You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Köşeli Yazılar...

Köşeli Yazılar...

Administrator
Köşeli Yazılar...
kamer yazdı:Öbür çocuklar...

NEDEN iktidardakilerin çocukları başarılı oluyorlar da, öbür çocuklar bir türlü başaramıyorlar hayata adım atmayı. Nedir bunun sırrı?

Cumhurbaşkanı’nın oğlu; 14.5 yaşında işçi, 16.5 yaşında patron...

Başbakan’ın oğlu "gemicik" sahibi...

Damat; kamu bankalarının kasasına yanaşmış holdingin başında...

Maliye Bakanı’nın oğlu; ithalattan ihracata, likit yumurtadan mısır işine kadar her yerde para basıyor...

Hangi bakan ya da milletvekilinin çocuğuna baksanız, uçmuş...

Aptal mı öbür çocuklar?

*

Sosyal Güvenlik Yasası henüz Meclis’e sunulduğunda, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün oğlunun, o zamanlar ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın şirketinden "işçi" gösterilmesi ve henüz hiç kimse uyanmadan yasanın emekçilere getirdiği ağır yükten peşinen kurtarılması, az bir şey mi sizce?

Medya, bu iktidarla ilgili rezaletleri tek-tük haberlerle geçiştirip görmezlikten gelse de, bu skandal...

Yapan Cumhurbaşkanı...

Kılıfına uydurulduğu için, yasalara göre açıkça "suç" sayılmasa bile, bu devlet adamlığı etiğine asla sığmayacak bir skandaldır...

Temiz vicdanlara zor sığar.

Hangi inançtır bu?..

Yoksa "dindar bir cumhurbaşkanı" bunun için mi gerekiyordu?

"Kuran’ın emridir" diye devletin tepesi Çankaya’ya tesettürü-türbanı oturtmak tamam da, kutsal kitapta "helal-haram" diye hiç mi hüküm yok?..

*

Ya öbür çocuklar?..

Sokaklarda dolanıyorlar.

Üniversite bitti, diplomalar alındı, yıllarca hayali kurulan o mutlu bir işe başlama gününe geldi sıra.

Ama iş yok...

Çalınan kapılar açılmıyor.

Daha önce de bu köşede paylaşmıştık; anneler-babalar gözlerinin içine bakıyorlar çocukların, bir şey değişmiş değil. Her akşam eve yine müjdesiz ve umutsuz dönmek bir ölüm.

Sofradakilerle göz göze gelmekten çekiniyorlar, lokmalar boğazlarında düğümleniyor, erkenden kapandıkları yataklarında gizli gizli ağlıyor öbür çocuklar.

Bu mudur vicdan?..

Böyle midir adaletiniz?..



BEKİR COŞKUN

Harika bir yazı. Emeğinize sağlık Sevgili Kamer...
Senior Member
Köşeli Yazılar...
Pitbull ve insan...BEKIR ÇOŞKUN

BİR pitbull gördüğümde, önce onun sahibine bakarım.

Korktuğum pitbull değildir.

Çünkü pitbull’lar insanın canavarlaştırdığı, kendi gücünün kurbanı olmuş zavallı hayvanlardır.

Onların suçu yoktur...

Ama sahibi...

Tehlikeli, sinsi ama korkaktır.

(Elbette nasıl olmuşsa bir pitbull sahibi olmuş, şimdi onu başından atmaya kıyamayanları tenzih ederim.)

*

İşte; Hürriyet’in önceki günkü internet sitesinde bir korkunç video görüntüsü vardı:

Samsun’un Çarşamba İlçesi’nde sahibinin gezdirdiği pitbull, bir sokak köpeğini parçalayarak öldürdü.

Sokak köpeği aç...

Kimsesiz...

Güçsüz...

Pitbull’u öldürmeye programlandığı belliydi, sahibi salak salak izledi.

Kamera hazırdı, anlaşılıyor ki bir vahşet sahnesi -belki de pazarlanmak üzere- önceden hazırlanmıştı.

Sokak köpeği çığlık çığlığa ağladı.

Ama pitbull onu parçalayarak öldürdü.

Sahibi pitbull’u alıp gitti.

*

Korkulacak olan insandır...

Parçalamaya ve öldürmeye alıştırılmış bir köpeğe sahip olmak ve onunla sokağa çıkmak hangi aşağılık duygusunun, hangi psikolojik sorunun, hangi manyaklığın sonucudur biz bilemeyiz.

Ama onları gördüğünüzde önce "insan" olanından korkmalısınız.

Günlük olaylara baktığınızda; güçlünün güçsüzü parçalamasına dayalı bir tür sistemin tam ortasındayız.

Sık sık gördüğünüz "pitbull vahşeti" haberleri, aslında toplumun bir yanını bize anlatır.

Asıl korkulacak olan insanlardır...

Bir masum köpekten yarattığı canavara, kendi yapamadığını yaptırır o insan... Kendi hesabına ısırtır, parçalatır, öldürtür...

Ve kendi canavarlığını bir bilinçsiz köpeğe ihale edecek kadar ezik, sinsi ve korkaktır...

Bir "pitbull vahşeti" duyduğunuzda...

Sahibine bakmalısınız...
[B][I]Ene’l-hak dedik de çekildik dara
Adab erkan bize doğru yol oldu
Sorgucular geldi sual sormaya
Yardımcımız Şah-ı Merdan Al’oldu
[/B][/I]
Administrator
Köşeli Yazılar...
İmaj törpüsü

[Resim: 52.jpg]

Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Devleti, milleti temsil eder.

Ülkenin imajından şikâyet edecek duruma gelmiş bir cumhurbaşkanının yapacağı tek şey; milletten özür dileyip emaneti iade etmektir.

Ama Abdullah Gül’ün bu yolu izlemeye pek niyeti yok.

Financial Times gazetesine verdiği demeçte siyasi krizin imajımızı zedelediğini öne sürüyor.

Gül’e göre AKP’ye açılan kapatma davası ile başlayan kriz, Türkiye’nin son yıllarda kazandığı olumlu imaja zarar vermiştir.

Ama insaf.. Temiz, borçsuz bir vicdanın onaylayacağı gerçek bu değildir.
Askerden önce yargı

Abdullah Gül yeminine bağlı bir Cumhurbaşkanı olsa krizin yanlış tarif edildiğini söylerdi. Çünkü krizden hele hele bir rejim krizinden asla söz etmemek lâzım.

22 Temmuz seçiminden sonra ihtiras ve kibrin tanınmaz hale soktuğu Tayyip Erdoğan’ın nereye doğru koştuğunu herkes görmüştü.
Hele türbanı üniversitede serbest bırakmak için anayasa değişikliğine gitmek, karşı devrim anlamında bir saray darbesiydi ki içeride ve dışarıda askeri müdahale korkularının sebebi olmuştur.

Ne mutlu ki rejimi koruyan demokratik sigorta bu defa devreye girmiş, cumhuriyete yönelen tehdidin önüne askerden önce yargı çıkmıştır.
Evet, bundan dolayı bir kriz doğmuştur ama 27 Nisan’daki e-muhtıranın avantasına alışanların uğradıkları hayal kırıklığının krizidir bu.

Onlara geçmiş olsun!

İmaj nasıl yükselir?

Cumhurbaşkanı Gül’ün de olaya böyle bakması gerekir. Görevi gereği yargının imajını ve itibarını da iktidarınki kadar özenle koruması gerekir.
22 Temmuz seçimlerini en yüksek isabetle tahmin eden araştırma şirketinin son bulguları, gerginliğin artmasından halkın AKP’yi sorumlu tuttuğunu, kapatma davasından kurtulmak için iktidar partisi anayasayı değiştirirse bunu onaylamayacağını, laiklik endişesinin üniversite bitirmiş yurttaşlar arasında yüzde 70’in üstüne çıktığını ve AKP’nin oy oranının Ocak’tan bu yana yüzde 12,5 gerilediğini ortaya koymuştur.

Türkiye’nin imajına kimler zarar veriyor; halk görüyor.

Kapatma davasından kaynaklanan krizin ülke imajını zedelediğini söyleyerek mahkemeyi etkilemeye çalışan bir Cumhurbaşkanı’ndan daha can sıkıcı törpü bulunamaz ülke imajı için.

Gül davayı hukukun üstünlüğünü kanıtlayan bir olay diye selâmlamalıdır.
Görevi budur, meselenin özü, doğrusu da budur. İmajımıza daha da fazla katkıda bulunmak istiyorsa, meselâ...

Bölgedeki Müslüman ülkelerin devlet başkanları ve eşleriyle birlikte çektirdikleri

-kimin Arap kimin Türk olduğu anlaşılamayan- fotoğraflara bakmalı;
Suudi Arabistan Kralı geldiğinde hediye mücevher verdi mi, verdiyse onu ne yaptı, söylemeli;

Küçük oğlunu sosyal sigorta kapsamına aldırmak için katlandığı ayıptan geri dönmeyi yenilgi saymamalıdır.

Şu birkaç adım bile ne güzel bir başlangıç olur?

Güngör Mengi / Akşam
Senior Member
Köşeli Yazılar...
Sağlık reformu!

Size kötü bir haberim var...

Milletvekillerimiz hasta.

*

2007 yılında, sadece 1 yıl içinde...

"18 bin 784 kez" doktora gitmişler!

*

Evet... 18 bin 784 kez.

*

Elimde, TBMM Baştabiplik Polikliniği’nin "hasta sayısı"nı döküm döküm gösteren istatistik raporu var.

Göz doktoruna 412 kez...

Dişçiye 643 kez...

Kulak burun boğaza 784 kez...

Dahiliyeciye 1.013 kez...

Dermatoloğa 1.470 kez...

Pratisyene 11.256 kez gitmişler.

351 kez röntgen çektirip...

2.393 kez tahlil yaptırmışlar.

*

İşin hazin tarafı...

Eşleri ve çocukları da hasta.

*

Milletvekillerimizin eşleri ve çocukları, "19 bin 716 kez" doktora gitmişler!

*

Daha hazin tarafı...

Meclis’in personeli ve emekli milletvekillerimiz de hasta...

Onlar da, sadece 1 yıl içinde, "94 bin 441 kez" doktora gitmişler!

*

Fatura?

56 trilyon 535 milyar liracık.

*

Üstelik, iyileşemiyorlar...

Çünkü, 2006 faturası ne?

52 trilyon 611 milyar liracık.

*

Siz seçtiğiniz ve parasını da siz ödediğiniz için, belki bilmek istersiniz diye düşündüm... Cümleten geçmiş olsun.

Vatan sağolsun!


YILMAZ ÖZDİL
[SIZE="4"][COLOR="Red"]İlkbaharda açar bizim gülümüz
Hakka doğru gider bizim yolumuz
Oniki imam söyler bizim dilimiz
Allah Muhammet Ali diyenlerdeniz
[/COLOR]
Posting Freak
Köşeli Yazılar...

Başbakan tekbiri yanlış mı alıyor?

[Resim: 5547551ea4.jpg]

Dostumla beraber televizyondaki haberleri izliyoruz. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kocatepe Camii’nde katıldığı cenaze namazının görüntüleri var. O esnada ekranı biraz daha dikkatli izliyor ve "Bak, görüyor musun? Başbakan yanlış tekbir alıyor" diyor. Ben de dikkat kesiliyorum, ama yanlışın nerede olduğunu fark edemiyorum. Zaten fark edecek yeterince dini bilgiye de sahip değilim. "Ellerinin duruşuna bak" diyerek konuşmasını sürdürüyor.

"Tekbir alınırken ellerin nereye kadar kaldırılacağı bellidir ve kesinlikle parmaklar kulak memelerine değdirilmez. Ama başbakan, parmaklarıyla kulaklarına değdiği gibi, neredeyse okkalamış durumda. Dini bütün bir insanın bunu bilmesi lazım. Zaten birçok lider de aynı yanlışı yapar durur."

"Ciddi mi söylüyorsun? Tekbir getirmenin bu kadar katı şartları mı var?" gibisinden birkaç soru sorunca da, yerinden kalkıp içeriye gidiyor ve bir kitapla geri dönüyor. Kitabın adı "Kitap ve Sünnete Göre Namaz". Muhammed el-Dağıstani, Memet Şahin ve Şamil Muhammed isminde üç yazarın kaleme aldığı kitabın 50’den, 54’üncü sayfasına kadar olan bölümleri okumaya başlıyoruz. Ve bir bölüm var ki , istediğimiz yanıtı alıyoruz.

"Elleri kaldırırken başparmak uçlarını kulak memelerine değdirmenin, Resulullah (S.A.V.)’ın sünnetinde yeri yoktur. Sahih olan ise yukarıdaki hadislerde zikredilen üç şekildir. Başparmak uçlarınız kulak memelerine değdirenlerin delili ise senedi, Münkatı olan (Kesilen, aralıklı, arkası gelmeyen), zayıf rivayettir."

Üç kişinin yazdığı bir kitaptan tatmin olmadığımdan dolayı ertesi gün, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internetteki sitesine giriyorum. Zira mezhep, tarikat faktörü devreye girip, kitapta yazılanlar ona göre şekillenebilir düşüncesine kapılıyorum. Sonuçta Diyanet’in sitesinde aradığım bilgiye ulaşınca, kuşkularım ortadan kalkıyor. Fotoğraflarla namazın kılınışı bölümünde tekbir için aynen şunlar yazıyor.

"Erkekler tekbir alırken; ellerin içi kıbleye karşı ve parmaklar normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar, kulak yumuşağı hizasına gelecek şekilde eller yukarıya kaldırılır."

Tüm bu bilgilere ulaştıktan sonra, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın parmaklarının o gün yanlışlıkla kulak memesine değdiğini ya da bir bildiği olduğu için bu yolu seçtiğini ayırt etmeye çalışıyorum. Ama çevremde bulunan kime sorduysam da ortak bir cevap alamıyorum. Kimi kulak memesine dokunulduğunu, kimi de temas olmadan kulak hizasında tutulması gerektiğini söylüyor. Anlıyorum ki, tekbir almadaki usuller üzerine toplumda bir buluşma noktası yok. Kimi bilmediğinden, kimi de bağlı bulunduğu cemaatin kurallarından, farklı davranış şekli gösteriyor.


Erdal İPEKEŞEN
.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet:

İyi Biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Şeyhler, Dervişler, Müritler, Meczuplar Memleketi olamaz.


En Doğru, En Hakiki Tarikat, "Medeniyet Tarikatı"'dır. "
[Resim: ataturkimzale.gif]
Son Düzenleme: 11/05/2008, 09:59, Düzenleyen: ALİ_HAYDAR.
Senior Member
Köşeli Yazılar...
Cumhurbaşkanı Gül kimden korkuyor


GAZETECİLİĞE başladığımda Çankaya’da 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay oturuyordu.

Sunay’dan sonra Fahri Korutürk cumhurbaşkanı oldu.

Ardından sırasıyla Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer Çankaya’ya çıktı.

Şimdi de 11. cumhurbaşkanı olarak Abdullah Gül görev yapıyor.

Gül, benim gazetecilik yaşamımdaki 7. cumhurbaşkanı oluyor.

Bunun ötesinde kendileri bu 7 cumhurbaşkanı içinde Çankaya’ya çıkması en çok tartışılan kişi oldu.

Halkın yarıdan fazlası Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkmasını istemedi.

Hatta milyonlarca insan bugün Abdullah Gül için "Benim cumhurbaşkanım değil" diyor.

* * *

Abdullah Bey ve eşi henüz Çankaya’ya taşınmadılar.

Kendileri, seçileli sekiz buçuk ay olmasına rağmen halen Dışişleri Bakanlığı Köşkü’nde ikamet buyuruyorlar.

Nedeni cumhurbaşkanı ile eşi hanımefendinin Çankaya’da köklü tadilat istemesi.

Geçenlerde arkadaşımız Ümit Çetin’in yazdığı Köşk’le ilgili haber çok ilginçti.

Köşk’te sürdürülen tadilat için 18.8 milyon YTL, eski parayla 18.8 trilyon lira ayrılmış.

Daha önemlisi bu tadilatın en önemli bölümü Cumhurbaşkanı Gül’ün günlük çalışmalarını sürdüreceği "Hizmet Binası"nda yapılıyor.

Bina baştan aşağı güvenlik yönünden kusursuz hale getirilmeye çalışılıyor.

Ümit Çetin’in verdiği bilgilere göre, Gül’ün ofisinin 12 penceresinden 9’u duvar örülerek kapatıldı.

Geriye kalan 3 pencereye suikast tüfeği mermisi ile bombayı bırakın tanklarda kullanılan roketlere bile dayanıklı camlar kaplanacak.

Bu olağanüstü güvenlik önlemleri Çankaya dışını da kapsıyor.

Köşk’ü yukarıdan gören, bölgenin en yüksek iki yapısı olan Atakule ile inşaat halindeki Çankaya Oteli’nin üst katlarında Köşk korumaları nöbet tutuyor.

Bu iki yapıdan Köşk çevresindeki hareketlilik sürekli denetleniyor, ayrıca buralardan gelebilecek tehdit denetim altına tutuluyor.

* * *

Peki ne var, ne oluyor da böyle olağanüstü güvenlik önlemlerine başvuruluyor?

Cumhurbaşkanı neden ve kimden bu kadar korkuyor?

Bugüne kadar gelmiş geçmiş hiçbir cumhurbaşkanı böyle yüksek düzeyde güvenlik önlemlerine başvurmadı.

Ne Sunay, ne Evren, ne Özal, ne Demirel ne de Ahmet Necdet Sezer böylesi bir vehme kapılıp olağanüstü güvenlik istediler.

Hatta Ahmet Necdet Sezer korumalarını almadan sık sık alışverişe, sinemaya, tiyatroya bile gidiyordu.

Kırmızı ışıkta bekliyor, halkla birlikte kuyrukta bekliyordu.

Doğrusu Abdullah Gül’le Hayrünnisa Hanım’ın bu kadar büyük tadilata devletin 18.8 milyon YTL’sini harcamalarını anlayamadım.

Gül’den önceki cumhurbaşkanları bu konularda çok daha dikkatli davranmışlardı.

Hele çalışma ofisinin 9 penceresini ördürüp duvar haline getirtmesinin, üç pencerenin camlarını roket mermisi bile geçirmeyecek özel camlarla kaplatmasının nedenini çözemedim.

Merak ediyorum, Cumhurbaşkanı çalışma ofisinin pencerelerini zırhlı camlarla kaplatacak kadar kimden ve ne için korkuyor?



TUFAN TÜRENÇ
[SIZE="4"][COLOR="Red"]İlkbaharda açar bizim gülümüz
Hakka doğru gider bizim yolumuz
Oniki imam söyler bizim dilimiz
Allah Muhammet Ali diyenlerdeniz
[/COLOR]
Posting Freak
Köşeli Yazılar...
[FONT=Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif]Hepimiz Hüseyin Üzmez miyiz?

Arçelik'in Anneler Günü için tüm gazetelere verdiği ilanı Milli Gazete sansürledi.
Sansürlenen fotoğrafa bakıyorum, komik.

Diz altı olan bir eteğin boyu ayak bileğinin hemen üzerine kadar indirilmiş.

Bluzlara, elbiselere kol takılmış,hatta kısa kollu bir gömlek, daha uzun bir kısa kollu gömlek haline getirilmiş.

Fotoğraf yakından çekilmiş olsa gam yemeyeceğim ama arada sehpa ve aynı kadraja sığmış 10 kadın ve bir de Çelik var.
Yani ne omuz başı, ne diz altı ile üstü arasındaki santimler ne de uzatılan kısa kol çok net gözükmüyor.

Çok net gözükse bile bu açıklıktan tahrik olacak normal bir erkek gördünüz mü?

Milli Gazete hepimize Hüseyin Üzmez muamelesi yapma hakkını acaba kendisinde nasıl buldu?

İlan Yeni Şafak ve Zaman'da orjinal haliyle yayınlandı.

Bu Milli Gazete'nin tesettür hassasiyeti adını saydığım diğer gazetelerden daha fazla anlamına mı geliyor?

Doğru tavır, insanın değer yargılarına ters gelen bir fotoğraf olan reklamı yayınlamayı reddetmesidir.

Ama Milli Gazete reklamı reddetmek yerine parayı alıp, fotoğrafı sansürlemeyi tercih etmiş.

Bu işe Arçelik bozulur ya da bozulmaz onu bilemem, zaten benim sorunum da değil.

Buna karşın herkese potansiyel Hüseyin Üzmez muamelesi yapmak da kimsenin harcı değil...

İYİ ÇÖPCÜLÜK YAPARIM...

Osman Yağmurdereli milletvekili olduğu günden bu yana hep tartışmaların içinde.

Fazıl Say'dan başlayan listeye son eklenen isim Kamer Genç oldu.

Kamer Genç Anayasa'yı hatırlatarak, "Yağmurdereli'nin milletvekilliği düşmeli" diyor.

Buna karşın Yağmurdereli "O çiçek sulamıştı. Kadir Topbaş onu bahçıvan yapsın" diyor.

Bu açıklamaya "Ne alaka?" denmez de ne denir?

Yağmurdereli Şubat'ta Kızılay yönetiminden istifa ettiğini söylüyor.

İyi de, 22 Temmuz'dan Şubat'a kadar Anayasa ihlal edilmiş olmadı mı?

Bir milletvekilinin Anayasa'yı bilmemek gibi bir mazareti olabilir mi?

Buraya gelen turiste bile yasaları bilmemek suç olan bir eylemde ceza almayı engellemez diyoruz da, Yağmurdereli'ye ne diyeceğiz?

CHP'li Baratalı bir soru önergesiyle Osman Yağmurdereli'nin sahibi olduğu Yağmur Ajansın TRT'ye kaç liralık iş yaptığını sordu.

Tahminen Yağmurdereli yarın Baratalı'nın da Büyükşehir'de muhasebecilik yapmasını isteyecektir.

Yağmurdereli belki bu yazıya kızıp beni de Belediye kadrolarında görevlendirmek isteyebilir.

Bölüm aramasın çok iyi çöpçülük yaparım.

Bazen bir sokağı, bazen de hasbelkader bir koltuğu; oturup da oradan ahkam kesenleri süpürmekte oldukça deneyimliyimdir.

Özay Şendir
"Atatürk büyüktür, ruhu Ali’ dir"

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.