Kürtçülük ve DTP
DTP Siyaseti:
DTP, varlığını teröre borçlu olduğunu itiraf etmektedir.
Siyasi varlığını şiddet ve terör üzerinden yürütmektedir.
Neden?
Çünkü seçmenine söyleyecek başka sözü yok!
Eylemleri kışkırtarak halkı galeyana getirecek, eylemciler hapse atıldıkça öfkeden daha da bilenecekler, bu çark sayesinde DTP varlığını sürdürecek.
Aşiret ve ağalık düzeni için, kadın hakları için, bireysel silahlanmanın önlenmesi için, güneydoğuda şıhların elinde köle olmuş halk için, intihar eden kızlarımız için bir proje önerdiklerini duymadım.
Ne duyuyoruz, PKK'nin kurulduğu evi ziyaret ediyorlar.
Utanmadan, bebek katili Öcalan'ı kullanmaktadırlar.
Yüzyıllardan beri Kürt halkı varlığını ve bekaasını Türklerin kaderi ile birleştirmiştir.
İngiliz belgelerinde, Londra ve Lozan Konferansları sürecinde yapılan yazışmalarda Kürtçülerin mutabakat içinde olamadıkları, siyasalarına önderlik yapacak biri olmadığı tespitleri yapılmıştır. (Bakınız "Kürtçülük" Bilal Şimşir)
Öcalan ve Liderlik:İ
Öcalan gibi bir hain, Kürtçülerin liderlik ihtiyacını karşılamak için kullanılmaktadır.
DTP yönetimi parti genel başkanlığını bile paylaşamıyorlar.
Eş başkanlıklarla yürütüyorlar. Çünkü birbirlerine güvenmiyorlar.
Anlamlı, haklı, mantıklı, toplum ihtiyaçlarıyla örtüşen bir politikadan beslenmedikleri için doğal bir lider çıkaramıyorlar.
İşte bu nedenle katil Öcalan'a sarılıyorlar.
Avrupa ve ABD; Kürtçülerin bu "lidersizlik" derdini bildiği için tüm dünyanın vicdanında mahkum olmuş, Bush, Saddam ve Bin Ladin'den daha çok nefret kazanmış bir katili, can güvenliği garantisi alarak teslim ettiler.
Çünkü Kürtçülüğün bir lidere ihtiyacı var. Apo'nun yaşatılmasının nedeni budur.
Nefrete dayalı olan Kürtçülük siyaseti bindiği dalı kesmektedir.
Türk halkıyla aynı topraktan beslenen, aynı barajdan su içen, aynı denizde yüzen Kürt halkı, varlığını, Türk milletiyle kaynaşması sayesinde sürdürmüştür.
Türkiye’de Kürtçülüğün temeli:
Kürtçülük siyaseti, Anadolu'da bir Ermeni vatanı yaratma çabasından kaynaklanmıştır.
Kürtçülük hareketine bulaşanların ilk vuruşmaları (dinsel ayrımcılık körüklenerek) Ermeniler'e karşı olmuştur. Ermeniler de Rusya ve Fransa'nın kışkırtmasıyla Osmanlıya karşı kurdukları silahlı örgütler eliyle ilk olarak Kürtleri katletmiştir. Bu vuruşmaları tertipleyen Avrupa ve ABD; her iki kesimi de azınlık sorunu olarak gündeme getirmiştir. Osmanlı ile yaptıkları antlaşmalara bu olayları gerekçe göstererek hem Ermeni hem de Kürt maddelerini eklemişlerdir.
Vatanımızda Ermeni ve Kürdü vuruşturup, çözülmesi gereken bir sorun olarak Türk milleti önüne sürmüşlerdir.Ne onurlu ne haklı bir siyaset değil mi?
Kürtçülük ve Uluslararası Himaye:
Kürtçüler bunları bildikleri için hareketlerinde daima bir güce sığınmışlardır. Çünkü Kürtçülüğün tarihsel gelişimi böyledir. Siz ne kadar hak, hukuk, adalet, eşitlik, kardeşlik, birlik, beraberlik, ahde vefa deseniz de hiç bir karşılık alamazsınız.
Kürtçülük; varlığını sağlayan güçlerin elinde maşa olmaya mahkumdur. Normal şartlarda Türkiye'de yürütülebilecek bir siyaset değildir.
Tarihsel gerçekler bu hareketin işbirlikçi olmasını kaçınılmaz kılmaktadır.
Sonuç:
Kürtçülük siyasetini tatmin etmek mümkün değildir.
Aynı ergenekon gibi ucu açık bir süreçtir.
O nedenle AKP hükümetinin "Demokratik Açılımı" tam bir komplodur.
Savunulacak hiç bir tarafı yoktur. Bu açılım, dış güçlerin himayesinde yürütülmektedir.
DTP, aşiret ve ağaların beslediği, gerici, ırkçı bir partidir.
Anadoluda yaşayan halklar için açık bir tehdittir.
Yargı bağımsızlığının olduğu bir hukuk devletinde, siyasetin öc alma ve hesaplaşma temelinde yapılmadığı bir ülkede
AKP ile birlikte DTP’nin de kapatılması kaçınılmazdır.
Eğer raydan çıkan sistem normal mecrasına oturtulmazsa gelecekte daha büyük krizler yaşanması kaçınılmazdır.
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.