CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü miting durakları Manisa ve İzmir'di. İzmir'de coşkulu bir kalabalığa hitap eden Kemal Kılıçdaroğlu şunları söyledi:
"8 yıldır bizi yönetenler bize kabus yaşatıyorlar, hep beraber 12 Eylülde anayasalarını sandığa gömelim. Benim başbakanlığımda karar bana ait değil, size ait. Mühür sizin elinizde olacak. O mührü doğruluktan, adaletten yana kullanırsanız, halktan yana kullanırsanız, emekten, alın terinden yana kullanırsanız ve hep beraber olursak, haramilerin iktidarını aşağı edip halkın iktidarını beraber kuracağız.
Recep Bey diyor ki 'Bu anayasa değişikliğini muhalefet lideri meydanlara çıkıp anlatmıyor' diyor. Şimdi kendisine söyledim, defalarca söyledim. Şimdi Gündoğdu Meydanı'ndan sesleniyorum, yüreğin varsa, anayasada haklıysan, yüreğin varsa, adam gibi adamsan, çıkarsın televizyonda karşıma, ne olduğunu ben sana göstermiş olurum. Recep Bey, onun istediği televizyon kanalında, onun istediği gazetecilerle benim karşıma çıkmayı gösterir mi? Ben de biliyorum gösteremez yüreğini. Çünkü karşıma çıkması için bir haklı olması lazım, iki mangal yürek lazım. Recep Bey'de ikisi de yok.
Yandaş sendika, yandaş medya oluşturdular, yandaş iş adamları oluşturdular. Bunların bir görevi var, ülkeyi bölmek. Kardeşi kardeşe düşürmek, açlığı, sefaleti yaygınlaştırmak. Herkesi muhtaç hale getirmek ve her şeyi sömürmek. Öyle bir düzen kurdular ki, daha yeni, bugün İstanbul Bahçelievler'de 3 tane genç bayan CHP'li, 'Hayır' bildirisi dağıtıyorlar, AKP'lilerin saldırısına uğruyorlar. Biz güçlendikçe, AKP'nin altından zemin kaydıkça, bunlar şiddetlenecek. Baskılar artacak, baskıyı her alanda yapacaklar. Bakınız Türkiye'de ticaret sanayi odası başkanlarına soruyorlar, diyorlar ki 'Referandumda evet mi, hayır mi diyeceksiniz?' Bir kısmı 'evet' ama çoğu 'hayır' sözünü ağzına almıyor. AKP iktidarında 'hayır' demek suç. 'Hayır' diyene baskı kuruyorlar. İşçilere, memurlara, sade vatandaşa... Ama meraklanmayın 12 Eylül geliyor. İlk tokadı siz atacaksınız. İlk tokadı atın, okyanus ötesinden de duyulsun bu tokat.'
AKP inançlarımızı, etnik kimliğimizi istismar etti. Size işçi çiftçi memur ve halkçı Kemal olarak söz veriyorum.
Recep Bey'in kimyasını bozduk, düzenini de bozacağız.
AK Parti demokrasi diyorsa bilin ki özgürlükler elinizden alınacaktır.
Recep Bey'in verdiği hapı yutarsak zehirleniriz. Yargı siyasallaşırsa o toplum vicdan azabı çeker. Siyaset yargıya bulaşmasın.
Bunlar bölücüdür, bunlar toplumu böler. Erdoğan konuşmalarıyla toplumu bölüyor.
İftar sofralarında tek kelime siyasetten bahsetmedim. Yer gök 'evet', bu değirmenin suyu nereden geliyor?"
AB'Yİ KINIYORUM
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Manisa mitinginde söylediklerinden satır başları ise şöyle:
'Biliyorsunuz Recep Bey böyle sıcaklarda miting yaptığı zaman makineler getiriyor, soğuk hava püskürten, gül suyu püskürten. Ama bizim öyle olanaklarımız yok. Size insan Kemal'in yüreğindeki serinliği getirdim ben.
Yedin, yedin doymadın, hala mı doymadın? Recep Bey ne diyordu, 'Ben cumhurbaşkanı atarım, meclis başkanı atarım, vali, kaymakam atarım, emniyet müdürlerini atarım, defterdarları atarım ama hakim atayamıyorum' diyor. Şimdi 'Bana yetki verin' diyor, 'Ben yargıçları da tayin edeceğim' diyor. Buna izin verecek misiniz? Siz izin vermiyorsunuz, bu ülkenin dürüst insanları izin vermiyor. Gönlü demokrasiden yana olanlar izin vermiyor, ama kulakları duymayan AB yetkilileri, 'Ne iyi yapıyorsun' diyor, onları da kınıyoruz buradan.
'BİZ SENİ ASACAĞIZ MI' DİYORUZ?
Nereye kaçarsa kaçsın, isterse ana babasının memleketine kaçsın, getireceğim hesap soracağım. Beyefendi diyor ki 'Efendim biz Menderes'in kefenini giydik.' Bakın şimdi istismara bakın. Biz 'seni
asacağız' mı diyoruz? Kefen mefen ayaklarına yatmasın. Mağdur edebiyatı yapmasın. Sen kul hakkı yedin, sana bunun hesabını soracağız.
Demokrasinin olduğu yerde vatandaşın cep telefonu dinlenir mi? Dertlerinizi telefonla anlatın ki Recep Bey'in kulakları büyüktür oradan dinler. Bu Hükümet telekulak hükümetidir unutmayın. Herkesin telefonlarını dinliyorlar. Dinledikten sonra da çıkıp millete anlatıyorlar. Ben anlatmıyordum ama madem o telefonları anlatıyor, ben de anlatayım. Remzi Gür'e telefon edip, 'Benim ABD'deki kızıma 20-25 bin dolar para gönder' dedi mi demedi mi? Şimdi soruyoruz Recep Bey'e. Sen bir iş adamından 20-25 bin doları niye istiyorsun? Senin ortağın mı değil mi, parasını iade ettin mi etmedin mi? Tamam sen çocuklarını ABD'de okuttun, mezun oldu o da güzel. Şimdi 20-25 bin doları hangi amaçla, yüzle istiyorsun sen? Bunu söylüyoruz bakalım ne diyecek Recep Bey.
TELEVİZYONDA KARŞIMA ÇIK
Defalarca söyledim. Manisa'dan Recep Bey'e sesleniyorum. Kendine güveniyorsan, adam gibi adamsan, yaptığın işin doğru olduğuna inanıyorsan, senin istediğin TV kanalında senin istediğin gazetecilerle, yürekliysen çık karşıma hesaplaşalım.
Bazı sanatçı arkadaşlarımız diyorlar ki, '12 Eylül ürünüydü, biz o nedenle evet diyoruz'. O da 12 Eylül, bu da 12 Eylül, ne fark eder? Sen getiriyorsun. 12 Eylül paşalarından sözde hesap soracakmış. Hesap sorabilirler mi? Hesap soramazlar. Hesap sorsalar, kendilerine muhtıra veren adam var. Çağırsınlar, hesap sorsunlar. Üstün hizmet madalyası verdiler. Altına kurşun geçirmez araba aldılar. Neymiş, hesap soracaklarmış. 'Sen bana muhtıra ver, ben de sana üstün hizmet madalyası vereyim. Darbeyle milleti kandırırız.' Ama artık yok."