You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

’Milli muhalefet’le de tanıştık!

’Milli muhalefet’le de tanıştık!

Administrator
‘Milli muhalefet’le de tanıştık!
Her rejimin bir iktidarı vardır. Otoriter ve totaliter rejimlerin de bir iktidarı ve devletle iç içe geçmiş bir iktidar partisi vardır. Hitler Almanya’sı ve Ortadoğu diktatörlüklerinin partileri olduğu gibi’ Ancak sadece demokrasilerde muhalefet ve muhalefet partileri olur. Muhalefet partileri, iktidarın yanlışlarını ve eksikliklerini ortaya çıkarıp, çözüm önerilerini toplumla paylaşıp, bir sonraki seçimde iktidar olmaya çalışırlar.

Bir konuda ’milli’ ibaresi özellikle ve ısrarla kullanılıyorsa, biliriz ki, orada evrensel hukuk kuralları bir tarafa itilmiş ve birilerinin şahsi çıkarları veya ideolojileri egemen kılınmak, hukuk dışı eylem ve işlemlerin üstü kapatılmak istenmektedir. ’Milli iktidar’ ve ’milli muhalefet’ kavramlarında da bunu açıkça görmek mümkün. İktidar ’milli’ olunca, ne yolsuzluk iddiaları, ne düşünce ve ifade özgürlüğü, ne basın özgürlüğü, ne de iktidarın hukuk dışına çıkan icraatları sorgulanabilir. Adeta kutsal ve dokunulmaz kavramlara dönüşür millilik. Tıpkı çağın dışına sürüklenen, Cumhuriyet öncesi hurafelere dönen, sorgulamayan, biâtı empoze eden ’milli’ eğitimimiz gibi’
Bu mantıktan hareketle, ülkenin derelerini, akarsularını ve çaylarını kurutan HES’lere, doğayı katleden maden şirketlerine karşı çıkan doğa dostu insanlarımız ve STK’lar da hiç ’milli’ değilmiş’

Geçtiğimiz günlerde, Sayın Baykal’ın artık klasikleşen, iktidar partisinin her sıkışmasında yardımına koşan tutumundan sonra, bir de ’milli muhalefet’ kavramıyla tanışmış olduk. Öyle ya, muhalefet de ’milli’ olmalı ki, iktidarın hiçbir yanlışı sorgulanmasın, ülke savaşa sokulmak istense bile alkışlansın vs. Sayın Baykal’ın hiçbir bilimsel, tarihsel ve sosyolojik gerçekliği olmayan, kişisel hırslarını ve beklentilerini tatmine yönelik çıkışlarını konuşmaya ve tartışmaya bile gerek kalmazdı belki. Ancak Sayın Başbakan’ın, Sayın Baykal’ın bu çıkışlarına sarılması ve teşekkürle onurlandırması ile, söylenen sözler önem kazanmaya başladı. Kendi parti tabanında, sol çevrelerde, Kürtler ve Aleviler nezdinde haklı olarak eleştirildi.
Sayın Baykal’ın siyasi geçmişine bakıldığında, aslında pek de şaşılacak bir şey olmadığı görülür. 1989 yılında Meclis’e SHP listelerinden giren altı milletvekilinin, Paris’teki Kürt Konferansı’na katılmaları nedeniyle partiden ihracını sağlayan, dönemin SHP Genel Sekreteri Sayın Baykal’dı. Kürtlerin kendilerini ifade edebilecekleri partileri kurmaları, bu kopuştan ve ayrışmadan sonradır. Kendisi dışında hazırlanan ve bir türlü içselleştirilemeyen 1990 tarihli meşhur ’Kürt Raporu’nun Sayın Baykal’la hiçbir ilgisinin olmadığı da sonradan anlaşılacaktı.

Partide liderlik vasfı taşıyan, ikinci ve üçüncü kişileri hiçbir zaman istemeyen, kimini dışlayan, kimilerini ihraç ettiren de Sayın Baykal’dan başkası değildi. Halktan kopuk ve elitist tavırlarıyla, Cumhuriyet’le yaşıt koca çınar CHP’yi 1999’da ilk kez barajın altında bırakma ’başarısı’ da Sayın Baykal’a aittir.

2002’de seçme ve seçilme hakkı olmayan, dönemin AKP liderinin yasaklarını kaldırtmak için acele Anayasa değişikliğini sağlayan ve Sayın Erdoğan’a Başbakanlık yolunu açan Sayın Baykal’ın, İstanbul’da Beylerbeyi’ndeki pazarlıkları da parti ve Türkiye kamuoyu hiçbir zaman öğrenemedi’

Partisinin ve Meclis’in ’en erken doğan’, 80’lik delikanlısı Sayın Baykal’ın Türkiye’ye son ’iyiliği’ de 7 Haziran seçimlerinden hemen sonra oldu. Partisinin ve diğer muhalefet partilerinin haberi olmadan, apar topar Sayın Erdoğan ile görüşüp Meclis Başkanlığı pazarlığı ile, kurulması muhtemel koalisyona engel olan ve Türkiye’yi katliamlar eşliğinde 1 Kasım seçimlerine savrulmasına neden olan da Sayın Baykal’dan başkası değildi.

Şimdilerde, Sayın Baykal’ın ülkenin Doğu ve Güneydoğusu’ndaki hukuksuzluklara, faili meçhullere ve katliamlara gözlerini kapatıp, bir türlü kurtulamadığı ’Kürt fobisi’ ile Türkiye’nin Suriye’ye saldırılarını desteklemesi ve savaşa girmesi için adeta can atması da kendilerini tanıyanları hiç ama hiç şaşırtmadı. Ülkenin ve partisinin kurucu ilkesi ’Yurtta barış, cihanda barış’ ilkesinin de ’Yurtta savaş, dünyada savaş’ ilkesine evrilmesine, Türkiye’nin Ortadoğu’daki ateşe atılmasına meşruiyet kazandırmakla meşgul. Dünyada yalnızlaşan, komşularla sıfır sorundan, sıfır komşuya terfi eden, Ortadoğu bataklığına sürüklenen Türkiye’nin, ’demokratik’ ülkeler Suudi Arabistan ve Katar’la baş başa bırakılması da kendilerini rahatsız etmiyor.

Sayın Baykal’ın ’Kürt fobisi’ bilinmekteydi. Ancak ’Alevi fobisi’ ve mezhepçiliği de bu son çıkışlarıyla alenileşmiş oldu. ’Suriye’deki Azez-Halep hattını açık tutmak ve Halep’in ’Sünni’ yapısını korumak için, Türkiye’nin komşu ülke Suriye’yi bombalamasına hakkı olduğu’ söylemi, iktidar partisinin takdirini kazanmıştır. Böylece geçmişte Kürtleri büyük ölçüde kaybetmesine ilave olarak, şimdi de partide kalan Alevileri kaybetmesine neden oluyor. ’Küçük olsun, ama benim olsun’ mantığı geçerliliğini koruyor.

Sevdiğim bir atasözü der ki: ’Evi camdan olan, başkasının evine taş atmasın.’ Türkiye’nin içeride yığınla sorunu varken, Suriye’deki rejimi dizayn etmeye kalkışması, kendi talimatlarına uymadı diye, PYD’yi durduk yere bombalamaya başlaması, emperyal güçlerin bir tuzağı değilse, tam bir akıl tutulmasıdır’

James F. Clarke demiş ki: ’Bir siyasetçi gelecek seçimi, bir devlet adamı gelecek kuşağı düşünür.’ Gelecek kuşağı değil, mevcut kuşağı düşünen gerçek ’devlet adam’larına hasret kaldık’

[FONT=Droid Sans] Kemal Akkurt
Av., Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı
][FONT=Droid Sans]

taraf.com

ALİ ÇOKTUR ŞAH-I MERDAN BULUNMAZ.

Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan...

MUSTAFA ŞEREF,
      KEMAL GURUR,
              ATATÜRK ONURDUR...

          Memleketim Yozgat Yemen'dir ilim
                    Horasan köyünden geliyor pirim
                  Kırklar binasında var oldu yerim
                  Sıfatı Zöhre Ana Ali'dir dilim.
                                                      Pir Zöhre Ana
Posting Freak
‘Milli muhalefet’le de tanıştık!
[COLOR="#800080"]Chp'nin başına geldiğinden beri CHP yerine hep diğer partilere faydası olmuş, CHP için kılını kıpırdatmamış bir insandır Deniz Baykal...

Yalnızca elit kesime hitap etmiş, Chp'nin Anadolu'da unutulmasını sağlayıp tamamen sahil kesimlerde yalnızca görülmesini sağlamış keyfine düşkün halktan uzak bir siyaset izleyerek rakı sofralarında partiyi iktidara taşımaya çalışan beceriksiz bir insandır Deniz Baykal...

Geçmişten bu yana Chp'nin gerçek ilkelerini halka anlatamamış akp'nin bu sayede güçlenmesini sağlamış her seferinde iktidar partisinin can simidi olmuş kötü bir siyasetçidir Deniz Baykal...

Bütün doğu illerinde Chp'nin tamamen dışlanmasına sebep olmuş Sivas'tan öteye geçememiş bir vurdum duymazdır Deniz Baykal...

Baykal'ın tek başarılı olduğu konu mevcut iktidarın güçlenmesini sağlamak ve Chp'nin muhalefet olarak yerinde sayması olmuştur...

Böyle zihniyetlerden artık Chp'nin kurtarılıp bu tür insanların Chp'de söz sahibi olmasının engellenmesi lazım...
Mustafa dediler benim adıma
Bir sıfatı Ali bindi atıma
Şimdi de ZÖHRE ANA geldi sıfata
Duyulsun şanımız Yüce Allah' a

(PİR ZÖHRE ANA)

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.