[COLOR=teal]AKIL ERDİREMEDİĞİMİZ GERÇEKLER
[COLOR=teal]
[COLOR=teal]Kolayca inanma ve inandırılmayı saflığa ve bilgisizliğe vermekte
[COLOR=teal]haksız değiliz her zaman. Şöyle bir şey öğrendiğimi sanıyorum
[COLOR=teal]eskiden: İnanç ruhumuza bastırılan bir damga gibidir; ruh ne kadar
[COLOR=teal]yumuşak olur, ne kadar az karşı koyarsa, ona bir şeyi mühürlemek o
[COLOR=teal]kadar kolay olur. Hele ruh bomboş ve darasız olursa, ilk inandırmanın
[COLOR=teal]ağırlığı altında daha da kolaylıkla eziliverir. Onun için, çocuklar,
[COLOR=teal]bilgisizler, kadınlar ve hastalar kulaktan doldurulup yürütülmeye daha
[COLOR=teal]elverişlidirler.
[COLOR=teal]Evet, ama, öbür yandan da, bize olağan gelmeyen her şeyi
[COLOR=teal]olmaz diye hor görüp çöpe atmak da budalaca bir böbürlenmedir.
[COLOR=teal]Kendilerini herkesten üstün kafalı sayanlarda hep görürüz bunu.
[COLOR=teal]Eskiden ben de düşerdim buna: Hortlaklardan, gelecek üstüne
[COLOR=teal]kerametlerden, büyülerden, yutmadığım daha başka şeylerden söz
[COLOR=teal]edildi mi, bu saçmalıklara inandırılan zavallı halka acırdım. Bugün
[COLOR=teal]görüyorum ki kendim de acınacak haldeymişim o zaman: Sonradan
[COLOR=teal]gördüklerimle ilk inançlarımı değiştirmiş, ya da böyle şeylere
[COLOR=teal]sonradan merak salmış değilim; ama aklım sonradan öğretti ki bana,
[COLOR=teal]her hangi bir şey için yekten olmaz diye kesip atmak kendimizde
[COLOR=teal]tanrının ve doğa anamızın isteyip yapabilecekleri her şeyin sınırlarına
[COLOR=teal]varan bir kafa üstünlüğü görmek olur. Olabilecek şeylerin hepsini
[COLOR=teal]kendi yetenek ve göreneklerimize bağlamaktan daha büyük bir
[COLOR=teal]çılgınlık olamaz dünyada. Aklımızın eremediği her şeye masal,
[COLOR=teal]mucize deyip gerçek dışı sayarsak, az şey mi görüyorsunuz
[COLOR=teal]her gün aklımızın ermediği? Bir düşünelim, ne sisler arasından
[COLOR=teal]ne emeklerle elimizin altındaki şeylerden birçoğunun bilgisine
[COLOR=teal]ulaştırıyorlar bizi. O zaman anlarız ki bize acayip gelmeleri onları
[COLOR=teal]bildiğimizden değil alışkanlığımızdan geliyor daha çok.
[COLOR=teal]Jam nemo, fessus satiate videndi, Suspicere in caeli dignatur lucida
[COLOR=teal]templa. (Lucretius)
[COLOR=teal]Gözleri doymuş olduğu için şaşmıyor kimse Başının üstündeki ışık
[COLOR=teal]tapınaklarına.
[COLOR=teal]Nice alıştığımız şeyleri bize yeniden gösterseler, en olmayacak
[COLOR=teal]şeylerden daha garip gelecektir bize onlar.
[COLOR=teal]Si nunc primum mortalibus adsint
[COLOR=teal]Ex improviso, ceu sint objecta repente,
[COLOR=teal]Nil magis his rebus poterat mirabile dici.
[COLOR=teal]Aut minus ante quod auderent fore credere gentes. (Lucretius)
[COLOR=teal]Bugün birden gözlerimiz önüne gelseler
[COLOR=teal]Varlıkları fışkırıverse karşımızda
[COLOR=teal]Bizi en çok şaşırtacak onlar olur
[COLOR=teal]Bütün bildiklerimize aykırı görünürler.
[COLOR=teal]Hiç ırmak görmemiş biri ilk kez bir ırmak gördüğünde
[COLOR=teal]deniz sanmış onu. Bizim en büyük bildiğimiz şeyleri, doğanın o
[COLOR=teal]konudaki son sınırları sayarız:
[COLOR=teal]Scilicet et fluvius, qui non est maximus, el est
[COLOR=teal]Qul non ante aliquem majorem vidit, et ingens
[COLOR=teal]Arbor homoque videtur; et omnia de genere omni
[COLOR=teal]Maxima quae vidit quisque, haec ingentia fingit. (Lucretius)
[COLOR=teal]Böylece, bir ırmak büyük olmasın isterse
[COLOR=teal]Daha büyüğünü bilmeyene büyük gelir;
[COLOR=teal]Bir ağaç, bir insan da öyle. Her şeyde,
[COLOR=teal]En büyük gördüğümüzü devleştiririz.
[COLOR=teal]Conseutudine oculorum assuescunt animi, neque admirantur, neque
[COLOR=teal]requirunt rationes earum quas semper vident. (Cicero)
[COLOR=teal]Gözlerin alışkanlığıyla kafalar da her şeye alışır; her an görmekte
[COLOR=teal]olduğumuz şeylere şaşmayız, nedenlerini aramayız onların.
[COLOR=teal]Gördüğümüz şeylerin yeniliği, büyüklüğünden çok şaşırtır ve
[COLOR=teal]nedenlerini aramaya iter bizi.
[COLOR=teal]Doğanın sonsuz gücü karşısında daha saygılı olmamız,
[COLOR=teal]bilgisizliğimizi, yetersizliğimizi bilmemiz gerekir. İnanılır kişilerin
[COLOR=teal]söylediğince olmayacak şeyler duyuyoruz; bunlara inanmasak bile
[COLOR=teal]kesip atmamalıyız; çünkü olmaz deyip geçmez, olabilecek şeylerin
[COLOR=teal]nereye varabileceklerini bildiğimizi ileri sürmek olur haddimizi
[COLOR=teal]bilmeden. Olmayacakla alışılmadık arasında, doğanın akış düzenine
[COLOR=teal]aykırı olana insanların ortak inançlarına aykırı olan arasındaki ayrılığı
[COLOR=teal]iyi kavrarsak, bir şeye inanmakta da, inanmamakta da, haddimizi
[COLOR=teal]bilecek olursak, Chilon'un kuralına uymuş oluruz: hiçbir şeyde aşırı
[COLOR=teal]gitme yok.
[COLOR=teal]
[COLOR=teal]Kolayca inanma ve inandırılmayı saflığa ve bilgisizliğe vermekte
[COLOR=teal]haksız değiliz her zaman. Şöyle bir şey öğrendiğimi sanıyorum
[COLOR=teal]eskiden: İnanç ruhumuza bastırılan bir damga gibidir; ruh ne kadar
[COLOR=teal]yumuşak olur, ne kadar az karşı koyarsa, ona bir şeyi mühürlemek o
[COLOR=teal]kadar kolay olur. Hele ruh bomboş ve darasız olursa, ilk inandırmanın
[COLOR=teal]ağırlığı altında daha da kolaylıkla eziliverir. Onun için, çocuklar,
[COLOR=teal]bilgisizler, kadınlar ve hastalar kulaktan doldurulup yürütülmeye daha
[COLOR=teal]elverişlidirler.
[COLOR=teal]Evet, ama, öbür yandan da, bize olağan gelmeyen her şeyi
[COLOR=teal]olmaz diye hor görüp çöpe atmak da budalaca bir böbürlenmedir.
[COLOR=teal]Kendilerini herkesten üstün kafalı sayanlarda hep görürüz bunu.
[COLOR=teal]Eskiden ben de düşerdim buna: Hortlaklardan, gelecek üstüne
[COLOR=teal]kerametlerden, büyülerden, yutmadığım daha başka şeylerden söz
[COLOR=teal]edildi mi, bu saçmalıklara inandırılan zavallı halka acırdım. Bugün
[COLOR=teal]görüyorum ki kendim de acınacak haldeymişim o zaman: Sonradan
[COLOR=teal]gördüklerimle ilk inançlarımı değiştirmiş, ya da böyle şeylere
[COLOR=teal]sonradan merak salmış değilim; ama aklım sonradan öğretti ki bana,
[COLOR=teal]her hangi bir şey için yekten olmaz diye kesip atmak kendimizde
[COLOR=teal]tanrının ve doğa anamızın isteyip yapabilecekleri her şeyin sınırlarına
[COLOR=teal]varan bir kafa üstünlüğü görmek olur. Olabilecek şeylerin hepsini
[COLOR=teal]kendi yetenek ve göreneklerimize bağlamaktan daha büyük bir
[COLOR=teal]çılgınlık olamaz dünyada. Aklımızın eremediği her şeye masal,
[COLOR=teal]mucize deyip gerçek dışı sayarsak, az şey mi görüyorsunuz
[COLOR=teal]her gün aklımızın ermediği? Bir düşünelim, ne sisler arasından
[COLOR=teal]ne emeklerle elimizin altındaki şeylerden birçoğunun bilgisine
[COLOR=teal]ulaştırıyorlar bizi. O zaman anlarız ki bize acayip gelmeleri onları
[COLOR=teal]bildiğimizden değil alışkanlığımızdan geliyor daha çok.
[COLOR=teal]Jam nemo, fessus satiate videndi, Suspicere in caeli dignatur lucida
[COLOR=teal]templa. (Lucretius)
[COLOR=teal]Gözleri doymuş olduğu için şaşmıyor kimse Başının üstündeki ışık
[COLOR=teal]tapınaklarına.
[COLOR=teal]Nice alıştığımız şeyleri bize yeniden gösterseler, en olmayacak
[COLOR=teal]şeylerden daha garip gelecektir bize onlar.
[COLOR=teal]Si nunc primum mortalibus adsint
[COLOR=teal]Ex improviso, ceu sint objecta repente,
[COLOR=teal]Nil magis his rebus poterat mirabile dici.
[COLOR=teal]Aut minus ante quod auderent fore credere gentes. (Lucretius)
[COLOR=teal]Bugün birden gözlerimiz önüne gelseler
[COLOR=teal]Varlıkları fışkırıverse karşımızda
[COLOR=teal]Bizi en çok şaşırtacak onlar olur
[COLOR=teal]Bütün bildiklerimize aykırı görünürler.
[COLOR=teal]Hiç ırmak görmemiş biri ilk kez bir ırmak gördüğünde
[COLOR=teal]deniz sanmış onu. Bizim en büyük bildiğimiz şeyleri, doğanın o
[COLOR=teal]konudaki son sınırları sayarız:
[COLOR=teal]Scilicet et fluvius, qui non est maximus, el est
[COLOR=teal]Qul non ante aliquem majorem vidit, et ingens
[COLOR=teal]Arbor homoque videtur; et omnia de genere omni
[COLOR=teal]Maxima quae vidit quisque, haec ingentia fingit. (Lucretius)
[COLOR=teal]Böylece, bir ırmak büyük olmasın isterse
[COLOR=teal]Daha büyüğünü bilmeyene büyük gelir;
[COLOR=teal]Bir ağaç, bir insan da öyle. Her şeyde,
[COLOR=teal]En büyük gördüğümüzü devleştiririz.
[COLOR=teal]Conseutudine oculorum assuescunt animi, neque admirantur, neque
[COLOR=teal]requirunt rationes earum quas semper vident. (Cicero)
[COLOR=teal]Gözlerin alışkanlığıyla kafalar da her şeye alışır; her an görmekte
[COLOR=teal]olduğumuz şeylere şaşmayız, nedenlerini aramayız onların.
[COLOR=teal]Gördüğümüz şeylerin yeniliği, büyüklüğünden çok şaşırtır ve
[COLOR=teal]nedenlerini aramaya iter bizi.
[COLOR=teal]Doğanın sonsuz gücü karşısında daha saygılı olmamız,
[COLOR=teal]bilgisizliğimizi, yetersizliğimizi bilmemiz gerekir. İnanılır kişilerin
[COLOR=teal]söylediğince olmayacak şeyler duyuyoruz; bunlara inanmasak bile
[COLOR=teal]kesip atmamalıyız; çünkü olmaz deyip geçmez, olabilecek şeylerin
[COLOR=teal]nereye varabileceklerini bildiğimizi ileri sürmek olur haddimizi
[COLOR=teal]bilmeden. Olmayacakla alışılmadık arasında, doğanın akış düzenine
[COLOR=teal]aykırı olana insanların ortak inançlarına aykırı olan arasındaki ayrılığı
[COLOR=teal]iyi kavrarsak, bir şeye inanmakta da, inanmamakta da, haddimizi
[COLOR=teal]bilecek olursak, Chilon'un kuralına uymuş oluruz: hiçbir şeyde aşırı
[COLOR=teal]gitme yok.