Tasavvuf, Allah’ın, seni sende öldürüp, kendinde ebediyen diri kılmasıdır.
Tasavvuf ehlinin üç vasfı vardır. Toprak gibidir, iyiye de, kötü kimseye de verir. Bulut gibidir, her şeyi gölgeler. Yağmur gibidir, sevilen kimseyi de, sevilmeyen kimseyi de sular.
Tasavvuf hâldir, söz değildir, söz ile ele geçmez.
Tasavvuf, Resûlullah efendimizin sünnet-i seniyyesine uymak, fazla konuşmayı, fazla yemeği ve fazla uykuyu terk etmektir.
Tasavvuf, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylerin hepsini terketmektir.
İnsana lâzım olan önce Ehl-i sünnete uygun inanmak, sonra şeriata uymak, daha sonra tasavvuf yolunda yükselmektir.
Şimdiye kadar yedi yüz veli, tasavvufun târifinde türlü sözler söylemişlerdir. Bu sözlerin özü, şu noktada toplanabilir: Tasavvuf, vakti, en değerli olan şeye harcamaktır.
Tasavvuf ahlâktan ibarettir. Bu bakımdan ahlâkı senden yüksek olan, senden daha fazla arınmış demektir.
Tasavvuf: Kâinatı eksik görmek, hatta daha da ötesi bütün eksikliklerden münezzeh olanı müşahede ederek bu eksik varlıkları hiç görmemektir. Tasavvuf; kulun her zaman, o an için kendisine en uygun olan şeyle meşgul olmasıdır.
Sufizm Peygamberlerin öğretisinin özüdür. Kaynağı ilk insana kadar gider, çünkü tohumu her insanın kalbinde mevcuttur.
Tohumu Adem zamanında atılmış, filizleri Nuh zamanında oluşmuş ve İbrahim zamanında ise çiçek açmıştır. Üzümleri Musa zamanında yetişmiş ve İsa zamanında olgunlaşmış ve Muhammet zamanında ise saf bir şarap haline gelmiştir.
Tasavvuf tariki, nefsi ayıklayıp temizlemek ve ruhu pak ederek lahut alemine yükselmek yoludur.
MUTASAvVıFLAR
MUTASAvVıFLAR
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi