![[Resim: 619602imagesmm.jpg]](http://www.hizliupload.com/onizleme/619602imagesmm.jpg)
Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Mustafa Kemal, Peygamber Efendimize olan hayranlığı her fırsatta dile getirmiştir. O’nun İslam dininden ve Hz. Muhammed'den övgüyle ve hürmetle bahseden pek çok ifadesi mevcuttur:
“Mazhar-ı nübüvvet ve risalet olan Fahrialem Efendimiz, bu kütle-i Arab içinde Mekke'de dünyaya gelmiş bir vücut-ı mübarek idi.
Yüzü nurani, sözü ruhani, reşit ve rüiyette bibedel, sözünde sadık ve halim ve mübüvvetce saire faik olan Muhammed Mustafa, evvela bu evsaf-ı mahsusa ve mutemayizesiyle kabilesi içinde, ‘Muhammed-ül Emin' oldu.
O, Allah'ın birinci ve en büyük kuludur. Onun izinde bugün milyonlarca insan yürüyor. Benim, senin adın silinir; fakat sonsuza kadar o ölümsüzdür.” (Prof.Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, s. 208)
Mustafa Kemal, Hz. Muhammed'in peygamberliğine olduğu kadar aklına ve stratejik dehasına da hayrandır…
Atatürk, insanların ahlaklarını güzelleştirebilmek için gönderilen ve en mükemmel insan olan Hz. Muhammed'in ölümü ve sonrası için de düşüncelerini şöyle aktarmıştır:
”Peygamberimiz vasıtasıyla en son hakayıd-ı diniye ve medeniyeyi verdikten sonra artık beşeriyetle bilvasıta tenevvür ve tekemülü her kulun doğrudan doğruya ilhamat-ı ilahiye ile temas kabiliyetine vasıl olduğunu kabul buyurmuştur ve bu sebepledir ki, Cenab-ı Peygamber, Hatemül Enbiya olmuştur ve kitabı, Kitab-ı Ekmel'dir.”
Aynı zamanda Atatürk, Peygamberimizin yaşam tarzını milletine daha iyi tanıtabilmek için onun hayatını anlatan bir kitabı Türkçe'ye çevirttiğini; "...Hz.Muhammed'in hayatına ait bir kitabın tercüme edilmesi için de emir verdim..." sözleriyle bildirmiştir. (Atatürk'ten Söylev ve Demeçler, cilt 3, Mart 1930)
Yakın arkadaşlarından Hafız Yaşar Okur, Atatürk'ün Peygamber Efendimiz'den her zaman büyük takdirlerle bahsettiğini ve O'nun yaşadığı yıllar için hep "Hz. Peygamber'in zaman-ı saadetlerinde..." şeklinde saygı ifadeleri kullandığını aktarmıştır. Atatürk ayrıca, Hz. Peygamberimiz'in dirayetli bir devlet adamı, iyi bir başkumandan olduğunu da sık sık tekrarlamıştır. (Gotthard, s. 62-63)