O kafa işbaşında!
'Laiklere oy veren kafirdir!'
,Verdana,Arial]VATAN DIŞ HABERLER
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]“Laiklere oy veren kafirdir. Müslümanları seçin ve herkes oyunu kullansın... Yoksa yeriniz cehennemdir...”
Dünyanın en kalabalık Müslüman ülkesi olan Endonezya'da ulema konseyi laiklerin seçilmemesi için tüm gücünü kullanamaya başladı.
Konseyin çıkardığı fetvada, Laiklere ve gayrimüslimlere oy verilmemesi çağrısında bulunarak, "Her Müslüman Müslüman bir vekilin seçilmesine yardımcı olmak zorundadır. Yoksa yerini cehennemdir" açıklamasında bulundu.
Ulema konseyinin halk üzerinde az bir etkisi olduğu, ancak son yıllarda yükselişe geçen radikal eğilimler yüzünden halk arasındaki etkisinin güçlenmeye başladığı belirtildi.
'Laiklere oy veren kafirdir!'
'Laiklere oy veren kafirdir!'
'Laiklere oy veren kafirdir!'
TÜLAY yazdı:'Laiklere oy veren kafirdir!'
" Bu söze inanıp itaat eden, ulema konseyine oy veren saman kafalılar bu sözü söyleyenden daha da kafirdir!"
Aha bu da benim sözüm.Hodri meydan..! hıh
![[Resim: 114ld.jpg]](http://b1112.hizliresim.com/s/c/114ld.jpg)
Ben göremem daha uzun boyunu
Ahret derler kısaltamam yolunu
Bugün Sahı Merdan sarsın oglunu
Yetis Ya Üseyin baban gidiyo
'Laiklere oy veren kafirdir!'
Biz inancımızı siyasete, menfaat ve çıkara, nefsimize ve şehvetimize alet etmeyiz.
]Çünkü bizim yolumuz Muhamed- Ali yoludur.[/color]
Laiklere değil müslüman adaylara oy verilmesi fetvası bu "dinin" siyaset ve saltanat üzerinde kurulduğunu göstermektedir.
]Emevi'den beri "din" siyasete ve saltanata alet edilmiştir.[/color]
Kuran'ı Kerim, fetva makamının elinde oyuncak olmuş, muskacılığa, üfürükçülüğe, cinciliğe, büyücülüğe alet edilmiş, Arapçayla insanlar sömürülmüştür.
Bu saltanata ve "din" sömürüsüne yüce Atatürk son vermiş ancak onun kaybından sonra oy avcılığı için "din" tekrar kullanılmaya başlanmıştır.
Demokrat Parti bu yolda milleti "vatan cephesi" adı altında cephelere bölmüştür.
Bu mirastan beslenen siyaset "milliyetçi cephe" hükümetleri kurark yine milleti bölerek yönetmeyi seçmitir.
Bu kaynaktan beslenen vicdansızlar "din" siyasetini en çirkin haliyle kullanmaya başlamış, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi adıyla "şeriatı" yönetim aracı yapmak istemişlerdir.
Günümüzde ise saltanat uğrunda ABD ve AB'nin maşası olarak kullanılmayı benimsemiş Kara Parti bu sömürüye ve ihanete devam etmektedir.
Müslüman cumhurbaşkanı, türban, Allah, kitap söylemiyle milleti bölerek yönetmeye çalışmaktayken, gemicik, deniz feneri, kuyumcu ortaklıkları, imar rantlarıyla keselerini doldurmaya devam etmişlerdir.
]İşte "din" silahı bu işler için son derece elverişlidir.[/color]
Halkın açlığı, işsizliği, yoksulluğu, intiharı devam ederken iktidarlar ip cambazı gibi vatandaşı oyalıyorlar.
Bu siyaset evrenseldir. Endonezya, Afganistan, Pakistan, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye tarih boyunca denemiş ve sonuç alınmış "dinci siyaseti" uygulayarak sömürü düzenini devam ettirmek istemektedirler.
Yurttaşların bir araya gelmeleri "din" yoluyla, medya aracılığıyla, iktidarın beslediği dernek ve vakıflarla, cemaatler aracılığıyla, irili ufaklı partiler aracılığıyla, sarı sendikalarla, AB hibeleriyle, kömür ve beyaz eşha sadakalarıyla engellenmektedir.
Çünkü:
"Onlar ağır ellerini toprağa koyup doğruldukları zaman"
işlerinin biteceğini bilmektedirler.
]Çünkü bizim yolumuz Muhamed- Ali yoludur.[/color]
Laiklere değil müslüman adaylara oy verilmesi fetvası bu "dinin" siyaset ve saltanat üzerinde kurulduğunu göstermektedir.
]Emevi'den beri "din" siyasete ve saltanata alet edilmiştir.[/color]
Kuran'ı Kerim, fetva makamının elinde oyuncak olmuş, muskacılığa, üfürükçülüğe, cinciliğe, büyücülüğe alet edilmiş, Arapçayla insanlar sömürülmüştür.
Bu saltanata ve "din" sömürüsüne yüce Atatürk son vermiş ancak onun kaybından sonra oy avcılığı için "din" tekrar kullanılmaya başlanmıştır.
Demokrat Parti bu yolda milleti "vatan cephesi" adı altında cephelere bölmüştür.
Bu mirastan beslenen siyaset "milliyetçi cephe" hükümetleri kurark yine milleti bölerek yönetmeyi seçmitir.
Bu kaynaktan beslenen vicdansızlar "din" siyasetini en çirkin haliyle kullanmaya başlamış, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi adıyla "şeriatı" yönetim aracı yapmak istemişlerdir.
Günümüzde ise saltanat uğrunda ABD ve AB'nin maşası olarak kullanılmayı benimsemiş Kara Parti bu sömürüye ve ihanete devam etmektedir.
Müslüman cumhurbaşkanı, türban, Allah, kitap söylemiyle milleti bölerek yönetmeye çalışmaktayken, gemicik, deniz feneri, kuyumcu ortaklıkları, imar rantlarıyla keselerini doldurmaya devam etmişlerdir.
]İşte "din" silahı bu işler için son derece elverişlidir.[/color]
Halkın açlığı, işsizliği, yoksulluğu, intiharı devam ederken iktidarlar ip cambazı gibi vatandaşı oyalıyorlar.
Bu siyaset evrenseldir. Endonezya, Afganistan, Pakistan, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye tarih boyunca denemiş ve sonuç alınmış "dinci siyaseti" uygulayarak sömürü düzenini devam ettirmek istemektedirler.
Yurttaşların bir araya gelmeleri "din" yoluyla, medya aracılığıyla, iktidarın beslediği dernek ve vakıflarla, cemaatler aracılığıyla, irili ufaklı partiler aracılığıyla, sarı sendikalarla, AB hibeleriyle, kömür ve beyaz eşha sadakalarıyla engellenmektedir.
Çünkü:
"Onlar ağır ellerini toprağa koyup doğruldukları zaman"
işlerinin biteceğini bilmektedirler.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
'Laiklere oy veren kafirdir!'
Biz inancımızı siyasete, menfaat ve çıkara, nefsimize ve şehvetimize alet etmeyiz.
]Çünkü bizim yolumuz Muhamed- Ali yoludur.[/color]
Laiklere değil müslüman adaylara oy verilmesi fetvası bu "dinin" siyaset ve saltanat üzerinde kurulduğunu göstermektedir.
]Emevi'den beri "din" siyasete ve saltanata alet edilmiştir.[/color]
Kuran'ı Kerim, fetva makamının elinde oyuncak olmuş, muskacılıkğa, üfürükçülüğe, cinciliğe, büyücülüğe alet edilmiş, Arapçayla insanlar sömürülmüştür.
Bu saltanata ve "din" sömürüsüne yüce Atatürk son vermiş ancak onun kaybından sonra oy avcılığı için "din" tekrar kullanılmaya başlanmıştır.
Demokrat Parti bu yolda milleti "vatan cephesi" adı altında cephelere bölmüştür.
Bu mirastan beslenen siyaset "milliyetçi cephe" hükümetleri kurark yine milleti bölerek yönetmeyi seçmitir.
Bu kaynaktan beslenen vicdansızlar "din" siyasetini en çirkin haliyle kullanmaya başlamış, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi adıyla "şeriatı" yönetim aracı yapmak istemişlerdir.
Günümüzde ise saltanat uğrunda ABD ve AB'nin maşası olarak kullanılmayı benimsemiş Kara Parti bu sömürüye ve ihanete devam etmektedir.
Müslüman cumhurbaşkanı, türban, Allah, kitap söylemiyle milleti bölerek yönetmeye çalışmaktayken, gemicik, deniz feneri, kuyumcu ortaklıkları, imar rantlarıyla keselerini doldurmaya devam etmişlerdir.
]İşte "din" silahı bu işler için son derece elverişlidir.[/color]
Halkın açlığı, işsizliği, yoksulluğu, intiharı devam ederken iktidarlar ip cambazı gibi vatandaşı oyalıyorlar.
Bu siyaset evrenseldir. Endonezya, Afganistan, Pakistan, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye tarih boyunca denemiş ve sonuç alınmış "dinci siyaseti" uygulayarak sömürü düzenini devam ettirmek istemektedirler.
Yurttaşların bir araya gelmeleri "din" yoluyla, medya aracılığıyla, iktidarın beslediği dernek ve vakıflarla, cemaatler aracılığıyla, irili ufaklı partiler aracılığıyla, sarı sendikalarla, AB hibeleriyle, kömür ve beyaz eşya sadakalarıyla engellenmektedir.
Çünkü:
"Onlar ağır ellerini toprağa koyup doğruldukları zaman"
işlerinin biteceğini bilmektedirler.
]Çünkü bizim yolumuz Muhamed- Ali yoludur.[/color]
Laiklere değil müslüman adaylara oy verilmesi fetvası bu "dinin" siyaset ve saltanat üzerinde kurulduğunu göstermektedir.
]Emevi'den beri "din" siyasete ve saltanata alet edilmiştir.[/color]
Kuran'ı Kerim, fetva makamının elinde oyuncak olmuş, muskacılıkğa, üfürükçülüğe, cinciliğe, büyücülüğe alet edilmiş, Arapçayla insanlar sömürülmüştür.
Bu saltanata ve "din" sömürüsüne yüce Atatürk son vermiş ancak onun kaybından sonra oy avcılığı için "din" tekrar kullanılmaya başlanmıştır.
Demokrat Parti bu yolda milleti "vatan cephesi" adı altında cephelere bölmüştür.
Bu mirastan beslenen siyaset "milliyetçi cephe" hükümetleri kurark yine milleti bölerek yönetmeyi seçmitir.
Bu kaynaktan beslenen vicdansızlar "din" siyasetini en çirkin haliyle kullanmaya başlamış, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Fazilet Partisi, Saadet Partisi adıyla "şeriatı" yönetim aracı yapmak istemişlerdir.
Günümüzde ise saltanat uğrunda ABD ve AB'nin maşası olarak kullanılmayı benimsemiş Kara Parti bu sömürüye ve ihanete devam etmektedir.
Müslüman cumhurbaşkanı, türban, Allah, kitap söylemiyle milleti bölerek yönetmeye çalışmaktayken, gemicik, deniz feneri, kuyumcu ortaklıkları, imar rantlarıyla keselerini doldurmaya devam etmişlerdir.
]İşte "din" silahı bu işler için son derece elverişlidir.[/color]
Halkın açlığı, işsizliği, yoksulluğu, intiharı devam ederken iktidarlar ip cambazı gibi vatandaşı oyalıyorlar.
Bu siyaset evrenseldir. Endonezya, Afganistan, Pakistan, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye tarih boyunca denemiş ve sonuç alınmış "dinci siyaseti" uygulayarak sömürü düzenini devam ettirmek istemektedirler.
Yurttaşların bir araya gelmeleri "din" yoluyla, medya aracılığıyla, iktidarın beslediği dernek ve vakıflarla, cemaatler aracılığıyla, irili ufaklı partiler aracılığıyla, sarı sendikalarla, AB hibeleriyle, kömür ve beyaz eşya sadakalarıyla engellenmektedir.
Çünkü:
"Onlar ağır ellerini toprağa koyup doğruldukları zaman"
işlerinin biteceğini bilmektedirler.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
'Laiklere oy veren kafirdir!'
[color="green"]din bir afyon dur
tedavide de kullanılır.
Uyutmada da [/color]
gülüp geçmeyin bu sözlere ve vaatlere inan o kadar çok insan varki aklınız şaşar.
tedavide de kullanılır.
Uyutmada da [/color]
gülüp geçmeyin bu sözlere ve vaatlere inan o kadar çok insan varki aklınız şaşar.
[COLOR="Green"][SIZE="5"]
Atatürk dediler adıma benim
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
[/COLOR]
İkrarımı verdim AliÂdir Pirim
Mürşidim Zöhre Ana posta vekilim
Latince yazısını dilden dökerim
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Askerimi düzdüm YunanÂa karşı
Üseyin kafası mızrakta başı
Deniz kenarında Mehdi duacı
BİLDİREN ; PİR ZÖHRE ANA
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi