You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Keşke merkez sağ Alevileri anlasaydı

Keşke merkez sağ Alevileri anlasaydı

Posting Freak
Keşke merkez sağ Alevileri anlasaydı
1966-1981 yılları arasında siyaset yapan Birlik Partisi, Türkiye’nin ilk Alevi partisiydi. Son genel başkanı Mustafa Timisi, bugün 78 yaşında. Ona göre siyaseti lokalize bir yapıya oturtmanın bir faydası yok. İktidar olmak bütünlükten geçiyor: ’Adalet Partisi bizi anlasaydı, bugün ne Kürt ne Alevi sorunu olurdu.’


Demokratikleşme Paketi’ni nasıl yorumluyorsunuz?

1960’lı yıllardan bugüne Türkiye’de, ayrımcı ve dışlayıcı siyasetin sıkıntılarını bire bir yaşamış ve giderilmesi konusunda da belli bir dönem siyasal mücadele vermiş biriyim. Artık Türkiye’de var olan sosyal ve inanç gruplarının varlığını kabul ederek insanca yaşamanın yollarını bulmalıyız. AKP iktidarı bu gerçeği gören, bu doğrultuda zaman içinde gerekli adımları atan bir iktidar profili çiziyor. Paketi destekliyorum; ama gölgede kaldı, çünkü Alevilerle ilgili düzenleme yok. Bu da sukût-ı hayale uğrattı beni. Bu gölgeyi de AKP ortadan kaldıracaktır ümidini taşıyorum. Yılların biriktirdiği temel sorunların çözümü için AKP adım atıyor. Üniversiteye Hacı Bektaş isminin verilmesi geç kalmış bir adım. Mesela cemevleri ile ilgili yasal düzenleme hâlâ yok maalesef. Türkiye toplumunu demokratikleştiren ve özgürleştiren bir paket... Geçmişin yanlışlıklarını devam ettirmek değil, tam tersine doğrularla yola devam etmeliyiz.

1969’da siyaset yapmış, genel başkan olmuş bir isimsiniz. O günlerden bugüne siyasetin anlayışında nasıl bir değişiklik oldu?

AKP’nin bugün getirdiği nokta çok farklı’ Aslında temel hak ve özgürlükler açısından bir değerlendirme yapacak olursak, 1961 Anayasası Türkiye için açılımlar getiriyordu. Ama o istikametteki düzenlemelerin geciktirilmesi, o fırsatı Türkiye’ye vermedi. Meclis kürsüsünde ilk defa konuşurken; ’Bu politika değişmeli. Bütünlük böyle sağlanır.’ dedim. Meclis karıştı, Adalet Partililer bana hücum etti. ’Bölücülük yapma.’ dediler ve kürsüyü kuşattılar. Ben de ’Sizden çekinmem. Ben buradaysam gerçek bu! Asıl sizin yaptığınız bölücülük.’ diye cevap verdim. O gün eğer 70’lerde Adalet Partisi bizi anlasaydı Türkiye çok daha önce demokratikleşirdi. Alevi meselesi, Kürt sorunu olmazdı, Apo da bu kadar güç kazanamazdı. Bugün AKP sosyal demokrat parti programı uyguluyor. 1970’li yıllardaki beyanatımız bu yönde idi.

Bugün Alevilerin bir partiye ihtiyacı var mı, geçmişte olduğu gibi?

1961 Anayasası’nın getirdiği özgürlüklerden ötürü o günün koşullarında Birlik Partisi’nin karşılığı vardı. Yüzde 2,8’in karşılığı söz konusuydu. Adalet Partisi, Alevi’yi reddeden bir politika izliyordu, zamanın Diyanet İşleri Başkanı, ’Alevilik ölmüştür.’ diye beyanat veriyordu. CHP, 1960’larda bu değerlere sahip olan bir muhalefet değildi. Toplumda sosyal adaletçi bir uyanış başlamıştı. O zaman bu tarz hareketler, komünizm olarak algılanıyordu. Ben şahsen siyasal yapılanmanın daha geniş bir yelpazede sosyal demokrat çizgide oluşmasından yanayım. Siyaseti lokalize bir yapıya oturtmanın bir faydası yok. İktidar olmak bütünlükten geçiyor.

O yüzden mi Birlik Partisi’nin önüne ’Türkiye’ ibaresini eklediniz?

Evet’ 12 yıldız ile aslan amblemini ben onaylamadım. Ben onun değişmesinin mücadelesini verdim. Geldim, genel başkanı ve yönetimi değiştirdim.

Devrim yaptınız yani’

(Gülüyor) Evet, bir nevi devrimdi. Partinin programını değiştirdim. Demokratik sol parti halini aldık. Birlik Partisi döneminde Maraş olayları olmuştu. İkinci gün oraya gidip Sıkıyönetim Komutanlığı’nı ziyaret ettim. Hem Alevi hem Sünni tutukluları ziyaret ettim. ’Bu, nasıl bir tuzak? Hepiniz bu memleketin insanısınız. Bu hale nasıl geldiniz?’ diye sordum. Basın toplantısı yaptım ve ’Bu bir mezhep olayı değil, provokasyondur.’ dedim. Partide gençler toplanmıştı, ’Biz de şunu yapalım’ diye. ’Hayır!’ dedim ve gençlik kollarını dağıttım 1979’da. Tarihin yanlışlıklarını giderme konusunda görevli hissediyorum kendimi. Biz bu topraklarda düşmanca yaşayamayız.

Sünni var mıydı hiç içinizde?

Genel sekreterimiz Şemsi Belli, Sünni’ydi. Hayatım boyunca hiç ayrımcı olmadım. Ayrılıkları tahrik ederek mesafeyi aşmak değil, ortak noktaları bulup birleşmek yolunu izledim. Ayrıca gelinim de, damadım da Sünni.

Peki, Alevilerin hepsi CHP’ye mi oy veriyor?

Evet diyemem ama ağırlık CHP’de, büyük çoğunluk solda.

Neden?

Laiklikten ötürü. Çünkü bu, Aleviler için çok önemli bir güvence. Osmanlı’da kasabaya inemeyen Alevi profili vardı. 1826’dan sonra ikinci bir kıyım olmuştu Alevilere. Böyle bir süreçten sonra Mustafa Kemal ve arkadaşları meseleyi yurttaşlık temelinde ele aldı. Cumhuriyet ile birlikte gün yüzüne çıkmaya başladı. Öte yandan şeyhülislamlığın kaldırılması da Sünnilerde travma oluşturdu.

Genç Cumhuriyet’in Dersim’i bombalaması da var ama’

Cumhuriyet bazı radikal tedbirler aldı. Hiç istemediğimiz, bugün için mahkûm etmemiz gereken bazı tasarrufların içinde oldu. Sadece Dersim değil, camiye ve din adamlarına karşı oluşturulan olumsuz havayı da söyleyebilirim.

Cami-cemevi birlikteliğini nasıl yorumluyorsunuz?

Öncelikle şunu söyleyeyim; ben Müslü-man’ım. Allah’ın varlığına, birliğine, Hazreti Peygamber’in son nebi olduğuna inanıyorum. Benim Müslümanlığım Alevi bir yorum. Ehl-i Beyt’e bağlı olanlar, zaman içindeki hadiselerden dolayı camiden uzaklaşmışlar. Yoksa biz camiye karşı değiliz. Osmanlı, katı dönemlerinde bu mezhebi ’ıslah etmek’ için köylerine cami yapmış. Bu baskı da tepki meydana getirmiş ve camiden uzaklaşmışız. Alevilerin, şuuraltında cami bir asimilasyon aracı gibi... Bu korku hâlâ da var. Marksist bir ideolojiden ötürü de yalnız camiyi değil dini dışlayan seküler bir hayat anlayışının etkisi de var. Fethullah Hoca, saygın bir din adamı. Zamirini bilmem ama görünen o ki iyi şeyler içinde. Bir meseleyi anlatırken ağlıyor. İnsan kolay kolay ağlamaz, rol yapmadığı belli. Cemevi ile camiyi bir araya getirme fikri, toplum barışına büyük katkı sunar. Fakat toplumsal algılar, fayda yerine zarara kapı aralıyor gibi geliyor bana. Marjinal gruplar var işin içerisinde. Endişeliyim, iyi niyetin kötü sonuçlara sebebiyet vermesinden korkuyorum.

Mesela Hüseyin Aygün, birlikteliğe taş attı o gün...

Yanlış, ne münasebet’ O, kendine göre bir düşünce adamıdır ama ben bu tür hakaretleri tasvip etmem.

Ali’siz Alevilik var bir de’

Onlar benim dışımda. Kale almıyorum. Benim Alevilik anlayışım, Müslüman halka içinde olmak demek.

1963’te üniversite öğrencisiyken bir açıklamanız var: ’Alevi toplumu en az Sünni toplum kadar Müslüman’dır ve ahlaki değerlere sahiptir.’ diye.

Tabii’ Aynen öyledir. O genç yaşımda böyle söylüyordum. Artık sorun şu: Sünnilerin büyük bir çoğunluğu Alevilerin Müslüman olduğunu kabulleniyor da bizim Alevilerin bazıları, kendilerini Müslümanlığın dışına atıyorlar.

Osman Öcalan, ’Aleviler, PKK’yı ele geçirdi.’ demişti. Yine DHKP-C de ’Alevi örgütü’ olarak anılıyor...

Bunların içinde Alevi kökenli insanlar olabilir. Ama bunların benim anlayışımla alâkası yok, ilgim de... Alevi, Allah’a inanan, Hazreti Peygamber’i peygamber kabul eden, Hazreti Ali’yi onun vekili gören, Ehl-i Beyt’e bağlı, cemevlerini ibadet merkezi kabul eden kesimdir.

Anadolu tarihi, bağnazlığın acısını çok çekti

Üçüncü köprünün ismi Yavuz Sultan Selim olacak. Ne düşünüyorsunuz?

Anadolu tarihi, bağnazlığın acısını çok çekti. Şah İsmail ve Yavuz’un siyasal mücadelesinin faturasını hem Aleviler hem Sünniler ödedi. Şah İsmail Sünni, Yavuz da Alevi kesmiştir. Siyasal iktidar tek yanlı bir bakışı benimserse bu alta çok feci bir şekilde yansır. Biz bunu tarihte gördük. Anadolu insanı inançlarından ötürü birbirlerine karşı düşmanca davranmamıştır. Dışarıdan tahrik edilmiştir. Anadolu, Osmanlı’nın asli unsuru. Yavuz da Osmanlı’nın önemli padişahı’ Ama Alevi kıyımında başrolü oynayan biri. Üçüncü köprü büyük bir iş’ Fakat Yavuz ismi ile gölgelendi. Alparslan, Tuğrul Bey, Evliya Çelebi, Mimar Sinan, Yunus Emre olabilirdi.

Zaman
Benden evvel ben oldum
Beni bende ben buldum
Sahralara indim durdum
Bana Ali dediler

Merdan idim dirildim
Her bedene verildim
Kırk Kapı dört makamda
Öldüm öldüm dirildim.

Mürşit Zöhre Ana..

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.