Büyük oyunun son perdesi: Mustafa! - İsmet SOLAK
12 EYLÜL darbesinin ertesi sabahı, rahmetli Halil Tekin Bucaklı'yı
ziyaret ettim:
"Halil bey amca, Demirel gitti diye sevinenler var. ama, biliyorum ki
Demirel'i bu ülke mumla arayacak. Bu darbe ülkemizi Atatürkçü çizgiden
iyice saptırabilir!"
Kenan Evren o sırada TV'de konuşuyordu. Ve Atatürk ile söze başlıyor,
Atatürk ile bitiriyordu. Halil Bey, 28 yıldır görmediği gözleriyle
sanki geleceği süzüyordu:
"Bana da öyle geliyor çocuk.. Sonunda, 'Atatürk, Atatürk' diye, diye
bunlar bu defa Atatürk'ü gerçekten öldürecekler. Gidişatı hiç
beğenmiyorum.."
Halil Bey, uzaktan akrabamdı. Eski mektupçu ve Halkevi
başkanlarındandı... 1913 yılının Mülkiye mezunu ve döneminin en
çalışkanı.. Sırlarıyla öldü:
"Ben Atatürk'ün en yakınında bulunmuş, isimsiz beş sınır neferinden
biriyim. Ama, benim neler yaptığımı sorma çocuk. Bu sır benimle
toprağa girecektir. Yeter ki, o büyük dehanın izinden ayrılma, onu
anla, anlat.. tanı ve tanıt. Mesele burada.."
Kemalist olmamda çok büyük katkısı olan Halil Tekin Bucaklı, 12
Eylül'den bir hafta sonra ani bir şeker koması sonuçunda hayata
gözlerini yumdu.
O zaman söylediklerini şimdi görüyor ve yaşıyoruz.. Çünkü Atatürk, 12
Eylül'den sonra yıpratılmaya başlandı. Hem ilkelerinden sapıldı, hem
devrimlerinden koparıldı.
Anayasa ile zorunlu din dersleri konuldu. Tarikat ve cemaatler Tevhidi
Tedrisat'ı, yani Eğitim Birliği Yasasını deldiler. Çiğneyip geçtiler.
Devrimin en büyük güvencesi olan ve Cumhuriyet'in emanet edildiği
gençlerimizi çalmaya başladılar. Onlara gizli evlerde, özel yurtlarda
ve kurslarda eğiterek tam bir Atatürk düşmanı haline getirdiler.
Sonraki dönemlerde, yetersiz iktidarların yardımı ile iyice azdılar.
Artık Büyük Oyunun senaryoları tek-tek uygulamaya konuluyor. Sonuncusu
ise Can Dündar tarafından yazılan ve filme çekilen Mustafa filmi..
Öyle bir tanıtım ve o denli ustaca propagandası yapıldı ki, bir an
önce bilet bulup seyretmek istedim.
Keşke seyretmeseydim. Keşke sinemaya gitmeseydim. O ne korkunç kötüleme öyle!
Nasıl eli vardı da, tüm dünyanın arkasından ağladığı bir dehayı "Aciz,
alkolik, dinsiz, ataist, diktatör ve şehvet düşkünü bir yalnız adam"
gibi gösterdi?
Evet, evet.. Aynen böyle.. 46 yıllık meslek hayatımda hiç sapmadım,
hep Atatürkçü oldum. O'nun ilke ve devrimlerine ödünsüz sahip çıktım.
Bu yüzden zorlu yıllar geçirdim. İşimden kovuldum. Ama, asla dönmedim
ve kesinlikle ödün vermedim.
Benim okuyucularım bilirler ki, sürekli Atatürk ile ilgili
araştırmalar yaparım, Onunla ilgili yayınları izler, bütüncül
Atatürk'ü o günlerden bu günlere taşımaya çabalarım.
Can Dündar'ın yansıttığı bir Mustafa ile hiç karşılaşmadım.
Ne böyle bir Mustafa vardı, ne Mustafa Kemal olduktan sonra bu şekle
dönüştü, ne de Mustafa Kemal Atatürk olarak böyleydi.
Can Dündar günümüzün siyasi koşullarına uygun bir Mustafa yaratmış.
Atatürk düşmanları bu filmi mutlaka çok seveceklerdir. Zil çalıp
oynayacaklardır. Ama, gerçeği bilenler de, Can Dündar'a sponsor olarak
katkıda bulunmayan Türkcell'in ne denli haklı gerekçelere dayandığını
anlamış oldular
Can, döndürüp dolaştırıp her fırsatta Mustafa'nın ne müthiş bir
"diktatör" olduğunu kanıtlamaya, örneklemeye çalışıyor. Oysa,yabancı
düşmanlar da aynı gerekçeyle onu küçük göstermek için çaba
göstermişlerdi. Mustafa Kemal, neden diktatör olamadığını, nasıl asla
olamayacağını örnekleriyle yanıtlamıştı. Neden oradan birkaç cümle
alıntı yapmıyor? Çünkü, bu senaryo büyük oyunun bir parçası da ondan!
Hangi büyük oyunun?
AB parlamentosu içinde, Hollandalı bir parlamenter yıllar önce başlattı bunu:
"Türkiye'nin Kemalizm'den kurtulması gerekir. Her yerde heykelleri,
bütün resmi dairelerinde resimleri var. Bunları kaldırmak gerekir!"
İkinci Cumhuriyetçiler, Din simsarları, Ordu karşıtları, sol dönekler,
devrim karşıtları, SOROZ çocukları elbirliği ile bu kampanyayı
yürütüyorlardı. Ancak, başaramıyorlardı. Bu millet ne vatanından
vazgeçiyordu, ne Atasından!
Şaşırıyorlardı ve soruyorlardı:
"Ne oluyor? Ne var? Nasıl bu kadar direnebiliyorlar?"
Bunu anlayamıyorlardı.. Türk Milletinin Atatürk'e sonsuz bağlılığını
çözemiyorlardı. Oysa bunun perde arkası da önü de açık ve netti:
"Ne mi oluyor? Hiçbir şey yok. Milleti ve çocukları Atatürk'ün izinde.
Ne mi var? Milleti Atatürk ilke ve devrimlerine sahip çıkmanın
nöbetinde.. Nasıl mı direniyor bu millet? Eee.. Bu da asil Türk
Milletinin yüceliğinde.."
Can Dündar'ı sıradan bir muhabirken Meclis koridorlarına ben taşıdım.
Yani onun ustasıyım. Mustafa filmini izlerken, kendimden de utandım.
Ne kadar safmışım? Verdiğim emeklere yazıklar olsun. Vay Can be!
Demek, Mustafa Kemal'i Devleti kurtarmak için Vahdettin Samsun'a
gönderdi ha? Açıp Büyük Nutku okumak aklına gelmedi be Can?
Mustafa Kemal, kendisine bu imkanı bahşeden (!) Padişahına haksız yere
mi "Alçak, hain" yaftalarını astı? Vahdettin, vatansever miydi?
Mandacı mı?
Hatay sorunu için ölümü göze almış, tamam! Peki neler yapmış, nasıl yapmış?
Hatay, adını bulan ve koyan kimdir Can? Orada yaşayan insanlara Arap
Uşağı falan diyen ve aşağılayan bilgisizlere, "Onlar Eti Türkleridir..
Dört bin yıllık Türk Yurdu nasıl kendi vatanının dışında kalır?" diyen
kimdir? Dahası, İskenderun Sancağı olan topraklarda yaşayan Tayfur
Sökmen'i, Gaziantep mebusu seçtirip TBMM'ye sokan kimdir? Gaziantep
Valisi'ni bu sancağın topraklarına girmesi için görevlendiren kimdir?
Belgelere baksana bir!
Gerçek Mustafa'yı neden arayıp bulmadın Can Dündar, neden?
Aşık Veysel'in bile, "Ardından Cemiyet-i Akvam ağladı" diye ağıt
yaktığı Büyük Dehaya, milleti esaretten kurtaran ve Laik Türkiye
Cumhuriyeti'ni kuran bir kahramana, Devlet Adamına, Büyük Devrimciye
nasıl kıydın Can Dündar, nasıl kıydın?
Demek, Mustafa dinsizdi ha?!
Çok cahilmişsin Can.. En azından gel, sor.. Bilenlerden öğrenebilirdin!
Mustafa Kemal küçülmez, ufalanıp giden sen olacaksın, bilesin!
[COLOR=#0068cf]http://www.hakimiyetimilliye.org/index.php?news=3138
İsmet Solak Mustafa filmi hakkında yazdı...
Konu Sahibi / Yazar
TÜLAY
Kategori / Forum
Güncel Olaylar
Yorumlar / Cevaplar
0
Okunma / Görüntüleme
3530
İsmet Solak Mustafa filmi hakkında yazdı...
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi