"Kur'an kurslarının sayısının artması, bu toplum için sevindirici bir gelişmedir."
![[Resim: alibardakoglu2561.jpg]](http://gercekgundem.com/img/news/alibardakoglu2561.jpg)
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, ''Eğer 'Kur'an kursları olmamalıdır, Kur'an kurslarının olması Türkiye'nin giderek karanlık dönemlere dönüşünün işaretidir' diye düşünülüyorsa büyük bir haksızlık yapılıyor. Diyanetin yönettiği Kur'an kurslarının sayısının artması, bu toplum için sevindirici bir gelişmedir'' [/color]dedi.
Bardakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kur'an kursları konusundaki tartışmalara değindi. Bazı vatandaşların, çocuklarının erken yaşta Kur'an-ı Kerim ve İslam dininin temel bilgilerini öğrenmesini doğru bulmayabileceğini belirten Bardakoğlu, Türkiye'de Kur'an kurslarının zorunlu olmadığını, istemeyen vatandaşların çocuklarını kurslara göndermediğini ifade etti. Bardakoğlu, ''Bir insan 'çocuğum 18 yaşından önce bu kurslara gitmemelidir' diye düşünüyorsa kendisi çocuklarını bu şekilde yönlendirsin. Kişiler kanaatlerini özgürce uygulayabilirler ama başkaları da böyle yapmalı diyemezler'' görüşünü bildirdi.
Büyük bir çoğunluğun, ''İyi ki Diyanet İşleri Başkanlığı var, iyi ki Diyanet İşleri Başkanlığının Kur'an kursları var' dediğini kaydeden Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bu kesim gerçeğin, toplumsal realitenin ve Başkanlığın yaptıklarının farkında. Bazı kesimler ise 'niye bunlar var. Artık 21. yüzyılda bunlar olur mu' şeklinde toplumu yanıltıcı görüşler, fikirler ileri sürüyor. Bunları da saygıyla karşılıyoruz ancak bu düşünceler yanlış. Anne babalar çocuklarının erken yaşta Kur'an öğrenmesini, temel dini bilgileri öğrenmesini, Allah'ı, peygamberi tanımasını, anneyi, babayı, vatanı, milleti, bayrağı, Cumhuriyeti, toplumu, büyüğü, küçüğü tanımasını, sevmesini istiyor da bunun eğitimini vermek istiyorsa devletin de buna yardımcı olması lazım. Biz olmadığımız zaman alternatif imkanlar ortaya çıkar.
Kaldı ki bu konuları özgürlük zemininde çözebiliriz. Her kapıya bir polisi koyarak, insanların ne yapıp ne ettiğini kontrol altına alamazsınız. Kapıya polis koysanız, aile evin içinde çocuğa istediği eğitimi verebilir. Buna engel olamazsınız. Kapalılık gittikçe ikiyüzlülüğü arttırır ve yanlışı arttırır. Açıklık, şeffaflık ve özgürlük aslında hepimizin buluşma noktasıdır. Böyle olunca bırakalım isteyen göndersin. Kim ne istiyorsa biz ona yardımcı olalım.''
-''ORUÇ TUTUP TUTMAMA KONUSUNDA BASKI FEVKALADE ÇİRKİN''-
Bir kişinin oruç tuttuğu ya da tutmadığı için toplumsal baskıya maruz kalmasını da ''fevkalade çirkin bir şey'' olarak niteleyen Bardakoğlu, Türkiye'nin bir özgürlükler ülkesi olduğunu, namaz kılanın kılmayana, oruç tutanın tutmayana, dinin gereklerini yerine getirenin getirmeyene bugüne kadar hiçbir baskı yapmadığını söyledi.
Türk milletinin asırlara dayanan hoşgörüye sahip olduğunu vurgulayan Bardakoğlu, şöyle konuştu:
''Toplumda sadece aynı din içinde değil, ayrı dinler arasında da hoşgörü var. Medya zaman zaman münferit olayları öne çıkarıyor. Bence bunlar Türkiye'nin resmini yanlış gösteriyor. Dışarıya karşı yanıltıcı, ön yargıları pekiştirici, genellemeyi kolaylaştırıcı yanlışlar. Bu tür olaylar meydana geldiğinde, herkesin Türkiye'de 70 milyon insan yaşadığını, bu tür münferit olayların normal olmadığını ama kaçınılmaz da olduğunu, bunlarla mücadele etmemiz gerektiğini ama bunların toplumun genel manzarası, genel hayat tarzı olmadığını da bilmesi lazım'' diye konuştu.
