![[Resim: 77152_427990784001502_862050914_n.jpg]](https://fbcdn-sphotos-h-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/t1/77152_427990784001502_862050914_n.jpg)
Mustafa Kemal Trablusgarp’ta savaşırken bir gün emrindeki kabile reislerinden biri kum üstünde falına bakmıştı. Bedevinin şu sözleri mühimdi:
’Ne görüyorum beyefendi ne görüyorum!’
Parmağındaki sigarayı asabi bir hareketle içen ve dumanını burnundan soluyarak savuran Mustafa Kemal, yüzünü buruşturarak sormuştu:
’Ne görüyorsun, aynen söyle!’
’Aman beyim, bu olamaz, sizin bir gün bir taht yıkacağınızı görüyorum. Osmanlı hanedanı yıkılıyor, bu nasıl olur?’
Mustafa Kemal o zaman bir kahkaha atmış:
’Biz o tahtı 1909’da devirdik, buraya geldik’Sen maziden mi yoksa istikbalden mi bahsediyorsun?’
’Hayır beyim hayır, bundan sonra, hem de Osmanlı hanedanının sonuncusu’ demişti.
O günden sonra Mustafa Kemal bu vakayı dostlarına,arkadaşlarına sık sık tekrar etmiş, falcının bu hikayesini bir de bana, Beşiktaş’ta, Akaretler’de kaldığı annesi merhum Zübeyde Hanım’ın evinde bir gece anlatmıştı’
’Ne dersin Hüsamettin’ demişti, ’bu fala inanalım mı?’
’Kim bilir paşam’ dedim, ’gün doğmadan neler doğar’’
 Hüsamettin Ertürk (Teşkilat-ı Mahsusa’nın 3. Reisi), İki Devrin Perde Arkası, İstanbul 1969, s.78-79