CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CNN Türk'teki Ankara Kulisi programında Gazeteci Fikret Bila ve Murat Yetkin'in sorularını yanıtladı.
Tandoğan Meydanı'nda dün yapılan ''Cumhuriyet Mitingi''ni değerlendirirken ''Bu davanın yürütülmekte olduğu bir dönemde böyle bir mitingin toplanmasını anlamlı bulduğunu'' söyleyen Baykal, mitingi engellemek için kampanyalar yapıldığını belirtti ve bir çok sivil toplum kuruluşunun da böyle bir ortamda ''gerginlik yaratır'' endişesiyle mitingi aktif olarak desteklemediğini savundu.
CHP olarak da mitingin bir unsuru olmadıklarını söyleyen Baykal, mitingin sayısal bakımdan önem taşıdığını ifade etti. Baykal, ''Bu toplantının ana teması olarak yürütülmekte olan davaya bir tepki ortaya konuldu. Bir halk ve miting tepkisi ortaya çıkıyor. Bu Türkiye'nin ne kadar kötü yönetildiğini gösteriyor'' ifadesini kullandı.
İstanbul'da soruşturmanın sürdürüldüğünü, Ankara'da insanların tepkilerini ortaya koyduklarını söyleyen Baykal, ''Ortada büyük haksızlıklar var. Uluslararası gözlemciler bu davayla ilgili kaygı verici değerlendirmelerde bulunuyor. Türkiye'de hukukun ve yargının saygınlığını ve bağımsızlığını sağlamakta güçlük çekiliyor. Caydırıcı kampanyalara rağmen bu mitingin yapılması çok anlamlı'' diye konuştu.
Bir insanın tutuklanması için çok ciddi suçlamaların yapılması gerektiğini ifade eden Baykal, bunların ''neden olduğunu'' bilmek istediklerini belirtti. Olanların ''Türkiye'yi çok tedirgin ettiğini'' kaydeden Baykal, şunları kaydetti:
''Benim samimi kanaatim bu davanın arkasında Başbakanın olduğudur. Sadece Başbakanın değil o zamanki Dışişleri Bakanının, yani AKP'nin üst yönetiminin bu davanın arkasında yer aldıkları kanısındayım ve bu davanın bir siyasi planlamayla ortaya çıkmış bir dava olduğuna ben samimiyetle inanıyorum. O nedenle ben bunun bir tür hukuki kaygılarla ortaya çıkmış, hukuk mercilerinin kendi inisiyatifleriyle ortaya koyduğu bir soruşturma olduğunu hiç düşünmedim. Bunun bir büyük planın, bir senaryonun, bir kurgunun parçası olarak ortaya atıldığı kanısındayım. Bunu da 1,5-2 yıldır söylüyorum. Bunun böyle olduğu her geçen gün daha iyi kabul ediliyor. Her geçen gün bunun böyle olduğuna dair işaretler çıkıyor. En son mesela Ergenekon isminin Ümraniye'deki el bombalarının bulunduğu sırada telaffuz edildiği, polisin kayıtlarında tespit edilmiş.''
Darbe meselesinin incelenebileceğine değinen Baykal, şöyle konuştu:
''Başbakanın bu konudaki bağlantısıyla ilgili, bu konuyu böyle bir büyük genel bütün muhalefetine karşı, ona yönelik muhalefet yapan bütün çevrelere karşı sistematik bir dava olarak kullanma çabasının ilk işaretlerini ben Danıştay cinayeti sırasında gördüm. Danıştay'da bir cinayet işlenmiş, onun kim olduğu ortada, yakalanmış. Adam da niçin işlediğini kendisi söylüyor. Nitekim yargılandı ve mahkum oldu ama Başbakan daha Danıştay cinayetinin kanı kurumadan çıktı dedi ki 'Bunun arkasında bir komplo var, bu komplonun içinde de CHP Genel Başkanı Deniz Baykal var' Başbakan buna inanıyordu. Sanki Danıştay cinayetini AKP'yi ve Başbakanı tahrip etmek için muhalefet yapan birileri planlıyor ve bir avukatı tahrik ediyorlar ve cinayeti işletiyorlar. Abuk sabuk laflar bunlar.
Ergenekon ile bağlantısını kim sağlıyor bunun. Bir gizli tanık. Kim bu gizli tanık? 8 tane utanç verici mahkumiyeti olan bir insan. Yani yengesine tecavüzden tut her türlü rezilliği yapmış, tükenmiş gitmiş, mahkum olmuş iki defa müebbete. Abuk sabuk işler bunlar. Çok ciddi insanlar bana mektup yazıyorlar. 'Beni şu savcı şu tarihte çağırdı ve dediler ki 'Şu, şu itirafları yap ben seni derhal bırakayım, şu suçlamaları, ithamları yap' Bunu söyleyen yığınla kişi var elimizde. Ortada belki bir savcı davayı biliyor ve o davayı kanıtlamak için delil üretmeye çalışıyor. Böyle bir dava olur mu? Bunun inanılır bir tarafı var mı?''
"Zemin yaratılmak isteniyor"
Kürt sorununa ilişkin tartışmalarla ilgili sorular üzerine Baykal, bahsedilen gelişmelerin son dönemde birbirinden kopuk olmadan bilinçli bir planlama, düzenleme ve kurguyla gündeme getirildiğini söyledi. Birden bire ''Türkiye bu çok önemli sorunu ciddi şekilde çözme şansını veren bazı adımlar atılabilir, bu atılınca da Türkiye çok rahatlayacak'' izlenimi vermek için ciddi gayret gösterildiğini kaydeden Baykal, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün çok genel hatlarıyla böyle bir bekleyiş içinde olduğunu gördüğünü söyledi. Baykal, şöyle devam etti:
''Bu kadar Türkiye için yaşamsal önemde bir konu, bu kadar çok Türkiye bu işin acısını yaşamış ve bu kadar önemli bir izlenim verilmek isteniyor ama ne yapılacak, ne yapılması gerekiyor, bu umutlu bekleyişin altında ne yatıyor? Tarihi fırsattan söz ediyor Cumhurbaşkanı. Bu tarihi fırsat nedir? Nasıl somutlaşmaktadır? Bunun ortaya konulmasından sistematik olarak kaçıldığını görüyorum. Yani ne Hükümet, ne Cumhurbaşkanı, ne başka merci bize ne yapılması halinde beklenen olumlu, umutlu tablo ortaya çıkar bunu söyleyebilmiş değil. Sanki bir zemin yaratılmak, bir psikoloji, bir bekleyiş yaratılmak isteniyor. O bekleyişin içinden ne gelecek şimdi onu bekliyoruz. Ama Türkiye bu olayın sıkıntısını yaşamaya devam ediyor. 2 hafta önce 11 şehit verdik. Arkasından tekrar mayınlar patladı, cenaze törenleri yaşandı. Yani bu saldırılar devam ediyor, yerel seçimle sınır çizilmiştir diye açıklamalar yapılıyor. Meclis Başkanıyla DTP milletvekilleri ilginç bir tartışmanın içinde. Perişan bir manzara.''
Türkiye'de bu sorunun klasik temposu içinde yaşanmaya devam ettiğini söyleyen Baykal, birden bire değişik bir atmosfer yaşatılmak istendiğini ifade etti. Bunlarla Türkiye'ye yönelik dışardan belli talepler yöneltildiğinin anlaşıldığını ileri süren Baykal, ''Belli ki bizim önümüze birileri 'Bu konuda harekete geçin' demiştir'' ifadesini kullandı.
"Böyle bir noktada değiliz"
Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kürt sorununun çözümü için Türkiye'de yeniden bir af getirilmek isteniyorsa herkesin artık şunu çok iyi kavraması lazım; Af, terörle mücadelenin bir yöntemi değildir. Hiçbir zaman öyle değildi ama artık kimse 'Terörle mücadele için af çıkaracağız, terörle mücadelede bunu bir yöntem, bir adım gibi düşünüyoruz' diye adım atmamalı. Türkiye'de af, artık terörün gündemden düştüğü, geride kaldığı bir noktaya toplumun gelmesi halinde, bir toplumsal barış ve kardeşlik projesi olarak ortaya atılabilir ve hepimiz terörü geride bırakmış olmanın sevincini, geçmişte çatışmış, karşılıklı acılar çekmiş kesimler olarak, kucaklaşarak yeni bir kaynaşma noktası olarak gündeme getirebiliriz. Şimdi böyle bir noktada olup olmadığımızı görmek lazım. Olduğumuza dair hiçbir işaret yok.''
Devletin işinin herkese eşit sağlık, eğitim gibi hizmetleri sunmak, istihdam ortamı yaratmak olduğunu belirten Baykal, konuyla ilgili getirilecek önerilerin ayrıştırmaya değil kaynaştırmaya yönelik olması gerektiğini söyledi.
"Kürtçe yayın uygun değil"
Konuya ilişkin bazı çözüm önerilerine de değinen Baykal, Anadolu'nun her köşesindeki kamu görevlilerinde zihniyet değişikliğinin sağlanması gerektiğini söyledi. Zihniyet değişikliğinin özümsenmesinin konunun çözümü için önemli olduğunu kaydeden Baykal, bölgede fırsat eşitliğinin sağlanması gerektiğini de ifade etti.
Kimliği sahiplenme, geliştirme, gelecek kuşaklara aktarma, yararlanma konusunda şu anda var olanların ötesinde olanaklar sağlamak gerektiğine inandığını belirten Deniz Baykal, TRT aracılığıyla yapılan Kürtçe yayının uygun olmadığını düşündüğünü dile getirdi. Baykal, ''RTÜK düzeninde bölgede serbestçe yayın yapma imkanı sağlanması''nın doğru olduğunu söyledi.
Ergenekon ve Deniz Feneri davaları
Ergenekon soruşturması ile Almanya'daki Deniz Feneri davalarının Türkiye'nin son dönemde gündeme damgasını vuran iki dava olduğunu ifade eden Baykal, özellikle Deniz Feneri davası konusunda yeni gelişmeler olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkanı Baykal, Deniz Feneri davasında, Alman makamlarının davanın Almanya'da hükme bağlanan kesiminin ötesinde 16 önemli ismi ve 12 şirketi ciddi şekilde sorgulamak üzere girişimlerde bulunduğunu belirtti.
Türkiye'de konuyla ilgili olarak gerekenlerin yapılması yerine, gereksiz şekilde dosya beklendiğini öne süren Baykal, davayı sürdürmek için gereken herşeyin Türkiye'de mevcut olduğunu ancak bunların yapılmadığını savundu.
İktidarın davayla ilgili ''niyeti olmadığını'' iddia eden Baykal, hâlâ tercümenin beklendiğini, oysa Almanya'nın ikinci aşamaya geçtiğini ve isimler ve şirketlerle ilgili çalışmalar yaptığını ifade etti.
Konuşmasında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ı da eleştiren Baykal, ''Dava ile ilgili olarak Arınç'ın 'üç-beş edepsizin işi' demiş olması bu iktidarın bütün kesimlerinin davayı küçümseme, gözlerden uzak tutma, örtbas etme eğilimi içerisine girdiğini bize gösterdi'' dedi.
Alman makamlarının Türkiye'den talep ettiği dosyalarla ilgili gerekenlerin yapılması yerine, talep dosyalarında eksiklikler bulunduğu ve bu eksikliklerin tamamlanmasının ardından talebin tekrarlanması yönünde bir tavır olduğunu ileri süren Baykal, ''Resmen Türkiye, Almanlarla işbirliği yapma konusunda ipe un seren, gereğini yapmayan bahane arayan bir tavra girdi'' iddiasında bulundu.
"Mitingin toplanmasını anlamlı buluyorum"
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler