You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Mareşal Fevzi Çakmak Vefat Etti 10 Nisan 1950

Mareşal Fevzi Çakmak Vefat Etti 10 Nisan 1950

Administrator
Mareşal Fevzi Çakmak Vefat Etti 10 Nisan 1950
1876'da İstanbul'da doğdu. 28 Ocak 1896'da Harp Okulundan Piyade Teğmen rütbesiyle mezun olarak kurmay sınıfına ayrıldı. 25 Aralık 1898'de Harp Akademisini bitirerek Genelkurmay 4'üncü Şubesine atandı.

11 Nisan 1899'da 3'üncü Ordunun Metroviçe'deki 18'inci Tümen Kurmayında görevlendirildi. 6 Şubat 1901'de Kıdemli Yüzbaşı, 18 Nisan 1902'de Binbaşı, 19 Temmuz 1906'da Yarbay ve 17 Aralık 1907'de Albay oldu. 29 Aralık 1908'de Taşlıca Mutasarrıflığı ve 35'inci Tugay Komutanlığına getirildi. 27 Temmuz 1910'da Kosova Kolordu Kurmay Başkanlığına atandı.

[Resim: maresal-fevzi-cakmak.jpg]

15 Ocak 1911'de Genelkurmay 5'inci Şube Müdürü oldu. 18 Nisanda İşkodra Kolordusu Kurmay Başkanlığına atandı. 2 Ekim 1911'de Batı Ordusu Kurmay Başkanı olarak görevlendirildi. 3 Temmuz 1912'de Yakova Tümen Komutan Vekilliğine, 6 Ağustosta Kosova Genel Kuvvetler Komutanlığı Kurmay Başkanlığına, 29 Eylülde Vardar Ordusu Komutanlığı 1'inci Şube Müdürlüğüne tayin edilerek Balkan Savaşı'na katıldı. 2 Ağustos 1913'te Ankara Redif Tümeni, 6 Kasım 1913'te 2'nci Tümen Komutanı oldu. 24 Kasımda Albaylığa ve 2 Mart 1914'te de Tümgeneralliğe yükseltildi.

Birinci Dünya Savaşında; 2'nci Kafkas Kolordusu Komutanı, Diyarbakır 2'nci Ordu Komutanı, Filistin Cephesinde 7'nci Ordu Komutanı olarak görev yaptı. 28 Temmuz 1918'de Korgeneralliğe terfi ettirildi. 24 Aralık 1918'de Genelkurmay Başkanlığına getirildi. 14 Mayıs 1919'da 1'inci Ordu Müfettişliğine atandı. 3 Şubat 1920'de Ali Rıza Paşa Kabinesinde Harbiye Nazırlığına getirildi. 8 Nisanda İstanbul'un işgal edilmesi üzerine Anadolu'ya geçmek üzere 17 Nisanda İstanbul'dan gizlice ayrıldı. 27 Nisanda Ankara'ya geldi. TBMM Genel Kuruluna Kozan Milletvekili olarak takdim edildi. 3 Mayısta Milli Müdafaa Vekili oldu. 24 Ocak 1921'de İcra Vekilliği Heyeti Reisliğine ve tekrar Milli Müdafaa Vekilliğine seçildi. 2 Nisan 1921'de Orgeneralliğe yükseltildi. 16 Mayısta İcra Vekilliği Heyeti Reisliği ve Milli Müdafaa Vekilliğinden istifa etti ise de 19 Mayısta aynı görevlere yeniden seçildi. 5 Ağustosta Genelkurmay Vekilliğine seçildi. Büyük Taarruz için 25 Ağustosta Kocatepe'deki Çadırlı Ordugâha intikal etti. 3 Eylül 1922'de Mareşalliğe yükseltildi. 27 Ekim 1922'de Genelkurmay Vekilliğini koruyarak Batı Cephesi Komutanlığına atandı.

II. Dönemde (11.08.1923 - 26.06.1927) İstanbul'dan Milletvekili seçildi. 14 Ağustos 1923'te bir kez daha Genelkurmay Vekilliğine getirildi. 30 Ekim 1924'te milletvekilliğinden çekildi. 23 yıl Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunduktan sonra 12 Ocak 1944'te emekliye ayrıldı. 1946 seçimlerinde Demokrat Parti listesinden Bağımsız İstanbul Milletvekili seçilerek Meclise girdi. 1948'de Millet Partisini kurdu.

10 Nisan 1950'de vefat etti.
Posting Freak
Mareşal Fevzi Çakmak Vefat Etti 10 Nisan 1950
Sayın Donanma 44 Can Yazınıza Ek olarak ,
Fevzi Çakmak Paşamızın İstanbul Beykoz Doğumlu olduğu
Anadolu kavağında Doğduğu Ev olduğu rivayet edilmekte ( Ne Kadar doğru Bilemiyorum.) Hayatını okuduğumuzda İstanbul Cihangirde Doğduğu yazmakta
Beykozda Bir Çok Sokak Ve okullarda Fevzi Çakmak Paşamızın İsimleri Var.
Ruhu Şad olsun.
Yattığı Topraklar Onu İnçitmesin.
Saygı Ve Özlemle Anıyoruz.
Allah'ım Bizleri onların yolundan Sevgisinden Şefaatından ayırmasın.



FEVZİ PAŞANIN VECİZELERİ

Taarruzda fazla ihtiyat ayırmak pasif bir şekildir. Taarruzlarda bulunan başarılı olmazsa çekilir durur ki böylece tehlikeyi azaltabilir; fakat kesin neticeyi elde edemez.

Buhran yerine koşan komutan; oraya en iyi ihtiyat göndermiş olur.

Bir ordunun muharebe vasıta ve usulleri alınabilir, lakin milli seciye ve ruh kıymeti nesilden nesil’e intikal eder.

Taarruzda ilerlerken düşman topçusu ateşinden az zayiatla kurtulmanın yegâne çaresi düşmana yaklaşmaktır.

Muharebe, komutanların sinirleri ve eratın kahramanlığı ile hallolunur bir mücadeleden ibarettir.

Bir millete vahdet olmazsa vücuda getireceği ordunun manevi cephesi zayıf olur. Mağlubiyet sebeplerini milletlerin ve hükümetlerin dâhili zaafında aramalı.

Muvaffakiyetle başarılacak bir baskınla, meydan muharebesine başlamak zaferin koparılıp alınması için ilk şarttır.

Yıpratma harbine hazırlanmış bir millete kolaylıkla taarruz edilemez ve dolayısıyla böyle bir milletin ordusu, sulhun büyük zamanı yerine geçer.

Şimdiki harplerin esasını da eskiden olduğu gibi şahısların maneviyatı teşkil eder. Fakat bu maneviyat ancak ilim üzerine müesses olursa sarsılmaz.[1]

Tereddüt ile ihtiyat yekdiğerinden kıl kadar farklı bir iştir. İskajarak muharebesini İngilizler, düşmanı fazla ihtiyatları dolayısıyla kaçırmışlar, Almanlar ise muharebeyi tereddütleri dolayısıyla kaybetmişlerdir.

Harpte en büyük müşkülatı yenmekte büyük bir zevk duyulmalıdır. Muvaffakiyet; ancak kendisini iştiyakla arayanların meftunudur. Tehlike ile tedbir; ahenktar yürümelidir.

Muvaffak olan taarruz darbeleri, kuvvet tahmininde düşmanı aldatır.

Harpte her müşkülün bir çaresi vardır. Maharet; onu bulup zamanında tatbik edebilmektir.

Muvaffakiyet zafer heyecanını arttırır, heyecanla ilerleyen ordu Türk ordusu ve bu orduya komuta edenler Türk komutanı olursa muvaffakiyetin nispeti o derece büyük olur.

Üstadane bir darbe; düşmanın pasif komutanlarına panik yaptırır.

Piyade hücum savaşına kadar hiç görünmemeli, hücuma kalktığı zaman yer yarılmış da fışkırıyormuş gibi fırlamalıdır.

Siyasi propagandanın tesiri asabı gevşetir, buna aldananlar büyük felakete düşerler.

Ordu teşkilinde tedafül veya taarruz, takip olunacak maksadı evvelce tasrih ve tayin etmek lazımdır.

Maneviyatı sağlam olmayan ordunun mahiyeti hiçtir. Milletlerin dirliği ve tazeliği maneviyata bağlıdır. İş kemiyette değil, keyfiyettedir.

Bilgi, intizam, enerji ve itimat; harbin kati neticeye eriştirilmesi için biricik esastır.

Harp demek; her güçlüğü yenmek demektir.

Düşmanın hatasından istifade etmek için ilk şart; bizzat hata etmemeğe çalışmaktır.

Umumi seferberlikte vatan müdafaası fazla gösterir, parça parça muvaffakiyetler manevi kuvveti taze bulundurur.

Ordunun bir de manevi cephesi vardır. Maneviyatı sağlam olmayan ordunun maddiyatı ehemmiyetsizdir.

Menhus mütareke eyyamında mukaddesatımız ve menfimize derece derece vuku bulan taaddiyat bütün milletin gönlünde istiklal ateşini alevlendirmişti.

Bir milletin ölümü göze alması için, iman sahibi olmak lazımdır.

Mahsur kalan kaleler ve müstahkem mevkiler ancak seyyar ordular sayesinde manen hayatlarını uzatmağa kadir olurlar.

Umumi seferberlikte vatan müdafaası için milletin bütün kuvvetlerini harekete getirmek lazımdır.

Mutlaka merkezi vaziyetten istifade edilmek lazım gelirse, düşmanları daha uzakta iken bir meydan muharebesi kazanılacak zaman ve mesafe yakalamak lazımdır.

Bir plan tertibinde her şeyden evvel icra kabiliyetini düşünmek ve ahvali coğrafiye ve memleketin kuvvei umumiyesinden azami istifade temin etmek lazımdır.
Nefsi “Pir”in gölgesinden başka hiçbir şey öldüremez; o “nefs öldüren”in eteğini sımsıkı tut.
''HZ MEVLANA''

ÜSEYİN'in Aşkına Şahitsen, Bu Şahadet Kutlu Olsun... Sen ÜSEYİN'in Aşkı ile Her Dem Diri Kalanlardansın, Ve Sen
'' Aşkın Şehidi'sin!..''
Ben HZ. ÜSEYİN'DEN NASIL YAŞAMAYI VE NASIL ÖLMEYİ ÖĞRENDİM
ÇELEBİ
Son Düzenleme: 11/04/2014, 19:20, Düzenleyen: Hür_Şehit.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.