Zöhre Ana'nın dilinden...Atatürk kimdir, soyu kimlere dayanır, dinsiz midir...?
[COLOR="Indigo"]Emekli dulunu bir anda harcar
Sanki Allah oldu üstünlük satar
Bütçe görüşürler hırsızlık saklar
Depinir eşekler çifteyi atar
Mustafa Kemal’ in malı yüklüdür
Padişah tahtında gezer kürklüdür
Albayrak adına dürüst Türk’ tür
Yıkanmış yüzleri hepsi tükmüktür
Kimi baba oldu kimi de paşa
Yılan gibi itler Kemal’ e ata
Sanki can kurtarır insanlık sata
Ölmedi Mustafa, Zöhre Ana sana
Gel göçek beraber Yemendir bize
Söz satak Ali’ ye özümüz köze
Yiye yiye doymaz samanlar bite
Sözümüz yücedir duyulsun ite
Kahraman atayın biter mi derdi
Yedi yaşlı oğlan Ali’ dir bendi
Sıfatı Bektaşi Hacıdır teni
Bir ismi Mustafa Kemal’ dir kendi
Atalık yükün verdiler bize
Getirdin düşmanı bir anda dize
Görünen gözlerde Zöhre Ana sizde
Sarınır cesatlar gün gelir bezde
Çekilir canlarım damar süzülür
Gerçek derviş ise hakka ezilir
Gece gündüz bilmez teze gezinir
Kırklar kapısında duran yüzülür
Açılır perdesi güneş doğuyo
Her tarafı yeşil nura boğuyo
Bozatlı Hızırım bizi koruyo
Bir ismi Ali’dir her yer duyuyo
Görünmez gözlere perdeyi çeker
Kurtuluş Savaşı ömrümü söker
Darda kalmış Atam kanlı ter döker
Yüce sabır ile menzile erer
Kudurdu köpekler bir birin boğar
Meclis kapısında selleyi saçar
Kuyruk acısında dişlerin sıkar
Fakiri yoksulu düşünmez naçar
Soyumuz bilinsin İsmail diye
Çok dernek kuruldu Bekdaşı niye
Kargalar dolanır üleşe gine
Hacı Bektaş Veli Pirimiz gele
Üç gardaş bedeni birisi yatar
Eğer gücü varsa balığı yutar
Çok sofular çıkmış Pir Sultan satar
Dalmış deryalara Zöhre Ana batar
Hacı Bektaş Veli çekmiş gidiyor
Bir sıfatı Ata savaş bitiyor
Bülbüller dalında cemde ötüyor
Gerçek derviş Zöhrem ocak tütüyor
Zemheri ayında gülleri açan
Gatar gatar turna göklerde uçan
Mağrubun sesini marşupda saçan
Atma sen dervişe minafık utan
Ben bilirim Zöhre Ana’ nın hocası
Muhammed Ali’ dir gerçek duası
Bağdat Horasandır ermiş sılası
Ali Rıza derler Pirin babası
Gecem yoktur gündüzümü bilemem
Rahmete kavuştum hele dönemem
Hızırın atıdır bindim inemem
Gafletim ummandır vallah gülemem
Bu dünya fanidir gelenler göçer
Ecel peşe düşmüş şerbetten içer
Sorgusunu veren sırattan geçer
Ömür biter bir gün vadesi yeter
İstediğin gibi gezersin hele
Çıkacak seslerin düşersin dile
Azrail karşıda yapamam hile
Şeytana tapanlar boğulur sele
Doğdum Selanik’ de bilinmez sırrım
Her çiçekten toplar kokuyu arım
Bir zaman Bektaşı söylerler sarım
Her zaman ölmedim ölmedim varım
Deryalar daşacak suyu coşuyor
Kocatepe derler şehit satıyor
Nice canlar Allah Allah tapıyor
Hırslandıkça Kemal Paşa çatıyor
Yaralandı askerlerim yatıyor
Kollar kopar bacakları atıyor
Ilgıt ılgıt alkanları akıyor
Komutanlar rütbeleri takıyor
Çok askerim uyuyamaz gezinir
Can verdikçe ciğerlerim ezilir
Memlekete kara haber verilir
Koç yiğitler topraklara serilir
Yazılır künyesi Sivas Çorum’a
Dermanım kalmadı girin koluma
Erzurum, Maraş’ ı İngiliz sara
Padişah dediler, yüzleri kara
Yunan basmış her tarafı sarıyo
Kara yılan gibi delik darıyo
Adım adım Kemal Paşa arıyo
Toplanmış münkürler beni karıyo
Sakarya Dumludan taburu düzen
Yunan kaçma kahbe sulara döken
Her taraf sarılmış Türkiye biten
Kemal Atatürk’üm şanımız yeten
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de Zöhre Ana geldi sıfata
Duyulsun şanımız yüce Allah’a
Bilirim memleket elden gidecek
Avuç avuç toprakları bitecek
Her zamanda Şahı Merdan dönecek
Kurbanlar kesilir Zöhrem dönecek
Dostluk bilinir mi kahbe Yunan’a
Her ana getirmez bizi cihana
İftiralar atar Rıza babama
Büyük selam olsun Zöhre Ana sana
Didem akar yaşım belli
Gelen derviş sırrı Ali
Yerim yatar İstanbul’da
Eyüp Sultan yatar teni
(Mehtaptaki Erenler-syf340-345)
Mustafa Kemal'in Varlığı Ve Kim Olduğuna Ait Olan Deyişler
Konu Sahibi / Yazar
Zekai
Kategori / Forum
Eserleri, Nefesleri
Yorumlar / Cevaplar
9
Okunma / Görüntüleme
21305
Mustafa Kemal'in Varlığı Ve Kim Olduğuna Ait Olan Deyişler
Mustafa Kemal'in Varlığı Ve Kim Olduğuna Ait Olan Deyişler
[COLOR="Purple"]Sordular köyüme Horasan ili
Bir simi Bektaşi bir ismi Veli
Fırat’ın suyundan akıyor seli
Bugün ben uzattım şifalı eli
Yeşil elli Bektaş dediler bana
Karataş can oldu sultanım sana
Bugün ben uğradım kurulan hana
Kabuldür kurbanı söyle yavruna
Yeşil sancak çeker Mustafa Kemal
İçerdim şerbetin nefesimden al
Kıyamam toprağa veremedim sal
Tükendi fitilim kalmadı mahal
Doktorlar doktoru başına gelen
Ölmedi diridir kefeni kesen
Datlı can cesatta Ali’dir tezen
Muhammed köşkünde kendisi gezen
Şu dünyaya saldım ünü namını
Çok düşman döküldü deniz zamanı
Dalma sen gaflete kaldır gümanı
Hüseyin Gazi sarar dumanı
Yetiş ya Muhammed dirilmez oldum
Yatıyor bedenim görünmez oldum
Solgun çiçek gibi derilmez oldum
Sakarya Savaşı ben de yoruldum
Dumlupınar hiç kurumuyo kanları
Yüklendi şehitler gider salları
Nice abaların kırık dalları
Arısı çok ama yoktur balları
Dört köşeyi alem edip gezerim
İngiliz, Yunan’ı bir bir ezerim
Afyon dağlarında tabur dizerim
Datlı can sıktıkça kriz giderim
Bir elimde aldım Harita kalem
Şanımı duyurdu şu cümle alem
Bu aşkın elinden ben oldum verem
Tabibin ben olam merhemin sürem
Ali Rıza Bey dendi sıfat bilinmez
Vasıtaydı Atam sıra erilmez
Bektaşi Sultanım Kemal dirilmez
Haktan nasip yoktur geri gelinmez
Şu cihana geldi binbir don oldu
Kara taşı hamur edip yoğurdu
Dediler Ali’ ye aslan mı oldu
Hayber Kalesi’nde soluğu buldu
Her şehit başına bir bir dokundum
Oturup başına Kuran okudum
Mustafa donunda Hızır oğluydum
Şimdi geldim sana sırrım duyurdum
Esme acı poyraz Görgöç dağında
Gazeller döküldü yeşil bağımda
Dumanlar çökmüştür Bağdat dağında
Horasan’dan gelmiş Taptuk yanımda
Meclisin kapısı kilit istemez
Kargalar üleşte paylaşır gülmez
Türk oğluyum desede fedakar ölmez
Peygamber soyuna canını veremez
Sakarya köprüsü kurdum geçemez
Nice canlar vardır engür içemez
Bektaşi Sultandan servet verilmez
Zöhrem gibi benden serden geçemez
Cem içine girdim Bektaşi oldum
Cephelere çıktım kendimi yordum
Çok yokuş gördükçe derin soludum
Bozatlı Hızr’a ben kardaş oldum
Bir ismim Bektaş, bir ismim Ali
Bir ismim Mustafa Kemal’im teni
Bozatlı Hızır’dır vallaha piri
Bir ismi Muhammed Mekke’ de yeri
Her dalın başına kuşlar mı konar
Fatıma Zöhre’ nin kandili yanar
Mürşidim Ali’ dir kapını çalar
Yedi yaşlı oğlan o devi bağlar
Necef deryasında ummana dalan
Gaflet gemisini kimdir bağlayan
Yetiş sen carıma ya Balım Sultan
Her derdin dermanı Bektaşi olan
Üçler beşler bir arada bulundu
Nazara geldikçe güller kurudu
Çok doktor elinde Atam yoruldu
Siroz derler bana adım duyuldu
Seçildi sürüsü yapısı insan
Elifi okuyo dilleri Kuran
Mekanda oturur Muhammed duran
Mağrubun topunu maşrupta tutan
Al kırmızı kanı toprağa döken
Dumlupınar derler belimi büken
Cephede şehitler sancağı diken
Aslımı soranlar Hüseyin köken
Al bayrak çekildi göklerde dalga
Dünyanın doğuşu Ademle Havva
İngiliz, Fransız Yunan’ı boğa
Türk toprağı Türküm hakkımız ola
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşit kapısıdır Zöhre Ana size
Binbir donu vardır birisi Hacı
Fatıma Zöhredir derlerin acı
Muhammed Mekke’de yolları Hacı
Başına takılmış yıldızdır tacı
Şükredek Allah’a yükümüz ondan
Donumuz araptır, Ali donundan
Sen ayırma bizi Bektaş yolundan
Çekince nazarı aldım kolundan
Cemali nur oldu kırklar ceminde
Sağ eline almış kandili kimde
Uzaktan yakından açılan perde
Ben gidem Zöhre Ana selamım size
(Mehtaptaki Erenler-syf347-352)
Bir simi Bektaşi bir ismi Veli
Fırat’ın suyundan akıyor seli
Bugün ben uzattım şifalı eli
Yeşil elli Bektaş dediler bana
Karataş can oldu sultanım sana
Bugün ben uğradım kurulan hana
Kabuldür kurbanı söyle yavruna
Yeşil sancak çeker Mustafa Kemal
İçerdim şerbetin nefesimden al
Kıyamam toprağa veremedim sal
Tükendi fitilim kalmadı mahal
Doktorlar doktoru başına gelen
Ölmedi diridir kefeni kesen
Datlı can cesatta Ali’dir tezen
Muhammed köşkünde kendisi gezen
Şu dünyaya saldım ünü namını
Çok düşman döküldü deniz zamanı
Dalma sen gaflete kaldır gümanı
Hüseyin Gazi sarar dumanı
Yetiş ya Muhammed dirilmez oldum
Yatıyor bedenim görünmez oldum
Solgun çiçek gibi derilmez oldum
Sakarya Savaşı ben de yoruldum
Dumlupınar hiç kurumuyo kanları
Yüklendi şehitler gider salları
Nice abaların kırık dalları
Arısı çok ama yoktur balları
Dört köşeyi alem edip gezerim
İngiliz, Yunan’ı bir bir ezerim
Afyon dağlarında tabur dizerim
Datlı can sıktıkça kriz giderim
Bir elimde aldım Harita kalem
Şanımı duyurdu şu cümle alem
Bu aşkın elinden ben oldum verem
Tabibin ben olam merhemin sürem
Ali Rıza Bey dendi sıfat bilinmez
Vasıtaydı Atam sıra erilmez
Bektaşi Sultanım Kemal dirilmez
Haktan nasip yoktur geri gelinmez
Şu cihana geldi binbir don oldu
Kara taşı hamur edip yoğurdu
Dediler Ali’ ye aslan mı oldu
Hayber Kalesi’nde soluğu buldu
Her şehit başına bir bir dokundum
Oturup başına Kuran okudum
Mustafa donunda Hızır oğluydum
Şimdi geldim sana sırrım duyurdum
Esme acı poyraz Görgöç dağında
Gazeller döküldü yeşil bağımda
Dumanlar çökmüştür Bağdat dağında
Horasan’dan gelmiş Taptuk yanımda
Meclisin kapısı kilit istemez
Kargalar üleşte paylaşır gülmez
Türk oğluyum desede fedakar ölmez
Peygamber soyuna canını veremez
Sakarya köprüsü kurdum geçemez
Nice canlar vardır engür içemez
Bektaşi Sultandan servet verilmez
Zöhrem gibi benden serden geçemez
Cem içine girdim Bektaşi oldum
Cephelere çıktım kendimi yordum
Çok yokuş gördükçe derin soludum
Bozatlı Hızr’a ben kardaş oldum
Bir ismim Bektaş, bir ismim Ali
Bir ismim Mustafa Kemal’im teni
Bozatlı Hızır’dır vallaha piri
Bir ismi Muhammed Mekke’ de yeri
Her dalın başına kuşlar mı konar
Fatıma Zöhre’ nin kandili yanar
Mürşidim Ali’ dir kapını çalar
Yedi yaşlı oğlan o devi bağlar
Necef deryasında ummana dalan
Gaflet gemisini kimdir bağlayan
Yetiş sen carıma ya Balım Sultan
Her derdin dermanı Bektaşi olan
Üçler beşler bir arada bulundu
Nazara geldikçe güller kurudu
Çok doktor elinde Atam yoruldu
Siroz derler bana adım duyuldu
Seçildi sürüsü yapısı insan
Elifi okuyo dilleri Kuran
Mekanda oturur Muhammed duran
Mağrubun topunu maşrupta tutan
Al kırmızı kanı toprağa döken
Dumlupınar derler belimi büken
Cephede şehitler sancağı diken
Aslımı soranlar Hüseyin köken
Al bayrak çekildi göklerde dalga
Dünyanın doğuşu Ademle Havva
İngiliz, Fransız Yunan’ı boğa
Türk toprağı Türküm hakkımız ola
Cihana gelmişim Mustafa diye
Atatürk büyüktür sıfat kim ile
Allahın yolunda dervişler ile
Mürşit kapısıdır Zöhre Ana size
Binbir donu vardır birisi Hacı
Fatıma Zöhredir derlerin acı
Muhammed Mekke’de yolları Hacı
Başına takılmış yıldızdır tacı
Şükredek Allah’a yükümüz ondan
Donumuz araptır, Ali donundan
Sen ayırma bizi Bektaş yolundan
Çekince nazarı aldım kolundan
Cemali nur oldu kırklar ceminde
Sağ eline almış kandili kimde
Uzaktan yakından açılan perde
Ben gidem Zöhre Ana selamım size
(Mehtaptaki Erenler-syf347-352)
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali dir"
Mustafa Kemal'in Varlığı Ve Kim Olduğuna Ait Olan Deyişler
[COLOR="black"]Gazeteci İsmet Solak’ ın yazdığı, Zöhre Ana’ yı bir gazeteci gözüyle tanıtan ve anlatan ilk kitabı Cemden Gelen Nefesler’ de…
İsmet Solak Zöhre Ana’ ya ‘Atatürk nasıl geldi’ diye sorar:
Zöhre Ana: Ben Atatürk’ e Cumhuriyeti kuran Atamız olarak saygı duyardım. Oysa Atatürk’ ün gerçek sıfatı evliya. Bana kendi geldi, kendini kendi dilinden öğretti. Hacı Bektaş’ ta yatan Hacı Bektaş-ı Veli olarak bilinen üç zattan biri, büyük kardeşlerden biri olduğunu ve isminin birinci yaşamında Hacı, bu yaşantısında da Mustafa Kemal olarak geldiğini söyledi.Hatta hiç unutmuyorum “Sabah seni polisler alıp götürecek” dedi. Gerçekten 29 Ocak 1984 yılının sabahı beni polisler alıp götürdü.
Zöhre Ana Atatürk’ ün verdiği dörtlükleri de şöyle sıraladı:
Muhammedim, birim diline verdim
Üçüncü ziyaretim ben sana geldim
Aliyel Murtaza’ ya selavat verdim
Fatıma Zöhre’ yi tenime giydim
Muhammed babası Adilen kızı
Zöhrem şan yaptırın dilinde bizi
Kötü laf sahibinin kendine sözü
Taşlayan gelemez karadır yüzü
Bile bile mahsus atarlar taşı
Yalandan uydurur ağrıyor başı
Zehirdir evinde ekmeği aşı
Özünden çağlamayan döker mi yaşı
Şahımerdan Ali kırmızı tacı
Atatürk bilirler beni, adım da Hacı
Evliyalar başı kestim hocalar hacı
Muhammed Mustafa söyler dertlerim acı
Yusuf dedem benim ocağım belli
Doğdum Horasan’ da Selanik yeri
Gavurlar korkuttu fakiri köylü
Atatürk’ ü zannediyorlar ölmüştür ölü
Çok şükür Allah’a, Pire kavuştum
Gözüne göründüm Zöhrem savuştum
Çanakkale Boğazı’nda savaştım
Ata olup Türkiye’ yi dolaştım
Beş gün nöbet tutacağım yanında
Bülbülüm ötersin benim dalımda
Dondurdu cesatımı İsmet yanımda
Siroz derler hastalığım karnımda
İkinci sefere kardaşım Bektaş
Kahraman Atayım gözleri ataş
Üseyin soyundan geldim Ali Rıza yavaş
Bedriye Anam da Zübeyde savaş
İkinci sefere Bektaş’dır gelen
Atatürk donunda doğup da ölen
Yaparlar Zöhreme yerimde tören
Analık büstünü sonunda gören
Atatürk büyüktür ruhu Ali’ dir
İkinci kardaşım Bektaş-ı Veli’ dir
Anıtkabir yerim kim der ölüdür
Ali Rıza, Zübeyde nişan gülümdür
Hem Ali’ dir, Hem Veli’ dir
Nöbetim tutarım Atatürk gelir
Cangözü açılmış pirini görür
Vadesi yetenler gün gelir ölür
İsmet Solak devam ediyor…
“Zöhre Ana dünyanın kuruluşundan itibaren bütün ermişlerin, dervişlerin, evliyaların soy köklerinin kendisine öğretildiğini de söylüyor.Öylesine çok evliya ismi sayıyor ki bunların annesini, babasını, ve kardeşlerini anlatmak kitaplara sığmaz. Hangisi bizim öğrendiklerimize benziyor, hangisi Anadolu Evliyalarını anlatan bundan öncekilerle çakışıyor veya çelişiyor, bunu anlatacak ne bilgimiz yeterli ne ilmimiz”
Cemden Gelen Nefesler syf-90-91-92-93
İsmet Solak Zöhre Ana’ ya ‘Atatürk nasıl geldi’ diye sorar:
Zöhre Ana: Ben Atatürk’ e Cumhuriyeti kuran Atamız olarak saygı duyardım. Oysa Atatürk’ ün gerçek sıfatı evliya. Bana kendi geldi, kendini kendi dilinden öğretti. Hacı Bektaş’ ta yatan Hacı Bektaş-ı Veli olarak bilinen üç zattan biri, büyük kardeşlerden biri olduğunu ve isminin birinci yaşamında Hacı, bu yaşantısında da Mustafa Kemal olarak geldiğini söyledi.Hatta hiç unutmuyorum “Sabah seni polisler alıp götürecek” dedi. Gerçekten 29 Ocak 1984 yılının sabahı beni polisler alıp götürdü.
Zöhre Ana Atatürk’ ün verdiği dörtlükleri de şöyle sıraladı:
Muhammedim, birim diline verdim
Üçüncü ziyaretim ben sana geldim
Aliyel Murtaza’ ya selavat verdim
Fatıma Zöhre’ yi tenime giydim
Muhammed babası Adilen kızı
Zöhrem şan yaptırın dilinde bizi
Kötü laf sahibinin kendine sözü
Taşlayan gelemez karadır yüzü
Bile bile mahsus atarlar taşı
Yalandan uydurur ağrıyor başı
Zehirdir evinde ekmeği aşı
Özünden çağlamayan döker mi yaşı
Şahımerdan Ali kırmızı tacı
Atatürk bilirler beni, adım da Hacı
Evliyalar başı kestim hocalar hacı
Muhammed Mustafa söyler dertlerim acı
Yusuf dedem benim ocağım belli
Doğdum Horasan’ da Selanik yeri
Gavurlar korkuttu fakiri köylü
Atatürk’ ü zannediyorlar ölmüştür ölü
Çok şükür Allah’a, Pire kavuştum
Gözüne göründüm Zöhrem savuştum
Çanakkale Boğazı’nda savaştım
Ata olup Türkiye’ yi dolaştım
Beş gün nöbet tutacağım yanında
Bülbülüm ötersin benim dalımda
Dondurdu cesatımı İsmet yanımda
Siroz derler hastalığım karnımda
İkinci sefere kardaşım Bektaş
Kahraman Atayım gözleri ataş
Üseyin soyundan geldim Ali Rıza yavaş
Bedriye Anam da Zübeyde savaş
İkinci sefere Bektaş’dır gelen
Atatürk donunda doğup da ölen
Yaparlar Zöhreme yerimde tören
Analık büstünü sonunda gören
Atatürk büyüktür ruhu Ali’ dir
İkinci kardaşım Bektaş-ı Veli’ dir
Anıtkabir yerim kim der ölüdür
Ali Rıza, Zübeyde nişan gülümdür
Hem Ali’ dir, Hem Veli’ dir
Nöbetim tutarım Atatürk gelir
Cangözü açılmış pirini görür
Vadesi yetenler gün gelir ölür
İsmet Solak devam ediyor…
“Zöhre Ana dünyanın kuruluşundan itibaren bütün ermişlerin, dervişlerin, evliyaların soy köklerinin kendisine öğretildiğini de söylüyor.Öylesine çok evliya ismi sayıyor ki bunların annesini, babasını, ve kardeşlerini anlatmak kitaplara sığmaz. Hangisi bizim öğrendiklerimize benziyor, hangisi Anadolu Evliyalarını anlatan bundan öncekilerle çakışıyor veya çelişiyor, bunu anlatacak ne bilgimiz yeterli ne ilmimiz”
Cemden Gelen Nefesler syf-90-91-92-93
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali dir"
Son Düzenleme: 21/03/2009, 23:40, Düzenleyen: TÜLAY.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi