You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

önemli:atatürk'ün kimliği

önemli:atatürk'ün kimliği

Member
önemli:atatürk'ün kimliği
ATAMIZIN KİMLİĞİ
[FONT="Arial Black"][COLOR="DarkSlateBlue"]
ATA’yı şöyle övdü düşmanı Loyd Corc dahi:

"Yüz yıllarda bir gelir! ATATÜRK gibi dâhi!"
Kalb gözü kör zavallı! O’nu sırf dâhi sandı!
Ne bilsin o! Doğmadan RABB’e verilen andı!
Ölürken "Yüce yoldaş!" dedi, "MUHAMMED EMİN!" (501)
Selâmladı RESÛl’ü! "ALLAH RABB-ÜL ÂLEMİN!" (500)
O "Yüce yoldaş" sözü! Bin beş yüz on bir eder! (1511)
"O Hazret-i MUHAMMED" de eş sayı eder! (1511)
Selâmlananla aynı! Selâmlayan zât! Yine!
Tapan ile tapılan! Birbirine âyine!
ATA’nın bilinçliyken son cümlesi: "Saat kaç!"
"Perdenin kalktığı an!" Son sözüne kalbi aç!
"Ve Aleyküm üsselâm!" ATA’nın en son sözü!
"Esselâm-u aleyküm!" demişti çıkan özü!
"Esselâm-u Aleyküm!" ALİ ismine kanıt! (332)
"İnsan makamı’dır O! Arş’a dikilen anıt!" (332)
"Esselâm-u Aleyküm!" Yorumla! Olma gafil! (779)
O vakit ismi olur! "Boru çalan İsrafil!" (779)
O’dur "RAHMAN’ın yüzü!" "İMAM ALİ" de denir! (343)
"Adı hesab gününün sahibi!" Borç ödenir! (343)
"Esselâm-u Aleyküm!" O, "Meryem’in evlâdı!" (343)
"İMAM ALİ kalkınca" vücudda! Budur adı! (343)
"Esselâm-u Aleyküm!" demek, kalb gözün açık! (1493)
"Âsa’nı at!" "O İdris gibi yüce yere çık!" (1493)
"Esselâm-u Aleyküm O!" Bir ad! Kâbe’de taş! (343)
Yorumlayıp bir ekle! "Veli" O! HACI BEKTAŞ! (791)
"Esselâm-u Aleyküm" sözünün son yorumu!
"Beklenen Mehdi!" demek! "HIZIR İLYAS" konumu!
Yani HIZIR İLYAS’a! Beklenen MEHDÎ! denir!
RUH saf canla birleşir! Verilmiş söz ödenir!
"GAZİ MUSTAFA KEMAL!" Bin üç yüz otuz sekiz! (1338)
"Samsun’a hicri çıkış tarihi" ile ikiz! (1338)
Hem hicri! Hem milâdi! Tespit edilmiş yılı!
Elçinin her görevi adlarıyla sayılı!
"Âdem’e secde edin emri" demek bu sayı! (1338)
"Gizli şifrenin sırrı!" Bul bu hanif yasayı! (1338)
"GAZİ MUSTAFA KEMAL O!" Evrenseldir ünü! (1349)
Sayısı "MUHAMMED-ÜL MEHDÎ’nin çıkış günü!" (1349)
"Ve Aleykümüsselâm sözü!" Bakın ne eder! (1348)
"ALLAH’ın halifesi!" "O artık olmuştur!" der! (1348)
"1919’da ATA doğdum" derdi! (1919)
"ÂLEMLERE RAHMET O!" "Bu söze aklım erdi! (1919)
Çapraz avuç içleri! Doğum yılı ATA’nın! (1881)
ALLAH’ın "Yüce kurban dediği" zatı anın! (1881)
"B" harfi altındaki noktanın O’dur adı! (1880)
"Toprak bedenden kalkan RAB!" Bu sırrın maksadı! (1880)
Sıfırı at! ALLAH’ın O "En güzel cemali" (188)
"Zamanın Mehdisi" O! Yani Hazret-i ALİ! (188)
ALLAH’ı yansıtan kim? Bunu bilmez ahali! (1211)
O. MÜMİNLER EMÎRİ! TOPRAK BABASI ALİ! (1211)
"Eren veya ölenin içinden çıkar ani!"
"Kıyamet terazisi!" "İnsanın özü!" yani!
"Dinliyi ve dinsizi!" "Yüzlerinden ayırır!"
"Secde edebileni!" Sadece o kayırır!
MUHAMMED ALİ’yi de, bak yansıtandan murad! (1364)
MUSTAFA KEMAL’in öz RABB’ine verilen ad! (1364)
"Gayblar âlemine!" "Değişmez özler!" denir. (1191)
"HAKK’ın yüzü!" Belirir! Ne isek! O ödenir! (1191)
"Kelime-i şehadet" getir! Hayret edersin!
"Ve Aleykümüsselâm sözü yorumu!" dersin!
MÜŞİR! GAZİ! MUSTAFA! KEMAL! ATATÜRK! Beş ad! (1101)
Zat ve Kur'an tefsiri! Baş harflerinden murad! (1101)
Herbir hesapta çıkar! MUHAMMED ALİ adı!
Selâmla bitireyim! Artık iznim kalmadı!
"Zira cennette lâf yok!" "Herkes hep "Selâm eder!"
"Şükür" hepimiz olduk "ALLAH’ın aslanı" der!
Selâm! "KIZILKOCALI boyundan gelen Türkmen!"
"Emevi düzenini!" Lâikçe eyleyen men!
ALLAH’ın "Nur" adı o! "HAK’ta eriyip" ver renk! (287)
"MUHAMMED ibn Abdullah!" "Kızılkocalı’ya denk!" (287)
Sakın bu hesaplara! Demeyin "sırf tesadüf!"
"Her şeyin hesabını bilen" eder teessüf! (262)
Uluğ "HAK kimliğini" açıkladı ATA’nın!
EHLİBEYT’e dâhildir! Onu hakkıyla anın!
Diyor! MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün RAB ÖZÜ: (1850)
Hain olma! Yenile RABB’e verdiğin sözü!
Sıfırı at! Anlamdan olursun daha emin!
"ALLAH’ın yüzü" olan ilmine tap Âdem’in! (185)
M. H. ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 21/07/2000


[color=Red](
[FONT="Arial Black"] [B]Ebced ilmine göre isim ve kelimelerin sayısal açılımları:
(Ebced : Arabça Eski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesinden meydana gelen birinci kelime. Bu tertip İbrâni ve Süryâni Alfabesindeki harfleri içine alır. İbâredeki kelimelerin sırası ve harflerin rakam değerleri şu suretle gösterilmektedir.$(Ebced) $(Hevvez) $(Hutti) $(Kelemen) $(Sa'fes) $(Kareşet) $(Sehaz) $(Dazig) Bu sekiz kelime bütün huruf-u hecâ denen yirmi sekiz harfi içine almış ve sıra ile eliften gayn harfine kadar, birden bine kadar her harfte aşağıdaki sıra ile gösterildiği gibi değerler verilmiştir. Elif: 1, Bâ: 2, Cim: 3, Dal: 4, He: 5, Vav: 6, Ze: 7, Ha: 8, Tı: 9, Yâ: 10, Kef: 20, Lâm: 30, Mim: 40, Nun: 50, Sin: 60, Ayn: 70, Fe: 80, Sad: 90, Kaf: 100 Rı: 200, Şın: 300, Te: 400, Se: 500 Hı: 600, Zel: 700, Dad: 800, Zı: 900, Gayn: 1000 Şimdiki Arabcada alfabe bu sırayı tutmuyorsa da harflerin rakam gibi kullanıldığı zaman, yine eski sıraya uymak için Ebced sırasını da devam ettirmişlerdir. Hem birbirine benzeyen harfler bu sırada dizilmiştir. Eskiden İslâmlarda matematik ve fizikte bu harflerin rakam yerine kullanıldıklarını biliyoruz.)
500 = ALLAH RABB-ül Âlemin = Âlemlerin RABB’i ALLAH
501 = Refik-i a’lâ = Yüce yoldaş
1511 = Lâfz-ı Refik-i a’lâ = Yüce yoldaş sözü
1511 = Hu Hazret-i MUHAMMED = O Hazret-i MUHAMMED’dir
332 = Esselâm-u aleyküm
332 = Hû medlûl-u ism-i ALİ = O, ALİ isminin kanıtıdır
779 = İsm-i sûr-u İsrafil = İsrafil’in borusunun ismi (İsrafil kıyamet günü kalk borusunu çalan meleğin ismidir)
779 = Tevil-i Esselâm-u aleyküm = Esselâm-u aleyküm’ün yorumu
343 = Vech-el RAHMÂN = Er RAHMÂN’ın yüzü
343 = Kıyam-ı İmam ALİ = İmam ALİ’nin ayağa kalkması
343 = İsm-i Malik-i yevm-üd din = "Hesab günü sahibi"nin ismi
343 = İbn-i Meryem = "Meryem’in oğlu"
343 = İsm-el Hacer = O Hacer’in ismi = yani Kâbe’deki O Hacer-ül esved denen, karataşın ismi.
343 = Müsemma-i İmam ALİ = İmam ALİ diye isimlenen
1493 = Müsemma-i Lâfz-ı alek selek (7. sure/117. ayet) = ALLAH’ın Hz. Musa’ya "Asânı at!" sözünün anlamı
1493 = Tevil-i ayet-i ve refağnahü mekânen aliyyâ. = "O’nu (İdris’i) yüce yere çıkardık." ayetinin yorumu. (19. sure/57. ayet)
790 = Tevil-i ism-el Hacer = "Hacer" isminin yorumu
791 = HACI BEKTAŞ-I VELİ
1338 = GAZİ MUSTAFA KEMAL
1338 = Hû mezmun-u "Üscûdul Âdem" = "Âdem’e secde edin" emrinin anlamı o
1338 = Künh-ü Lâfz akimua-el din = "Dini doğrultun" sözünün iç yüzü = Levh-i Mahfuz’un sırrı.
1337 = Hicri Samsun’a çıkış tarihi = 1919 Milâdi çıkış tarihi.
1348 = Lâfz-ı ve aleyküm-üsselâm = ve aleykümüs-selâm sözü = Hu müsemma-i halifetullah = O, "ALLAH’ın halifesi" diye isimlenendir.
1349 = Hû Gazi Mustafa Kemal = Gazi Mustafa Kemal O = Yevm-i zuhur-u
Muhammed-ül Mehdi = Muhammed Mehdi’nin ortaya çıkış günü.
1919 = Lâfz-ı Rahmeten lil âlemin = Âlemlere rahmet sözü
1881 = Vakt-i zuhur el recûl = Hakeren’in içten dışa çıkma vakti
1881 = Müsemma-i Zebh-i azim = Yüce Kurban diye isimlenen (37. sure/107. ayet)
1211 = Mazharullah = ALLAH’ı yansıtan = Zat-ı ALİ
1364 =İsm-i hassı-RABB’i Mustafa Kemal = Mustafa Kemal’in has RABB’i (Kişisel RABB’i)
1364 = Hû mazhar-ı MUHAMMED ALİ = O MUHAMMED ALİ’nin aynası
1191 = Âyân-ı sabite = Değişmez özler
1191 = Âlâm el Guyub = Gayblar âlemi
1191 = Zuhur-u vechullah = ALLAH’ın yüzünün ortaya çıkması
1101 = ZAT = Tefsir-i Kur'an
1211 = Hû emir el müminin ALİ Ebu-Türab = O müminlerin emiri toprak babası ALİ
1850 = Hû mazmun-u tecdid-i biat = RABB’ine bağlanmanın yenilenmesi kavramı o
1850 = RABB-i hassı Mustafa Kemal ATATÜRK = Mustafa Kemal ATATÜRK’ün has RABB’i
1101 = M+Ğ+M+K+A (Müşir Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK baş harfleri)
185 = İlm-i Âdem = Âdem’in ilmi
188 = Mehdi-ül zaman = Zamanın Mehdisi
287 = MUHAMMED ibn-i Abdullah = Kızılkocalı = En Nûr
262 = Her şeyin hesabını bilen = ALLAH’ın "El Hasib" adı
Anlayana!!!
--
ALINTIDIR.
[/B]
Son Düzenleme: 24/04/2009, 20:49, Düzenleyen: *katre*.
Member
önemli:atatürk'ün kimliği

[B] Atatürk'ün soyu
ile ilgili elimizdeki en sağlam bilgiler öncelikle kendisinin, annesinin, kardeşi Makbule Hanım'ın anlattıklarıdır. İkinci olarak kendisini ve ailesini tanıyan Hacı Mehmet Somer gibi, kimi çocukluk arkadaşlarının verdiği bilgilerdir.
Mustafa Kemal dahil aile fertlerinde kuvvetli bir "Yörük, Türkmen olma" bilinci vardır: Makbule Hanım, E.B. Şapolyo'nun sorduğu "babanız nerelidir?" sorusuna şu cevabı vermiştir: "Babam Ali Rıza Efendi yerli olarak Selaniklidir. Kendileri Yörük sülalesindendir. Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Birgün Atatürk'e "Yörük nedir?" diye sordum. Ağabeyim de bana 'Yürüyen Türkler' dedi." Yine Şapolyo'nun Ruşen Eşref Ünaydın'dan naklettiğine göre, "Atatürk çok kere benim atalarım Anadolu'dan Rumeli'ye gelmiş Yörük Türkmenlerindendir" derlerdi. [/B] [B]

ATATÜRKÜN BABA TARAFINDAN SOYU
[/B]
Atatürk'ün baba soyu ile ilgili önemli bilgileri verenlerden birisi de M. Kemal'in Selanik'te mahalle ve okul arkadaşı, eski milletvekillerinden Hacı Mehmet Somer Bey'dir. Somer'e göre; "Atatürk'ün ataları hakkında benim bildiğim şunlar: Atatürk'ün ataları Anadolu'dan gelerek Manastır Vilayeti'nin Debre - i Bala Sancağı'na bağlı Kocacık nahiyesine yerleşmişlerdir. Bunları ben Selanik'in ihtiyarlarından duymuştum.
Kocacıklıların hepsi öz Türkçe konuşurlar. İri yapılı adamlardır. Bunların hepsi yörüktür. Hayvancılıkla geçinirler, sürüleri vardır. Bir kısmı da kerestecilik ederler. Bunların kıyafetleri Anadolu Türklerine benzer. Yaşayışları, hatta lehçeleri de aynıdır."

Atatürk'ün babasını ve dedesi "Kızıl Hafız Ahmet" i tanıyan eski Aydın Milletvekili Tahsin San Bey ve Eski Umumi Müfettiş ve Milletvekili Tahsih Uzer'den Kılıç Ali'nin ve Tahsin San Bey'den E.B. Şapolyo'nun naklettiği bilgiler de, Atatürk'ün baba soyunun "Anadolu'dan Rumeli'ye geçmiş olan Yörüklerden" olduğunu göstermektedir.
Yukarıda da denildiği gibi, Atatürk'ün baba soyu, Konya / Karaman'dan gelerek Manastır Vilayeti'nin Debre - i Bala Sancağı'na bağlı Kocacık'a yerleşti. Aile sonradan Selanik'e göç etti. Dedesi Ahmet ve dedesinin kardeşi Hafız Mehmet'in taşıdığı "kızıl" lakabı ve yerleştikleri nahiyenin adı olan "Kocacık"ın da gösterdiği üzere; Mustafa Kemal'in baba tarafından soyu Anadolu'nun da Türkleşmesinde önemli roller oynayan "Kızıl - Oğuz" yahut "Kocacık Yörükleri, Türkmenleri"nden gelmektedir.
Bugün nüfusu yaklaşık 2.100.000 olan Makedonya Cumhuriyeti içerisinde bir kısmı hâlâ konar - göçer hayatı devam ettiren Yörük olmak üzere, yaklaşık 200.000 civarında Türk yaşamaktadır. Makedonya'nın hertarafında dağınık olarak yaşayan Türklerin en yoğun olarak bulundukları yerler, Gostivar ve Üsküp gibi şehirleriyle Batı Makedonya Bölgesi'dir. Bu şehirlerden başka, Kalkandelen, Ohri, Struga ve Debre, Jupa; Doğu Makedonya'da ise, Manastır, Pirlepe, İştip, Ustrumca ve Kanatlar önemli Türk yerleşim birimleridir.

Sofya Üniversitesi Profesörlerinden J. İvanof 1920'de Paris'te yayınlanan eserinde, Makedonya'ya Türklerin yerleşimleri ile ilgili olarak şu bilgileri vermektedir: "Türkler, XIV. Asırdan itibaren ve Çirmen zaferini müteakip Makedonya'ya yerleşmeye başladırlar. Şehirler Üsküp, Pirlepe, Köstendil, Drama bir ara tamamıyla Türklerin yaşadığı şehirler olur. Türk ordusunun fethettiği stratejik noktalar etrafında süratlı Türk kasabaları meydana getirilir. Bunlar Anadolu'dan göç eden Türklerdir.
Göç eden Türklerden kurulu yepyeni şehirler meydana gelir: Yenice, Vardar. Zamanla şehirlerde Türk nüfusu karışık bir manzara arz eder. Fethi müteakip, Hristiyan yerliler İslam dinini kabul ederler. Hemen fetihten sonra göç etmiş temiz Türk topluluğu etrafında toplanırlar. Şehirlerin dışında köyler etrafında da Türk toplulukları da vücuda gelir. Bunlar Anadolu'dan göç etmiş büyük gruplardır. Onlara Yörük ve Konyar adını vermelerinin sebebi bu göçmenlerin Anadolu'dan Konya'dan gelmiş olmalarıdır. Umumiyetle Yörükler ve Konyarlar Türkler gibi giyinen, konuşan yerlilere ( İslamiyet'i kabul eden Hristiyanlara ) karışmazlar. Bu Türk göçmen toplulukları üç büyük grup halindedir :
[B] 1. Ege Denizi Kıyı Bölgesi:
Rodoplardan denize kadar iner. Selanik bölgesi dahil buraları tamamıyla Türk'tür.
2. Sarıgöl Bölgesi: Burada Sarıgöl (Kayalar) Cuma gibi zengin Türk kasabaları vardır. Bu bölgelerdeki köylerin sayısı 130'dur.
3. Vardar Bölgesi: 240 Türk kasaba ve köyü vardır. Vardar nehrinin umumiyetle doğu kıyılarındadır.
Bu üç büyük göç grubundan başka, daha ufak göç gurpları da dağınık yerleşmişlerdir. - Vardar nehri aşağı kısımlarında, Maya Dağı civarındakiler, - Manastır Ovası'nda Kenalı (Kınalı? Kanatlı?)da oturanlar, - Debre güneyinde, Kara Drin nehri geçitlerini tutanlar." [/B]
İşte Atatürk'ün dedelerinin Anadolu'dan gelerek yerleştikleri Osmanlı Devleti Döneminde Manastır Vilayeti'ne bağlı dört sancaktan biri olan "Debre - i Bala"nın merkezi, bugün Batı Makedonya'daki Debre şehridir. Babası Ali Rıza Efendi'nin doğduğu "Kocacık" nahiyesi de şimdi Jupa Bölgesi'nde yine aynı isimle anılan bir köydür. Köyde şu anda Jupa Bölgesi Türk çocuklarının Türkçe eğitim gördükleri Necati Zekeriya Merkez İlkokulu isminde bir okul da bulunmaktadır. 1933 yılında gazeteci Altan Araslı, Kocacık Köyü'ne giderek, burada Atatürk'ün dedesinin evini bulmuştur. "Atatürk'ün Büyükbabasının Evini Bulduk, Atamız Yörük Türkmeni" başlığı ile verilen haberde, Kocacıklılarla yapılan konuşmalar da göstermektedir ki, Atatürk'ün baba soyu hakkında nakledilen doğrudur ve bunlar köydeki yaşlı insanlar tarafından hâlâ canlı bir şekilde hatırlanıp, anlatılmaktadır. Ayrıca, bugün yaşayan Kocacık Köylülerinde de "Yörük, Türkmen ve Oğuz olma bilinci" vardır.
Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü Kocacıklı Numan Kartal anlatıyor: "Ali Rıza Efendi, Manastır Vilayeti'nin, Debre - i Bala Sancağı'na bağlı Kocacık'ta dünyaya geldi. Kocacık'ın nüfusu tamamen Türk. Hepsi de Yörük Türkmenleri. Anadolu'dan geldiler. Bizler, Müslüman Oğuzların Türkmen boyundayız. Atatürk'ün büyükbabası, İşkodyalılar ailesinden, babaannesi ise Golalar ailesinden gelmektedir. İşkodyalılar, İşkodya'dan, Kocacık'a gelip yerleşen akıncı Türklerinin adıdır. Golalar ise "hudut gazileri" anlamını taşımaktadır. Dedesi, Kocacık'ın Taşlı Mahallesi'nden, babaannesi ise Yukarı Mahallesi'ndendir. Ayşe Hanım, Taşlı Mahallesi'ne gelin gelmiştir. Kırmızı Hafız Mehmet Efendi, Çınarlı Mahallesi'nde ilkokul öğretmenliği yapmış, Kocacık'ın Taşlı Mahallesi'nin üst tarafında bir yokuş vardır. Önünde küçük bir derecik akar. Bu nedenle oraya Dere Mahallesi de denir. İşte Ata'nın büyükbabasının evi oradaydı. Kocacık'tan temelli göç ettikleri zaman, evlerini Etem Malik'lere satmışlar. Malik'in oğlu Hayrettin İzmit'te oturmaktaydı."
Yine Üsküp'te yaşayan Kocacıklılardan Murat Ağa, Altan Araslı'ya şu bilgileri vermiştir: "Atatürk'ün dedesinin adı Kırmızı Hafız Ahmet Efendi'dir. Lakapları böyle. Ama, asıl hafız olan kardeşi Mehmet Efendi'dir. Babaannesinin adı da Ayşe Hanım'dır. Daha sonraları Ahmet Efendi'ye 'firari' denmeye başlamış. Firari, Rumeli'de 'gurbetçi', 'gurbete çıkan' anlamına gelmektedir. Yalnız, Selanik'te vukû bulan bir olayla da bağlantılıdır. Kocacık'ın toprağı münbit değildir. Olanakları da kısıtlıdır. Bu nedenle, Ahmet Efendi, Yukarı Mahalle'den Feyzullah Pehlivan ve Taşlı Mahallesi'nden Fazlı Ağa ile birlikte Selanik'e çalışmaya gitmişler. 1876 yılının Mayıs ayında bir gün yolda bir olaya tanık olmuşlar..." Murat Ağa sonra doğruluğu şüpheli bir olayı anlatarak sözlerine son vermektedir. Murat Ağa'nın burada verdiği tarih de yanlıştır. Çünkü, Atatürk'ün babasının yaklaşık olarak 1839'da Selanik'te doğduğunu bildiğimize göre, aile zaten bahsedilen tarihlerde Selanik'e taşınalı epeyce olmuş olmalıdır. Nitekim Araslı'nın verdiği bilgilere göre, Ahmet Efendi'nin Kocacık'tan 93 Harbi ( 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Harbi )'nden otuz yıl kadar önce taşındığını, köyden ilk ayrılanların da Mustafa Kemal'in büyük amcası Kırmızı Hafız Mehmet Efendi olduğunu köylüler anlatmaktadır.
Araslı'nın Üsküp'te görüştüğü bir diğer Kocacıklı da Kocacık'ın Yukarı Mahallesinden, Dolaklar Ailesinden, Behlül ve Hatice kızı Maksude Yıldız'dır. Maksude Yıldız anlatıyor: "Harekat Ordusu'nun İstanbul'a yürüyüşü tüm Balkanlar'da heyecan yaratmıştı. Harekat Ordusu'nun faaliyetleri en güncel konuydu. Mensupları da meşhur olmuştu. Şevket Paşa'nın yaverinin Kocacıklı olduğunu öğrendik. Kimdir, neyin nesidir derken, Kırmızı Hafız Ahmet Efendi'nin torunu, Ali Rıza'nın oğlu Mustafa Kemal olduğunu söylediler."
Gazeteci Altan Araslı, Üsküp'teki bu Kocacıklılar'dan bu bilgileri aldıktan sonra, Birlik Gazetesi ( Üsküp'teki Türklerin yayınladıkları gazetedir )'nden Remzi Canova ile birlikte Rumeli'nin meşhur Kaz Dağları'nı, Maya dağları'nı tırmana tırmana sarp bir dağ köyü olan Kocacık'a dört saatlik bir araba yolculuğundan sonra ulaşıyorlar. Burada kendilerine köylülerden İsmail Yahya, Atatürk'ün dedesinin evini gösteriyor. Onlar geçmişi konuşurlarken gelen yaşlı bir nine söze giriyor ve "Evladım doğrudur, onların eviydi" diyerek İsmail Yahya'nın sözlerini onaylıyor!
Mevcut bilgilere göre Atatürk'ün baba soyu Konya / Karaman'dan göçürülerek Makedonya'ya gelmişlerdir. Manastır Vilayeti'ne bağlı Debre - i Bala Sancağı'nın Kocacık Nahiyesi ( Köyü)'ne yerleşen takriben 1830'larda Selanik'e göçmüştür. Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi burada takriben 1839'da dünyaya gelmiştir. Babası Kızıl Hafız Ahmet Efendi'dir. Kızıl Hafız Ahmet Efendi'nin, Kızıl Hafız Mehmet Emin Efendi isminde bir erkek, bir de Nimeti Hanım isminde bayan iki kardeşi vardır. Atatürk'ün baba soyu, büyük amcası Kızıl Hafız Mehmet Emin Efendi tarafından devam etmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Bunun oğlu Salih Efendi ve ikinci eşi Müberra Hanım'dan devam eden aile, torunlarla yedinci kuşağa ulaşmış bulunuyor. Belgelerden Atatürk'ün Müberra Hanım'a "Yenge" şeklinde hitap ettiğini biliyoruz. Bunların beş çocuğundan birisi olan Necati Erbatur, 28 Eylül 1927'de Dolmabahçe Sarayı'nda nişanlanmış; diğer çocukları Vüsat Erbatur'un kızı Nesrin hanım ile Feridun Söğütlügil nikahları 2 Ekim 1937'de Park Otel'de yapılmış ve Atatürk bu nikah törenine katılmıştır.



[B]Kaynak [COLOR=#595959] : Atatürk'ün Ata Yurdu Otantik Kent Taşkale ( Kızıllar ), Nurettin Özkan, S.20-24.,
Taşkale Belediyesi Kültür Yayınları [/B]
[COLOR=white][color=Red][B]ATATÜRK'ÜN ANNESİ "ZÜBEYDE HANIM" IN SOYU (KONYARLAR) [/B]






Mustafa Kemal'in anne soyundan dedesi Sofu-zade Feyzullah Efendi'dir. Selanik'e bir saat mesafede bulunan Langaza'da çiftlik sahibi idi. Atatürk'ün ve Makbule Hanım'ın çocukluk anılarında bahsettiği çiftlik burasıdır. Annesi Zübeyde hanım, Feyzullah Efendi'nin üçüncü eşi Ayşe Hanım'dan tek kızı idi. Atatürk'ün beş kardeşi içinde en uzun ömürlüsü Makbule Hanım (1885 - 1956) anne soyları hakkında," Annemden sık sık şunları dinlemişimdir" diyerek şu bilgileri vermektedir: "Bizim esas soyumuz Yörüktür. Buralara Konya - Karaman çevrelerinden gelmişiz. Büyükbabam Feyzullah Efendi'nin büyük amcası Konya'ya gitmiş. Mevlevi dergâhına girmiş orada kalmış.Yörüklüğü tutmuş olacak..."

Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın babası hakkında, Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi'yi ve babası Kızıl Hafız Ahmet Bey'i de tanıyan doksan yaşında vefat eden Aydın Milletvekili Tahsin San, şu bilgileri vermiştir: "Atatürk'ün validesi Zübeyde Hanım, Sofu-zade ailesinden Feyzullah Ağa'nın kızıdır. Bunlar Selanik'te doğmuşlardır. Bu aile 130 sene evvel Sarıgöl'den Selanik'e gelmişlerdir. Vodina Kazası'nın batısında Sarıgöl Nahiyesi'nde onaltı köyden ibaret olan bu nahiye ailesi, Makedonya ve Tesalya'nın fethinden sonra Konya civarı ailesinden Osmanlı Hükümeti'nin sevk ve iskan ettirdiği Türkmenlerdendir. Son zamanlara kadar beş asır müddet içinde hayat tarzlarını, kılık - kıyafetlerini değiştirmemişlerdi."
Bu konuda Lord Kinross, kaynak göstermeden şu bilgileri vermektedir: "Zübeyde Hanım, Bulgar sınırlarının ötesindeki Slavlar kadar sarışındı; düzgün beyaz bir teni, derin ama berrak, açık mavi gözleri vardı. Ailesi Selanik'in batısında Arnavutluğa doğru, sert ve çıplak dağların geniş, donuk sulara gömüldüğü göller bölgesinden geliyordu. Burası Türklerin Makedonya'yı ve Teselya'yı almalarından sonra Anadolu'nun göbeğinden gelen köylülerin yerleştikleri yerdi. Bu yüzden Zübeyde Hanım damarlarındaki ilk göçebe Türk kabilelerinin torunları olan ve hâlâ Toros dağlarında özgür yaşayışlarını sürdüren sarışın Yörüklerin kanını taşıdığını düşünmekten hoşlanırdı."
Eldeki mevcut bilgilere göre aile, 1466'larda Karaman'dan gelerek Vodina Sancağı'na bağlı Sarıgöl'e yerleşmiş; sonra Selanik yakınlarındaki Lankaza (Langaza)'ya göçmüş, Zübeyde Hanım 1857'de burada dünyaya gelmiştir. Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın babası Sofu-zade Feyzullah Efendi üç defa evlenmiştir. İsimlerini bilmediğimiz diğer iki eşi bir tarafa bırakılacak olursa, Zübeyde Hanım'la birlikte Hasan Ağa ve Hüseyin Ağa, Feyzullah Efendi'nin üçüncü eşi Ayşe (Aişe) Hanım'dan dünyaya gelmişlerdir.
Yakın tarihimize ışık tutacak yer ve mevki adları ile özellikle Atatürk'ün soyuna ilişkin bilgi ve belgeler de bu iki belde kültürü içerisindedir. Kızıllar ve İbrala'nın mezraları olan Kızılyar, Çardak deresi ve Tekke mevkileri bu iki aşiretin mensuplarınca otlak olarak kullanılmaktaydı. İbrala deresinde İsmail Hacı Obruğu, Öksüz Ömer, Merdivenli, Göçer ve İnlikuyular çevresinde sürülerini otlatmışlardı.
Kızıllar ve Sofular cemaatlerine bağlı sürü sahiplerinin yüzlerce yıl sonra Kızıllar cemaatinden Ali Rıza Bey ile Sofucular cemaatinden Zübeyde Hanım'ın Selanik'te bir yuva kurmaları yazılı kaynaklar kadar, bir söylence olarak yörenin sözlü dağarcığında da canlılığını korumaktadır.



[B][COLOR=#595959]Kaynak [COLOR=#595959] : Atatürk'ün Ata Yurdu Otantik Kent Taşkale ( Kızıllar ), Nurettin Özkan, S.28-29.,
Taşkale Belediyesi Kültür Yayınları, 2002. [/B]
Son Düzenleme: 25/04/2009, 09:16, Düzenleyen: *katre*.
Posting Freak
önemli:atatürk'ün kimliği
Güzel bir paylaşım teşekkürler...:Smile
Oku sen dervişim biter mi sesin,
Kainat Muhammed Mustafa pirim

Kerbela ilinde Zöhre Ana yerin,
Baktım ki postuna o da Ali'ymiş..

Zöhre ANA

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.