You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Cezalı Üye
ÖMER'in şehadeti
Medine’de, lâkabı Ebu Lu’lu olan Firuz adında Zerdüşt bir köle yaşıyordu. Firuz bir gün Hazreti Ömer’e müracaat ederek efendisi olan Muğire bin Şu’be’nin kendisinden aldığı yevmiyenin ağır olduğundan şikâyet etmişti. Ömer, yevmiyenin miktarını sormuş, iki dirhem olduğunu öğrenmişti. Firuz’un sanatı sorulduğu zaman dülgerlikle, demircilikle ve nakkaşlıkla meşgul olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Hazreti Ömer yevmiyenin çok olmadığını söylemiş, Firuz oradan kızarak ayrılmıştı.
Ertesi gün Firuz elbisesinde sakladığı bir hançerle sabah vakti camiye girdi. Hazreti Ömer, safların düzenlenmesi için birkaç kişiyi görevlendirmişti. Saflar düzenlendikten sonra Hazreti Ömer gelir imamlık vazifesini yerine getirirdi. O gün de aynı şekilde namazın ifasına başlanmış, Hazreti Ömer mihraba geçmişti. Namaz başlar başlamaz Firuz saklandığı yerden çıkarak Hazreti Ömer’i altı yerinden yaraladı. Hançer darbelerinden biri Hazreti Ömer’in karnına isabet etmişti. Hazreti Ömer, yerine derhal Abdurrahman bin Avf’ı imamlığa geçirmiş; kendisi de baygın olarak yere düşmüştü. Hazreti Ömer yerde yatarken Abdurrahman bin Avf cemaate namazı kıldırdı. Firuz birkaç Müslümanı daha yaraladıktan sonra yakalanmış fakat intihar etmişti.
Hazreti Ömer evine götürüldü. Kendine geldiği zaman ilk sorduğu soru kendisini kimin vurduğuydu. Suçlunun Firuz olduğu haber verilince bir Müslüman tarafından vurulmadığı için Allah’a şükretmişti.
Hazreti Ömer’in yaralarının tehlikeli olacağı düşünülüyordu. Herkes onun süratle iyileşeceğinden ümitliydi. Fakat doktorlar yaralarını yıkayarak kendisine verilen sıvıların yaralardan aktığını görünce, yaraların öldürücü olduğunu anlamışlardı. Bunun üzerine Müslümanlar Hazreti Ömer’den devlet başkanlığını kime bırakacağını açıklamasını rica ettiler.
Hazreti Ömer, oğlu Abdullah’ ı Peygamberimizin eşi Hazreti Aişe’den Peygamberin yanına defnedilmesi için izin almasını istedi. Abdullah, Hazreti Aişe’nin evine ulaştığı zaman onun ağladığını gördü, Ömer’in selamını söyledikten sonra ricasını açıkladı. Hazreti Aişe şu cevabı verdi:” O yeri kendim için ayırmıştım, fakat gönül rızasıyla Hazreti Ömer’e bırakıyorum.”
Abdullah eve dönerek Aişe’nin cevabını babasına ulaştırdı. Ömer “ en büyük arzum buydu” diyerek çok memnun olduğunu belirtti.
Bu sırada en önemli mesele devlet başkanının seçilmesiydi. Herkes Hazreti Ömer’e halefini tayin etmesi için ısrar ediyor, fakat ondan olumlu bir cevap alamıyorlardı.
Esasen Hazreti Ömer bu mesele ile derinden derine ilgilenmişti. Nice defalar Ömer’in düşünceye daldığı görülür, ne düşündüğü sorulunca devlet işini düşündüğünü söylerdi.
Bununla beraber Hazreti Ömer, uzun tefekkürlere rağmen kendisine bir halef tayin edememişti. Bundan dolayı içini derinden çeker, bu zor vazifenin kimin tarafından üstlenileceğini düşünerek üzülürdü. Peygamberin sahabeleri içinde bu işi üstlenebilecek altı kişi vardı. Bunlar; Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, Talha, Zübeyr, Osman ve Ali’ydi.
Fakat Hazreti Ömer bunların her birinde bir kusur görüyordu. Taberi ile diğer tarihçiler onun tenkitlerini ayrıntılı bir şekilde dile getiriler. Bu altı seçkin kişinin içinde Ömer’in en çok Ali’ye sıcak baktığında şüphe yoktur. Buna rağmen Hazreti Ömer ona dair kesin bir görüş belirtmemiştir. Halk Hazreti Ömer’in halefini tayin etmesinde tekrar ısrar edince yukarıda isimlerini saydığımız altı kişiden birini devlet başkanı seçmelerini tavsiye etmiştir.

Posting Freak
ÖMER'in şehadeti
Kulali yazdı:Medine’de, lâkabı Ebu Lu’lu olan Firuz adında Zerdüşt bir köle yaşıyordu. Firuz bir gün Hazreti Ömer’e müracaat ederek efendisi olan Muğire bin Şu’be’nin kendisinden aldığı yevmiyenin ağır olduğundan şikâyet etmişti. Ömer, yevmiyenin miktarını sormuş, iki dirhem olduğunu öğrenmişti. Firuz’un sanatı sorulduğu zaman dülgerlikle, demircilikle ve nakkaşlıkla meşgul olduğunu söylemişti. Bunun üzerine Hazreti Ömer yevmiyenin çok olmadığını söylemiş, Firuz oradan kızarak ayrılmıştı.
Ertesi gün Firuz elbisesinde sakladığı bir hançerle sabah vakti camiye girdi. Hazreti Ömer, safların düzenlenmesi için birkaç kişiyi görevlendirmişti. Saflar düzenlendikten sonra Hazreti Ömer gelir imamlık vazifesini yerine getirirdi. O gün de aynı şekilde namazın ifasına başlanmış, Hazreti Ömer mihraba geçmişti. Namaz başlar başlamaz Firuz saklandığı yerden çıkarak Hazreti Ömer’i altı yerinden yaraladı. Hançer darbelerinden biri Hazreti Ömer’in karnına isabet etmişti. Hazreti Ömer, yerine derhal Abdurrahman bin Avf’ı imamlığa geçirmiş; kendisi de baygın olarak yere düşmüştü. Hazreti Ömer yerde yatarken Abdurrahman bin Avf cemaate namazı kıldırdı. Firuz birkaç Müslümanı daha yaraladıktan sonra yakalanmış fakat intihar etmişti.
Hazreti Ömer evine götürüldü. Kendine geldiği zaman ilk sorduğu soru kendisini kimin vurduğuydu. Suçlunun Firuz olduğu haber verilince bir Müslüman tarafından vurulmadığı için Allah’a şükretmişti.
Hazreti Ömer’in yaralarının tehlikeli olacağı düşünülüyordu. Herkes onun süratle iyileşeceğinden ümitliydi. Fakat doktorlar yaralarını yıkayarak kendisine verilen sıvıların yaralardan aktığını görünce, yaraların öldürücü olduğunu anlamışlardı. Bunun üzerine Müslümanlar Hazreti Ömer’den devlet başkanlığını kime bırakacağını açıklamasını rica ettiler.
Hazreti Ömer, oğlu Abdullah’ ı Peygamberimizin eşi Hazreti Aişe’den Peygamberin yanına defnedilmesi için izin almasını istedi. Abdullah, Hazreti Aişe’nin evine ulaştığı zaman onun ağladığını gördü, Ömer’in selamını söyledikten sonra ricasını açıkladı. Hazreti Aişe şu cevabı verdi:” O yeri kendim için ayırmıştım, fakat gönül rızasıyla Hazreti Ömer’e bırakıyorum.”
Abdullah eve dönerek Aişe’nin cevabını babasına ulaştırdı. Ömer “ en büyük arzum buydu” diyerek çok memnun olduğunu belirtti.
Bu sırada en önemli mesele devlet başkanının seçilmesiydi. Herkes Hazreti Ömer’e halefini tayin etmesi için ısrar ediyor, fakat ondan olumlu bir cevap alamıyorlardı.
Esasen Hazreti Ömer bu mesele ile derinden derine ilgilenmişti. Nice defalar Ömer’in düşünceye daldığı görülür, ne düşündüğü sorulunca devlet işini düşündüğünü söylerdi.
Bununla beraber Hazreti Ömer, uzun tefekkürlere rağmen kendisine bir halef tayin edememişti. Bundan dolayı içini derinden çeker, bu zor vazifenin kimin tarafından üstlenileceğini düşünerek üzülürdü. Peygamberin sahabeleri içinde bu işi üstlenebilecek altı kişi vardı. Bunlar; Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, Talha, Zübeyr, Osman ve Ali’ydi.
Fakat Hazreti Ömer bunların her birinde bir kusur görüyordu. Taberi ile diğer tarihçiler onun tenkitlerini ayrıntılı bir şekilde dile getiriler. Bu altı seçkin kişinin içinde Ömer’in en çok Ali’ye sıcak baktığında şüphe yoktur. Buna rağmen Hazreti Ömer ona dair kesin bir görüş belirtmemiştir. Halk Hazreti Ömer’in halefini tayin etmesinde tekrar ısrar edince yukarıda isimlerini saydığımız altı kişiden birini devlet başkanı seçmelerini tavsiye etmiştir.

--------------------------------------------------------------------------



Hayel, hikaye, takkiye, yalan, uydurma, Bunlara ancak, Haci ,hoca peşinde, koşan ümmetciler İnanır. Smile


---------------------------------------------------------------------
ON İKİ  İMAMLAR
*** *** *** *** *** *** *** *** *** ***
  1. İmam ALİ
  2. İmam CAFER
  3. İmam ZEYNEL
  4. İmam BAKIR
  5. İmam RIZA
  6. İmam CAFERİ SADIK
  7. İmam HASAN
  8. İmam TAĞI NAĞI
  9. İmam MEHDİYE HÜDA
10. İmam HÜSEYİN,İ DEŞTİ KERBELA
11. İmam CAFER -İ ZÖHRE YE HİBA
12. KIRKLAR DERGAHA


*** *** *** *** **** *** *** *** **** ***
Son Düzenleme: 03/01/2012, 11:31, Düzenleyen: Y O L C U.
Posting Freak
ÖMER'in şehadeti
Lafonten serileri daha başarılı çalışmalar sergilemekte.
[SIZE="5"]Dört Kapıda da Ali'yi Gördüm. [SIZE="4"](Pirim Zöhre Ana)
Zöhre Ana Pirimiz, Yolundayız Hepimiz.
Bitmeyen yas
Posting Freak
ÖMER'in şehadeti
Kulali yazdı:Bu sırada en önemli mesele devlet başkanının seçilmesiydi. Herkes Hazreti Ömer’e halefini tayin etmesi için ısrar ediyor, fakat ondan olumlu bir cevap alamıyorlardı.
Esasen Hazreti Ömer bu mesele ile derinden derine ilgilenmişti. Nice defalar Ömer’in düşünceye daldığı görülür, ne düşündüğü sorulunca devlet işini düşündüğünü söylerdi.
Bununla beraber Hazreti Ömer, uzun tefekkürlere rağmen kendisine bir halef tayin edememişti. Bundan dolayı içini derinden çeker, bu zor vazifenin kimin tarafından üstlenileceğini düşünerek üzülürdü. Peygamberin sahabeleri içinde bu işi üstlenebilecek altı kişi vardı. Bunlar; Abdurrahman bin Avf, Sa’d bin Ebi Vakkas, Talha, Zübeyr, Osman ve Ali’ydi.
Fakat Hazreti Ömer bunların her birinde bir kusur görüyordu. Taberi ile diğer tarihçiler onun tenkitlerini ayrıntılı bir şekilde dile getiriler. Bu altı seçkin kişinin içinde Ömer’in en çok Ali’ye sıcak baktığında şüphe yoktur. Buna rağmen Hazreti Ömer ona dair kesin bir görüş belirtmemiştir. Halk Hazreti Ömer’in halefini tayin etmesinde tekrar ısrar edince yukarıda isimlerini saydığımız altı kişiden birini devlet başkanı seçmelerini tavsiye etmiştir.

söyleyecek çok söz var ama yorumsuz diyeyim...

Böyle bir düşünceye ne denir ki....
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.