You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Mustafa değil Mustafa Kemal Atatürk(!)

Mustafa değil Mustafa Kemal Atatürk(!)

Posting Freak
Mustafa değil Mustafa Kemal Atatürk(!)

Mustafa değil Mustafa Kemal Atatürk

Zaman geçtikçe değişen her oluşum , bana başkalaşan bu evreyi hatırlatacak sanırım. Türk Sineması yazımdan sonra "Mustafa" adlı bir filme gitmek beni oldukça heyecanlandırmıştı.
Her ulusun kahramanları vardır. Kahramanlarını yaşatan uluslar, yaşayan uluslardır. Türk milletinin gelmiş geçmiş en büyük kahramanı "Ulu Önder Atatürk'" dür.
Yalnızca biz değil, tüm Dünyanın tanıdığı ,bildiği ,saygı duyduğu bir isimi bizler leke sürmeden, yaşamsal alanına saygısızlık etmeden , fikirsel düşüncelerini yaşayarak yaşatarak aslında ne kadar güçlü bir toplumun ,topluluığun parçaları olduğumuzu hatırlayabiliriz.
Can Dündar bu filmi yapmakla bir çok tarih profösörünün dile getirdiği gibi hem tarihine, hemde kendine çok yazık etmiştir.

Filmi bir sinema eleştirmeni gözüyle eleştirme hakkkına sahip değilim. Bu filmi bu ülke topraklarında yaşayan bir birey olarak, sayın Can Dündar'ın bugüne kadar Atatürk için herhangi bir Sinema filmi yapılmadı cümlesininde altını çizerek eleştirmek istiyorum.
Bugüne kadar hiç yapılmamış saydığınız ilk Atatürk filminizde, her sorulan soruya 2 saate sığmadı dediğiniz, o koca tarihteki önemli ve tüm ulusu etkileyen küçük sandığınız ayrıntılar yerine, oldukça küstahça hazırlanmış ve ince detaylarla sözde tarihi belgelere dayandırılmış filminizde , nasıl oluyorda 2 saatin 25 dakıkasından fazlası Atamızın içki sofralarında danslar eşliğinde içki sefalarını , Türkçü yanından kımlıksız ve dıktator tavrını, ve bır kahramanın yalnız ölümüne sığdıracak zaman bulabılıyorsunuz?
Hayatımda sizlediğim en zavallıca son sahnesıydı. Çocuğum olsaydı ve ben bu fılme onyargısızca onunla gıtme gafletınde bulunsaydım bır ulusun tek kahramanının sozde yalnız ölümünü bu şekılde yansıttığınız için sıze tazmınat davası açardım. İnanın bunu yapardım.
10 Kasım günü Türk ınsanı koylerden akın etmıstır . Atamızın hastalığı süresınce kapısında yatan bınlerce ınsan vardır. Ataturk fıkırlerını dıkte etmemıstır. Ataturk fıkırlerını ınsanlara o kadar ıyı ıfade etmıstırkı, bır ulus butunluk kazanmıs aynı anda nefes almıs, tek yurek olmuştur. Bu butunselliği yıkarak sadece Ataturkçü düşünce kavramına değil, kişisel olarakta hırslı ve bencıl bır dıktator tablosunu vurgulayan safsatanızı şu an yazıyor olmak bıle vakıt kaybı gelsede ne yazıkkı bu ulkede içten pazarlıklı olan kişilerın önemsenmesı gerekıyor. Yere çakılabılmesı için.

Mustafa Kemal Ataturk' un hasta yatağında olduğu dönemı göruntuleyen sahnelerde , Kulelı Askerı Lısesınden bır kaç öğrencının tezaruhat gösterılmıstır. Oysakı gerçek belgeler, goruntuler, soyleşılerden de anlaşıldığı üzere, Ataturkun hasta yatağında yattığı o süreçte, tüm ulus yastaydı.
Her lıder ozunde yalnızdır cumlesının arkasına sığınan sayın Can Dündar, açık ve seçik bır bıçımde Ataturk' unde eleştırılen yanları vardır. Bunları konuşmalı ve o kapıyı açmalıyız demıştır.
Amaç çok bellı. Önce o kapıyı aralamak. Ardından o toplumun tartışmasız kabul ettığı kahramanın içkisinı,özel hayatını aşklarından dem vurmak.
Bunu nedenmı yapıyor? Çünkü Ataturkun ****laştığı görüşünde . Onu önce bır yere indirmek istıyor. Elıne ne geçicekse, kendı ülkesındekı ve tüm dünya lıderlerının örnek aldığı Amerıkan başkanının bıle gelmıs geçmiş en buyuk lıderdir dediği kısıye, " Mustafa" dıyerek onun hayatıyla ilgili aslında konuşulması oldukça gereksız konulara gırerek, varolmayan sanal bır gundemle para kazanmanın derdınde.
Sayın Can Dundar ;
Kahramanlar neden ****laştırılır bılıyormusunuz? Sizin gıbı akıl sevıyesı düşük ınsanların, koca bır lıderın kaç bardak içkı içtiğinden ziyade, bır ülkenın yaşam şeklını değiştırebılmış, fıkırlerı bakış açısı ve toplumda oluşturduğu lıderlık ve butunsellık kavramlarını konuşabılelım dıye.
Bu yuzden sızın gıbı basıt ınsanlar kendı toplumundakı en buyuk lıderın 2 saate sığdırabıldığı kendı hayal dunyanızda oluşturduğunuz "Mustafa'dan" çok Tum Dunyanın tanıdığı Mustafa KeMal Ataturk' u anlamakta zorlanabılır.
Bu toplum Mustafa Kemal Ataturku soluk aldığı her an, dahada goklere çıkartmalı. Onu anlamak için onun yaşam şeklıne değil, bıze yanı bır ülkeye sağladığı yaşam şeklıne bakmalı. Hayat şartlarının en zor olduğu zamanlarda bıle , kendı inancı doğrultusunda çevresınde de kendı kahramanlarını yetiştıren, az zamanda çok işler başaran, Türk olmanın ayrıcalık olduğu bır düşünce sıstemını ; bugün "Türküm" cümlesının içinde barındırdığı her fıkır katmanını yenıden oluşturan , Türk olmamızın anlamlaştıran bu dönem ve Mustafa Kemal Atatürktür.
Onu okuyarak, onu yaşatarak fıkırlerıyle , savaşlarıyla, sozlerıyle , lıderlık vasfıyla , mutevazılığıyle. Ataturk öldüğünde Türk ulusunundan da bir parça öldü. Zavallıca yalnız ve çaresız değil , kahramanca ve ardında koca bır ulus ve kahramanlar bırakarak, Türk olmanın imzasını taşıyarak öldü.
Mustafa fılmınden sonra , başımız sağolsun... Can Dundar öldü. Türk olmaktan grur duyan herkes için.
Bu fılme gıdıp para kazandırmak yerıne, onu yok saymanız dıleğimle....
Suzan Batmankaya
Anamın adı Hüsniye Ana
Babam Şah Üseyin kafası kopa
Horasan ilinden Karyağdı Ana
Kimseler bilemez Sultanım burada


[Resim: zohreanaxq1.jpg]
Posting Freak
Mustafa değil Mustafa Kemal Atatürk(!)
BAŞARAMAYACAKLAR

On beş yıl gibi çok uzun bir zamana yayılan Can Dündar'ın hazırladığı "Mustafa" adlı film, bilinç altında farklı bir Atatürk portresi oluşturmaya çalışmaktadır. Bu şekilde yapılan Atatürk'le ilgili filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük sorumsuzluk sayılmalıdır. Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve tüm insanlığın övünç kaynağı olan büyük bir öndere ve lidere karşı yapılan bir sorumsuzluktur..

Filmin adından başlayalım: Can Dündar'ın en iyi yaptığı şey, aşırmadır. Sarı Zeybek adının da ilk olarak kendi aklına geldiğini söylemişti zamanında. "Mustafa" adı için "benim aklıma geldi" dedi ama 1909 ile 1995 yılları arasında yaşayan yazar Mehmet Rakım Çalapala'nın, 1944 yılında yazdığı "Mustafa: Atatürk'ün Romanı" adlı eserini kendisi gibi herkesin unuttuğunu sandı.

Filmde tarihi ve siyasi konulara girildiğinde birçok soru işaretiyle karşılaşıyorsunuz. Dikkat çekici bölümlere göz atmakta yarar var. Film Atatürk'ün karga kovalamasıyla başlıyor. Atatürk'ün üç yaşında ölen abisi Ahmet'in cesedi Selanik'teki mezarında çakallar tarafından yeniyor. Can Dündar'ın yorumuna göre bu olay Atatürk'ün kader anlayışını derinden etkiliyor. Atatürk küçükken hocası Kaymak Hafız'dan dayak yiyor ve hemen okuldan ayrılıyor. Ancak bu dayağı hiç unutmuyor. Can Dündar'a göre yıllar sonra Atatürk'ün medreseleri kapatması, Kaymak Hafız'dan rövanşın alınması anlamına geliyor. Babası Ali Rıza Efendi'nin ölümünden sonra annesi Zübeyde Hanım'ın tekrar evlenmesine tepki olarak Atatürk, askeri liseye yazılarak evden uzaklaşıyor. Manastır askeri okulunda Atatürk'ü canlandıran şahsın seçimi de, ince hesapların sonucunda olsa gerek..

Çanakkale'de Deniz Savaşları'nda Atatürk yok ama cepheden Madam Corinn'e yazdığı mektuplar var. Atatürk İstanbul'da şatafatlı bir hayat sürerken, bütün parasını tefecilere kaptırmış. Bunun üzerine Anadolu'ya geçmeye karar vermiş. Atatürk, Samsun'a gitmeden önce sarayda Vahdettin'le bir görüşme yapar. Bu görüşmede Vahdettin Atatürk'e; "Paşa, bu devleti siz kurtarabilirsiniz ve kahraman olarak kitaplarda anılırsınız" diyor. Yani Vahdettin vatan haini değil, ama nedense biz anlamamışız.. Bu konuşmadan iki ay sonra Atatürk için çıkarılan idam fermanını hangi Vahdettin imzalamıştı acaba? İngiliz'lerin Malaya zırhlısıyla ülkeden kaçan Vahdettin değil miydi?

Filmde, Atatürk'ün İzmit'te bazı gazetecilerle yazılmamak üzere yaptığı görüşmede, Kürtlere özerklik verilmesi fikrinde olduğu ortaya konuyor. Bu konunun arkası gelmiyor, Atatürk'ün bu konuyla ilgili düşüncelerine hiç değinilmiyor. Atatürk'ün, cahillerin seviyesine inmem diyerek, sanki halkı küçük gördüğü imajı veriliyor. Atatürk 1930 yılında halkın arasına karıştığında herkesin mutsuz ve karnını doyuramaz durumda olduğunu görüyor. Can Dündar'ın yorumu şöyle; "Çevresindeki dalkavuklar halkın ıstıraplarını Atatürk'ten gizleyip iyi göstermeye çalıştılar. Atatürk gerçekle yüzleşince çok üzüldü ve sabaha kadar uyuyamadı."

Atatürk'ün manevi oğlu için gerçek oğluydu havası verilerek, gayri meşru ilişkileri olduğu ve çocuğu olduğu imalarına yer veriliyor. En yakın arkadaşlarını bile gözünü kırpmadan ölüme gönderen ve kendi heykellerini diktiren bir diktatör olduğu imajı yaratılıyor. Anlamsız bir şekilde, Atatürk'ün arkasında uzun boylu adamların olduğu bir fotoğraf gösterildikten sonra, bir Fransız gazetesinde ne kadar kısa boylu olduğu vurgulanıyor. TBMM'yi Cuma günü namazdan sonra, dua okutarak açtığı halde, son bölümde dinsiz olduğu vurgulanmaya çalışılıyor. Kendisi hakkında şeyhülislam tarafından verilen "dinsiz" fetvasını yıkmak için, 22 Nisan olarak karar verilen TBMM açılış gününü Cuma gününe denk gelen 23 Nisan'a alıyor. Can Dündar'ın yorumuna göre, Atatürk ileride gerçekleştireceği amaçlarına ulaşmak için şimdilik böyle hareket ediyor.

Atatürk için çevresinde kimse kalmamıştı ve yalnız öldü denilerek kişiliğiyle ilgili kuşkular gündeme getiriliyor. Atatürk için günde bir büyük rakı, üç paket sigara ve on beş kahve içiyordu denilerek, içki düşkünü ayyaş bir portre çizilmiş. Devletle ilgili tüm önemli kararların o meşhur içki masalarında alındığı ifade edilerek ciddiyetten uzak bir tablo çiziliyor. Zaten Atatürk son yıllarını işsiz güçsüz, can sıkıntısında balolar, davetler ve içki masalarında geçirmiş. Üstelik son sahnelerde çalgıcıya kadeh kaldıran içki düşkünü yalnız bir adamın mizanseni yaratılmış.

Daha bunun gibi akılda kalmayan nice sahneler var. Böylesine gerçekle ilgisi olmayan mesajların ustalıkla yerleştirildiği filmin, Cumhuriyetimizin 85. yıldönümünde gösterilmesi de farklı bir anlam taşımaktadır.

Sayın Prof. Dr. Özer Ozankaya, öğrencisi olan Can Dündar'a, Sarı Zeybek, ve Gölgedekiler filmleri için de buna benzer eleştirileri bizzat yüzüne karşı söylediği zaman: "Aaa, Hocam, bunlar hiç aklıma gelmemişti." yanıtını almıştı. Sayın Ozankaya'ya göre "Mustafa" filmiyle ilgili benzer eleştiriyi yöneltmenin artık yararı yoktur. Çünkü Can Dündar'ın söz konusu davranışları bilerek sürdürdüğü çok açıktır.

Can Dündar bu filmi yapmadan önce "Nutuk" gibi, "Tek Adam" gibi kitapları okusaydı, belki tarihi değiştirerek bazılarına şirin gözükmekten kaçınırdı. Ama belki de bu film özellikle yaptırılarak, Atatürk'ü sevenlerin bilinçlerini değiştirmek, Misak-ı Milli sınırlarından vazgeçmek görevi üstlenilmiş olabilir.

Emperyalizm işbirlikçileri, ulus devlet karşıtları, şeriatçılar ve numaracı cumhuriyetçiler yıllardır elbirliğiyle Atatürk'ü aşağılamaya, devrimlerini yıkmaya çalışıyorlar. Armstrong'un "Bozkurt" kitabında, Vamık Volkan'ın "Ölümsüz Atatürk" kitabında, İpek Çalışlar'ın "Latife" kitabında, Tolga Örnek'in "Gelibolu" filminde ve şimdi de Can Dündar'ın "Mustafa" filminde olduğu gibi.. Ama hepsinin ve daha nicelerinin ortak bir noktası var: Yanılıyorlar ve başaramayacaklar...
[Resim: pirzhreana1.jpg]

ZÖHRE ANA PİRİMİZ
YOLUNDAYIZ HEPİMİZ...
[Resim: ali-ata-ana.gif?type=sigpic&dateline=1222017440][Resim: thumb196233649pe7nu4.gif]


GELİN EY DOSTLARIM BİRLİK OLALIM.
İKİ CİHAN SELVERİNDEN SORALIM
SORULUR SORGULAR DARDA DURALIM
MÜRŞİDİ KAMİL'E KUL OLMADIKÇA...

( PİR ZÖHRE ANA )

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.