Cumhuriyet 26.10.2012
Böl Parçala Ver Kurtul!
MERİÇ VELİDEDEOĞLU
Bu yıl, Atatürk’ün ’Büyük Söylev’ini okuyuşunun ’85.’ yılı.
Balbay ile Mümtaz Arıkan, Söylev’in bu yaşını kutladılar.
Böylece, Söylev’in tarihselliği yanı sıra ’günümüze ışık tutan’ yönünü de tam zamanında anımsatmış oldular.
Günümüzle ilgili bu bağlantı için örnek gerekirse; Meclis’in ’4 Mart 1922’ tarihli ’gizli’ oturumunda Mustafa Kemal’in kürsüdeki konuşmasının, sanki ülkemizin şu anda yaşamakta olduğu günleri anlattığını anımsatmak yeterlidir sanıyorum.
Sakarya yengisinden (galibiyet) sonra, ordunun savaşa ara vermesini bahane eden Atatürk karşıtları; askerin artık savaşamayacağını yayarak yalnızca ’Meclis’i değil, halkı da ülkeyi de bölmeye, direnci kırmaya çalışıyorlardı.
İşte bu gizli oturumda Atatürk; Osmanlı Devleti’nin nasıl parça parça koparılarak parçalandığına değindikten sonra; ’Bu son yurt parçasını kurtarırken olsun’ diye sürdürdüğü konuşmasında; ’Anadolu’nun da böyle ’parçalanarak’, elimizden kayıp gitmesini önlemek için, ’bölünme’yi değil ’birliği’ korumanın, savunmanın gerektiğini vurgulayarak’TBMM’yi uyarır.
Çünkü Atatürk; Osmanlı döneminde ’Adem-i Merkeziyetçilik’ adıyla ’Anadolu’nun ’yerel’ birimlere bölünüp merkezden koparılmasını içeren düzenin; Sadrazam Ali Rıza Paşa tarafından uygulanmasıyla neler yaşandığını biliyordu.
Ardından gelen ’Sevr’in; ’Anadolu’yu ’parçalama’sıyla oluşan kimi bölgelerdeki, günümüzün ’Demokratik Özerk Bölge’ (DÖB) yönetimini anımsatacak düzenlemelerinin’sonu’nun nereye varacağının da çok önceden ayrımındaydı.
Örneğin; İzmir ve Havalisi’nden oluşan özerk bölgenin ’anlamı’nın, İl Meclisi’nin alacağı kararla ’bağımsızlık’ ve ’Yunanistan’a katılmak’ olduğunu,
Güneydoğu Anadolu bölgesinin benzer yolla bağımsızlaşıp ’Kürt Devleti’ne dönüşmek anlamına geldiğini, Doğu Anadolu’daki -o günlerin söylemiyle- ’Vilayat-ı Sitte’nin kimi illerinin (Erzurum, Van vö’lerin) özerkliğinin Ermenistan’a katılımıyla noktalanacağını, Batı Karadeniz’in de ’Pontus’laşacağını ve bu sonuçlara ulaşabilmek için Batı’nın birlik olup bastıracağını kestirebildiğinden, o tarihi ’gizli’ oturumda Atatürk: ’Bu son yurt parçası’ diye haykırıyordu...
Anadolu’ya, ’Ulusal Ant’ sınırları içinde bir ’bütün’ olarak sahiplenilmesini istiyordu.
Bu ’temel’ görüş; ’Lozan’la, ’Bütünlük, birlik içinde bir ülke’ olarak tüm dünyaya duyuruldu.
Bu ’bütünlük’, Atatürk’ün vazgeçilemez ’iki kırmızı çizgi’sinden biriydi, biridir; dolaysiyle Atatürk İlkeleri’nin, ’1923 Devrimi’nin ’ana’ direklerindendir.
Bu durumda, bu ’ilkeler’i, ’devlet’in bu ’kuruluş felsefesi’ni benimseyen, koruyan ’biri’nin, bir ’siyasi parti’nin, bir ’iktidar’ın, bir ’kuruluş’un, bir ’kurum’un vö’lerin; ülkenin’Demokratik Özerk Bölge’lere (DÖB) bölünmesini ’isterken’, ’yandaş’ı olurken, ’kurucu’nun bu ’bütünlük’ ilkesini ’terk’ etmesi gerekmez mi?
Hem ’Atatürkçü’ hem ’DÖB’cü nasıl olunabilir ki?
Bunun için Mustafa Kemal’in bu ’bütünlük’, ’tek’lik ilkesini; ’bölünme/parçalanma travması’ olarak gören kimileri, bu ’travma’dan(!) kurtulunmasını istiyorlar.
Dış dostlar(!) ’AP’nin parlamenterleri, ’AB Komiserleri’; öyle ’travma’ falan demeden yıllardır açıkça: ’Atatürkçülüğü bırakın! Resimlerini duvarlardan indirin! Adını anayasadan çıkarın, silin!’ diye haykırıyorlardı; ara sıra, yine söylerler.
Sonunda bu ’dümen suyu’nu izleyecek bir parti, ’AKP’ oluşturuldu; ’AKP’ iktidarının 2. yılında bir ’DÖB’ yasası hazırlayıp ’TBMM’den geçirdiyse de, dönemin Cumhurbaşkanı Sayın A. N. Sezer tarafından ’veto’ edildi. (2004)
Bilindiği gibi ’2. DÖB’ yasasını Meclis’e getirmek üzere, dolaysiyle türlü ’DÖB’ önerileri ortaya konuluyor, söz ediliyor.
Bunlardan en ’gözde’ olanı, Türkiye’nin ’20 DÖB’e bölünmesi; bu ’20’li’ yapılanmanın ’etnik’ temelde olmadığını ileri sürenlerden Mustafa Sönmez de: ’O zaman Kürt Bölgesi denecek bir kümelenme söz konusu olmayacağı’nı vurguluyor köşesinde (6.7.2012).
Ne var ki, ’BDP’nin bu ayın ortasındaki 2. Olağanüstü Kongresi’nde Genel Başkan S. Demirtaş; ’15-20’ bölgeden oluşmuş ’Özerk Bölge Yönetimi’ önerdiklerini, bunların içinde ’Özerk Kürdistan Bölgesi’ ya da ’Bölgeleri’nin olabileceğini söyledi (Cumh. 15 Ekim).
Dahası ’BDP’li vekillerin zaman zaman, ’Özerklik yetmez! Bağımsızlık!’ diye çıkışlarını da anımsamalıyız...
Buna da değiniyor Sönmez; ’Günün birinde bağımsızlığı güdemlerine alıp ülkeyi bölmeyeceklerine dair ’kefil’ olacak halimiz yok elbette!’ diyerek. (13.10.2012)
İyi de, ’Katalonya’nın ’bağımsızlık’ atılımı, ’İspanya’yı neden bu denli ’tedirgin’ ediyor ki? Dahası komşularını da?.. Yoksa ’İspanya’ için ’kefil’ durumu mu söz konusu?
Ayrıca İspanya, Türkiye gibi fokur fokur kaynayan ’Ortadoğu Kazanı’ içinde de değil...
Ãzerkliğin gölgesindekiler ; Böl Parçala Ver Kurtul!
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA