KAYPAKKAYA CİNAYETİ AYDINLATILSIN! İbrahim Kaypakkaya (İbo), 68 kuşağının en radikal isimlerinden biriydi. "Kemalizm sol değildir" diyordu.
Gerçek bir devrimci seçeneğin Kemalizm'den tam anlamıyla koparak, onunla mücadele ederek kurulabilileceğine inanıyordu.
Arkadaşlarıyla birlikte dağa çıktı, yakalandı, Diyarbakır Cezaevine konuldu.
19 Nisan 1973 Perşembe günü "bir üsteğmen ve dört asker" İbrahim Kaypakkaya'yı cezaevinden alıp bir Jeep'e bindirdiler.
Daha sonra cezaevi yönetimi "Kaypakkaya'nın askeri savcılıktan istendiğini ve bu nedenle yolladıklarını, sonra cezaevinden kaydının silinmesi için kendilerine haber geldiğini"açıkladı.
Kaypakkaya'nın işkenceden tanınmaz hale gelmiş ölü bedeni 19 Mayıs 1973 günü babasına teslim edildi.
Sistem bir muhalifini daha, hukuku bir kenara bırakarak katletmişti.
TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar, Kaypakkaya cinayetini TBMM gündemine taşıdı, bir sonuç alınamadı.
İbrahim Kaypakkaya'nın katili 37 yıldır'meçhul' ama hiçbir zorun ortadan kaldıramayacağı düşünceleri ve idealleri onlar için yakılmış bir ağıtta dendiği gibi 'milyon milyon' doğuyor, çoğalıyor.
İşte İbrahim Kaypakkaya'nın 29 Ocak 1973 günü yakalandığında verdigi ifade: İFADE ZAPTİ: 29.1.1973 Günü saal 18.30 civarında 24.1.1973 günü jandarma birliğiyle Vartinik mezrasında müsademe esnasında yaralanan şahıslardan bir tanesinin yaralı olarak ihbar üzerine jandarma tarafından yakalanarak getirilmiş ve jandarma nezarethanesinde olduğunun bildirilmesi üzerine refakate başkatip HAKKİ MENGÜÇOĞLU alınarak Merkez Jandarma Birlik Komutanlığına gelindi ve birlik komutanının odası sorgu odası olarak tefrik edilerek yaralı şahıs huzura alındı.
Maznun: İBRAHİM KAYPAKKAYA, Ali ve Medina oğlu, 1949 doğumlu, Çorum'un Alaca ilçesi Karakaya köyü nüfusuna kayıtlı, İstanbul Üniversitesi Fİzik-Matematik bölümü 4497 numaralı öğrencisi olduğunu beyan etti soruldu:
Ben devrimciyim.
Biz devrimci olarak siyasi konularda hiç bir şeyi prensip olarak gizlemeyiz ve fikirlerimizi açıkça söyleriz.
Ancak örgütsel yönden faaliyetlerimizi ve örgüt içerisindeki bize inanan arkadaşlarımızı ve örgüt içersinde olmayıp da bize yardımcı olan şahıs ve grupları açığa vurmaktan katiyyen kaçınırız ve söylemeyiz.
Bu sebeple örgütsel faaliyetlerim hakkında hiçbir şey açıklayamam.
Ve zaten herhangi bir örgüte mensup olmadığım gibi açıklanacak örgütsel bir faaliyetimde yoktur.
Biz devrimciler, yoksul halkı büyük burjuvazi, işbirlikçi emperyalistler ve büyük toprak ağalarının sömürüsünden işçi, yoksuİ köylü, orta köylü, küçük esnaf ve sanatkarları ve milli burjuvazinin devrimci kanadını bu sömürü ve tahakkümden kurtarmak istiyoruz. Ben, bu sebeple buralara kadar geldim.
Biz devrimciler, birinci derecede işçi sınıfına güveniriz.
Çünkü, işçi sınıfı büyük merkezlerde toplanmıştır ve bütün üretimle bağlarını koparmıştır ve toplu halde bulundukları için kolayca örgütlenme imkanına sahiptir.
İkinci derecede yoksul köylülere ve sırası orta köylü, esnaf ve sanatkarlara güveniriz.
Ben, bu ideal ile bilhassa yoksul köylüleri bilinçlendirmekiçin buralara kadar geldim fakat muhitin tamamen yabancısı olduğum için kimse ile temas kuramadım.
İki hafta kadar önce jandarmalarla müsademe tutuştuğumuz Gökçek köyünün Vartinik mezrasına geldik. Dört arkadaştık ve bu mezrada metruk bir eve yerleştik.
Orada yiyeceklerimizi kimlerin getirdiğini bilmiyorum ve yanımdaki arkadaşları da tanımıyorum.
Tanımış olsam dahi bunu yine de söylemem.
Gayemiz yoksul köylü, işçi, orta köylü, esnaf ve sanatkarları halk düşmanları saydığımız toprak ağaları, büyük burjuvazi ve yabancılarla işbirliği yapmış emperyalistlerin elinden kurtarmaktır.
Bunun için de mücadelenin yani bu üç kuvveti eritip bütün üretim araçlarını toplumun malı yapmaktır.
Bu hedefe ulaşmak için çeşitli yollar vardır. Bu halkın tüm olarak bilinçlenmesi ve siyasi yolla iş başına yani idare eden duruma gelmesi ile olabileceği gibi fikir yönünden bu hedefe ulaşmak mümkün olmayınca zor kullanmak kaçınılmaz ve normaldir.
Tarihte bunun çeşitli örnekleri vardır.
Bize göre 1789 Fransız İhtilali bir burjuva ihtilalidir.
1917 İhtilalinde ise hem burjuvazi hem de işçilerin ihtilali vardır.
Fakat, 1 91 7'de burjuva yokedilmiş tamamen işçilerin eline geçmiştir.
Bugünkü Türkiye'de bu felsefeye ve arzu edilen idareye meşru yollardan gelmemiz mümkün olmadığı ve bize hayat hakkı tanınmadığı için dağlara çıkmaya icbar edildik ve dolayısıyla silahlı mücadeleye itildik.
Bu silahlı mücadeleye girişmiş olmamız sebebi de artık yukarıda hedef olarak aldığımız üç kuvvete karşı mücadele ve silahlı çatışmayı meşru kabul ediyoruz.
Vartinik mezrasında ben, müsademe esnasında uykuda idim. Silah sesleri üzerine uyandım.
Dört arkadaş kaçmaya başladık.
Diğer arkadaşlarımın akibeti hakkında malumatım yoktur ve bende silahta yoktur. Jandarmaya karşı bu sebeple ateş etmedim.
Vartinik'tek evi terk ettiğim zaman cebime bir parça ekmek bırakmıştım.
Bu ekmeği yemek suretiyle ayın 24'den 29'una kadar dağda yaşıyabildim. Karların içerisinde yattım.
Tanımadığım bir köye gittim ve orada yakalandım.
Müsademe esnasında ensemden ve boynumdan yaralandım.Karlarda yatmam sebebiyle elim ve ayağım üşüdü, şişti.
Yukarıda da söylediğim gibi yanımdaki arkadaşları tanımıyorum ve tanısam da söylemem. Bu evde iki hafta kadar kaldık.
Ekmek ve yiyecekleri temin ediyorlardı.
[BNereden geldiğini bilmiyorum. [/B]
Diğer arkadaşlarımı da müsademe esnasında kaybettim.
Bir daha buluşamadık.
İçerisinde yattığımız battaniyeleri de tanımadığım şahıslardan satın aldık. Ben, örgütteki arkadaşlarımı tanımıyorum ve tanısam da söylemem.
Yukarıda söylediğim gibi gayemiz ve hedefimiz tüm üretim araçlarını toplumun malı yapmaktır, dedi.
Sorulan bazı suallere cevap vermemekte ısrar etti.
Kafasında üstü yırtık ve yamalı kahve renkli bir kasket, sırtında yerli bir askeri parka, altında ceket, kazak ve diğer elbiselerin bulunduğu, paçasında üst üste giyilmiş üç tane pantolon, ayağında bir çift beyaz yünden yapılmış ve köylerde elle örülen çorap ve onun üzerinde naylon çorap, ayağında bir çift 45 numara Çelik marka lastik ayakkabının bulunduğu müşahade edildi.
Merkez Jandarma Birlik Komutanı Üsteğmen Fehmi Altınbilek'e maznunun fotoğrafının çekilerek banyosunu müteakip fotoğraf ve filmin memuriyetimize vermesi hususunda talimat verildi.
Şimdilik ifadesi okundu, imzası alındı.
29.1.1973
Mehmet Seyhan (C. SavcrYard. 16381), Başkatip, İbrahim Kaypakkaya (Maznun)
]alinti...
Alıntı:[FONT=Microsoft Sans Serif] "Bizim partimiz ne milli cephe partisidir, ne de bizim partimizin komutanlığı küçük burjuva radikallerine aittir.Bizim partimiz sosyalistlerin partisi, Marksist bir partidir ve partimizin de eylem kılavuzu Kemalizm değil, bilimsel sosyalizmdir!"
[FONT=Microsoft Sans Serif]MAHİR ÇAYAN
Alıntı:"Kemalizm faşizmdir" İ.Kaypakkaya
![[Resim: zohreanaxq1.jpg]](http://img83.imageshack.us/img83/4249/zohreanaxq1.jpg)