PİR SULTAN’IN SİVAS’IN BANAZ KÖYÜNDE YAŞADIĞINA DAİR TAHRİR KAYDINI YAYINLIYORUZ
Alevi edebiyatının en ünlü şairlerinden biri olan Pir Sultan Abdal, on altıncı yüzyılda Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde yaşamıştır. Alevilikte ’Hak aşığı’ olarak nitelenen Pir Sultan Abdal’ın yaşamı hakkında şimdiye dek birçok araştırma yapılmışsa da araştırmacılar söylenti derlemekten öteye gidememiş, bu konuda herhangi bir belgeye ulaşılamamıştır. Bu yazıda, Pir Sultan’ın adının yer aldığı bir belgeyi ilk kez araştırma dünyasına sunmuş olacağız.
Belgenin içeriğine geçmeden önce, Pir Sultan Abdal hakkında şimdiye dek anlatılanların bir özetini sunalım. Banaz köyünde yaşayan Pir Sultan, Alevilikle ilgili deyişlerinden ötürü Osmanlı devletinin kovuşturmasına maruz kalmış ve Sivas’ta idam edilmiştir. Onu tutuklayıp astıran, Sivas valisi Hızır Paşa’dır. Hafik’in Sofular köyünde doğan Hızır, Pir Sultanla tanışmış, ona bağlanmak istemiştir. Hızır, İstanbul’a giderek tahsil görüp paşa olmuş, daha sonra Sivas’a vali olarak atanmıştır. Hızır Paşa’nın ilk icraatı, Pir Sultan’ı tutuklayarak idam etmek olmuştur. Pir Sultan, Sivas kentinde Toprakkale denen yerde idam edilmiştir.
Pir Sultan’ın Ayaklanma Düzenlediğine Dair Araştırmacı Tahminleri
Pir Sultan’ın idam edilme nedeni hakkında araştırmacılar çeşitli tahminlerde bulunmuştur ki, bu tahminlerin en yaygını, onun Osmanlı devletine karşı bir ayaklanma düzenlemiş olması gerektiğidir. Ne var ki, bugüne dek böyle bir ayaklanma hakkında Osmanlı kayıtlarında en küçük bir ipucuna dahi rastlanamamıştır. Ayaklanmaların kaydedildiği Mühime defterlerinde ve Osmanlı vakanivüslerinin eserlerinde de bu konuda herhangi bir bilgi yoktur. Halktan derlenen bilgilerde de Pir Sultan’ın ayaklanma düzenlediğine dair bir bilgi yer almaz. Araştırmacıları ayaklanma tahminine yönelten şey, ayaklanmayan birisinin idam edilmeyeceği varsayımı olsa gerektir. Oysa Osmanlı devletinde idam edilmek için ayaklanmak şart değildir. Bir kişinin Alevilik faaliyetinde bulunması, onun idam edilmesi için (özellikle on altıncı yüzyılda) yeterli bir gerekçedir ve Mühime defterlerinde bu konuda birçok örnek vardır.
Araştırmacıların bir kısmı, Pir Sultan’ın düzenlediği ya da onun adını geçtiği bir ayaklanma bulamayınca, on altıncı yüzyılda ortaya çıkan bazı ayaklanmalarla onun irtibatlı olduğu tezini ortaya atmıştır. Özellikle, 1526 yılında Hacım (Hacıbektaş) kasabasında ortaya çıkan Kalender Çelebi ve 1577 yılında Elbistan’ın Sultan-Korusu yaylasıyla Adıyaman’ın Şambayadı kasabasında ortaya çıkan Şah İsmail ayaklanmalarına Pir Sultan’ın katılmış olduğu öne sürülmüş, bu ayaklanmaların ayrıntılarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Ne var ki, bu konuda güvenilir bir bilgi ya da ipucu sunulamamıştır.
Pir Sultan Hakkında Yayınlanan Bir Araştırma Skandalı
Pir Sultan hakkında yapılan araştırmalarda bir de skandal yer almıştır. Erdoğan Çınar, Hıristiyanlığın Paulikienizm mezhebinin kurucusu Konstantin adlı didaskalos’u , çeviri sahtekarlığıyla Pir Sultan’a dönüştürmüş ve bu konuda bir de kitap yazmıştır. Konstantin’in, Hıristiyanlığın ikinci büyük kurucusu St. Paul’ün başpapazlarından Silvanus’un adını kendisine lakap olarak almasına değinmeyen yazar, Silavanus adının başına Pir sözcüğünü ’cebinden’ ekleyerek Pir Silvanus adını elde etmiş, daha sonra bu adı Pir Silvan biçiminde kullanmaya başlamış, sonunda okuyucuya Pir Silvan adının zamanla Pir Sultan’a dönüştüğünü söyleyerek bir skandala imza atmış ve ne yazık ki, bazı Alevi örgütlerinden de destek görmüştür. Erdoğan Çınar, Osmanlı belgelerinin tümünün incelendiğini ve Pir Sultan kaydına rastlanmadığını belirterek okuru yönlendirmeye çalışmakla işe başlıyor ve Pir Sultan’ın Osmanlı döneminde değil, Bizans döneminde yedinci yüzyılda yaşadığını iddia ediyor. Oysa anlattığı kişi Pir Sultan değil, Şebinkarahisar’da Makedon kilisesini kuran ve 27 yıl vaaz veren Konstantin/Silvanus’tur. Bu skandal konusunda bir kitap yayınladığımız için ayrıntıya girmiyoruz.
Tahrir Kayıtlarının Önemi
Son yüz yılda en çok araştırılan tarihi kişiliklerden birisi olan Pir Sultan hakkında herhangi bir belgeye ulaşılamamış olması, araştırma dünyamızın niteliği açısından düşündürücüdür. Bu eksikliğin nedeni, temel kaynakların bazılarından haberdar olmamaktır.
Pir Sultan’ın yaşadığı on altıncı yüzyılın en temel kaynağı tahrir defterleridir. Mufassal ve icmal adını taşıyan bu tahrir defterlerini şimdiye dek hiçbir araştırmacı, Pir Sultan konusunda kaynak olarak kullanmamıştır. Oysa tahrir kayıtları, en az nüfus kaydı kadar önemli ve sağlam bir kaynaktır. Biz bu yazıda Pir Sultan konusunda tahrir defterlerini ilk kez kaynak olarak kullanıyoruz.
Pir Sultan 1581 Yılında Hayatta, Banaz Köyünde İki Oğlu ve Bir Torunuyla Birlikte Kayıtlı
Pir Sultan’ın köyü Banaz, 1581 yılında düzenlenen Defter-i Mufassal-ı Liva-i Sivas’ta (Sivas livası mufassal defteri) 92 neferanlı (vergiye tabi kişiler) bir köy olup,’karye-i Banas tabi-i Sivas’ olarak kayıtlıdır. Köy, Ahmed Bey oğlu Pir Ahmed Beyin timarı ve Yörgüç Paşa’nın kızı Hondi Hatun’un türbesinin vakfının malikanesidir.
Köyün vergiye tabi kişilerinin ad listesinde 87. ve 88. sırada ’Piri veled-i Pir Sultan’ ve ’Ali birader-i o’ kaydı vardır. Bu ibareler, Piri ve Ali adlı kişilerin babasının Pir Sultan olduğunu göstermektedir. Bunlardan Piri, ’yarım çift’ araziyi babasıyla (Pir Sultanla) ortak kullanmaktadır. Çünkü, Piri için düşülen kayıtta ’becay-i pedereş’ (babasıyla birlikte, babası için) ibaresi vardır. Ali ise cabadır.
Kayıttan çıkan sonuç, defterin düzenlenme tarihi olan 1581 yılında Pir Sultan’ın hayatta olduğu, ayrıca iki yetişkin ve evli oğlunun bulunduğudur. Pir Sultan’ın oğlu Piri’nin oğlu Pir Şaban ise bu tarihte henüz mücerreddir (bekar).
Halktan derlenen bilgilerde ve Pir Sultanla ilgili şiirlerde onun Seyyid Ali, Pir Mehemmed ve Ergaib adında üç oğlunun ve Senem ile Elif adında iki kızının olduğu yer almaktadır. Seyyid Ali adı, Alevi gelenekte her dedenin seyyid unvanıyla birlikte anılmasının bir gereği olarak ele alınabilir. Bu durumda Seyyid Ali’nin asıl adı yalnızca Ali’dir. Daha açıkçası, tahrir defterinde Pir Sultan’ın oğlu olarak kayıtlı olan Ali, Seyyid Ali’dir.
Pir Sultan’ın oğlu Pir Mehemmed’in adına tahrir kaydında rastlanmıyor. Ancak, Piri olarak kaydedilen oğlu bu kişi olması kuvvetle muhtemeldir. Pir Mehemmed’in Tokat’a bağlı Dadohta köyüne yerleştiği ve türbesinin orada olduğu bilinmektedir.
Çemişkezek’in Hacılu köyüne yerleştiği söylenen Ergaib ise ad listesinde yer almamaktadır. Bu durum, Ergaib’in bu tarihten önce Hacılu köyüne yerleşmiş olmasıyla açıklanabilir. Ergaib’in küçük yaşta öldüğü, bunun üzerine Pir Sultan’ın,
’Allah verdiğini almaz dediler/Bana verdiğini aldı neyleyim’
mısralarını içeren şiiri ürettiği de söylenmektedir.
Tahrir defterlerine kadınların adı yazılmadığı için defterde Senem ve Elif hakkında herhangi bir kayıt doğal olarak yer almamaktadır.
Banaz Köyünde Yaşayanlar Popüler Alevi Adlar Taşıyor
Banaz köyü kaydında Zülfikar, Pir Ali, Pir Kulu, Pir Veli, Pir Bende, Pir Şaban, Yol Kulu, Haydar, İmam, Mihman, Arzuman, Turabi, Teberrük, Bali, Şah Ali, Şah Kulu, Şah Unsur, Cafer, Zeynel, Cüneyd, Hasan Ali gibi popüler Alevi adların yanısıra, Ali, Hasan ve Hüseyin adları sık sık yer almaktadır. 1581 yılında Banaz köyünün hocası, Şah Ali oğlu Cafer Fakih’tir.
Göçebe Banazlılar ve Pir Sultan Adı
Öte yandan, Sivas’ta barınan göçebelerin kaydedildiği ’Defter-i Yörügan-ı Sivas’ta, ’Kışlak-ı Banaz’ bölümü yer almakta ve bu bölümde de Pir Sultan adına rastlanmaktadır. Kayıtta yer alan ’Abdürrezzak veled-i Pir Sultan’ ibaresi, Abdürrezzak adlı kişinin baba adının Pir Sultan olduğu anlamına gelmektedir. Ne var ki, halktan derlenen bilgilerde ve Pir Sultanla ilgili şiirlerde Pir Sultan’ın bu adda bir oğlundan söz edilmemektedir. Bu durumda, Abdürrezzak’ın babası olan Pir Sultan, konumuz olan Hak aşığı değil, aynı adda başka birisi olmalıdır. Zaten kayıt, Banaz’ın yerlileriyle ilgili değil, göçebeleriyle ilgilidir. Bu defterde, Ebu Talib, Cafer, Hasan, Hüseyin, Ali, Pir Veli, Pir Bende, Emir Seydi, Himmet gibi geleneksel Alevi adlar yer almaktadır. Topluluk, dut ve arpa vergisi de ödemektedir ki, bu onların ’yarı göçebe’ olduğunu göstermektedir.
Pir Sultan, 1588 ile 1590 Yılları Arasındaki Bir Tarihte, Sivas Valisi Deli Hızır Paşa Tarafından Asıldı
Pir Sultan’ı astıran Hızır Paşa’nın kimliği de araştırmacılar arasında tartışma konusu olmuştur. On altıncı yüzyılda Sivas valiliği yapan üç ayrı Hızır Paşa belirlenmiştir. Bunlardan birincisi 1547 ile 1550 yılları arasında, ikincisi 1559 ile 1560 yıllarında, üçüncüsü ise 1588 ile 1590 yılları arasında Sivas valisidir. Pir Sultan adının kayıtlı olduğu tahrir defteri 1581 yılında düzenlendiğine ve Pir Sultan bu tarihte hayatta olduğuna göre onu astıran Hızır Paşa 1588 ile 1590 yılları arasında Sivas valiliğinde bulunan Hızır Paşa olmalıdır. Bu kişi Deli Hızır Paşa olarak anılmaktadır.
Pir Sultan’ın Asıl Adı Koca Haydar mı, Pir Sultan mı?
Pir Sultan’ın kimliğiyle ilgili başka bir problem, onun asıl adının Haydar olduğuyla ilgili söylentiler ve şiirlerdir.
’Pir Sultan Abdal’ım destim damende
İsmim Koca Haydar, neslim Yemen’de’
mısralarında geçen ’ismim Koca Haydar’ ibaresi, ’aslım Koca Haydar’ olabilir ki, ben de daha önce yazdığım yazılarda bu ibareyi kullanmışım. Bilindiği gibi, Anadolu şivesinde ’isim’ sözcüğü kullanılmaz, onun yerine ’ad’ sözcüğü kullanılır.
Koca Haydar, Avuçan’a bağlı bir pir ocağıdır. Koca Haydar’ın türbesi, Divriği’nin Sarıçiçek yaylasındadır. Oğlu Hasan Paşa’nın türbesi ise Divriği’nin Üçpınar köyündedir.
Dolaysıyla, Pir Sultanla ilgili Koca Haydar söylemi, bu ocağa aidiyeti ifade anlamında söylenmiş olmalıdır. Banaz köyünde bulunan ’Ağu İçen Kazanı,’ bu ocak aidiyetinin bir başka göstergesidir. Ne var ki, Pir Sultan ocağı ile Dede Garkın’a bağlı Ali Seydi ocağı arasında günümüze kadar ulaşmış kurumsal ilişki vardır. Pir Sultan deyişlerinde rastlanan Kızıl Deli ya da Seyit Ali, Malatya’nın Yazıhan ilçesine bağlı İriağaç köyünde türbesi/makamı bulunan Ali Seydi’dir. Ali Seydi, Halep-altı denen yerden buraya gelmiş, hatta bir oğlu Halep-altın’nda şehit düşmüştür. Ali Seydi ile Seyit Ali karıştırmasının çok yaygın olduğunu ayrıca belirtelim. Banaz köyünün ve Pir Sultan ocağının Avuçan ve Ali Seydi gibi iki ayrı ocakla bağlantının olması, köy halkının daha önce tek bir ocağa bağlı olmayıp bu iki ocağın taliplerini kapsadığı söylenebilir.
Zaten asıl konumuz, Pir Sultan’ın ocağı olmadığından bu yazıda ayrıntıya girmek istemiyoruz.
Kısaca söylemek istediğimiz şey, Koca Haydar’ın bir ocak kurucusu olup Pir Sultan olamayacağı, burada bir aidiyetin dile getirilmiş olabileceğidir. Banaz tahririnde iki kişinin adının Haydar olarak kaydedildiğini, bunlardan birisinin baba adının Yusuf, ötekinin baba adının Pir Bende olduğunu ayrıca belirtelim. Yine belirtmek gerekir ki, Pir Sultan bir lakap değil, tahrir defterlerinde görüldüğü gibi bir addır.
Sonuç
Özet olarak, Pir Sultan, Banaz köyünde yaşamıştır. 1581 tarihinde hayattadır ve bu tarihte iki oğlu ve bir torunuyla birlikte tahrir defterine kaydedilmiştir. Oğullarından büyüğü olan Piri’nin en az otuz yaşlarında olduğu varsayılırsa, Pir Sultan’ın bu tarihte en az altmış yaşında olduğunu söylemek gerekir. Pir Sultan, 1588 ile 1590 yılları arasındaki bir tarihte asılmıştır. Asılma nedeni, Alevi faaliyetlerinde bulunmuş olmasıdır. 1526 yılındaki Kalender Çelebi ve 1577/78 yılındaki Şah İsmail ayaklanmalarında asılmış olamaz, çünkü 1581 yılındaki kayda göre hayattadır.
Hamza AKSÜT
5 Eylül 2013
Pir Sultanın Sivas'ın Banaz Köyünde Yaşadığına Dair tahrir Kaydı
Konu Sahibi / Yazar
donanma44
Kategori / Forum
Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
6932
Pir Sultanın Sivas'ın Banaz Köyünde Yaşadığına Dair tahrir Kaydı
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi