You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kuranda evliyalar ve çelişki

Kuranda evliyalar ve çelişki

Posting Freak
Kuranda evliyalar ve çelişki
cienar yazdı:merhaba sevgili zöhreanaforum üyeleri.

Bize anlatılana göre zöhre ana bir pir ve evliyadır.

bende kitabımız kuranda evliyaların varlığını destekleyici ayetler araştırdım.yalnız bulduklarım üzerinde derin düşünecek şeyler oldu.
ben varlıklarına inanıyorum ancak fikir alışverişi yapmakta evliyaları destekleyici allah tarafından bir sözle tasdikleyici birşeyde görmek isterim en azından daha sağlıklı düşünebilmek için.bakın bir ayette şöyle geçiyor.

39.3. Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'nun yanında evliya birilerini daha veliler edinerek, "Biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.
42.6. O'nun berisinden evliya edinenlere gelince, onlar üzerine gözcü de Allah'tır. Sen değilsin onlara vekil.
42.9. Yoksa O'ndan başka evliya’mi edindiler? Allah! O'dur gerçek dost. Ölüleri O diriltir. O her şeye güç yetirir.
42.46.Onların Allah'tan başka kendilerine yardım edecek evliya yoktur. Allah'ın saptırdığı kimse için artık hiçbir yol yoktur.

bunların açıklaması nedir aydınlatırsanız sevinirim.

Sonraki yazınızda Alevi olduğunu söylüyorsunuz, Zöhre Ana'ya haşa Kur'an da yer bulamadıysanız, daha önce gelen diğer evliyalara buldunuz mu?

Örneğin Hacı Bektaş Veli'yi , Pir Sultan abdal'ı, Nesimi'yi, Mansur'u, Ahmet Yesevi'yi, Mevlana'yı, yunus emre'yi, Abdal Musa'yı, Balım Sultan'ı gibi.
Veya sizin bilip inandığınız bizim bilmediğimiz evliyalara yer bulabildiniz mi?

Eğer cevabınız hayır ise, verilecek bir cevap da yok demektir.
Cevabınız evet ise,oturup bir daha neyin ne olduğunu iyi düşünmeniz gerekir.
Kelimelerim sistem hatasından yanlış yerden ayrılıyor...

“Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı itiyat haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”
[Resim: imza3cp.gif]


Özü bitmiş, gümanı pak olmamış,şeytana tapmış, nefsi çıkarı için arayıpta birşey bulamamış, kuyruk acısı varsa,Derviş Muhammed'in de dediği gibi" bir kılını çektiyse" Zöhre Ana, onu değerlendirmek ister aklısüre.Ehlibeyt'in meyvası bitmez, dalı budağı kurumaz,sen ne kadar kezzap dökersen dök, O'nun Zemzem çeşmesi ALİ'dir

Derviş'in HAK kelamını can kulağıyla dinliyebliyorsan yeter,firdevs bağından bir gül alabiliyor musun,O'nun ibadetine,saldığı yola,yaşatmak istediği güzelliğe canı gönülden yürüyebiliyorsan en büyük mutluluk budur.
(Pir Zöhre Ana)
Administrator
Kuranda evliyalar ve çelişki
cienar yazdı:Vakit ayırıp cevapladığınız için çok teşekkürler..
Kuranın değiştirilmesi yahut doğru saklanılması hususunda benimde endişelerim var elbette.
Ancak Kuranda yazılan onu biz indirdik elbetteki biz koruyacağız ayeti de bu doğrultuda Kuranın Allah tarafından korunacağına işaret değilmidir?
Yoksa burda belirtilmek istenen kuranın kitap olarak değilde evliyalar yoluyla korunacağımıdır?
Şayet böyleyse bile bunu herkes anlayamaz Kuranda apaçık belirtilmediği için.
Biz alevi olarak tasavvufi boyutundan bakıyoruz ancak dini kolaylaştırın diyor Allah yani herkesin anlaması gerekmez mi?


Sevgili cienar, her akıl ve mantık sahibi bir insan gibi doğru soruları sormuş bence !!!

Akıl ve mantık kullanmamızı,okumamızı emreden, iyiye doğruya sevgiye iten bir İslam demiyorum çünkü bugün İslam denilince akla sevgi,barış,hoşgörü gelmiyor gelemiyor.
Yüce Allah'ın adı anılarak kafa kesiliyorsa, iç organları çıkarılıp kameralar önünde vahşi bir hayvan gibi yeniyorsa özellikle Ortadoğu'da kimse bunun adına din,iman demesin !!!
Bu nedenlerle kaynağımız Muhammed Mustafa ve Şahımerdan Ali'nin yolunun emrettiği İnsanlık yolunda biz yukarıda ifade edilen davranışları sergiliyoruz. Yani İslam veya Müslümanlık dedikleri için değil. Bugün ki dinin Hz.Muhammed'in dini olduğunu kimse bize yediremez tabiri caizse...


Şimdi esas konuya değinelim.

Resmi tarihe göre konuşuyorum :

  1. Kur'anı Kerim tamamlanamadan,bir araya getirilmeden peygamberimiz "öldü" mü? "Öldü"
  2. Kur'an nüshalarının toplatılması ile ilgili geriye bir emir verdi mi ? Hayır
  3. Böyle önemli bir konuda bir peygamberin Kur'anı emanet etmemesi düşünülebilir mi? Hayır
  4. Onsekizbin alemi yaratan Allah'ın indirdiği Kur'anı böyle nüsha halinde ortada yarım olarak bırakması düşünülebilir mi? Hayır
  5. Kur'anın Orjinal nüshalarını kim yaktı? Halife Osman.
  6. Vahiy katipleri arasında kimler vardı? Ebu süfyan,Muaviye,Yezid
  7. Halife Osman Muaviye soyundan mıydı? Evet
  8. Peygamberimizin azılı düşmanı kimdi? Ebu süfyan ve çocukları,Emevi hanedanı
  9. Peygamberimizin torunlarını ve damadını ,daha sonra Ehlibeytini vahşice kim katletti? Muaviye,Yezid,Emevi hanedanı

Bütün bu soruları ve cevaplarında sonra aklım ve mantığım Hicr suresi, 9. ayetine (onu biz indirdik elbetteki biz koruyacağız) inanmamı engelliyor...


Emevi saltanatı şebeke gibi çalışmış ve Ehlibeytin önce canına,namusuna,malına sonra da emaneti olan Kur'ana saldırmış ancak ele geçirememiştir. Çünkü Kerbela'da şehit edilen Hazareti İmam Üseyin O mübarek Hakikat Kur'anını yezid piçine vermemek için Allah şehidi olmuş, dedesi Muhammed Mustafa'nın yolunda şehit olmuştur.

Hakikat Kur'anını ele geçiremeyen melun yezid ve tayfası da kurdurdukları medreselerde Osman'ın "Kur'anını" dağıtmışlardır.

Ehlibeyte yapılan zulümlere ses çıkartanların başlarını kesmişler, yanlarında olanlara para, altın, toprak vermişler bütün bir toplumu korkuyla sindirmişlerdir.

[B]Bu durumu resmi tarihten bir alıntıyla örneklendirmek istiyorum. [/B]

Hanefi mezhebinin kurucusu olan İmam Ebu Hanife yaşamının 52 yılını Emevi döneminde yaşamıştır. O, Emeviler'in Arap milliyetçiliği esaslı yönetim şekline karşı çıkmış, Ehl-i Beyt ve sahabilere karşı zalimane davranışlarına karşı etkin olarak mücadele vermiştir.

Aşağıdaki yazının kaynağı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ebu_Hanife

"... Ebu Hanife, Emevi ve Abbasi devletleri zamanında yaşamıştır. Ömrünün elli iki yılı Emevi, son on sekiz yılı da Abbasi devleti zamanına denk gelir. O, Emeviler'in Arap milliyetçiliği esaslı yönetim şekline karşı çıkmış, Ehl-i Beyt ve sahabilere karşı zalimane davranışlarına karşı etkin olarak mücadele vermiştir. Emevi devletinin yıkılması için Abbasiler'e destek verse de bu hanedanın da Emeviler'in yönetim anlayışıyla aynı yolu izlemesi üzerine desteğini geri çekmiştir. Nitekim ölümü de bir Abbasi halifesinin eliyle olmuştur.

Ebu Hanife'nin doğumu, yetişmesi ve bir bilgin olarak parlaması devirlerinin tümü Emevi hanedanı zamanına denk gelir. Bu devirdeki Zeyd bin Ali'nin Hişam bin Abdülmelik'e başkaldırısını hem fikirleriyle hem de maddi olarak desteklemiştir. Bu başkaldırıyı Bedir Muharebesi'ne benzetmiş, Zeyd bin Ali'ye biat etmiş ve on bin dirhem nakdi yardım göndermiştir. Bu başkaldırıya direk olarak destek vermemesini şu sözlerle savunmuştur ki bu ifadelerinde Zeyd bin Ali'yi Hüseyin bin Ali'ye benzetmiştir:

“ Şayet halkın, onun atalarını aldattıkları gibi O’nu da aldatıp yarı yolda bırakmayacaklarını bilseydim, O’nunla beraber bende savaşırdım. ”

Emeviler, derin ilmini ve etki alanının genişliğini gördükleri Ebu Hanife'ye kadılık teklif ederek yanlarına çekmeye çalışmışlardır. Bu teklifi Emevileri'in Irak valisi Ömer bin Hübeyre yapmıştır. Fakat Ebu Hanife, bu makamın ne niyetle verildiğini sezmiş ve bu görevi kabul etmemiştir. Bunun üzerine hiddetlenen vali, onu kırbaçlatmıştır. Bu durumdan imamı kırbaçlayan zindancı bile etkilenmiş, bu şekilde devam ederse imamın öleceğini valiye bildirmiştir. Bu zulüm esnasında yanına gelenlere Ebu Hanife'nin cevabı şu şekilde olmuştur:

“ Eğer vali benden Vasıt Mescidi’nin kapılarını saymak gibi sıradan bir iş istesin, yine kabul etmem. O bir insanın katline hükmedecek, ben mühür basacağım ha? Allah’a yemin ederim ki bu mümkün değil! Bu dünyada kırbaç yemek ahirette ceza görmekten daha iyidir. Valinin beni öldürmeğe gücü yeter fakat tekliflerini kabul ettirmeğe asla! ”

Bu olaydan sonra Ebu Hanife Kufe'de kalamıyacağını anladığı için Mekke'ye giderek altı yılı aşkın bir süre orada ikamet etti. Bu zaman zarfında kısa sürelerle Kufe'ye gittiği bilinse de bu ziyaretler uzun süreli olmamıştır.

Ebu Hanife'nin, Emeviler'in yıkılıp Abbasiler'in iktidara geldiği zamanlarda Mekke'de olduğu sanılmaktadır. Bu olay üzerine sevincini gizleyememiş ve bu duygularını şöyle ifade etmiştir:

“ Bu iş (hilafet) Peygamberimiz’in yakınlarına geçerek hak yerini buldu. Bu Allah’ın lutfu ve keremidir. Ey alimler; bunlara yardım etmeye en layık olan sizsiniz! Size istediğiniz kadar ikram ve ihsan var. Halifenize biat ediniz. Biat ahirette sizin için emniyete kavuşmaya vesiledir. Allah’ın huzuruna biatsız çıkarak hüccetsiz ve delilsiz kalmayınız. ”

Fakat bu sevinci fazla uzun sürmemiştir. Abbasi hanedanı da zamanında Emeviler'e destek verdiğini öne sürdüğü alim ve fazıl kişileri katletmeye ve adaletsiz bir yönetim tarzı izlemeye başladılar. Nihayet Muhammed bin Abdullah ve kardeşi İbrahim, Abbasi halifesine isyan edince Ebu Hanife de bu isyana destek vermiştir. Öyle ki Ebu Hanife halife ordusu komutanı Hasan bin Kahtaba'nın İmam İbrahim üzerine yürümesini engellemiştir. Tabii ki bu davranışı halife Mansur'un dikkatinden kaçmamıştır. Halife, Ebu Hanife'ye fiili bir saldırının onu daha da güçlendireceğini tahmin etmiş ve ona yakınlık göstererek yanına çekmeye çalışmıştır. Bu amaçla Ebu Hanif'ye değerli hediyeler göndermiş fakat İmam-ı Azam bu hediyelerin kamu malından alındığını belirterek hepsini reddedmiştir. Yapılan başkadılık teklifini de geri çeviren Ebu Hanife, son olarak Musul halkının isyanını bahane ederek isyancıların katli için fetva isteyen halifeye olumsuz cevap verince halife onu zindana kapatarak kırbaçlatmaya başladı. Yaşı oldukça ilerlemiş olan Ebu Hanife, bu eziyete dayanamadı ve bu direnişini daha fazla sürdüremeyerek vefat etti. Bazı kaynaklar, Ebu Hanife'yi halife Mansur'un zehirleterek öldürdüğünü de kaydederler..."
Administrator
Kuranda evliyalar ve çelişki
“ Şayet halkın, onun atalarını aldattıkları gibi O’nu da aldatıp yarı yolda bırakmayacaklar ını bilseydim, O’nunla beraber bende savaşırdım. ”

Ebu hanefinin söylediği bu sözden ne anlamamız lazım sizce ?

Ben fikirlerimi daha sonra söylemek istiyorum...

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.