You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Karadeniz-Kafkasya Eksenindeki Politik Gelişmeler ve Türkiye’nin Enerji Güvenliği

Karadeniz-Kafkasya Eksenindeki Politik Gelişmeler ve Türkiye’nin Enerji Güvenliği

Senior Member
Karadeniz-Kafkasya Eksenindeki Politik Gelişmeler ve Türkiye’nin Enerji Güvenliği
Ukrayna Devlet Başkanı V. Yüşenko’nun 12 Eylül’de basına yansıyan“Rusya Federasyonu’nun Karadeniz filosunun Sivastopol’de barınmasıyla ilgili 2017 tarihine kadar geçerli olan anlaşmayı reddetmiyoruz. Ancak, Rus tankları ve zırhlı araçlarının bizden habersiz bölgedeki hareketleri, Rus denizcilerinin bölgede bizden (merkezi hükümet) habersiz arazi kiralayarak tesis yapmaları, yerleşmeleri hatta bunları başkalarına kiralamalarına izin veremeyiz. Ekim 2008 başından itibaren, Karadeniz filosunun bölgemizdeki faaliyetlerinin denetimi için prensip ve sistemlerimizi uygulamaya başlayacağız” şeklindeki demeci dolaylı da yanıt buldu. CNN International, 18 Eylül 2008 günü yayınlarında Sivastopol’deki Rusya Federasyonu (RF) lehine yapılan gösterileri, liman gönderine RF bayrağının Filo tarafından çekiliş törenlerini gösterdi. Daha önce RF-Gürcistan savaşının etkilerinin Kuzey Batı Karadeniz’e yani Ukrayna’ya uzanmasının AB ve Türkiye enerji güvenliğini ne derece etkileyebileceği konusundaki görüşlerim.

Küresel finans krizinin para piyasalarını, merkez bankaları ve menkul kıymet borsalarını sarstığı bugünlerde, RF’nin Gürcistan’da yaptığı, “1991’deki SSCB çöküşünün kayıplarını geri alma” hamlesinin bir denemesi ya da başlangıcı mı, yoksa Güney Osetya’daki vatandaşlarına sahiplenme adına yapılan dar kapsamlı bir operasyon mu soruları tartışılmaktadır. Tatmin edici bir yanıt verilebilmesi için sanırız 2009 yılının ortalarının beklenmesi gerekecek.

Kırım’da, Sivastopol yöresinde Rus etnik nüfusunu barındıran yerleşim bölgelerinde, Güney Osetya’da olduğu şekilde başlayacak bir harekete Ukrayna’nın göstereceği askeri tepkinin bölgedeki RF güçlerinden “etnik vatandaşlarını kurtarma” gerekçesiyle karşılık bulması, geçtiğimiz ay yaşananların bir tekrarı olabilir. Böyle bir gelişmenin sonuçlarına maruz kalmak AB’nin hiç istemeyeceği bir durum. Önemli sayıda Rus etnik nüfus barındıran Ukrayna’nın bu senaryoda nasıl bir güç gösterisinde bulanabileceği ise ayrı bir soru işareti. Sözkonusu senaryoda RF’nin Karadeniz’deki gücünün artması, sınırlarında yoğunlaşan NATO baskısının azalması ve ABD’ye karşı bir kaleyi daha tekrar kazanması kuvvetle muhtemeldir. Ancak, tüm bu çekişmelerin, çatışmaların ve senaryoların bölgenin enerji güvenliğine etkilerini, Türkiye’nin çıkarları açısından göz ardı etmek veya ilgisiz kalmak mümkün görünmüyor.

Ukrayna’nın durumunu zorlaştıran bir diğer etken ise, enerji açısından kozların RF’nin elinde olması. Ukrayna petrol ve gaz şirketi Naftogaz’ın, gazı aldığı RosUkrEnergo firmasına, geçmiş dönem ve 2008 yılı dâhil toplam borcu 2,0 milyar $ seviyesine ulaştı. Ukrayna gaz pazarında tekel durumunda olan bu firmanın %50’si Gazprom’a ait ve Ukrayna’nın payı dışındaki hisselerde de kontrolü söz konusu. RF’nin 2005 yılına kadar bu ülkeye uyguladığı doğal gaz fiyatındaki sübvansiyonu kaldırmasından ve Orta Avrupa fiyatlarını uygulama kararı almasından bu yana, iki ülke arasında, gaz satış fiyatı, Ukrayna’nın AB’ye kendi topraklarından sevk edilen gazdan almak istediği transit geçiş bedeli ve gaz bedeli ödemeleri konularında süregelen anlaşmazlıklar, enerji konusunda RF-Ukrayna arasındaki anlaşmazlığının esasını oluşturmaktadır.

Anlaşmazlık sürecinde, RF’nin AB’ye uzun süreli anlaşmalarla bağladığı doğalgazın %80’ine transit geçiş imkânı veren Ukrayna’nın, Moskova’nın Ukrayna’ya sevk edeceği gazı kısma yaptırımına karşı, AB ve Türkiye’ye giden gazı kapatabileceği tehdidini gündeme getirdiğini hatta 2005–2006 ve 2007 kış aylarında uyguladığını da göz ardı etmemek gerekir. Türkiye’nin RF’den “Batı Hattı” diye adlandırılan Ukrayna üzerinden Romanya ve Bulgaristan geçişli doğalgaz hattından aldığı gazın toplamı 14,0 milyar cu. Mt’tir. Bu miktar, 2008 yılı için öngörülen toplam talebin %37’sini oluşturmaktadır. İran gazına olan % 16,6 oranındaki bağımlılık ve İran gazında bu yıl da tekrar edecek olası kısıntı/kesintiler, sahip olduğu iki LNG ve yeraltı gaz depolama tesisine rağmen Türkiye’yi zora sokabilecektir.

Gürcistan’daki savaş ve sonrasındaki gelişmeler Çin tarafında da ilgi gördü. Çin Komünist Partisi üst yöneticilerinden oluşan bir delegasyon önce Moskova’yı sonra sırasıyla Tiflis ve Bakü’yü ziyaret ederek savaş sonrasında bölgenin enerji potansiyelini inceledi. Kafkasya krizinde başından bu yana tarafsız bir politika izleyen, savaş sonrası insani yardımı Gürcistan ve Güney Osetya’ya eşanlı ulaştıran Çin, üç başkentte birden yaptığı temaslarla hassas dengeleri gözettiğini gösterdi. Ancak, Tiflis ve Bakü’deki toplantılarda bu tarafsızlığın ardındaki asıl amaç ortaya çıktı. Türkmenistan doğalgazını Avrupa’ya ulaştıracak Trans-Hazar geçişli gaz boru hattının olabilirliği ve Nabucco konusu, Çin heyetinin ana gündem maddesiydi. Türkmenistan’dan başlayan ve Kafkaslar, (Azerbaycan ve Gürcistan) Türkiye’den Avrupa’ya uzanması öngörülen hat, Çin Komünist Parti heyetinin en fazla vakit ayırdığı konu oldu. Çin’in çalışmalarını, boru hatlarının inşasına duyduğu ilginin yanında, Nabucco’ya Hazar Havzasından gaz gitmemesi durumunda Orta Asya’daki bu kaynakları kendi ülkesine yönlendirilme çabası olarak düşünebiliriz.

Çin, Orta Asya’da RF, Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan ile yapmış olduğu ve bir kısmının devreye girdiği petrol ve doğalgaz boru hatları ile Doğu Hazar enerji kaynaklarından yararlanmaya başlamıştır. “Kafkasya Boru Hatlarının Güvenliği” konularında tartışmaların başladığı bir dönemde Çinli yetkililerin bölgeyi ziyaret etmeleri, bu sefer Batı Hazar havzasını da tarayarak kendilerine çıkabilecek ilave enerji kaynakları için çalışmalar yapmaları, Avrupa ve Türkiye’nin dikkatli olmasını ve hızlı davranması gerektiğini bir kez daha göstermiştir.

Türkiye’nin, yakın çevresindeki sıcak gündemin ve küresel para piyasalarındaki olumsuzlukların iç piyasaya yansımalarının yanında, kış mevsiminde “olmayan enerjiyi” bulma sıkıntısı yaşaması söz konusudur. Dileğimiz, bunca sıkıntının içinde “soğuk kış” kâbusunun gerçekleşmemesidir. Bu nedenle Türkiye, Avrupa’daki “ortakları” ile yakın temas içinde olmalı ve olası gelişmeler için acilen A, B ve C planları hazırlamalıdır.
“Ellerinde çıralarla gezen çıplak ayaklı körlere ihtiyacı var dünyanın”
Son Düzenleme: 19/09/2008, 20:06, Düzenleyen: munzur.
Senior Member
Karadeniz-Kafkasya Eksenindeki Politik Gelişmeler ve Türkiye’nin Enerji Güvenliği
Türkiye'nin kurtuluşu Çin'i Japonya'yı Azerbaycan'ı hatta İran'ıSmile içine alan bir " Asya Birliği "nden geçiyor...başka çıkış yolu göremiyorum sn. munzur...aksi takdirde elimizde ne kıbrıs ne güneydoğu kalacak...
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse,
Güzel kokmak.
Kekik misali,
Lavanta çiçeği misali,
Fesleğen misali,
Itır misali,
Yunus misali,
İsa misali.
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Senior Member
Karadeniz-Kafkasya Eksenindeki Politik Gelişmeler ve Türkiye’nin Enerji Güvenliği
Bunun bazı sakıncaları olabilir.Nedeni ise Türkiye Nato'ya bağlı yani bu aslında o kadarda kolay olmaz.Bahesttiğiniz ülkeler Türkiye'nin enerji politikasına yön veren ülkeler.Burda dikkatli olunması gerekir,yanlış bir kutuplaşmaya gitmesi Türkiye'nin gerek AB gerekse de ABD ile olan ilişkilerinin bozulmasına neden olabailir.Tabiki de ben bunu savunmuyorum fakat izlenen politika dengesiz bir biçimde yol alıyor yazıda da belirttigim gibi Ukrayna belirleyici bir rol oynayacak.Çünkü eğer Ukrayna söylenenleri yaparsa AB ve ABD Rusya üzerinde daha baskı kuracak yani hiç alakası olmadığı halde Ukrayna'nın başına gelcek olanlar Rusya'nın bir diğer komşusu olan Türkiye'nin de başına gelebilir.Ama sana katılıyorum Türkiye,Rusya,İran ve Çin aslında bir blok oluşturup daha güçlü bir şekilde meydan okuya bilirler.Bu da hem kar hemde zarar getirecektir Türkiye için ama ben TC Hükümetinin böyle bir karar alacağını zannetmiyorum...
“Ellerinde çıralarla gezen çıplak ayaklı körlere ihtiyacı var dünyanın”

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.