You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

’Özgürleştirmey en her şey aptallaştırıyor ’

’Özgürleştirmey en her şey aptallaştırıyor ’

Administrator
“Özgürleştirmey en her şey aptallaştırıyor ”
[COLOR="#000000"]91 nci yılında Cumhuriyet hala 19 yaşında, hala cumhuriyet en büyük bayram.

Yine yüzbinler Anıtkabir’deydik yine bunca medya sessizliği unutturulması saldırı iftiralar atılmasına rağmen oniki yıldır, ve yine milyonlarca insan neden Anıtkabir’e akıyor sorusunun tam cevabını hiç kimse bilmiyor.

Saat 11’e kadar Anıtkabir’e gelen ziyaretçi sayısını onbinlerle ifade edebiliyorduk, ancak saat 11’i devirdikten sonra yüzbinler akmaya başladı, yollar izdihamla tutuldu Tandoğan’la Arslanlı Yol arası insan seline dönüştü.

İnsan olduğumuzu ve insan olduğunu bilmeyen birileri burada Arslanlı Yol’da kitleleri kalabalıkları tarihin sınavından geçiriyor, elde bayrak hep şen şakrak marşlarla endişeleri yıkarak varoluşsal bir geçitten güle oynaya geçiyoruz.

( Birileri hala etnik mezhep deyip kaybettikleri eşeği arıyor’Eşeği kaybolmuş bir adam eşeğin ayak izleri ardına pat pat döktüğü gübresini izleyip eşeğini arıyor, hocayla karşılaşmış, eşeğini kaybetmiş adam önünde eşeğin gübresine bakıyor, o halde, hoca, adama: ben de eşeğimi kaybettim ama bokunda aramadım’)

Ve hiç kimse arasa da bilmediği şeyi bulamaz.

Okullarda eğitim öğretimde Atatürk bayrak cumhuriyet sınırlamaları yasakları burun kıvırmaları had safhadayken bir şey dikkatimi çekti. Saat onbirden sonra Anıtkabir’e partiler gençlik dernekleri sivil toplum sendikalar toplanıp tabur tabur öbek öbek geldiler, ancak, saat 11’e kadar gelen onbinlerce ziyaretçinin başka bir özelliği vardı, nerdeyse hepsi 14-18 yaş arası genç kızlar, hani derler ya sabahın seherinde, bu tatil gününü fırsat bilip başka yere gitmemişler, sabahın ilk ışıkları istikamet Anıtkabir yola çıkmışlar.

Mamak’tan Keçiören’den Cebeci’den Etlik’ten Dikmen’den kendi imkanlarıyla ve hep ikili üçlü dörtlü kız arkadaşlarıyla güle oynaya kol kola gelmişler. O kadar genç kız vardı ki, aralarında genç delikanlılar, orta yaşlılar, kadınlar, yüzde bir çoğunluk dahi oluşturamadı.

Ailesiz öğretmensiz derneksiz örgütsüz kendi başlarına gelmişler, bunun sosyal siyasi psikolojik ve çok büyük bir anlamı olmalı.

Henüz genç kızlar cumhuriyeti neden bu kadar seviyor, içimizde Atatürk’ü en çok onlar seviyor, oysa istenmeyen bir ödev, verilmemiş bir görev’ içimizde niye cumhuriyet dersine en çok körpe tomurcuk kızlarımız çalışıyor.

Her biri ışıl ışıl giyinmiş her biri neşeli her biri heyecanlı her biri kimsenin onlara vermediği kutsal bir görevi yerine getiriyor. Bu anlatılmaz bir hikaye. İncecik kızlarımız bu tatil gününde neden kendilerini nefes nefese çığlık çığlığa Cumhuriyet’le bağımsızlıkla ifade etmek istiyor!

Uçsuz bucaksız bu ikili üçlü kolkola genç kız kalabalığının neşesinde başka bir aşkın doyulmaz heyecanları saklı.

Henüz hiç birine Cumhuriyet öğretilmemiş. Onlar bu bayram günü burada, yürekli tutkulu terli, hızla okunan marşlı adımların neşesinde, başka bir şey mi arıyor!

Parlak çakıl taşları gibi çağıldayıp kalabalıklar içinde Tandoğan’dan Anıtkabir’e dökülen şelaleler gibi heyecandan hepimizin başını döndürdüler.

Bizlerin gözü çok mu korktu çok mu kalleşlik gördük çok mu tırsıp sendeledik, Cumhuriyet Bayramlarında artık yalnız bu genç kızların pürneşeden cıvıl cıvıl çığlıkları kaldı.

’Özgürleştirmeyen Herşey Aptallaştırıyor’ mottosu bir eğitimcinin, Cahil Hoca adlı kitabından Jacques Rancıere, bir eğitim öğretim felsefesi olarak özetle şunu anlatır, bir, öğretilen dikte edilen şeyler vardır bir de insanın kendi kendine öğrendiği şeyler.

Düne kadar dikte edilen öğretilen bir Cumhuriyet vardı. Şimdi herkesin kendi başına kendi acısı deneyimiyle tek başına öğrendiği bir Cumhuriyet.

İşte Cumhuriyet sanki harika mucize eğitimini nihayet buldu, artık hepimiz tek tek kendi başımıza öğreniyoruz, sanki Cumhuriyet, fidanlarını kendimizin dikip test ettiği gerçek bir bahçeye dönüşüyor, hepsi çoktan öğrenmiş: akıl yürütemeyenin aklı olmaz.

Öyle bir can havliyle öğreniyorlar ki içlerinde tek bir tembel pısırık mıymıy konuşanı yok, cehaleti hırsızlığı ajanlığı tehditi aşağılanmayı yok sayılmayı, hepsini, kendileri duydu kendileri tecrübe etti, şimdi hepsi yaşadığımız bu sahtekarlar cehennemini kendi gözleriyle görüp tatmış birer küçük filozof.

Hiç kimsenin kuyruğunda hiç kimsenin kolunda hiç kimsenin emir komutu ricasıyla dürtmesiyle gelmediler buraya. Denizi neresinden görseler uçurumun en yüksek yerinden kendi iradeleriyle özgürce atlayarak geldiler buraya’

Cumhuriyet’in şahaserleri işte bu kız çocukları.

Cumhuriyet ne söylemiş, Atatürk ne anlatmış olmalı ki onlara, bu çocuklar öğretiyor artık, Cumhuriyet’i hocalarına.

Oysa hepimiz biliyoruz bu kızların Cumhuriyet’e neden aşık olduğunu, çünkü en çok onlar acısını yaşıyor: CANI NEYİ İSTERSE ONU ÖĞRENMEK isteyen bir ülkede yaşamak’

Canı nereye isterse oraya gitmek, canı hangi iş isterse onu yapmak, canı kimi istiyorsa onunla arkadaş olmak, canı ne istiyorsa onu giymek, içimizde en çok onlar istiyor!

Cumhuriyet batı dışı bu topraklarda bir yeni zeka bulmuştu, o zeka şudur, akıl yörütemeyen insan öğrenim görmemiş demektir, akıl yürütemeyen insan akıl sahibi değildir, bu çocuklar sahici bilgi sahiden hayatı, kendileri öğrenmek, kendileri özgürce yaşamak istiyor!

Cumhuriyet yeni bir insan bulmuştu: yasadan başka hiç kimseye itaat etmeyen. Bu çocuklar henüz onüç ondört yaşında hiç kimse şeyh efendi demek istemiyor.

Eğitimci Ranciere söylüyor, tekrarlamak başka şey, bilmek başka şeydir, ezberleyen öğrenmiş olmuyor sadece hafızasını geliştiriyor, zeka başka şey, zeka için pratik ve deneyim şart, zeka için insanın kendi düşünmesi kendi deneyimi kendini zorlaması şart.

Gerçek hakiki eğitim insanın kendi çabasıyla öğrenmesi.

Son on iki yıldır eğitim, kurumlar, hukuk, meclis, ahlak, medya paramparça edildi. Biz büyükler susturulduk iptal edildik kovulduk sürüldük içeri tıkıldık çaresiz kaldık’

Ama henüz genç kızlarımız güdülmek hazmetmek susturulmak karışılsın istemiyor, hiç biri APTALLAŞTIRILMAK İSTEMİYOR’

Aptallaşmak kul köle olmak onun bunun buyruğuyla yaşamak istemeyen herkes, artık Cumhuriyet’i tek başına, öğretmensiz öndersiz örgütsüz ve hatta harçlıksız, bu genç kızlarımız gibi KENDİ ÖĞRENECEK.

Cumhuriyetimiz 91 nci yılında, hiç kimse yorgun bitkin hayal kırıklığına uğramasın, bu küçücük kızlarımız, acılar trajediler hırsızlıklar sansür yasakları, gördüler duydular yaşadılar ve tecrübe ettiler ve şimdi, tarihlerin en büyük dersi bağımsızlığı yurttaşlığı TEK BAŞLARINA çığlık çığlığa yeri göğü titreterek söylüyorlar.

Bu 29 Ekim sonbahar günü Anıtkabir önünde yalnız onları ter basmıştı.

Kuş cıvıltıları gibi pürneşe bağımsızlık marşları söylüyorlardı!

Nihat Genç

Odatv.com
ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.