri içinde olduğunuda görüyoruz İsmailiye, yede imamı kabul eden sebeiyye,dai Hamdan Karmat a nisbet edenler karmatiler,hakikatın yeganeliği pak masum imamların öğretilmesiyle bilineceği gören Talimiyye, dini engelleri günah veya sevap saymayan İbahiyye ve mecusi fikirleri olan taşıyan Hurremiyye,nizariyye, gibi düşünceler islam dini kendi inancları ile karıştırarak dogma salt gelen islamı durdurmuş kendi inanclarının böyleliklede karışım sayesinde doğruluğa ulaştığına inanmışlardır.
İmamı caferin büyük oğlu ismail içki içtiğinden dolayı oğluna varisi göstermeyerek musayı göstermiş böyleliklede Bu hareketin inanc ve akideleriyle felsefelerine ters geldiğinden tarihte kayıtlı ilk hareketi 755 de ölen Ebul Hattab baş kaldırmıştır.İslam tarihinde ilk batın-i ele başı olarak görünmektedir.Daha sonraları Meymun bin Daysan el-Kaddah ve oğlu Abbdullah onlardanda bayrağı zeki kuvvetli ihtilaci teşkilatcı Hasan SABBAH ele alarak imamları korumuş olduğunu görüyoruz.
Tabi islam-batın-iliğin gelişimi Hindistandan Türklerden,kürt ermeni vs. getirilen köleler ve kölelerle gelen kültürlür inanışlar bilim vs. unsurların meydana getirildiğinide unutmamak gerekmektedir. Bu durumun erke karşı takiyyeyi yani batıniliği dahada güçlenmiş farklıda olsa islam erkine karşı fikri aykırı bir duruşur inançların bileşkesi olarak ortaya tekrar çıkmıştır.Bu çıkışın en yaygın olduğu çoğrafya İran çoğrafyasıdır. tarih gelişimi İran çoğrafyası ve toplumlarına bu misyonu yüklemiştir.
İran coğrafyasına sasanilerin oluşturduğu yarı bağımsız beyleklerin islama girmesi çok zor olmuştur daha doğrusu islamı kabum değil kılıç zoruyla esaret ile olmuşlardır.iran ilk islam devleti olarak görünen 8.yy kurulan Tahiririler daha sonraları şafiliği ağır basan sunni samanoğulları ve irana en büyük gerçeğini oluşturan kuzey iranda büyüyen deylemlilerin gelişmesi ile hazardan akın eden Büveyhiler ki soylarının sasanilerden geldiğini söylerkende islamdan önce sasani hükümdarı ŞAHİŞAH yazan paraları pastırmış olmalarıda islami çevreleri farklı bir çizgide kendi inanclarına uydurarak kabul gördüklerini görüyoruz.Böyleliklede takiyye anlayışıda devletsel anlayışlar olarakta tarihe geçmişte oluyordu.BBu coğrafya irandı.
"Tarihinde belirtiği gibi DEYLEMLİLER islamı en son kabul gören iranın kuzey halklarındandır.Ayrıcada siyasi bakımdan bağımsız hanedanlar ortaya çıkarmaları dini bakımdan ehli sünnet e aykırı inancları benimsemeleriyle bu çoğrafyada ilk şahsiyet davasına kalkışanlar arasında olmuşlardır."(kyn:Lapidus,İslam Toplum tarihi 1.s:81)
Deylem bölgesi Hz.Alinin 8 yy. sonlarında itibaren sığınak ve diğer sünni yöneticilere karşı özerkliklerini titizlikle koruyan faal bir şii-batın-i merkez haline gelmiştir.Hürremilerin Deylemliler deylem bölgesinde dini kisve altında siyasi istiklal peşinde çıkardıkları isyanlar merkez tarafından şiddetle bastırılmıştır.Onların hareketinin rengi eski yerli iran inançları ile islamın muhalif dini siyasi unsurlarının çoğrafi potada bicimlenmesinden ibaretti.Deylemliler 10.yy büveyhilerin idaresinde iran ırak büyük bir kısımda nufuslarına yaymayıda başarmışlardır.Hatta bir süre halifeninde koruyuculuğunuda yapmışlardır.Deylemlilerin hareketine Türk selçuklu son vermiştir."(kyn:Nizamülmülk siyasetname s:222-Levis haşhaşiler s:37)
işte 8.yy-10. yy bazı notları sizlerle böyleliklede paylaştık bu manada batın-iliğin ekseninde içsel felsefe ve tarihsel gelişiminide göz önünde tutarak az çok bilgilerimizi tazaledik.
Böyleliklede takiyyenin güçlü olan inancın üstünü içten batın-i hali ile yumuşayarak bir şekilde baskıcı inancı kendi inancına çevirme olarak görmekteyiz.Önemli olan bunu çevirirken sınırları aşmamaktır.Eğer ki yanlış yapılır veya erk yandaşlığı yapılırsa takiyye erkin takiyyesine dönerki böyleliklede kendi inanc ve ritüellerinin içinde farklı inanclar görürsünüz.Önemli olan günümüzde bu gibi değerlerin insani ve evren yasaları içinde olmasıdır.Günümüzün olmazsa olmaz inancları bu yönde olmalıdır.Takiyye ve batın-ilik kabuk değiştiriyor.Görüneni değilde asıl görünmeyeni nidamız çıktığınca bağırma zamanıdır diye bu gün meydanlarda sokaklardayız.Kendi inancımızı istemekteyiz.Çünkü erkin takiyesi bizi yok ediyor.Kozmik manada değişimler her devir var oldu ve herkes kendi toplumunun liderleri ve çıkarlar çorafya zaman ile değişerek farklılaşarak farklılaştırarak ilerlemiştir.
Dünyada unutmayalımki kozmik bilgileri arayan düşünürler sayesinde inançlar bilim gelişmiştir.Bizim atalarımızda bunu yapmıştır.Bu oluşum evrenin her yerinde mevcuttur.Örneğin
"Apollonius,İskenderiye ve Mısır a giderek buralarda çölde çıplak olarak yaşamakta olan ve kozmik bilgiler aramakta olan "gymnasofist"denilen çıplak uyarıcılarla görüşmüştür.Apollonius yeryüzünü ait her nesneden uzak çölde münzevi olarak yaşayan kişilere "tanrıların varlığını" tartışmıştır.Bu gelenekten gelen Aziz Antony tarafından ilk çölde yaşayan hırıstıyan keşiş tarikatınrı kurmuştur"...(Kyn:Yoksul tanrı Apollonius)
öznel ve neslel gerçekler olarak böyleliklede yerine teolojide aldığını görüyoruz.İdealistler dünya nesnel bir gerçek değil ama öznel bir gerçektir derken.Materyalistler dünya nesnel bir gerçektir demektedir.
Evet buradaki takiyye batın-ın kadimden gelen tartışmasıdır.Ruh-akıl,madde bunların hangisi batın-i?Evet gizli olan açığı bize anlatan akıl batın-idir,Gerçek olan o dur bu yüzdende ruh hem beyinin ismi olabilmektedir.Peki beyinin varlığı aklın varlığımıdır?Akıl hastalarında maddi manada beyin olduğu halde neden düşünemezler?O zaman fikir ruhmudur?yani can akıl madde oluşumu insanı meydana getirmekteyse bu oluşumun batın-isi ne olmalıdır?Hangisi daha öncedir fikirmi-ruhmu,Dizayn oluşumunu istemekmi dizayn edenmi?Bence Pir-lik makamında ilk takiyyesi buradan başlamaktadır.Bunları belli bir ray-ına oturtan gerçek akıl erdemini bilen kişi pir olabilmektedir.Diğeri ise devamlı gelişi ve şekli temsil etsede diğer öz takiyyenin başkalaşmış aslı olmayan yansımayı temsil eden bir oluşumdaki diğer kişiyi oluşturur.Yani bir nevi talib-i talipleşen pir-i.
Pir akıllı sevilen saygı duyulandır. peki pirin sevdiği ne talibi.Saygıda duyuyor böylelikle bir hiyeraşi gözüksede üstünlük makamı pir-de ve talipte eşit bir şekilde olunduğunu görmekteyiz.Lakin çoğunluk olan talip bir azınlığı ifade eder.Talib bilgeliği aynı değerlerde olduğundan pir-in Post sahibi olması ise gerçeği aslı içi gösterir.Talib takiyye yaparken Posta oturan pir batın-i dir.Bu bakışta meydanda oluşturulan bakış açısı olarak gözümüze akıl ve erdemin yüceliği çarpmaktadır.
Konumuza devam edeceğiz lakin önemli olan artık dik durmak özellikle okumak hem dini manada hem geleceğimiz manasında üzerimize düşün yegane iş okumak okutturmak ve tüm canlarımızı gücümüz yettiğince sorup onların dertlerini paylaşmaktır.Erke yakın olmak ikilik olanlarıda bilip onları her yerde anlatıp başka şekilde takiyye yapanları ortaya çıkarmaktır.
"Muaviye hariciler lideri Havsere bin Vedda yı ikna etmek için babasını gönderir.Baba içinde bulunduğu psikolojik durumu oğlu Havsereye göstermek için Havserenin oğlunu yani kendi torunu ğötürerek belki bu işten vazgeçer diye düşünür ancak Havserenin verdiği cevap" bir kafirin mızrağının ucunda bir saat sallanmak bana oğlumdan daha sevgilidir"(kynr. İrfan Aycan Muaviye b. Ebi Süfyan sy:212)
Şimdi akıl Pir-lik makamının diğer ismi olarak görelim.Eğer doğru ise Tanrı peygamberini bu evren düzelsin diye göndermiştir.Tanrı insanlara doğru ve yanlış üzerine yargıda bulunabilecekleri aklı bağışladı peki o zaman resulun görevi burada nedir?Resuldeki akıl değilmidir.Akıl değilse ilahi yasalar mükemmel yapan akıl ile kuran arasındaki vahiy nasıl dengeli olabilir.Bütün bu yetenekler doğuştan gelen insan aklıyla, çalışmayla, gözlemle ve deneme-yanılma yoluyla kazanılmıştır.Eğer din kendi bilgilerinin sorgulanmasına karşı çıkarsa akla ve bilime ters düşer.Vahiler anlaşılır olmalı yoksa hitab şekli insanlığa ait olmaması dinin ve öğretinin bbir anlamı olmadığını geliş nedeninin aslını yitirmesine neden olur.
İslam kitabı o kadar da etkileyici bir yapı içerisindemidir değilmidir. o da ayrı bir sorundur.Pir-makamı islami kitabın evrensel akıl ve erdem yasalarına inandığı kitabı varsa günün şartlarına uyup uymadığını inceler.Dogma olanın gelişmesi ve tartışılması doğru ve nereye kadar doğru olacağını tartışamaz ise pir buradaki rölü değişmektedir.molla ile pir-i buradan ayırdığımızda batın-i olan pirdir.Dini kitaplarda ilahi olacağı sanılan yasalardan çok kendisinden önceki dini küfür sayan aşşağılayan bir devrim yşazıtları gibidir.Bu gür semitik dinlerin kitaplarında çelişkili ve abes şeylerden söz etmektedir ve özellikle kendisi gibi inanmayanlara söylemediğini ve en ağır cezalara çarptırılacağını söyleyerek baskı yaptığını görmekteyiz.
Pir makamındaki kişi din değil Yol sürmektedir.Yol ise arif olma arif birbirinden razı rızası alınmış toplum yaratmaktır.Asıl olan budur.Zamana ve mekena uygun değişimler gerek zorunlu gerekse ihtiyacdan dolayı yapılmıştır.12 hizmet 12 imama dönüşmüş olması ritüellerin isimlerini ve takiyye yapılarak asıl kurtarılmıştır.Pir hangi doğruyu ne zeman kime açıklayacağınıda artık akıl ortamın ruh-u durumu saptamasıyla olacaktır.Böyleliklede Batın-ı açığa çıkmıştır.Bu çıkış ne ilk nede son olaçaktır.
Yol din manasına gelsede her din Yol olmamaktadır.Yol kendini devamlı yenilemek zorundadır din ise belli bir mesafeyi kat edebilir ama sonra kendiside din imajını yitirir ve gelişerek Yol olmaktan kendini alı koyamaz.Engels bu konuda bize çok açık bir yanıt vermiştir.Din insanın sınırlı anlayışından doğar.Din ve yol bilime uymayan yanlış olandır.Galile dünyanın döndüğünü söylemişti bu görüş ne Aristoteles görüşü 46 gezegen tavana çakılı halde kımıldamadan ve bir bütün halinde yeryüzünün çevresinde dönmekte söylemi ilenede kutsal kitap incil söylemi uyuyordu.Ne geri kalmış bilim nede din gerçeği göremeylordu.Peki sonuç dinsel mahkemede kurulur ve galile pişman olmaya zorlanır.Buradaki olay bilgi zaman ve bilgisizlikle -din ile bir savaşı görmekteyizki.Burada Yol bilim olmalı yani batın-i gerçek olan as olan bilim ve zamandır.zaman içerisinde bilimin aldığı rolu dogmaların görmesi imkansızdır.Eğer ilahi yasalar bilimin her içeriğini kavrıyorsa ilahi bir sövlevi birilerrine indirmişse buna din diye biliriz.Buda ayrı bir tartışma ürünüdür.Eğer insanların insanlığa yakaşacak şekilde yaşamalarını sürdürecek yasalardan uzaksa ilahiliği bitmiş demektir.Bundan dolayıdırkı dinler mutlak suretle erevizyona uğrar isimleri kalsada çoğu içerikleri akideleri değişir.Bu değişim insanlık adına olursa Yol olmuştur.yol ile din-i ayrım noktalarını ve bbirbirleri ile birleşmiş noktlarınada yine gerçek akıl ve erdem sahibi Pir makamındaki kişi bilir öğretiside bunun üzerine olursa liderlik vasfı gerçek olar yol öğreticisi ünvanını alan gerçek Pir-dir.
Pir ve batın-i 1.!!!!

![[Resim: imza3cp.gif]](http://img29.exs.cx/img29/203/imza3cp.gif)