You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Nasreddin Hoca'nın AKP'si!

Nasreddin Hoca'nın AKP'si!

Posting Freak
Nasreddin Hoca'nın AKP'si!
Yolsuzluk operasyonları sonrası AKP’nin ortaya koyduğu tavır tam da Nasreddin Hoca fıkrasında olduğu gibi gelişiyor.
Nasreddin Hoca’nın evine hırsız girmiş. Ne var ne yok alıp götürmüş. Sabahleyin olayı komşularına anlatınca komşuları başlamış Hocayı eleştirmeye:
’Hırsız kapıdan nasıl girmiş?’
’Neden kapıya sağlam kilit yapmadın?
’Neden gürültülere uyanmadın?’
’Ne kadar derin uykun varmış a hoca!’
’O kadar malını çalarken insan hiç mi fark etmez?’
Hoca dayanamamış:
’Yahu bütün suç benim mi, hırsızın hiç mi suçu yok?
Olay aynen böyle yani.
Bakanından, bakan çocuğundan, belediye başkanından, banka genel müdüründen işadamına kadar yüzlerce kişi, kurdukları tezgâh ile türlü türlü yolsuzluk olayına bulaşmışken ve bundan dolayı gözaltına alınmışken iktidar bu takibatın başlatılmış olmasından ve yargının görevini yapmasından son derece rahatsız.
Neler neler söylemiyorlar:
’Neden başbakana haber verilmedi?’
’Neden bakanların bilgisi yok?’
’Neden valilerden ve emniyet müdürlerinden gizlendi?’
’Neden operasyon bilgileri medyaya sızdırıldı?’
’Bunca zamandır devam eden bu tahkikat neden şimdi yapıldı?’
Sonuçta insanın sorası geliyor:
Hırsızın hiç mi suçu yok?
’Hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa cezasını verin’ diyen bir peygamberin getirdiği dine bağlı olduğunu söyleyenler, kendi evlatlarının yaptığı hırsızlığı örtbas etmek ve karatmak için neden böylesine yanlış bir tavır alıyorlar?

Gelişmeler gösteriyor ki ’iktidar’, daha doğrusu başbakan geri adım atmayacak. En basit bir muhalif hareketin arkasında bile örgüt, çete, tezgâh, Ergenekon parmağı arayan şüpheci yaklaşım, burada da kendini gösterecek. Gezi olaylarında da, MİT müsteşarına yönelik soruşturmada da ’en iyi savunma saldırıdır’ diyerek hareket eden ve hasım gördüğü hedefleri bir bir yok eden başbakan, yolsuzluk soruşturmasında da aynı yolu deneyecek(ve deniyor da zaten!)
Polisten kaçanlar Divan oteline sığındı diye ’oteli düşman ilan eden’ başbakan, yolsuzluk operasyonu sürecinde bilgi vermediler ya da bilgi sahibi olmadılar diye emniyete büyük bir tırpan attı. Otele karşı takınılan tavırla polise karşı takınılan tavır aynı. Bu operasyonun içindeki bütün emniyetçilerin cemaate bağlı birimler olduğunu söylemek çok abartılı olur. Sadece görevini yaptıkları için görevlerinden alınan pek çok emniyetçi var.
Başbakan, kendisinin harcanmak istendiğinin farkında ama bu büyük planı kimin tezgâhladığının hala farkında değil.
Önceki gün bu köşede yazdık:

’Böyle bir operasyon için sadece ’iç dinamiklerin’ düğmeye basmasıyla harekete geçilmesi imkânsız. Cemaat denilen olgu bu senaryoda ’sinek vızıltısı’ kalır ve elbette taşeronluk görevi var.

Ucu Cenevre Konferansı’na, Cumhurbaşkanlığı seçimine hatta ’Şanghay Beşlisine bizi de alın’ yalvarmalarına uzanan ciddi küresel bir süreç bu.’
Ve bir ilave daha; Bazı ’AKP’li siyasilerin ve bürokratların da’ bu işte parmağı var mı diye sormak lazım. Sadece devlet memurlarının değil ’kendi yakın çevresinin de’ bu operasyona dahli var mı diye sorgulamak lazım.

Ortada hem iç siyaseti hem de Ortadoğu jeopolitiğini yeniden dizayn etme planı var. Erdoğan, istediği kadar polis şefini, emniyet müdürünü, valiyi, bakanı görevden alsın ’vahim akıbeti’ değiştiremez. Etrafındaki kadroların ’eli temiz’ olsaydı ne böylesine büyük çaplı bir yolsuzluk olayı yaşanır ne de iktidar böylesine zor durumda kalırdı.

Kadrolar ve yol arkadaşları yanlış seçilince sonuç da felaket oluyor.
Ve bence bütün bu olup bitene rağmen yargı görevini yapıyor. Yargıya görevini yapma gücü ve cesareti verenlerin planı ile yargının amaçlarının örtüşmemesi ’genel planı pek de bozmuyor.’
Son söz: Size iktidar koltuğunu veren güçlerle yaptığınız pazarlığın dışına çıktığınızda, yan çizmeye başladığınızda gözyaşınıza bakmadan infaz emri veriyorlar.

Muharrem Bayraktar
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.