Cumhuriyet
02.07.2009
Kriz en çok Türkiye’yi vurdu
Wall Street Journal gazetesi, açıklanan rekor küçülme rakamlarına dikkat çekerek ‘Krizde en kötü vurulan ekonomilerden ikisi Türkiye ve İrlanda’ diye yazdı.
NEW YORK (ANKA) - Türk ekonomisinde ilk çeyrekte meydana gelen yüzde 13.8’lik küçülme, yurtdışında da yankı buldu.
Wall Street Journal gazetesince yayımlanan haberde ‘rekor’ olarak nitelenen daralmanın, dikkatlerin yeniden olası bir IMF kredisine odaklanmasına yol açtığı belirtilerek “İlk çeyrekteki küçülme, Türkiye’yi, krizin en çok vurduğu Avrupa ülkeleri olan Letonya ve Estonya’nın da yer aldığı lige soktu” görüşü dile getirildi. Haberde Türkiye ve AB ülkelerinden İrlanda’da açıklanan rekor küçülmelere dikkat çekilirken “En kötü vurulan ekonomilerden ikisi Türkiye ve İrlanda” denildi. Haberde Goldman Sachs’ın analisti Ahmet Akarlı’nın değerlendirmelerine de yer verildi. Akarlı, Türkiye’deki GSYİH’nin bu yıl da yüzde 7’lik bir düşüş gösterebileceğini vurgularken bunun da hükümetin yüzde 3.6’lık düşüş tahmininin bir katı olduğuna işaret etti.
Beklenenden büyük küçülmeye karşın Türk Lirası’nın dolara karşı yüzde 0.5 değer kazanması ise haberde, yatırımcıların yeni bir stand-by anlaşması beklentisine bağlandı. Haberde Türkiye’de tüketici güveninin, gerileyen borçlanma ve yakıt maliyetleri sayesinde son aylarda arttığı da vurgulandı.
Kriz en çok Türkiyeâyi vurdu
Kriz en çok Türkiyeâyi vurdu
Kriz en çok Türkiyeâyi vurdu
Cumhuriyet
02.07.2009
Prof. Yeldan, hükümetin kriz politikasının Türkiye’deki yaşam düzeyini daha da düşüreceği uyarısında bulundu
[B]Bu gidişle Pakistan’a döneriz[/B]
© Yeldan, hükümetin devletin öne çıktığı yeni bir politikayı dikkate almadığını belirterek “AKP’nin Türkiye’ye biçtiği işlev uluslararası sermayenin taşeronu olmaktır” dedi.
MURAT KIŞLALI
ANKARA - Prof. Dr. Erinç Yeldan, ekonomideki yüzde 13.8’lik daralma rakamının Türkiye’nin krizden en kötü etkilenen ilk üç ülke arasında yer aldığını gösterdiğini söyledi. Bunun nedeninin Türkiye’nin 2000’li yıllarda izlediği Uluslararası Para Fonu (IMF) politikaları olduğunu belirten Yeldan “İleriye dönük ‘artık toparlanma başladı’ söylemi 2007 öncesi IMF politikalarına dönmeyi içeriyorsa, bunun yaratacağı yoksullaşma işsizlik ve sosyal adaletsizliğin faturası çok ağır olacak” dedi. Yeldan, hükümetin, devletin öne çıktığı yeni bir politikayı dikkate almadığını belirterek “Bu hükümetin Türkiye’ye biçtiği işlev uluslararası sermayenin taşeronu olmaktır. Bu da Türkiye’deki yaşam düzeyinin belli kesimler dışında Pakistan, Hindistan, Çin seviyesine inmesini gerektirecektir” diye konuştu.
Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Yeldan, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da (GSYİH) yılın ilk çeyreğindeki yüzde 13.8’lik daralmayı “Bu, geçmişe dönük, Türkiye’nin gerek benzer yeni gelişen piyasa ekonomileri içinde, gerekse OECD’de bu küresel krizden en kötü etkilenen ülkeler arasında ilk 3 sırada yer aldığını gösteriyor. Yani küresel krizden Türkiye ekonomisi benzer ülkelere göre çok daha şiddetli etkilenmiştir” sözleriyle değerlendirdi.
Bunun nedeninin “Türkiye ekonomisinin 2000’li yıllarda IMF ile izlediği ucuz ithalata ve dış borçlanmanın değerli TL ile ucuz finansmanına dayalı bağımlı ekonomi politikası” olduğunu belirten Yeldan, şöyle konuştu:
“İleriye dönük ‘Bu kötü bir rüyaydı. Artık en kötüyü gördük, toparlanma başladı’ söylemine bakınca, Türkiye’nin artık eskiden olduğu gibi ‘Ucuz döviz ile borçlanmaya ve finansal spekülasyon ile ucuz ithalata ve ucuz işgücüne dayanan’ büyüme stratejisi ile uluslararası ortamda yer edinmesine imkân yoktur. Biz tekrardan 2007 öncesi politikalara geri dönmeyi hedeflersek, ‘Merkez Bankası enflasyonu hedeflesin, mali disiplin olsun, özelleştirmeler devam etsin, devlet ekonomiden elini ayağını çeksin, piyasalar izlensin, emekçi halk düşük ücretler, yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalsın’ dersek, bu olmaz. Bu halkın gelirini azaltacak, gelir dağılımındaki bozulmayı ve işsizliği arttıracak bir sanayileşmedir. Halk ‘o kötü günler geride kaldı, tekrardan büyüyeceğiz’ beklentisi içindeyken bu toparlanmadan eskiye dönmek kastediliyorsa, bunun yaratacağı yoksullaşma işsizlik ve sosyal adaletsizliğin faturası çok ağır olur.”
‘Devlete önemli görev düşüyor’
Son durumun yeni bir sanayileşme ve büyüme stratejisi gerektirdiğini ve esas fırsatın burada yattığını belirten Yeldan, “Devletin kamu girişimciliği öncülüğünde, emek yoğun, daha ulusal, teknolojik girdi çıktı bağlantılarını ulusal düzeyde kullanabilen, ithalata bağımlılığı azaltan, ekonomi içindeki entegre bağlantıları güçlendiren yeni bir sanayileşme hamlesine ihtiyacı var. Bunun için devlete çok önemli görevler düşüyor. Özelleştirme, mali disiplin parametreleriyle bunun yaratılması olanaksız” diye konuştu.
Yeldan “Ama hükümetin bunu yapmayacağı kesin. Türkiye’ye biçtiği işlev, uluslararası sermayenin taşeronu olmaktır. Bu Türk sanayinin sonu demektir. Bunun yaratacağı işsizliğin bedeli düşük ücretler, gelir dağılımındaki bozulmadır. Finansal durum nedeniyle borçlanma da kolay olmayacaktır” dedi
02.07.2009
Prof. Yeldan, hükümetin kriz politikasının Türkiye’deki yaşam düzeyini daha da düşüreceği uyarısında bulundu
[B]Bu gidişle Pakistan’a döneriz[/B]
© Yeldan, hükümetin devletin öne çıktığı yeni bir politikayı dikkate almadığını belirterek “AKP’nin Türkiye’ye biçtiği işlev uluslararası sermayenin taşeronu olmaktır” dedi.
MURAT KIŞLALI
ANKARA - Prof. Dr. Erinç Yeldan, ekonomideki yüzde 13.8’lik daralma rakamının Türkiye’nin krizden en kötü etkilenen ilk üç ülke arasında yer aldığını gösterdiğini söyledi. Bunun nedeninin Türkiye’nin 2000’li yıllarda izlediği Uluslararası Para Fonu (IMF) politikaları olduğunu belirten Yeldan “İleriye dönük ‘artık toparlanma başladı’ söylemi 2007 öncesi IMF politikalarına dönmeyi içeriyorsa, bunun yaratacağı yoksullaşma işsizlik ve sosyal adaletsizliğin faturası çok ağır olacak” dedi. Yeldan, hükümetin, devletin öne çıktığı yeni bir politikayı dikkate almadığını belirterek “Bu hükümetin Türkiye’ye biçtiği işlev uluslararası sermayenin taşeronu olmaktır. Bu da Türkiye’deki yaşam düzeyinin belli kesimler dışında Pakistan, Hindistan, Çin seviyesine inmesini gerektirecektir” diye konuştu.
Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Yeldan, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da (GSYİH) yılın ilk çeyreğindeki yüzde 13.8’lik daralmayı “Bu, geçmişe dönük, Türkiye’nin gerek benzer yeni gelişen piyasa ekonomileri içinde, gerekse OECD’de bu küresel krizden en kötü etkilenen ülkeler arasında ilk 3 sırada yer aldığını gösteriyor. Yani küresel krizden Türkiye ekonomisi benzer ülkelere göre çok daha şiddetli etkilenmiştir” sözleriyle değerlendirdi.
Bunun nedeninin “Türkiye ekonomisinin 2000’li yıllarda IMF ile izlediği ucuz ithalata ve dış borçlanmanın değerli TL ile ucuz finansmanına dayalı bağımlı ekonomi politikası” olduğunu belirten Yeldan, şöyle konuştu:
“İleriye dönük ‘Bu kötü bir rüyaydı. Artık en kötüyü gördük, toparlanma başladı’ söylemine bakınca, Türkiye’nin artık eskiden olduğu gibi ‘Ucuz döviz ile borçlanmaya ve finansal spekülasyon ile ucuz ithalata ve ucuz işgücüne dayanan’ büyüme stratejisi ile uluslararası ortamda yer edinmesine imkân yoktur. Biz tekrardan 2007 öncesi politikalara geri dönmeyi hedeflersek, ‘Merkez Bankası enflasyonu hedeflesin, mali disiplin olsun, özelleştirmeler devam etsin, devlet ekonomiden elini ayağını çeksin, piyasalar izlensin, emekçi halk düşük ücretler, yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalsın’ dersek, bu olmaz. Bu halkın gelirini azaltacak, gelir dağılımındaki bozulmayı ve işsizliği arttıracak bir sanayileşmedir. Halk ‘o kötü günler geride kaldı, tekrardan büyüyeceğiz’ beklentisi içindeyken bu toparlanmadan eskiye dönmek kastediliyorsa, bunun yaratacağı yoksullaşma işsizlik ve sosyal adaletsizliğin faturası çok ağır olur.”
‘Devlete önemli görev düşüyor’
Son durumun yeni bir sanayileşme ve büyüme stratejisi gerektirdiğini ve esas fırsatın burada yattığını belirten Yeldan, “Devletin kamu girişimciliği öncülüğünde, emek yoğun, daha ulusal, teknolojik girdi çıktı bağlantılarını ulusal düzeyde kullanabilen, ithalata bağımlılığı azaltan, ekonomi içindeki entegre bağlantıları güçlendiren yeni bir sanayileşme hamlesine ihtiyacı var. Bunun için devlete çok önemli görevler düşüyor. Özelleştirme, mali disiplin parametreleriyle bunun yaratılması olanaksız” diye konuştu.
Yeldan “Ama hükümetin bunu yapmayacağı kesin. Türkiye’ye biçtiği işlev, uluslararası sermayenin taşeronu olmaktır. Bu Türk sanayinin sonu demektir. Bunun yaratacağı işsizliğin bedeli düşük ücretler, gelir dağılımındaki bozulmadır. Finansal durum nedeniyle borçlanma da kolay olmayacaktır” dedi
"İlim Çin'de de olsa gidip alınız."- Hz. Ali.
"İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır."- Hacı Bektaşi Veli.
"Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." -Atatürk.
Söz bir, söyleyen bir.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi