Ezeli Doğanay
Oruç, insanin bedenini disiplin ve denetim altına almak, ruhsal yapısını güçlendirmek için yaptığı bir eylemdir. Bu eylem biçimi hem teistler hem de ateistler tarafından da uygulanır. Teistler bunu bir ibadet olarak kabul edip yaratana karşı yaratılanın bir borcu olarak kabul ederken Ateistler önemli bir olayı protesto etmek amacıyla gerçekleştirirler. (Açlık grevleri bunun önemli bir örneğidir) Bazen kişisel nedenlerle de tutulan oruçlar vardır. Ancak teistler (İlahi inanış ya da ****fizik anlayış) oruç ibadetini belirli zamanlarda yeme, içme ve cinsellik gibi istekleri/duyguları terk ederek zihinsel/ruhsal yapıya ağırlık vermektirler. Bazı inançlarda oruç tamamıyla yeme-içmeden uzak durmak seklinde olabileceği gibi, et ve diğer hayvansal mamuller gibi belirli yiyecekleri yememek şeklinde de olabilir.
Burada bizim ele alacağımız oruç ise Aleviliğin alt kimlikleri olan Kızılbaşlık, Bektaşilik ve Tahtacılık’ta tutulan 12 günlük oruç ve onun anlamı ile ilgilidir.
1- Muharrem Orucu mudur? 2- Yas Orucu mudur? 3- 12. İmam Orucu mudur? 4- 12. Burca Saygı Orucu mudur? Tarihsel kökeni nedir? 5- Anadolu Alevi/Kızılbaşlığına ne zaman girdi?
1. Muharrem Orucu mudur?
Bilindiği gibi Muharrem Orucu bir teşekkür orucudur. Çünkü muharrem orucunu İslam Yalvacı (Peygamberi) olan Muhammed’de tutmuştur. Buhari’nin yer verdiği bir hadiste de açıkça görüyoruz: “Aişe anlatıyor: İslam öncesinde Kureyş, Aşure gününde oruç tutardı..”(Buhari, e’s-Sahih, Kitabu’s Savm/1.)
Daha sonra Medine de Bakara süresi inince Müslümanların Yalvac’ı (Peygamber ) Muharrem orucunu tutmayıp Ramazan orucunu tutmuş ve artık Ramazan tutulmasını buyurmuştur. Bu olay Müslümanların kutsal kitabı olan Kur'ân’ın Bakara Suresi 183,184,185. âyetlerinde açıklanmıştır. “Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilerin üzerine farz kilindigi gibi, sizin üzerinize de farz kilinmistir. Umulur ki; böylece takvaya ulasirsiniz.” Bakara-183
“Size farz kilinan oruç sayili günlerdir. Sizden kim hasta veya seferde bulunursa, tutamadigi günler sayisinca diger günler tutar. Ihtiyarliktan veya iyilesmesi umulmayan bir hastaliktan dolayi oruç tutamayanlar, güç yetiremeyenler bir yoksulu sabah aksam doyuracak kadar fidye vermesi gerekir. Bununla birlikte kimde isteyerek bir hayir yaparda orucunu ve fidyeyi artirirsa iste bu kendisi için bir hayirdir. Eger bilmis olsaydiniz oruç tutmak sizin için de hayir olurdu.” Bakara-184
“O sayili günler Ramazan ayidir ki; Insanlar için bir davetçi olan Allah'a ulasma vesilesi olan, Furkan olan ve Hüdadan beyyine olan Kur'ân bu ayin içinde indirilmistir. Artik içinizde olan her kim bu aya sahid olursa o zaman onu oruçlu geçirsin. Ve kim hasta veya sefer üzere ise tutamadigi günler sayisinca diger günler tutar. Allah size kolaylik diler, size zorluk dilemez.” Bakara-185
Bu üç ayeten inişi ve ya gelişinden sonra Yalvac (peygamber) Muharremde oruç tutma olayını yasaklıyor. Peki nedir Muharrem ayını şükran orucu kılan? Genel inanışa göre 1- Adem ile Havva’nın dünyada buluştukları ilk gün tanrıya karşı şükran orucu tutmuştur. Böylece Muharrem ayının ilk gün orucu başlamıştır. Nuh tufandan kurtulunca bu sayıyı ikiye çıkararak iki günlük şükran orucu tutmuştur. Orucun ikinci günü ile aşure pişirme geleneği Nuh Peygamberden kalmıştır. İbrahim Nemrud’un ateşinden kurtulduğu için bu gün sayısı üçe çıkmıştır. İshak kurban olmaktan kurtulunca bir günde kendisi ekleyerek bu orucu dört güne çıkarmıştır. Musa Firavunun gazabından kaçıp Kızıldeniz’in kendisine yol vermesine karşılık bu şükran orucuna bir gün de kendisi ekleyerek beş gün oruç tutmuştur. Yakup oğlu Yusuf’a kavuşunca altı güne çıkarmıştır. Eyüp uğradığı ağır dertten kurtulunca 7 güne çıkarmıştır. Yunus balığın karnından kurtulunca bu güne bir günde kendisi eklemiştir böylece oruç sayısı sekize çıkmıştır. Muharrem ayının dokuzuncu gününü Muhammed tutmuştur. Mekke den kaçıp sağ salim Medine’ye kavuştuğu için tanrıya şükran olsun diye bir günde o eklemiştir ve onuncu günde Aşure pişirilip dağıtılmıştır. Muharrem aynının onuncu günün adı da aşuredir. Görüldüğü gibi teşekkür orucu olan bu oruç Bektaşiler ve Kızılbaşlar tarafından yas orucuna çevrilerek tutulmaktadır. Oysa Nusayri Alevileri(Güney Alevileri, Fellah, Arap Uşağı) Muharremin birinci gününü bayram olarak kutlarlar. Buna da Firaş Bayramı derler. Muhammed Mekke den Medine’ye kaçtığı gece yerine eniştesi ve amca oğlu Ali’yi bıraktı. Böylece düşmanlarından kurtuldu. Muhammeddin sağ kalışını ve Ali’nin kahramanca davranışı adına Nusayriler bu günü muharremin ilk gününü Firaş bayramı olarak kutluyorlar.
2.Hüseyin’in öldürülmesinden dolayı yas orucu mudur?
a.Eğer yas orucu ise ne zamandan beri tutuluyor?
b.Hz. Hüseyin’in şahadetinden bu yana mı tutuluyor?
Hiçbir kaynakta bunu doğrulayacak bir bilgi yok. Kaldı ki Hüseyin’e atfen tutuluyorsa ve orada ölen insanların anısına tutuluyorsa neden 72 gün tutulmuyor da 12 gün tutuluyor? . Çünkü Hüseyin ile birlikte Kerbela da 72 insan katledildi. Bunu yas orucu olarak görenlerin gün sayısı sorunu yanı sıra günü sabitleme sorunu da var. Hüseyin’in ölüm günü 10 Muharrem 61 . Bu orucu tutan Anadolu Alevileri (Kızılbaşlar, Bektaşiler, Tahtacılar) Müslümanların orucuyla karışmasın diye gün gezdiriyorlar. Bu anlayış şöyle bir sonuç ortaya çıkarıyor. İmam muharrem ayında ölmüş oruç aylar içinde gezdirilince bazen imamın ölüm tarihi ile bağdaşmayan tarihlerde oruç tutuluyor demektir. Bazen de tam onun öldürüldüğü tarihte yas başlaması gerekirken gün dolandırıldığından o gün oruç bitip aşure dağıtılıyor. Yani Aşık Veysel 21 Martta ölmüşse her 21 martta anılması gerekir Hüseyin On Muharremde öldürülmüşse bu miladi takvimiyle denk düşen tarihe sabitlenmesi gerekir. Neden buna sadık kalınmıyor da dolaştırılıp duruluyor bu gün. İmam Ekimde ölmüş Marta, Nisanda oruç tutuluyor olur şey değil. Sonra eğer yas orucu ise Aşure bir tatlı yemeğidir bunun bu yasla ne ilgisi var? Genelde şöyle bir kanı var “bütün imamlar öldürülüp yalnızca Zeynel Abidin sağ kaldığı için ona sevinildiği için aşure pişiriliyor” o zamanda şöyle bir sorun ortaya çıkıyor. Birinci imam Ali 598-661 ikinci imam Hasan 624- 669 Üçüncü imam Hüseyin 625- 680 dördüncü imam Zeynel Abidin 659 –713 demek ki Zeynel Abidin’in sağlığında 4 imam vardı. Neden bu oruç dört gün değil de 12 gün tutulmaktadır.
3. 12. İmam Orucu’mudur? (Önce 12 imam kim bir ona bakalım)
1. Ali
Milâdi takvime göre 21 mart (Kimi araştırmacılar göre temmuz. Kaleli
598'de doğmuştur. 24. 01. 661 tarihinde ise, İbn Mülcem adlı biri tarafından zehirli bir kılıçla öldürülmüştür.2.Hasan.
Hz. Ali den sonra gelen Ikinci Imamdir. Hazreti Ali'nin büyük ogludur. Hicretin ikinci ya da ücüncü yilinda dogdu (625). Hazreti Muhammed adini (Hasan) koymustur. Künyesi (ebu Muhammed) olup lakaplari Taki, ve Zeki dir. Hasan'ül – Mücteba da denir. Anasi, Muhammed'in en küçük kizi Fatima’dır.. Ali'nin öldürülmesinden sonra İmam olmuş. O sırada Şam valisi olan Muaviye’ye mektuplar yazarak kendisine uymasını istedi ama kabul ettiremedi. İkdidar erkini elinde tutamadığında halifeliği bırakmak zorunda kaldı. 669 yılında karısı tarafından zehirletilerek öldürüldü.
3. Hüseyin
Üçüncü Imamdir. Dogumu: 626. Babasi Ali, anasi Fatma'dir. Adini Muhammed koymustur. Künyesi ebu Abdullah, lakaplari el-Sehit, el-Sibt,Zeki ve Mübarek’tir. Hüseyin, Kerbela'da 10 Ekim 680 öldürülmüş bedeni oraya gömülü fakat kesilen beşının nerede olduğu ile ilgili değişik görüşler var. 12.cı inanışın Ali’den sonra ikinci önemli sembolüdür.
4. Zeynel' Abidin:
Dördüncü Imamdir. Hüseyin'in oğludur. Annesi Şehribanu'dur. Doğumu: 659. Künyeleri ebu Muhammed , Ebul Hasan. Ünlü lakabi Zeynel' Abidin’dir. Kerbela da bulunmus, hastaligi yüzünden, babasi Hüseyin savaşa girmesine izin vermemişti. Kerbela'dan Küfe'ye, oradan da Şam'a götürüldü. Yezid'in önüne cikarildi. Serbest birakildi, Medineye döndü. Ölünceye dek orada kaldi. Ölümü 719.
5. Imam Bakr:
Besinci Imam. Zeynel' Abidin'in oğludur. Medine'de, 677 tarihinde dogmustur. Künyesi ebu Cafer’dir. En yaygin lakabi Baki’dir. Ölümü: 733.
6. Imam Cafer Sadık:
Imam Bakir'ın oğludur. Dogumu: 699. Künyesi ebu Abdullah ; en yaygin lakabi Sadik'tir. Cok bilgili ve iyi ahlakliydi. Onun zamaninda Emevi Devleti yikildi, yerine, Bagdat'ta Abbasogullari Devleti kuruldu. Cafer Sadik, hiç bir siyasal olaya karişmadi. 765'te Medine'de öldü. 12. İmamcı inanışın Ali ve Hüseyin’den sonra en çok öne çıkan isimlerindendir. Ordodoks islam inancını çok iyi teorize ettiği için Şia onun görüşlerini esas alarak kendine mezhep yapmıştır.
7. Imam Musa Kazim:
Imam Cafer'in ogludur. 745'te doğdu. Yaygin olan künyesi Ebul Hasan’dir. Ünlü lakabi Kazim’dir. Abbasi hükümdari Mehdi, Musa Kazim'i Bagdad'a getirtti, zindana attirdi. Bir süre sonra Medine'ye gönderdi. Harun kümümdar olunca kendisini Bağdad'a getirterek öldürdü.799
8. Imam Rıza:
Babasi Imam Musa Kazim'dir. Dogumu: 770'tir. Künyesi Ebul Hasan; ünlü lakabi Riza’dir. Medine'de dogdu. Abbasogullarindan Memun tarafindan zehirlendi. Mezari Horasan'da Tus kenti yakinlarinda bir köydedir.
9. Imam Muhammed Taki:
Medine'de dogdu ( 811 ). Imam Riza'nin ogludur. Künyesi ebu Cafer ve Taki’dir. 835'te Bagdat'ta öldü. Zehirlendigi söylenir. Dedesi Musa Kazim'in yanina gömüldü.
10. Imam Naki:
829'da Medine'de dogdu. Künyesi Ebu Hasan , lakabi Askeri ‘dir: Ali'ül Hadi, Naki , Hadi’de denir. Semira'da ( Bagdat ) öldü ( 868 ). Abbasoglu Mutemed tarafindan öldürüldüğüne edildigine inanilir.
11. Imam Hasan el - Askeri:
846'da dogdu. Babasi onuncu imam Naki'dir. Anasi Susen Hatun'dur. Künyesi ebu Muhammed , lakabi Askeri’ dir. Hadi ve Samit’de denir. 874'de Samira'da öldü. Babasinin yanina gömülmüstür.
12. Imam Mehdi:
Oniki imamcı inanışın son imamıdır. (İsmailiye inanışı 7 imamcıdır son imamları Cafer-i El Sadık’ın oğlu İsmaildir ki bu imam Musai Kazım’ın abisidir. Zeydilik inanışıda 3 imamcıdır bu inanışa göre son imam Zeynel Abidinin oğlu Zeyd’dir) Babasi Imam Askeri, anasi Nercis Hatun'dur. Künyesi Ebul Kasim Muhammed el - Mehdi, lakaplari Mehdi ve Sahib Zaman’dir. Babasinin ölümünden sonra halktan gizlenmisti. Bu ilk gizlenişe Gaybet-i Sugra ( küçük gizleniş) denir. Bu gizleniş sırasında ümmetine elçilik yapan ebu Hasan Ali ölünce, Gaybet-I Kübra ( büyük gizleniş ) başlamiştir. Mehdi'nin ne olduğu, son gizlenişten sonra anlaşılamadı. Muhammed Peygamberin bir gün ortaya cıkacağını haber verdiği Mehdi'nin, bu Imam olduguna inanılır.
Eğer Hüseyin ile bir ilişkisi yoksa ki yok oruç ondan önce de tutulmuştur yanlızca 10 gün, 12 değil. 12. imamla ilişkili ise o zaman bu oruç 10. y.y. la kadar tutulmamıştır. Çünkü 12. İmamcı Alevilik anlayışına göre on ikinci imam olan Mehdi B.Hasan’ül Askeri 30 temmuz 869 yılında Samerra kentinde dünyaya geldi. On iki imamcı inanışa göre Mehdi 5 yaşında iken kaybolmuştur. Bu kayboluş 70 yıl sürmüştür. Buna Gaybet-i Sugra (küçük kayboluş) denir. Gaybet-i Kübra ise (Büyük Kayboluş) tur ki hala sürmektedir. Beş yaşında iken kayıp olup yetmiş yıl sonra ortaya çıkınca demek ki tarih miladi 944 tur. Hiçbir kaynak bu imamların böyle bir oruç tutuğunu söylemiyor. Kaldı ki 12. imam orucu olarak kabul görmüş bile olsa biz şimdi sorularımızı sormaya başlayalım.
Bu oruç hangi imam döneminde tutulmaya başlandı? Birinci İmam Ali olduğuna göre onunla mı başladı? Sonra kendisinden sonra gelen her imam bu oruca bir gün mü ekledi? Böylece son imam olan Mehdi ile bu tutulan gün sayısı 12 ye mi çıktı?
Konu ile ilgili bütün Ehli Sünnet, Şia ve Kızılbaş/Alevi kaynaklarına baktım hiç bir yerde bu orucun imamlara ait olduğuna dair bir kanıt bulamdım bırakın kanıtı en ufak bir ipucu bile yok. Halk arasında ki söylence ve rivayetler hariç!
Sosyolog Kamil Fırat, “Alevilerin büyük çoğunluğunun, Sünnilikle bağdaştırdıkları için ramazan ayında oruç tutmadığını, buna karşılık Muharrem'den sonra 11 gün oruç tutma geleneklerine (aşurenin pişirildiği oruç) çoğunlukla bağlı olduklarını belirtiyor. Ramazan'da oruç tutanların büyük bölümünü ise Orta Anadolu kökenli Aleviler oluşturuyor. Araştırma, oruç ile Alevilerin toplumsal ve kültürel konumları arasındaki ilişkiyi de saptıyor. Okuryazar olmayanlar ile ilkokul ve ortaokulu bitirenlerin neredeyse tamamı geleneksel oruçlarını tutuyor. Bu oran lise mezunlarında yüzde 47'ye, üniversite mezunlarında ise yüzde 34'e düşüyor. Yaşlıların da genç kuşaklara göre oruç tutmaya daha eğilimli oldukları görülüyor. 1964'ten önce doğanların yüzde 85'i oruç tutarken, bu oran 1964'ten sonra doğanlarda yüzde 32'ye düşüyor. Ev kadınları ile emekliler arasında da oruç tutma oranının daha yüksek olduğu anlaşılıyor.
Araştırma sonuçlarına göre, kentli Aleviler arasında, ramazanı oruç ayı olarak görmeyenlerin oranı yüzde 88. Yüzde 12'lik bir kesim ise ramazanda oruç tutuyor. Alevilerin yüzde 61'i kendi geleneklerine bağlı olarak oruç tuttuklarını, geri kalanlar ise hiç oruç tutmadıklarını belirtiyor.
Nasıl oruç tutuyorlar?
Muharrem orucu ramazan orucu bittikten 20 gün sonra başlar. 12 gün sürer. Kerbela'da öldürülen Hz. Hüseyin'in acısını paylaşmak için tutulan Muharrem orucuna, aynı zamanda "matem orucu" da denir. 12 imam için tutulur. Tutulan oruç hergün bir imama adanır. Muharrem orucunda ilk gün en geç 12'den önce niyet tutulur ve yatılır. Sahura kalkılmaz. Oruç gün batımına (güneş batıncaya) kadar sürer. Orucu bozarken 12 gün boyunca su çizilmez, et yenmez, aynaya bakılmaz, tıraş olunmaz, bir yakınını kaybeden insanın yaşadığına benzer bir duygu taşınır ve eğlenilmez.”
Ortodoks islamın iki kanadını oluşturan Sunnilik ve Şiilik inancın da bu oruç yok ve 12. imama atıfen de tutulmuyor. Türkiyedeki şii kurumlarından biri olan Kevser yayınları konu ile ilgili kendilerine gelen sorulara bakın nasıl yanıt veriyor: Konu ile ilgili olduğu için buraya almakta sakınca görmedim.
“1- Ramazan'da bazı Şii ve Alevi arkadaşlarımın oruç tutmadıklarını görüyorum; benim sorum şudur: Alevilik'de ve Şiilik'de ne zaman ve kaç gün oruç tutulur?
Cevap: Evvela evvela siz de biliyorsunuz ki bir dini veya mezhebi hiçbir zaman o dine veya mektebe mensup olanların icraatı dikkate alınarak değerlendirmek doğru olmaz. Örneğin Müslüman olmayan bir kimse bugünkü Müslümanların durumuna bakarak İslam hakkında bir kanaat sahibi olmaya çalışırsa, belki bir kişi bile Müslüman olmaya rağbet etmez. Şimdi gelelim sorunuza; aziz kardeşim, sorunuzun cevabını anlamamız için Gerçek Şiilik ve Alevilik olan Ehl-i Beyt mezhebinin ana kaynakları olarak kabul edilen Kur'an-ı Kerim ve Resulullah'ın ve Ehl-i Beyt'inin hadislerine (ki aslında onlar da Resulullah'tan miras aldıkları hadislerdir) müracaat etmek gerekir. Bu konuda asırlar öncesinden (bizzat On iki İmamların hayatları zamanından beri) yazılan ciltler dolusu geniş kitaplar yazılmıştır. İsteyen herkes o kaynaklara müracaat edebilir. Evet bizim bu konudaki delilimiz Kur'an'dan Bakara Suresinin 183 ila 185. ayetlerdir ki sözü uzatmamak için ayetlerin metninin vermiyoruz. İsteyenler Kur'an'a müracaat edebilir. Resulullah ve Ehl-i Beyt'inden nakledilen hadislerden ise birkaç tanesini örnek olarak vermekle yetiniyoruz:
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Bu Ramazan ayı, öyle bir aydır ki onun orucunu Allah farz kılmıştır. Cennet kapıları onda açılır. Şeytanlar onda bağlanır. Onda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır (kadir gecesi). Kim o geceyi (ibadet, tövbe ve.. ile) idrak etmezse, (İlahi lütüflardan) mahrum kalır." Allah Resulü bu cümleyi üç defa tekrar etti." (Bihar-ül Envar, C.97, S.17)
Hz. Emir-ül Mu'minin Ali (a.s): "Noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah'a yönelenlerin yapıştıkları en büyük vesile, ona ve Rasûlü'ne inanmak, yolunda cihad etmektir. Cihad, İslâm'ın en yüce rüknüdür. Aynı zamanda Allah'ın birliğini ikrar etmek de bu vesilelerdendir; çünkü bu ikrar, yaratılışa uymaktır. Ve namaz kılmaktır, çünkü bu dinin esâsıdır. Ve zekât vermektir; çünkü bu, gerekli bir farzdır. Ve Ramazan ayının orucunu tutmaktır; bu da azaptan bir kalkandır. Ve Kâbe'yi ziyaret etmektir, hacdır, umredir; bunlar da yoksulluğu giderir, günahları yıkar, arıtır. Ve akrabâdan kesilmemek, onları görüp gözetmektir. Bu malın, ahvalin genişlemesine, ecelin gecikmesine sebeptir. Ve gizli sadaka vermektir ki bu suçları bağışlatır. Ve açıkça sadaka vermektir; bu da kötü ölümleri defeder; iyi işlerde bulunmaktır; buysa kötülüklere, kötü çağlara düşmekten korur insanı..." (Nehc-ül Belağa, Hutbe: 110)
İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Allah-u Teala bizden önce hiç bir ümmete Ramazan orucunu farz kılmamıştır." Ravi şöyle sordu: "O zaman "Allah size orucu farz kıldı; sizden öncekilere farz kılındığı gibi..." ayetine ne diyorsunuz? İmam Sadık şöyle buyurdu: "Allah-u Teala Ramazan orucunu geçmiş ümmetlere değil, sadece peygamberlere farz kılmıştı. Ama Allah-u Teala bu (İslam) ümmete Ramazan ile lütfedip onun orucunu hem Resulullah'a hem de ümmetine farz kıldı." (Men La Yahzurh-ul Fakih, C.2, S.99)
İşte gördüğünüz gibi aziz kardeşim, hem Kur'an ayetleri, hem de Resulullah'ın ve Ehl-i Beyti'nin hadisleri Ramazan orucunu İslam ümmetine İlahi bir lütuf olarak farz kılındığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Artık bu delillerden sonra, Kur'an'a, Resulullah'a ve onun tertemiz Ehl-i Beyti'ne inanan bir kimsenin bu İlahi farizayı ihmal etmesi düşünülemez.
2- 12 imam Orucu ne zamandan beri tutuluyor?
Cevap: 12 imam orucundan maksadınız Muharrem ayının birinci gününden başlayarak Alevi geleneği olarak tutulan oruçtur herhalde. Bu orucun ne zamandan beri bir dini görev olarak Aleviliğe girdiği hakkında bir bilgiye sahip değiliz.
3- Kur'an'da Muharrem'de tutulan 12 imam orucu il ilgile açık ayetler var mı?
Cevap: Muharrem ayının orucu hakkında Kur’an’da bir ayet yoktur. Ehl-i Beyt İmamlarından Muharrem ayının birinci günün orucunun farz değil ama müstehap olduğu hakkında hadis vardır. Örneğin şu hadise dikkat ediniz: Merhum Şeyh Abbas Kummi, Nefes-ul Mehmum adlı eserinde kendi senediyle Reyyan ibn-i Şebib'den rivayet etmiştir ki o şöyle dedi:
"Muharrem ayının ilk gününde Eb-ül Hasan (İmam) Rıza'nın (Allah'ın selamı ona olsun) yanına vardım; o bana: "Ey İbn-i Şebib oruca niyetli misin? dedi. "Hayır" dedim. İmam Rıza: "Bu gün Hz. Zekeriyya'nın "Ey Rabbim kendi indinden bana pak (temiz) bir soy ver sen dua'yı işitensin" diyerek Rabbi (Azze ve Celleye) dua ettiği gündür. Allah onun duasını kabul buyurdu ve meleklere emretti ki Zekeriyya mihrapta durup namaz kılarken şöyle nida ettiler: "Allah seni Yahya ile müjdeliyor." Kim bugün oruç tutar sonra Allah Azze ve Celle'ye dua ederse Allah onun duâsını kabul eder nasıl ki Zekeriyya'nın duasını kabul buyurdu. Sonra şöyle dedi: Ey Şebib oğlu! Cahiliyet dönemindeki Araplar bile Muharrem ayının hürmetini riayet ederek bu ayda savaş ve zulmü yasak bilirlerdi. Oysa, bu ümmet ne bu ayın saygısını ve ne de kendi
Peygamberlerinin hürmetini gözettiler. Bu ayda Peygamber'in soyunu öldürdüler ve bu ailenin hanımlarını esir aldılar; varlıklarını yağmaladılar; Allah bu günahlarını affetmesin!
Ey Şebib oğlu bir şeye ağlayacak olursan Ali ibn-i Ebi Talib oğlu Hüseyin'e (a.s) ağla! Onun başını bir koçu keser gibi kestiler; ve bunun yanı sıra ailesinden dünyada benzerleri olmayan 18 yiğidi öldürdüler. Yedi kat gök ve yedi kat yer onun ölümüne ağladı; dört bin melek gökten ona yardım etmek için indiler ama (ilahi takdir gereği) Hz. Hüseyin'in şehit olduğunu gördüler, bu melekler Hz. Mehdi aleyh-is selam kıyam edinceye kadar mahzun ve üzgün bir halde Hz. Hüseyin'in kabri etrafında bulunacaklar; bunlar Hz. Mehdi (a.s) kıyam edince onun yaranı arasında yer alırlar.
Bunların sloganları "Ya le sarat-il Hüseyin" (Ey Hüseyn’in kanının davacıları) olacaktır. Ey Şebib oğlu babam kendi babasından o da büyük babasından (Zeyn-el Abidin "a.s") rivayet etmiştir ki Hz. Hüseyin şehit düştüğünde gökten kan ve kırmızı toprak yağdı. Ey Şebib oğlu, Hüseyin aleyhis selam'a gözünün yaşı yanaklarına sarkacak şekilde ağlarsan Allah senin büyük olsun küçük olsun az olsun çok olsun bütün günahlarını bağışlar. Ey Şebib oğlu, eğer Allah'ın huzuruna hiç bir günahın olmadan çıkmak istiyorsan Hz. Hüseyin aleyhis selam'ı ziyaret eyle. Ey Şebib oğlu, Peygamber sallallahu aleyhi ve alihi ile cennette bina edilmiş olan odalarda yerleşmek istiyorsan Hüseyin aleyhis selam'ın katillerine la'net oku! Ey Şebib oğlu, Hüseyin aleyhis selam ile birlikte şehit düşenlerin sevabı kadar sevab elde etmek istiyorsan ne zaman Hüseyin aleyhis selam'ı hatırlasan "keşke onlarla birlikte olaydım da yüce makama erişeydim." de. Ey Şebib oğlu, cennetin yüce derecelerinde bizimle birlikte olmak istiyorsan bizim üzüntümüze sen de mahzun ol, bizim sevincimize sen de sevin, bizim velayetimize sarıl (bizi kendine veli ve imam bil) Zira bir adam eğer bir taşa bile bağlı olsa Allah onu kıyamet günü o taşla birlikte mahşere getirtir."
Muharrem ayının onuncu gününün, yani Aşura gününün orucu bazı hadislerde yasaklandığı ve bunun Umeyye Oğulları tarafından uydurulan hadislere dayandığı ve Hz. Hüseyin’in şehadetine şükretmek mahiyetinde böyle bir oruç uydurdukları nakledildiği için bu günün orucu Ehl-i Beyt mektebinin mercilerince mekruh bilinmiştir. Yani Aşura günü Ehl-i Beyt mektebine bağlı olan bir Şia-Alevi oruç tutmamalıdır. Sadece oruca niyet etmeden Aşura günü ikindi vaktine kadar bir şey yememesi ve bu sure içerisinde bir yaslı insan gibi Hz. Hüseyin’in mazlumluğuna ağlaması ve Hz. Hüseyin için düzenlenen yas merasimlerine katılması ve ikindi olduğunda az bir su içmesi gerekir. Bu konularla ilgili İmam Cafer Sadik (a.s)’dan bir takım hadisler nakledilmiştir. (Bkz. Şeyh Tusi, Misbahu’l-Müteheccidin, S.724 Vesaiu’ş-Şia, C.7, S.339)
Muharrem ayının birinci gününden dokuzuncu gününe kadar Allah için oruç tutup bunların sevabını Ehl-i Beyt’e hediye etmekte bir sakınca yoktur. Ancak bunu yaparken bu oruçların dinde farz olmadığını sadece müstehap oruç olarak tuttuğumuzun farkında olmalıyız. İkincisi bu gibi oruçlar farz olan Ramazan ayının orucunun yerine asla geçmez ve her Ehl-i Beyt dostu mutlaka gerçek anlamda Ehl-i Beyt imamlarını hoşnut etmek istiyorsa, o masum imamlara uyarak her yıl Ramazan ayının orucunu eksiksiz tutmalıdır. Bu konuda her hangi bir ihmalkarlığa yer vermemelidir. Aksi taktirde Ehl-i Beyt İmamlarının yolunu gerçek anlamda takip edenlerden sayılmaz.
4- Tevrat ve İncil'de 12 imam orucu ile ilgili ayetler var mı?
Cevap: Tevrat ve İncil’de on iki imam orucu ile ilgili bir şey olduğu hakkında bir bilgimiz yoktur.. Ancak bazı rivayetlerde yer aldığına göre Aşura gününün orucu Yahudilikte olan bir gelenektir. Bu gelenek Ramazan Ayı’nın orucunun gelmesiyle İslam dinince kaldırılmıştır. (Bkz. Vesaiu’ş-Şia c.7 s340)
5- Kerbela olayı miladi olarak hangi tarihte gerçekleşmiştir?
Cevap: Kerbela olayı, kameri takvimle Peygamber (s.a.a)’in hicretinin altmış birinci yılının Muharrem ayında gerçekleşmiştir. Hz. Hüseyin (s.a) Kerbela çölüne Muharrem ayının ikinci günü inmiştir ve Muharrem ayının onuncu günü yani Aşura günü şehit edilmiştir. Ehl-i Beyt mektebinin kaynaklarında yer alan bazı rivayetlere göre, Aşura günün Cuma günü olduğu kaydedilmiştir. Ancak bu gün miladi şemsi takvimle hangi aya denk geldiğini dakik olarak tespit etmek zordur; çünkü kameri aylar hilali görmeğe dayalıdır. Bu yüzden hesapla çıkarılan kameri ayla gerçek kameri ay arasında fark olabilir. Biz elimizde olan bir bilgisayar programıyla Aşura günün miladi şemsi takvimle hangi tarihe denk geldiğini tespit etmek istediğimizde şöyle bir tarih karşımıza çıktı: 9 Ekim 680 Salı Günü. Bu tarihin, yanlış olduğu yukarıda da işaret edildiği üzere açıktır. Çünkü Aşura günün Salı günü olduğuna göre bir nakile kitaplarda rastlamadık.
2. Kerbela vakıasını anmada kameri takvimin esas oluşunun sebebi açıktır. Çünkü bu sırf normal bir tören değildir. Bu bir dini görevdir. Bu görevi biz Ehl-i Beyt İmamlarının emri üzere yapıyoruz. Aşağıda bunu ispatlayan bazı hadislere yer vereceğiz. Ehl-i Beyt İmamları da kendi dost ve Şialarına sürekli olarak Hicri Kameri takvime göre Muharrem ayının birinci gününden başlayarak on gün Hz. Hüseyin’in yasını canlı tutmaya her yıl aynı tarihte bu hadiseyi göz yaşlarıyla ağıtlarla anmaya emretmişlerdir. Özellikle Muharrem ayının onuncu günü anlamına gelen Aşura gününün yas ve hüzün günü olarak anılmasını emretmişlerdir. Öyle ki Muharrem ayında Hz. Hüseyin’in yasını anmak her Ehl-i Beyt dostunun bir kimlik ve özelliği durumuna gelmiştir. Bu vakıa 1400 yıl boyunca her yıl dünyanın her yerinde bulunan Şialar tarafından anılmakta, Hüseyin (a.s)’ın yolu ve mesajı tekrarlanmakta, o yola bağlılık kalpten gelen bir aşk ve muhabbet ve gözden akan yaşlarla ortaya konulmakta ve Yezid’in yolu lanetlenmektedir. Ve bu Şia kültürünün en belirgin can noktasıdır. Bu olmadan zaten şia kendisini asla yaşatamazdı.
Bir de Muharrem ayında Kerbela vakıasının anılmasın diğer bir nedeni de belki, Yezid ve takipçilerinin ne kadar cinayetçi ve zalim olduklarını göstermektir. Çünkü İslam dininde Muharrem ayında savaşmak haram olduğu kesindir. Ancak Yezit ve ordusu (Allah kıyamet kadar onlara lanet etsin) bu ayda Hz. Hüseyin (a.s)’ı katletmekten geri durmadılar.
4. 12. Burca Saygı Orucu mudur Kökeni Güneşe Tapmamıdır?
Araştırmalar şunu ortaya koymuştur: “Orucun en başta gelen kaynağı, ilk kaynağı:’Güneş’e tapma’dır.” “Dr. Ismail Cerrahoglu, Ilahiyat Fakültesi Dergisi’nde yayımlanan “Kur’an’ı Kerim Ve Sabiiler” başlıklı yazısında gerçeği belirtiyor: “Tarihi kalıntılardan elde edilen neticelere göre oruç, eskiden beri insanlığın bir adeti olarak görülmektedir. Sabiilerdeki orucu, Ibn’u Nedim’in Harran Sabiilerine tahsis etmiş olduğunun zikri yukarıda geçmişti.” (AÜ Ilahiyat Fakültesi Dergisi, c.X, yıl 1962, s.103 vd.)
Insanlar, aç kalmaya, şu bizi ısıtan güneş için katlanmışlar.
Yalnız Ortadoğu’da mı? Güneş’e tapmanın geçerli olduğu birçok yerde Güneş’e ayarlı bir oruca rastlanıyor. “Meksika nere, Arabistan nere?” denecek ama Meksika yerlileri içinde bile oruç var.
Kemalistler, dinlerin kökenini araştırırken karşılaşıyorlar bu gerçekle; biz de onlardan öğreniyoruz. Belgesi şu ünlü Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde.
Arşiv’deki birçok belgelerin kopyasının “2000’e Doğru” kitaplığına girdiği de biliniyor. Meksika Maslahatgüzarı Tahsin Mayatepek’in 1937 yılında Atatürk’e gönderdiği 14. Raporun başlığı şöyle: “.. Müslümanlığa ait olduğu sanılan hususların müslümanlığa Güneş Kültü’nden girdiğine..dair mühim malumat ve izahati havi rapor.” (Bkz. Saçak Dergisi, sayı 49, Şubat 1988, s.18.) Bu raporda, orucun da içinde bulunduğu “ibadet”lerin, “Güneş Kültü”nden İslama girdiği bir bir anlatılmış.
Oruç, ilahi bir emir olarak kabul edilmektedir.
Oysa, Meksika’dan Çin’e kadar tek tanrılı dinlerin öncesinde de Güneş’e tapanlar, gün doğumundan batımına kadar oruç tutuyorlardı. O zaman bu ibadet nasıl açıklanıyor? Gene ilahi bir emirle mi?” Kürtçe’nin kurmanci ve kırmançki lehçelerinde Oruç’a “Rocı” ve “Roce” denir. Sabahtan akşama kadar olan süredir. Yani güneşin doğumundan baştışına kadar olan süre rocdur.
5- Anadolu Alevi/Kızılbaşlığına ne zaman girdi?
Biz yine konumuza dönersek İslami bir rütüel olmayan bu 12 günlük orucu’n tarihsel kökleri nereye uzanıyor onu bulmaya çalışalım. Bu orucun gerçek adı ve anlamı nedir? Yas orucu mu? 12. İmam orucu mu? Yoksa Muharrem orucu mu? Kaç gündür 10 mu yoksa 12 gün müdür? Zerdüştlükte kutsal olan 12 sayısının kutsallığın Safaviler üzerinden Anadolu Aleviliğine yansımış olmasın? Bilindiği gibi Kızılbaşlıkta Zerdüşt kökenlidir. Şah İsmail bu ritüelleri İslam’ i bir örtü altında Anadolu Aleviliğine sokmuş olamaz mı? 12 dilimli taç giymesi vs. Çünkü onun yaşadığı çağa (16.yy) kadar Anadolu Aleviliğinde Ne Ali var, ne 12 imamlar var nede Kerbela var. Hatta İmamların soyundan geldiği söylenen Hacı Bektaşı Veli’nin Vilayet-Name adlı kitabında bile ne 12 imamlar ne de Kerbela yoktur. Bu İslam’i motifler Şah İsmail ile birlikte Anadolu Aleviliğine sokulmuştur. Bu oruç MS 962-3 Bağdat’ta devlet meselelerinin Büveyhlileri eline geçmesiyle, Muaviye Peygamberin ailesine haksızlık yapanlara ince bir ima ile ilk üç halife sövme geleneği emredildi. 962. bir sonraki yıl Muizüd-devle (h 945-67) Şii bayramlarını başlattı. Özellikle Haz.
Hüseyin’in 680 De Kerbela da katledilmesinin yıldönümü hatırasına Muharremin 10. günü genel yas tutma adeti ve Zilhicenin 18. günü Gadir Hum bayramın kutlanmasına başlandı. (1)
Görüldüğü gibi bu oruç yas anlamında tarihte ilk kez Kuzey İran’dan gelmiş Buyid Hanedanlığının (Büveyoğulları) hilafetlerini ilan ettikleri (932-1055) tarihte başlamıştır. Safevi hanedanlığının kurucusu Şah İsmail’in 1502 yılında İran tahtına geçmesiyle şii inancı devletin resmi dini olarak bütün ülkeye dayatılmış; Buyidler tarafından Bağdat’ta başlatılan Muharrem ayında yas tutulması geleneği yeniden canlandırılmış ve daha da ayrıntılandırılmış; ve ilk üç halifeye , Ebu Bekir, Ömer ve Osman’a toplu bir şekilde lanet okuma ve küfür etme uygulaması başlatılmıştır. (2) Yas veya 12. İmamı anımsamak için tutulan bu oruç Büveyoğulları tarafından başlatılmış Şah İsmail ile şekillendirilip Anadolu Aleviliğine sokulmuştur.
Prof Dr. Bilge Umara göre ise bu orucun 12 imamla ilişkisi yok sadece “Ramazan ayında oruç tutulmasına karşılık, (Kerbela olayının geçtiği) Muharrem ayında, ilk günlerinden başlayarak 12 gün oruç tutulur. (o olayda İmam Hüseyin 12 gün aç susuz kalmış imiş). İftar ve savur yemeğinde dahi et, balık, yumurta yenmez. İçki kullanılmaz, eğlence olmaz. Muharrem 12. gününde aşure pişirilir, oruç sonrasında yenir ve dağıtılır.” (3)
(*) Gadir Hum. Şiilik Peygamberin son hacından dönerken, kendisine eşlik eden büyük bir kalabalığın huzurunda Hz. Ali Bin Ebu Talibi kendisine halife tayin ettiği yer olan Mekke ve Medine arasında bir pınar, Şiiler Hz. Aliye Hilafet verildiğine inandıkları bu günü ve olayı büyük bir din bayramı olarak kutlarlar.
ORUÇ TUTACAKSAN
İlle Oruç tutmak istersen eğer
Oruç elle belle dille tutulur
Kutsal olan odur tek gerçek değer
Oruç elle belle dille tutulur
Ne otuz gün nede oniki oruç
Vücudun şehrine edemez huruç
Bunların temeli güneş ay ve burç
Oruç elle belle dille tutulur
Tutacaksan oruç belin ile tut
Kibir etme sakın kem sözünü yut
Var insana eğil olmayasın put
Oruç elle belle dille tutulur
Bil belin orucu tek helalindir
Söz dilin orucu gerçek halindir
Her can’ı canın gör bu ahvalindir
Oruç elle belle dille tutulur
Ezeli can sana aç kalma diyor
Ulu orta yere nefs salma diyor
Elinle oruç tut dur çalma diyor
Oruç elle belle dille tutulur
KAYNAKÇA.
1-İslam Tarihi Kronolojisi.(570-1000) H.U. Rahman. Birleşik Yayınları. 1995 İstanbul.
2-Kürtler, Türkler ve Araplar. Kuzey-doğu Irak’ta Siyaset, seyhat ve inceleme (1919-1925) C.J. Edmons. Avesta yayınları. 2003 İstanbul.
3-Türkiye Halkının Ortaçağ Tarihi. Türkiye Türkleri Ulusunun Oluşması. Bilge Umar. İnkılap Yayınları. 1998 İstanbul.
4-Kentleşen Alevilik - 4 Sosyolog Kamil Fırat'ın araştırması
2temmuz.com sitesinden alınmıştır