Alıntı:alevileriz.biz
1. Edepli (EDEB) olmak,
2. Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,
3. Perhizkarlık,
4. Sabır ve kanaat,
5. Haya (Utanma),
6. Cömertlik,
7. İlim,
8. Hoşgörü,
9. Özünü bilmek ve
10.Ariflik.
Marifet Kapısı, kişinin Tarikat kapısında öğrendikleri ve ulaştıkları ile duygu ve ilimde en üst düzeye ulaşmak. Ve Tanrısal sırlara erişmektir. Bildiklerini özümseyerek bunu Tanrının sunduğu verilerle derleyip yorumlama ve sunabilmektir. Basit bir dille ve anlatmak gerekirse örneğin Tornacık Mesleğini başarı ile öğrenen bir ustanın hünerlerini ortaya koyarak sanatını sergilemesidir. Demiri ateşte döverek ondan tabak, kaşık yapmaktır
Marifet Kapısında Evliyalar Şahı Hz. Ali
Hz. Ali, 18 bin Alemi var eden nura gösterdiği tam rızâdan olayıda ona "Mürteza" adı da verilmiştir.
Hz. Muhammed, 23 Şubat 632 tarihinde (2) Veda Hutbesinde 100 bin civarına ulaşan Ashaba dönerek şöyle demiştir. Ey Ümmetim, Size 2 emanet bırakıyorum. 1- Allahın kelamı Kuran-ı Kerim, 2- Ehli Beyt’i. ‘’Kuran ve Ehli Beyt ipine sım sıkı sarılın. Kevser Havuzunda her iki emanet bir birinden ayrılmadan bana ulaşacaktır. Ehli Beyt’im, Nuh’un gemisi gibidir. Gemiye binenler kurtuldular, binmeyenler helak oldular’’. (Ehli Beyt, Hz. Muhammed’in ailesi demektir ve 1- Hz. Muhammed, 2- Hz. Ali, 3- Hz. Fatma, 4- Hz. Hasan ve 5- Hz. Hüseyin olmak üzere toplam 5 kişidirler. (172)
Hz. Muhammed bu vasiyeti elbette sadece akrabası olduğu için yapmamıştır. Bu vasiyet Allahın emridir.
Maide Sûresi'nin 55. ayeti olan ve “Velâyet Ayeti” diye adlandırılan, “Sizin veliniz, yalnız Allah, O'nun Peygamberi ve iman eden, ibadet eden ve rükû halinde zekât verenlerdir.” Ayette kast edilen Evliyalar Şahı Hz. Ali’dir.
Hz. Muhammed dönemi Evliyaları ve İslam dini uğruna canlarını feda etmekten çekinmeyen inanan ulu zatlar varken inen şu sure bir anlam ifade edebilir. “(Ey Peygamber!) Sen ancak bir uyarıcısın ve her topluluk için bir hidayet önderi vardır.” (Ra’d : 7). Hz. Muhammed bu ayeti kast ederek ‘’ Hidayet önderi sensin ya Ali! Benden sonra hidayet arayanlar seninle hidayeti bulacaklar’’ buyurmuşlardır.
Keza "Acaba Rabbinden apaçık bir delile sahip bulunan, onu yine ondan bir şahit izleyen (...) kimse mi (yalanlanacak)?" (Hûd : 17) için de, Ayette zikredilen “Rabbinden apaçık bir delile sahip bulunan" kimse Ulu Peygamber, "onu izleyen şahit" ise Hz. Ali'dir.
‘’İman edenler ve iyi işlerde bulunanlarsa, işte onlardır yaratılmışların en hayırlıları.” (Beyyine : 7) nail olduğunda Hz. Peygamber, Hz. Ali’ye dönerek şöyle buyururlar “Ya Ali! Ayette sözü edilen kişiler, sen ve seni sevenlerdir (yolundan gidenlerdir)."
Kuranı Kerim de Hz. Ali üzerine inen çok sayıda ayetler vardır. Bu vesile ile Hz. İmam Murteza’ya ilgileri, onun için söylediği ‘’Ali’nin eti benim etimdir. Ali’nin canı benim canımdır. Ali’nin kanı benim kanımdır. Her kim ki Ali’yi severse, beni sever, Beni seven de Allahı sever. Her kim ki Ali’ye düşman olur, bana da düşman olur, Bana düşman olan Allaha da düşman olur. Ali’nin dostluğunu kazanan benim dostluğumu, benim dostluğumu kazanan da Allahın dostluğunu kazanır’’ sözleri sadece akrabalık bağları ile açıklanamaz.
O Ulu zat Yüce Allahın da sevgili bir kuludur. Hz. Ali’yi anlatmak için okyanus kadar çok mürekkeplerin dahi yazmaya yetmeyeceği erdemleri, Hz. Muhammed’in onu meth eden sayısız Hadisleri vardır
Marifet kapısının makamları
Seke seke geldim ayağım yoktur
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana
Hak mehlemi sende ZöhremÂdir doktur
Kimi kafir olmuş karnısı boktur
Süzünü süzünü postunda otur.
TürkiyeÂye çıkarmışım bir gelin
Urufu Zöhre Ana onu pir bilin
Muhammet elçisi AnaÂdır deyin
Hak için dergaha niyaza inin.
Bildiren: Pir Zöhre Ana