Türkiye Cumhuriyeti'nde devrimlerin en sıkı kontrol altına alındığı dönemlerde de bizim dönemimizde de, Adalet Partisi döneminde de bizim böyle bir konumuz olmamıştır. Biz saygılıyız, kadınlarımız istedikleri kıyafetleri giyerler ama türban konusu ortaya çıktıktan sonra Avrupa Birliği Mahkemeleri ile de irtibatlı hale geldi. O hale geldikten sonra kör düğüm ortaya çıktı" dedi.
Tarafların, 'türban başörtüsünün yerine midir yoksa bir dini simge midir?' diye tartıştığını ifade eden Cindoruk, "Burada milli üssü hukukta da karar var, Anayasa Mahkemesi'nde de karar var. Ben vaktiyle ikaz ettim iktidar partisini, bu 10. madde ile 42. maddeyi değiştirmeyin Anayasa Mahkemesi'nden olumsuz karar almayın, bu işi zorlaştırırsınız. Şimdi anayasa mahkemesinin şu andaki kararı bu konuyu çözmeyi imkânsız hale getirmiştir. Eskiden siyasi çözümler bulunabilirdi ama şimdi Anayasa Mahkemesi muhkem karinesi var. Bir de Anayasa Mahkemesi neye dayanıyor, milli üssü hukuka dayanıyor, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne o da türban üzerine kurulmuş iki hükümdür. Bu iki hüküm varken, nasıl olup da partiler anlaşsa bile bunu aşacaklar, sorun buradadır" diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir siyasetçinin yapmaması gereken bir şeyi yaparak 'bu işe talip olduğunu' ifade ettiğini belirten Cindoruk, şöyle devam etti:
"Sayın Kılıçdaroğlu hevesli olduğunu söyleyince hükümet partisi ve başbakan Kılıçdaroğlu'nun üzerine yüklendi. Şimdi çözemeyecek olduklarını anladılar, az önce söylediğim gibi muhkem karineler var. Şunu yapıyor belki iktidar partisi, Anayasa Mahkemesi'nin yapısını değiştiriyor, Anayasa Mahkemesi kararını değiştirebilir, baştan sona değiştirebilir içtihatlar değişebilir.
Bunu yaptırmaya uğraşıyor. Bir başka şey yapıyor, benim gördüğüm bir yasa ile eğer bu türban işini çözmeye kalkışırsa CHP'nin dava açmasını önlemeye çalışıyor. CHP dava açmazsa bu yasanın iptali için normal mahkemelerden bir karar gelmesi lazım. O da uzun bir süreç."
25 Ekim 2010
Cumhuriyet
Cumhuriyet