You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Ozanlarımızın Yaşamı

Ozanlarımızın Yaşamı

Posting Freak
Ozanlarımızın Yaşamı
İyi fikir eyle canım gardaşım,
Mevlayı anmayan kul neye yarar?
Doğruyu söylemez doğruyu bilmez.
Hep böyle konuşan dil neye yarar?

Mehmet Yılmaz hiç gönüle deyilmez,
Dikkat eyle kör şeytana uyulmaz.
Allah için hiç secdeye eyilmez,
Öyle dimdik duran bel neye yarar?
[COLOR=#cc6633]I
1933 yılında Gaziantep'in eski adı Mızar, şimdiki adı Uluyatır kasabasında dünyaya geldi. Fakir bir ailenin çocuğuydu. 10-12 yaşlarında bazen dutma bazen çoban olarak çalışma hayatına girdi. Bu sebeple okula gidemedi ve okur yazarlığı da öğrenemedi. Çobanlık yaptığı süre içinde dağlarda kendi kendine şiirler ve türküler söylüyordu. 15 yaşındayken bir kıza aşık oldu. Kız da onu sevdi. Ancak fakirlik yüzünden kız babası düğüne yanaşmadı. Mehmet Yılmaz, bu aşk sebebiyle büyük acı çekti. Kendisi, "Aşıklığım işte bu aşk yüzünden başladı" demektedir. Köyde yaşadığı yıllarda dernek ve düğünlere giderek türkü ve şiirler okudu. Daha sonra Gaziantep'e gelerek 6 yıl kahvecilik yaptı. Sevdiği ve alamadığı kızın 1955'de vef'at etmesinden sonra evlendi. Bu evlilikten 12 çocuğu dünyaya geldi.

Mehmet Yılmaz, başta Konya'da yapılan Türkiye Aşıklar Bayramına İstanbul'da yapılan Kültür sanat Vakfı'nca düzenlenen Aşıklar Şöleni'ne katıldı.

Mehmet Yılmaz, Türkiye Aşıklar Bayramlarına katıldığı her yıl ''Besteli Doğmaca Türkü'' dalında altın madalya kazanmıştır.

Aşıklık Geleneği Ve Günümüz Halk Şairleri
Feyzi Halıcı
Atatürk Kültür Dil Ve Tarih Yüksek Kurumu
Ankara 1992
[COLOR=#cc6633]II
Âşık Mızarlı Mehmet, 1933 yılında Gaziantep’in Nizip ilçesinin Mızar köyünde doğmuştur. Âşığın adı Mehmet, soyadı Yılmaz’dır. Çevresindekiler onu Âşık Mızarlı Mehmet olarak tanırlar. Mahlası “Mızarlı”dır.

Âşık Mızarlı Mehmet’in babasının ismi Ahmet, annesinin ismi Ayşe (Ayuş)’dir. Babası Mızar köyündendir. Annesi Gaziantep’in yerlisidir. Aslen Türkmen’dirler. Soyadı kanunundan önce köyde “Keklikler” olarak bilinirlerdi. Keklik Ahmet ve Keklik Mahmut dedeleridir. Âşık Mızarlı Mehmet öğrenim görmemiştir. Okuma yazması yoktur.

Âşık Mızarlı Mehmet 1955 yılında askere gitmiştir. 4 ay Kütahya’da, 20 ay Eskişehir’de olmak üzere iki yılda askerliğini tamamlamıştır.

Âşık Mızarlı Mehmet’in babası çobandır. Kendisi de askere gidinceye kadar çobanlık, rençperlik ve amelelik yapmıştır. Şimdi ise âşıklığını sürdürmekle birlikte kebapçılık yapmaktadır.

Âşık Mızarlı Mehmet Remziye Hanımla evlenmiştir. Birbirlerini görerek evlenmişlerdir. Âşık Mızarlı Mehmet’in Bekir, Zeki, Ahmet, Osman isimlerinde dört erkek ve Zeliha, Hatice, Ayşe, İnci, Ayşegül, Nadire, Zehra isimlerinde sekiz kız olmak üzere on iki çocuğu vardır.

Âşıklığa Hazırlayan Ortam ve Etmenler

Âşıklığa Başlama
Âşık Mızarlı Mehmet’in babasının sesi de güzelmiş. Âşıkta çocukluktan beri türkü söyleme hevesi varmış. On iki yaşından sonra sazlı-sözlü ortamlara girmeye başlamış. On beş yaşındayken âşık olduğu kızı alamaması ve kızın daha sonra ölmesi aşığı derinden etkilemiştir.

Sazlı, Sözlü Ortam
Âşık Mızarlı Mehmet küçük yaşlardan itibaren sazlı sözlü ortamlarda bulunmuştur. Kendisi saz çalamamaktadır. Yerel ve ulusal televizyon ve radyo programlarına, muhtelif yerlerde düzenlenen âşık bayramlarına, düğünlere, şenliklere vb. yerlere gerek bireysel gerek diğer âşıklarla birlikte iştirak etmektedir. Ayrıca 1975 yılından itibaren Konya Âşıklar Bayramı’na her yıl katılmakta ve Doğmaca dalında her yıl birinci gelerek altın madalya almaktadır.


Usta Çırak İlişkisi
Âşık Mızarlı Mehmet âşıklık geleneğindeki gibi bir usta-çırak ilişkisi içerisinde yetişmemiştir. O, yeteneğinin Allah vergisi olduğunu ifade etmektedir. Konya Âşıklar Bayramı’nın kendinin gelişmesine katkıda bulunduğunu söylemektedir. Burayı bir eğitim yuvası olarak görmektedir.

Âşık Mızarlı Mehmet, on beş yaşındayken âşık olduğu kızı alamaması ve kendisi askerde iken kızın ölmesi üzerine aşağıdaki ağıtı yakmıştır. Sarıgız ağıtının hikâyesi ve sözleri âşıkça şöyle dile getirilir:

SARIGIZ

“ Bu Sarıgız mevzusu 15 yaşlarımda filan başlamıştı ve askere gidene kadar da devam etmişti. Askerdeyken bunu birine verdiklerini söylediler. “Sen askere gidene kadar bu kızdı, bekardı, şimdi gelin oldu.” dediler. Sonra Sarıgız Allah rahmet eylesin gelin olduktan 3 ay sonra – gelin olmasıynan ölmesinin arası 3 ay sürdü – bir haber aldık ki ölmüş Sarıgız diye. O zaman bunu bana askerde mektupla yazdılar. Anam da korkuyo, çekiniyo, ben dönmem köye diye. Anam bana mektup yazıyo, köyü methediyo, köyümüzde elektrikler yanıyo, sular akıyo, bunlar bunlar oluyo falan diye. Ben de bunu o zaman askerde 56’da anama, “gelmem anam gelmem” diye şiir olarak yazmıştım. İşte ondan sonra da geldim ama köyde kalmadım. Teskere aldım, geldim. Anası geçmiş olsun, askerlik bitti mi diye çağırdı. Oturdum yanına iki dakka, Sarıgız’ın anası onun ölürken söylediklerini anlattı. Ölürken babası onun başını dizine almış, o şöyle söylüyormuş: “Sabır eyle zalım felek gurbete gelenim var “ hep böyle dönderip bu şeyleri devamlı söylemiş. Babası “ sen aşık mı oldun kızım? “ demiş ona. “ Hay baba!” demiş. “ Sen benim aşık olduğumu yeni mi biliyon ?” demiş. Babası “Kerem’ mi oldun kızım ?” demiş. Kerem’in bir dörtlüğü var onu da demiş.

“Kerem idim Keremliğimi bildirdim
Dost ağlattım düşmanlarımı güldürdüm.”

demiş. Bunları bana anası anlatıyo tabi. Bunlara dayanamadım olduğu yerde bıraktım kalktım. Bir daha da oraya gelmedim. Ondan sonra da ben o köye gitmedim. Bazen Sarıgız’ın mezarına giderim, hala da öyledir o köye gitmem.

SARIGIZ
Gelmem anam gelmem ben o mızara
Sarıgızı kimler koydu mezara
Beyaz kefin yakıştı mı güzele
Dağlar dümana beyler dümana da
Felek bizi güldürmedi kime ne
Felek bizi şad etmedi kime ne

Altın olsa gelmem mızarın daşı
Sarıgız galbime goydun ataşı
Gine göz göz oldu yaramın başı
Dağlar dümana beyler dümana
Sarım beni yaktı gitti kimene

O küçük yavruya değdi mi nazar
Ana ben gelemem yıkılsın mızar
Ufacık tefecik yapmışlar mezar
Dağlar ganarım beyler ganarım
Gençliğine yazık olmuş yanarım

Mezarın üstünde de iğde mi bitti
Nasıl ağlamayım dostlar sarıgız getti
Üç aylık gelinken de toprağa yattı
Dağlar dümana beyler dümana da
Felek bizi güldürmedi kime ne
Felek bizi şad etmedi kime ne

O küçük yavruya takın nazarlık
Sarıgız geliyor şen ol mezarlık
Gız soyunda var mı böyle güzellik
Dağlar dümana beyler dümana da
Felek bizi güldürmedi kime ne
Felek bizi şad etmedi kime ne

Yeter âşık yeter yandığın yeter
Virana bahçada bülbül mü öter
Kınalı parmaklar toprakta yatar
Dağlar ganarım beyler ganarım da
Sarım ölmüş öleneçek ağlarım

Erdemir, Koray Burak,(2006), Gaziantep Üniv. Türk Musıkisi Devlet Konservatuvarı Lisans Bitirme Tezi, Gaziantep.



Eserlerinden bazıları:

NEYE YARAR?

İyi fikir eyle canım gardaşım,
Mevlayı anmayan kul neye yarar?
Doğruyu söylemez doğruyu bilmez.
Hep böyle konuşan dil neye yarar?

Onbir aydır hasretini çekerler,
Siyeç diye bir bahçeye dikerler.
Görüyorsun hep naylondan yaparlar,
Kokusu olmayan gül neye yarar?

Hiç hesap ettin mi zararı, karı,
Çiçek çiçek gezer bal toplar arı.
Şekerden yaparlar şimdiki balı,
Şekerden yapılan bal neye yarar?

Kimini meth eder, kimini över,
Allahtan korkmayıp imana söver.
Komşudan utanmaz anasın döver,
Böyle büyütülen döl Deye yarar?

Mehmet Yılmaz hiç gönüle deyilmez,
Dikkat eyle kör şeytana uyulmaz.
Allah için hiç secdeye eyilmez,
Öyle dimdik duran bel neye yarar?


BEYTULLAH'TA

Beytullah'ta aşkla seni,
Andıkça andık Allah'ım.
Senin aşkın kalbimizde,
Yandıkça yandık Allah'ım.

Bizde o dervişler gibi,
Gözde akan yaşlar gibi.
Beytullah'a kuşlar gibi,
Kondukça konduk Allah'ım.

Orada var güzel kuyu,
O kuyuda zemzem suyu.
Ondan içti emmi dayı,
Kandıkça kandık Allah'ım.

Mızarlı der, kalbim yara,
Kimi beyaz, kimi kara.
Hacılar düştük yollara,
Döndükçe döndük Allah'ım.
SONU NEYE VARACAK

Hacıya hocaya cahilsin deyip,
Çat bakalım sonu nere varacak?
Sabahleyin erken okunur ezan?
Yat bakalım sonu nere varacak?

Dikkat et sevdiğim eyleme hata,
Eli boş gider mi insan ahrete.
Bir ölçek su döker, bir ölçek süte,
Kat bakalım sonu nere varacak?

Hiç aklım ermedi benim bu işe,
Kimse dur demiyor böyle gidişe.
Alıp dörde beşe, satar kırkbeşe,
Sat bakalım sonu nere varacak?

İstersen Mecnun de, istersen deli,
Doğruyu söyleyenin bükülür beli.
Bir kavak dalında karga misali,
Öt bakalım sonu nere varacak?

Şaşırırsın Mehmet Yılmaz ne desin?
Allah vicdansıza merhamet versin.
Dört kişinin omuzunda gidersin,
Git bakalım sonu nere varacak?


ŞU GÖNLÜME ATEŞ YAKTIM

Şu gönlüme ateş yaktım,
Tüter Allah Allah diye.
Yanına bülbül kondurdum,
Öter Allah Allah diye.

Ne çekilmez çile çektim,
Gözlerimden yaşlar döktüm.
Şu gönlüme bahçe ektim,
Biter Allah Allah diye.

Dost bağına nazar kıldım,
Hem okuyup yazar kıldım.
Şu gönlüme pazar kıldım,
Satar Allah Allah diye.

Benim gönlüm o nazarda,
Yılmaz ne gezer Mızar'da.
Mümin olanlar mezarda,
Yatar Allah Allah diye
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Ozanlarımızın Yaşamı
Arzu Ederdiniz Bir Yol Görmeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler
Muhabbet Bağından Güller Dermeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler




Hisse Alın Çırakman'ın Sözünden
Zerre Kaçmaz Ariflerin Gözünden
Kemal Atatürk'ün Aydın İzinden
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler
[COLOR=#cc6633]
Hüseyin Çırakman 1930 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesine bağlı Körkü köyünde doğdu. Babası Bektaş anası Sultandır. İlkokulu dışardan bitirdi. Köyde çiftçilik yaptı, saz çalmayı öğrendi inşaatlarda çalıştı. Ankara'ya yerleşti. Radyoevinde hademelik yaptı, dayanamadı ayrıldı. 1964'te Hacı Bektaş Veli anma gecesinde bulundu. "Hoş geldiniz Erenleri" okudu, beğenildi. 1975'te Hak ozanları Kültür Derneği kurucuları arasında yer aldı. Asıl adı Hüseyin'dir.

Alevi bir aileden gelen Hüseyin Çırakman önceleri halk edebiyatı geleneğini sürdürürken sonraları şiirinin biçim ve içeriğini yeniledi. Bireysel ve toplumsal sorunları, olayları halkçı, gerçekçi bir tutumla dile getirdi. Atatürkçülüğü, uygarlaşmayı, barışı, ulus ve yurt sevgisini savundu. Yozluğa, yobazlığa karşı çıktı. Şiirlerini kitaplaştırdı. Yayınlanmış eserleri şunlardır;
Aşık Hüseyin Çırakman Hayatı ve Deyişleri (1956), Hak Yardımcı Her Kuluna, Sen Devam Et Okuluna (1963), Hoş Geldiniz Erenler (1969), Sesimiz (1973), Ayrıca "Halkın Sesi Halk Ozanları" (İnceleme-antoloji, 1975) isimli derlemesi vardır.


Eserlerinden bazıları:


1
Arzu Ederdiniz Bir Yol Görmeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler
Muhabbet Bağından Güller Dermeye
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Tarihler Boyunca Bir Milletiz Biz
İlimce Dünyayı Vermiş İdik Hız
Büyük Bir Babanın Torunlarıyız
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

İyi İnsan Olmak Her Şeyin Başı
Kardeş Biliyoruz Her Vatandaşı
Anmak İçin Bugün Hacı Bektaşı
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler

Hisse Alın Çırakman'ın Sözünden
Zerre Kaçmaz Ariflerin Gözünden
Kemal Atatürk'ün Aydın İzinden
Bugün Bize Hoş Geldiniz Erenler


2
Bugünden Beş Asır İlerde Olsam
Bir Toplum İçinde Kendimi Bulsam
Çağdaş Uygarlıkta Yerimi Alsam
Görürdüm İnsanı İnsan İçinde

Kendi İç Dünyamdan Çırpınıp Uçsam
Asırdan Asıra Süzülüp Geçsem
Oturup Dost İle Bir Dolu İçsem
Seyretsem Dostumu Fincan İçinde

Geri Kalmış Milletleri Gözlesem
Bu Toprakta Şehitleri Özlesem
Her Milleti Bir Damarda Gizlesem
İlik De Kemik De Bir Kan İçinde

İlimle Bilimle Çalışsam Orda
Gecede, Gündüzde Soğukta Karda
Yağmur Olup Yağsam Şu Güzel Yurda
Aşk Olsam Her Şeye Bir Can İçinde

Dert İle Ölürüm Ot İle Bitsem
Dostun Ocağında Yanarak Tütsem
Rüzgarla İnsanlık İline Gitsem
Delere Çırakman İnsan İçinde
3
Hasta Oldum Ciğerimde Yaram Var
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme
Zannediyor Ki Çok Birikmiş Param Var
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Arazim Yok Toprağım Yok Malım Yok
Yekinipte Kalkamıyom Halim Yok
Haktan Gayri Tutunacak Dalım Yok
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

İneğim Yok Sağıp Südün İçemem
Yağı Balı Görsem Ondan Kaçaman
Hiç Bir Zaman Ben Hakkımdan Geçemem
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Bir Saz İle Altı Yavru Geçimi
Bizim Yaşantımız Köle Biçimi
Ben Bilirim Sen Bilemen İçimi
Doktor Diyor Hiç Üzülme Düşünme

Çırakman'ım Keder Gitti Gam Geldi
Bende Senden Yaramaza Em Geldi
Bir Şeyimden Gayrısına Zam Geldi
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Ozanlarımızın Yaşamı
[BNe Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.
Göklere Erişti Figânım Ahım,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Daimi'yem Her Can Ermez Bu Sırra,
Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra.
Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.


Aşık Daimi 1932 yılında İstanbul'da doğdu, aslen Erzincan'ın Tercan ilçesindendir. Ali Babaoğullarından Baba Daimi, Birinci Dünya savaşı sıralarında İstanbul'a göç etmiştir. Aşık Dami'nin iki dedesi de saz şairiydi o nedenle saz çalmayı ve söylemeyi kolayca öğrendi. Bir süre sonra da kendi deyişlerini okumuştur. İstanbul'dan ayrılarak bir süre baba diyarında kalan aşık 1950 yılında evlendi iki kızı ile iki oğlu dünyaya geldi. 1962 yılında bir daha dönmemek üzere İstanbul'a yerleşti.

TRT Genel Müdürlüğü'nce açılan sınavı kazandı. O tarihten sonra kaşeli sanatçı olarak görevini sürdürdü. Zaman zaman yurtiçi ve yurtdışında konserler verdi. 17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrıldı. En çok bilinen eserleri: Ne ağlarsın, seherde bir bağa girdim, bir seher vaktinde.......


Bir Seher Vaktinde

Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara
Öter Şeyda Bülbül, Dil Yarelenir
Bakmaz Mısın Sinemde Dağlara
Derdim Dökmeye Dil Yarelenir

Boş Geçirmeyelim Gel Bu Çağları
Dolaşalım Sahraları Dağları
Bir Gün Gazel Döker Ömrün Bağları
Eser Sam Yelleri Dal Yarelenir

Daimi’yim Yanar Aşkın Çırağı
Dostun Muhabbeti Cennet Otağı
Ancak Şu Dünyada Derdim Ortağı
Sazım Figan Eder Tel Yarelenir




Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim

Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.
Göklere Erişti Figânım Ahım,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Bir Gülün Çevresi Dikendir Hardır,
Bülbül Har Elinde Ah İle Zardır.
Ne Olsa Da Kışın Sonu Bahardır,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.

Daimi'yem Her Can Ermez Bu Sırra,
Gerçek Aşık Olan Erer O Nûra.
Yusuf Sabır İle Vardı Mısır’a,
Bu Da Gelir Bu Da Geçer Ağlama.
[/B]
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Ozanlarımızın Yaşamı
Diktiğimiz fidanların
Meyvasını yiyemedik
Ne suçu vardı onların
Dur be zalim diyemedik



Der Divani senlik benlik
Bizi yıkan bu cahillik
El ele gönül gönüle
Verelim olalım birlik



15 Ocak 1962 tarihinde Urfa'nın Kısas köyünde doğdu. Asıl adı Veli Aykut'tur. Dedesi Ahmet Baba ve babası, asıl adı Hamdullah olan Aşık Büryani'dir. Küçük yaşlarda aşıklık geleneğini ve bağlama çalmayı öğrendi.

İlk ve ortaokulu köyünde, liseyi ise Urfa'da bitirdikten sonra yükseköğrenimini Ankara'da tamamlayan Dertli Divani, hem kendi şiirlerini hem de babası ya da başka aşıkların şiirlerini bestelemektedir.

Mahlasını oluşturan Dertli bölümünü 1978 yılında Emrullah Efendi, birkaç ay sonra da evlerini ziyaret eden Bektaş Efendi ise Divani bölümünü verdi. Böylelikle Dertli Divani mahlası tamamlanmış oldu. Daha 16 yaşındayken söylediği doğaçlama deyişlerin de bu mahlası almasında önemli bir etkisi oldu.

Türküleri birçok sanatçı tarafından söylenen Dertli Divani Türkiye ve Türkiye dışında birçok konser ve toplantıya katıldı. Bugüne dek tek başına 4, grup olarak da 6 olmak üzere toplam 10 adet albüm çıkardı.

Ozanın kendisine ait ilk kaseti Divane Gönül, 92 yılında Diktiğimiz Fidanlar, 96 yılında Duaz-ı İmam ve en son 2000 yılında ise Ser Çeşme adlı kaseti piyasaya çıktı.

120'nin üzerinde söz ve müziği kendisine ait eser bulunmaktadır. Derleme eserlerinin sayısı ise 60'ın üzerindedir. Sözlü eserlerinden bazıları; Zülfü Livaneli, Arif Sağ, İlyas Salman, Belkıs Akkale, Sabahat Akkiraz, Güler Duman ve bir çok sanatçı tarafından seslendirildi. Söz ve müziği kendisine ait olan eserlerinden bazıları ise: Urfa Semahı (Pervaz kısmı), Duaz-ı İmam, Altım üstüm kaç kuruşluk, Diktiğimiz Fidanlar.

Dertli Divani, halen Ankara'da ikamet etmekte olup Çankaya Belediyesinde çalışmaktadır.


Eserlerinden bazıları:

Altım üstüm kaç kuruşluk

Altım üstüm kaç kuruşluk
Efsaneyim, efsaneyim
Aşık olmak dile kolay
Bahaneyim, bahaneyim

Aşığın gönlü külhanda
Çok marifet vardır onda
İki kapılı bir handa
Mihmaneyim, mihmaneyim

Durmaz eser aşkın yeli
Buna revan çeşmim seli
Ben bir günahkar kul Dertli
Divaneyim, divaneyim


Diktiğimiz Fidanların

Diktiğimiz fidanların
Meyvasını yiyemedik
Ne suçu vardı onların
Dur be zalim diyemedik

Sana ne bana ne hep diye diye
Böylece yem olduk ağaya beye

Tabip yaramı azdırdı
Tatlı canımdan bezdirdi
Beni bir yarin sevdası
Diyar be diyar gezdirdi

Yanmışam kör cahil dostun elinden
Bıkmış usanmışam acı dilinden

Der Divani senlik benlik
Bizi yıkan bu cahillik
El ele gönül gönüle
Verelim olalım birlik

Yolcu yola gitmez yola bahane
Bundan kula sultana ne şahane


Medet

Ahmet Cemal Çelebi
Derleme : Dertli Divani

Evel Bahar Yaz Ayları Doğanda
Akar Deryalarda Sel Yavaş Yavaş
Sefil Bülbül Feryat Edip Ötende
Açılır Bahçemde Gül Yavaş Yavaş

Sözün Doğrusunu Söyle Ahkamın
Sözün Doğrusunu Söyle Ahkamın
Muhabbet Bağına Basma Kademin
Emsal İle Konuşmayan Adamın
Olur Altın Adı Pul Yavaş Yavaş

Her Olur Olmazın Sözün İşitme
Her Olur Olmazın Sözün İşitme
Dalga Vurup Kalb Evini Coş Etme
Adunun Elinden Bade Nus Etme
Aradan Kalkıyor Bal Yavaş Yavaş

Gör Ki Ne Eyledi Mecnuna Leyla
Gör Ki Ne Eyledi Mecnuna Leyla
Antonet Sırrına Erenler Evla
Herkesin Kısmetin Verici Mevla

Ara Kısmetini Bul Yavaş Yavaş
Kişinin Çektiği Kendi Emeli
Kişinin Çektiği Kendi Emeli
Kişi Hizmet İle Bulur Kemali
Zamanenin Devri Dondu Cemali
Başının Kaytını Gör Yavaş Yavaş

Ali Den Medet Medet,
Veli Den Medet Medet
O Pir Den Medet Medet


Ne Olacak

Bu ahvali bir kamile
Sor bakalım ne olacak
Gel gönül aşkın teline
Vur bakalım ne olacak

Ben çobanım diyen çoktur
Sürüsünden eser yoktur
Gözleyen gözeten Hak'tır
Dur bakalım ne olacak

Bil Dertli Divani suçun
Havadan uğratma göçün
Bu dert bize için için
Kor bakalım ne olacak


Dostlarım

Söz: Aşık Hüdai
Derleme : Dertli Divani

Dostlarım Hep Bende Kusur Aradı
Gerçek Yanlarımı Göremediler
Yar Dediğim Yadellere Yaradı
Sevdiklerim Bana Eremediler

Saflar Kandı Fitnelerin Sözüne
Körler Düştü Kalleşlerin İzine
Dinamitler Kondu Suyun Gözüne
Yine De Farkına Varamadılar

Kalmadı Sevdiğim Lezzetim Tadım
Devrildi Seneler Bak Adım Adım
Yıllarımı İnsanlara Adadım
Bir Günümü Geri Veremediler

Ya Göz Koydular Da Varlığıma Malıma
Kurtlar Çoban Oldu Kuzularıma
Zalimi Koydular Mazlum Yerine
Haklının Hakkını Aramadılar

Hüdainin Yaraları Döşünde
Duman Eksik Olmaz Garip Başında
Yar Yari Pişirir Aşk Ateşinde
Yarsızlar Yarasını Saramadılar
Bugün Yasta Gördüm Zülfü Siyahı
(Urfa-Kısas Semahı)

Şanlıurfa/Kısas Köyü-
Veli Aydın/Veli Öncü-Melih Duygulu

Nenni De Nenni Nenni
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni

Bugün Yasta Gördüm Zülfü Siyahı
(Zülfü Siyahım)
Gülmedi Sultanım (Dost Dost)
Bilmem Ne Haldır
Halı Arz Eylerim Dinle Ahvalı
Sormadı Sultanım Bilmem Ne Haldır

Nenni De Nenni Nenni
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni

O Sultanı Aşık Pirden Sorarım
(Gurban Sorarım)
Bugün Dünya Yarın (Dost Dost)
Ahret Ararım
Aşkına Kıldığım Sabrı Kararım
Kalmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır

Nenni De Nenni Nenni
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni

O Sultandır Her İşlerin Sebebi
Alnının Uğrunda Gördüm Habibi
Yaralara Merhem Saran Tabibi
Sarmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır

Nenni De Nenni Nenni
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni

Veli'm Hu Der Aklım Başımdan Gitti
Sağlığımda Beni Salacak Etti
Cenazeyi Kılarım Deyi Vadetti
Kılmadı Sultanım Bilmem Ne Haldır

Nenni De Nenni Nenni
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni

Pervaz Kısmı:
Gece Gündüz Durmaksızın
Yoluna Revanım Senin
Her Yerde Hazır Nazırsın
Sensin Mabudu Cümlenin

Ezel Ebed Sensin Gaffar
Varlığın Bizim İle Var
Gel Ihsan Eyle Güzel Yar
Bize Gevheri Madenin

Muhammet Ali Nurundur
Bektaşi Veli Sırrındır
Kul Senin Gizli Varındır
Gördük Didar-I Cemalin

Dertli Divani'ye Himmet
No'la Dilber Kıl Hidayet
Bakıdır Nur-U Velayet
Şahid-i Kur'an Ül Mübin

Nenni De Nenni Nenni
Dost Nenni Nenni Has Nenni Nenni


Yaşanılası Dünyanın

Yaşanılası dünyanın
Ne tadı ne tuzu kaldı
Ömür denen şu zamanın
Çoğu gitti azı kaldı

Çalışmadan yiyenlerin
Derimizi giyenlerin
Nice benim diyenlerin
Ne izi ne tozu kaldı

Çürük ökçe yırtık taban
Kurdu kuşu ettik çoban
Gariban daha da gariban
Ne çulu ne bezi kaldı

Bizden geçinen kalleşler
Döner geri bizi taşlar
Sıvıştı yaren yoldaşlar
Ne sözü ne özü kaldı

Cahiller kendini aklar
Kamiller özünü yoklar
Kurudu çaylar ırmaklar
Serçeşme'nin gözü kaldı

Dertli Divani'nin varı
Canandır canın öz yari
Geçti bu devrin baharı
Ne yazı ne güzü kaldı


Arayıp Gezerken Benim Bulduğum

Derleme : Dertli Divani

Arayıp Gezerken Benim Bulduğum
Seni Seven Senden Nasıl Ayrılır
Hayellerin Beni Etti Perişan
Hayellerim Senden Nasıl Ayrılır

Aşkına Düşmüşem Sevdandan Yana
Gönül Arzuhalim Ayandır Sana
Senden Ayrı Gezmek Düşer mi Bana
Can Kaşı Kemandan Nasıl Ayrılır

Aşıkı'yam Eydur Canda Cananım
Sensiz Karar Kılmaz Cisminde Canım
Ben Kuluyam Ali Benim Sultanım
Kul Olan Sultandan Nasıl Ayrılır
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana
Posting Freak
Ozanlarımızın Yaşamı
Aşık Zülali Kars ilimizin Posof ilçesinin Suskap köyünde bugünkü adı (Aşık Zülali Köyü) 1873 yılında doğdu.

Üstün yetenekli bir aşık olan Zülali çocukluk yaşlarından itibaren aşıklık geleneğinin bütün gereklerini başarıyla yerine getirdi. Bu konuda bilgisini. görgüsünü geliştirdi. Aşık Zülali aynı zamanda badeli aşıklardandır. Kars 'ta ve çevrede usta aşıklardan usul, erkan, yol belledi. İlk ustası Aşık Abbas'dı. Aşık Şenlik, Aşık Sümmani gibi zamanın en usta iki aşığıyla görüştü, onlardan nasibini aldı ve mutluluğa erişti.

Aşık Zülali, halk edebiyatının aşıklık geleneğinin bütün dallarında üstün örnekler verdi. Sözü kadar sazı da güçlüdür. Aşık Zülali, doğuda kısa zamanda büyük bir üne kavuştu. İstanbul'da o tarihlerde halk şairleri, sazlarıyla, sözleriyle büyük kahvelerde, köşklerde ilgiyle dinleniyor, teşvik ve takdir ediliyordu. Zülali İstanbul'da sanatını başarıyla sürdürdü, hem de medreseye devam etti. Sonra tekrar Kars'a döndü.

Gel zaman, git zaman yine gurbetin yolunu tuttu. Afyon, Emirdağ derken, sonunda Eskişehir'in Çifteler ilçesini mesken tuttu. Sazlı, sözlü bir dünyada 1956 yılının 18 Aralıkta Allah'ın rahmetine kavuştu.





DEDECAN
Tarih binüçyüz ondört'tü bir vakit
Vardım gurbeti diyara Dedecan.
Felek vurdu ayağına götürdü
Çıldır'dadır ser Suhara Dedecan.

Vardım Suharaya azmi geharlı
Dört yanı müzeyyen resmi şeherli
Bir ejderha gördüm zehmi zeherli
Vurdu yüreğime yara Dedecan

Yüreğin ki yandı ciğerim pişti,
Sohbete başladı aklım da şaştı.
Ele bildim derya ummandı coştu,
Tacüp kaldım bu hünere Dedecan

Ele hüner olmaz hünkar beyinde,
Açıp bayrağını sancak öğünde,
Beşyüz pençe gördüm en küçüğünde,
Mansur dek çektiler dara Dedecan.

Dar'aki çektiler halime baktı.
O nece mühürdü kaddimi yaktı.
Olunca ****hım harice çıktı,
Giyindim eğnime kara Dedecan.

Kara ki giyindim düştüm amana.
Keşke gideydim Hind'e Yemen'e.
Bir serçe neylesin murg-u Semen'e
Yel dokundu şem fenere Dedecan.

Alıştı fenerim böyle yanarım,
Gittiğime pişman oldum dönerim.
Kendi vatanımda öksüz sanarım,
Olmadı kimseden çare Dedecan.

Çare ki olmadı derdime billah,
Böyle Aşıklara etmez eyvallah.
Zülali'ye yardım eyledi Allah,
Düşürmedi imtihana Dedecan.


OLUR
Bir kişi ki kemalini hıfzetse,
İrfan meclisinde piri nur olur.
Şeriat babına kayım olmayan,
Daim onun altı üstü nar olur.

Üç nedir ki üç kitapta yeri yok,
Ziya vermiş her eşyada nüru çok.
Ol kimidi beygafilden deydi ok,
Mahşerde Resul'a iddakar olur

Bendi yok başının yüce seri var.
Haktalanın hikmeti var, sırrı var
Ol nedir ki beş iklimde yeri var
Bunu bilmeyenin işi zar olur.

Zülali derki zehnim bulanır,
Didelerim gam bahrinde sulanır
Ol nedir ki dağ başına dolanır?
Çıkar can cesetten rüzugar olur.

GÖRÜNDÜ
Livana'dan çıktım Şavkat dağına,
Allah'ın lütfundan ihsan göründü,
Sanarsın ki düştüm cennet bağına,
İnsanları huri gılman göründü.

Sevgim kaldı vatan gazilerinde,
Hasretim varıdı bazılarında.
Bu dersim manevi yazılarımda,
Hubb'ül vatan, min-el iman göründü.

Bu vatan'a ağlar idim ıraktan,
Gördüm de kurtuldum gamdan fıraktan.
Açıldı gözümüz kudreti Hak'tan,
Güzel Çıldır, Kars, Ardahan göründü.

Hicran köprüsünden geçti ordumuz,
Kalmadı kasavat, asla derdimiz,
Posof mekanımız suskap yurdumuz
Her taşı cevherden vatan göründü.

Gönül der Zülali vatan'a eriş
Vatanı dostlardan sual et soruş
Aleme yaz geldi gönlüm neden kış
Yaylasında karla duman göründü





NELER VAR
Vücudun mülkünden yağmur, kar gitmez
Niçin gelmez baharımda neler var
Doğmaz tan yıldızı şafaklar atmaz
Güneş çalmaz seherinde neler var?

Yüz bin tellal hicranımı satarlar.
Müşteriler ellerinden kaparlar.
Dertten kale, gamdan saray yaparlar,
Gelin bakın şeherimde nereler var?

Ben gurbete çıktım yüzü ağ gibi,
Vatan tuttum bahçe gibi bağ gibi.
Takdirime dayanırdım dağ gibi
Ben ne bilem kaderimde neler var?

Soran yok Zülali nedir bu suçun,
Hicran dağlarında hicranın göçün.
Hançer ile kesin bağrımı açın,
Bir bakın ki ciğerimde neler var.
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende Zöhrem’dir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.

Türkiye’ye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi Ana’dır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.


Bildiren: Pir Zöhre Ana

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.