CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yazarımız CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın 5. yıla varan tutukluluğunun protesto edildiği etkinlikte Silivri Mahkemesi hakimleri ile ilgili olarak ’Vicdanını kiraya vermeyen adamlara yargıç denir. Silivri’deki yargıçların çocukları, ’benim babam Silivri’de yargıçtır’ diyemeyecek’ tepkisini gösterirken, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu ’Gazete sahipleri ya baskıya karşı koyarlar ya da bu baskıyı kabullenirler. Boyun eğip gazeteciliği unutanların, gün gelip tarihe hesap vermek durumunda kalacaklarını bilmeleri gerek’ değerlendirmesini yaptı. Balbay ise mektubunda ’Birlikte büyüttüğümüz hasret, 5 yaşına girdi. Hasret bütün prangaları eskitecek, kendisi hep o kavuşma günü kadar diri ve heyecanlı olacak’ ifadelerini kullandı.
Yazarımız CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın tutukluluğunun 5. yılı, gazetemizin düzenlediği ’Zulümhanede 5. Yıl’ etkinliği ile protesto edildi. Etkinliğe CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanvekili Mumcu ile birlikte çok sayıda CHP milletvekili, İstanbul ve İzmir’den Cumhuriyet okurları Oda TV davası sanığı Müyesser Yıldız katıldı.
’7-8 oy farkla çıkan yasa meşru değildir’
Kılıçdaroğlu, tutuklu milletvekillerinin savcılıktan, Yüksek Seçim Kurulu’ndan, Başbakanlık’tan ve halktan vekil olabilmek için izin aldığını anımsatarak, ’Ama yürütme organı yargı ile işbirliği yaparak, ’hayır, sizin hapishanede kalmanız lazım. Siz parlamentoya gelemezsiniz’ dedi. Eksik toplanıyor parlamentomuz. Eğer bir yasa 7-8 oy farkı ile çıkarsa o yasa meşru değildir. Çünkü 8 milletvekili tutukludur’ ifadelerini kullandı.
’Çocukları ’babam yargıçtır’ diyemeyecek’
CHP’nin iktidar ile AKP ile mücadele etmediğini, AKP’nin ele geçirdiği bir devletle mücadele ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ’Yargısı siyasi otorite tarafından ele geçirilmiş bir ülkede demokrasiyi arıyoruz biz. Yargıç diyoruz ama onlar ne yargıçtır ne de hakim. Siyasi otoritenin emrinde görev yapan kişilere yargıç denmez. Vicdanını kiraya vermeyen adamlara yargıç denir. Onlar çocuklarına çok ağır bir miras bıraktılar. Silivri’deki yargıçların çocukları, ’benim babam Silivri’de yargıçtır’ diyemiyecek’ tepkisini gösterdi.
’Gazete patronluğunu bıraksınlar’
Kılıçdaroğlu son olarak İmralı Tutanakları haberi ve Erdoğan’ın Milliyet gazetesini hedef alması ile ilgili Milliyet Gazetesi’nin sahibi Erdoğan Demirören’in tutumunu ’Kenan Evren bile medya üzerinde bu kadar baskı kurmadı. Gazete sahipleri iktidarın baskısına boyun eğeceklerse gazete sahipliğini bıraksınlar. Onlara gazete patronluğu yakışmaz, gitsinler işleri güçleri ile uğraşsınlar. Gazete sahipleri sonuna kadar direnir gazetesini savunur. Başbakan kızdı diye gazeteciyi alıp kapının önüne koyuyor. Kimse kusura bakmasın ona gazete patronu denmez. Gazeteyi gazete yapan patronu değil yazarı çizeri ve okuyucusudur. Patronun malı değildir’ sözleri ile eleştirdi.
’Anayasanın 90. maddesi çiğneniyor’
Mumcu ise ’Gazete sahipleri ya bu baskıya karşı koyarlar ya da bu baskıyı kabullenirler. İktidarların baskısına boyun eğip gazeteciliği unutanların, gün gelip tarihe hesap vermek durumunda kalacaklarını bilmeleri gerek’ dedi. Balbay’ın ’sadece gazetecilik’ yaptığını belirten Mumcu, ’Silivri mahkemesinin hakimleri Anayasının 90. maddesini gözardı etmekteler. O madde, uluslararası anlaşmaların, bütün yasalarımızın üstünde olduğunu söyler. O anlaşmalar da milletvekili seçilmiş olan kişilerin, tutukluluğunun kaldırılmasını ve parlamentoda görev yapmalarının sağlanmasını öngörür. Silivri hakimleri açıkça anayasa ve yasaları ihlal ederlerken, HSYK olayları yüksekten, bir seyirci olarak izlemektedir’ diye konuştu.
’Balbay mı tutsak, biz mi?
Konuşmaların ardından Balbay’ın tutukluluğunun 5. yıla girmesi nedeniyle panel gerçekleştirildi. Yazarımız Bekir Coşkun , her koşulda basının yanında yer aldığı için Kılıçdaroğlu’na teşekkür ederek başladığı konuşmasında, ’Balbay mı 4 yıldır tutuklu, yoksa biz mi?’ diye sordu. Coşkun ’Her gün Balbay’ın odasının yanından geçiyorum. Arada bir, onun odasını havalandırdıkları zaman falan, girip bakıyorum o odaya. O odada demir ve küf kokusu var. Aslında yok da ama ben öyle hissediyorum. Bu his aslında bir utancın eseridir’ ifadelerini kullandı. Konuşmasında İmralı tutanaklarının yayımlanmasından sonra Milliyet gazetesi yönetiminin tutumunu da eleştiren Coşkun, ’Medyanın geldiği hale bakın. Kendi yaptıkları haberden korktular. İnanamazsınız, ilk günden beri Erdoğan’ı savunan Hasan Cemal’i bile kovmaya çalışıyorlar, iyi mi?’ dedi. Medyanın ’patronlar tarafından yönetildiğine’ vurgu yapan Coşkun, salondakilere ’Ama siz de patron gazetelerini okuyorsunuz? Neden Cumhuriyet okumuyorsunuz?’ diye sordu. Cumhuriyet’te ilk yazı yazmaya başladığı zamanlarda, duvarda asılı duran katledilen yazarlarımızın fotoğraflarına baktığında hep ’Neden hep bu gazetenin yazarları öldürülür? Cezaevine konur?’ diye düşündüğünü belirten Coşkun, ’Çünkü bu gazetenin bir patronu yok. Patronu olmadan, özgürce gazetecilik yaptığı için’ görüşünü dile getirdi. Coşkun, Kılıçdaroğlu’na da, ’Biz, Uğur Mumcu’nun kemiklerinin sızlamaması için bizler iyi gazetecilik yapmak durumundayız. Siz de lütfen bu salonların dışına çıkın’ diye seslendi.
’Bizi bu ülke ayıbından kurtarın’
Gazetemiz Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer, ’Balbay’ın tutukluluk halinin 5. yıla girmesi Türkiye açısından utanç verici bir durumdur. Biz gazeteciler olarak gazetecilerin tutuklanmasını her platformda eleştirdik, yazdık. Artık bu sorun siyasetin çözebileceği bir hale geldi’ dedi. CHP’li Bülent Tezcan, ’Umutsuzluğun hâkim kılınmaya çalışıldığı bir Türkiye’de, esaret demir parmaklıklar arasında mı yoksa dışarıda mı?’ diye sordu. Ergenekon ve Balyoz davalarında görülen yargılamanın 12 Eylül döneminden daha kötü olduğunu vurguladı. CHP’li Rıza Türmen ise, Balbay’ın Türkiye’nin özgürlük mücadelesinde bir simge olduğunu belirterek, AİHM 2009 yılında Cahit Demirel davasında verdiği kararı emsal göstererek, mahkemenin Türkiye’deki uzun tutukluluk sürelerini ’hukuksuz bulduğunu’ belirtti. Türmen, ’Tüm bu kararlara karşın hükümet ne yapıyor? Bir, iki, üç yargı paketi çıkarıyor. Leblebi gibi yargı paketi çıkarıyor. Ama durum değişmiyor. Ne demokrasi, ne de hukuksuzluk bakımından Türkiye’yi ileri götürmüyor’ dedi.
’Hasret bütün prangaları eskitecek’
Balbay’ın etkinlik için kaleme aldığı mektubu tiyatro sanatçısı Şebnem Gürsoy okudu. Balbay mektubunda şu ifadeleri kullandı:
’Birlikte büyüttüğümüz hasret 5 yaşına girdi. Çok sağlıklı büyüyor. Her şeyi arzuluyor, ama her şeyin de bir zamanı olduğunu biliyor. Az zamanda çok şey öğrendi. Beklemek, dimdik ayakta durmak, mücadeleden yılmamak, umudu hiç yitirmemek, yaşam sevincini hep canlı tutmak. Üretmeyi çok sevdi. Çok da güçlendi. Acıyı da kaldırabiliyor. Ortadan kaldırabiliyor. Gerektiğinde bal eyliyor. 6 Mart 2009’da gözlerini açan hasret daha da güçlendi. Yaşanan her şeyin nedenini biliyor. Bilgi, umut ve sabır adında 3 arkadaşı oldu. Hiçbirini ötekine tercih etmiyor. Onlar da sık sık ’seninle birlikte kendimizi daha anlamlı hissediyoruz’ diyorlar. Ne zaman alışma yaşına geleceğini bilmiyor, ama o güne nasıl geleceğini biliyor. Hiçbir şey bizi o kavuşma gününde ayıramayacak. Hasret bütün prangaları eskitecek, kendisi hep o kavuşma günü kadar diri ve heyecanlı olacak. Hasret siyaset elbisesini giydi. Hapiste çürür diyenlere inat, Sivas Kongresi’ni birinci kurultayı olarak kabul eden CHP’nin saflarında gücünü son zerresine kadar kullanacak bir nefer olacak. Hasretin başlıca kaygısı milletvekilliğinin hakkını verememek. Ancak vicdanı rahat. Zulme karşı hukuksuzluğa karşı direnmenin de demir parmaklıkları kalem edip, düşüncelerini özgürce yazmanın da Meclis kürsüsü kadar önemli olduğuna inanıyor. Ne yarlarsa yapsınlar hasretimizi kimse elimizden alamaz. Bizi ayırdıklarını sananlar hasretimizi büyütüyorlar.’
7 Mart 2013
Kaynak : cumhuriyet.com
Kılıçdaroğlu: Hakim vicdanını kiraya vermeyendir
Benim Siyasetim İnsan Sevgisidir.
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler
Pir Zöhre Ana
Alevi Türküleri - Alevi Haber -Alevi Köyleri - Alevi Ünlüler