You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İmamlar ne işe yarıyor?

İmamlar ne işe yarıyor?

Administrator
İmamlar ne işe yarıyor?
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, AKP’nin bunca imam ataması yapmasının sebebini hiç bu kadar açıklıkla ortaya koymamıştı: dindarlığın şehirleşmesi.

AKP döneminde yapılan imam atamaları, diğer devlet memurlarının atanma sayılarının yanında hep çok fazla olmasıyla haber oldu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ise her seferinde bu rakamların da yetersiz olduğunu, çok daha fazla sayıda imam ve din görevlisine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Dün bir kez daha basın, “İmam hatip mezunlarına müjde” başlığıyla yeni bir atama haberi geçti. Bardakoğlu, ülke genelindeki 12-13 bin cami din görevlisi açığını “sözleşmeli veya fahri imamlarla ya da lokal tedbirlerle kapamaya çalıştıklarını” söyledi.

Sık sık binlerce imam ataması yapıldığı için, Bardakoğlu’nun bu açıklaması pek bir haber değeri taşımıyordu. Bardakoğlu, atamaların nedenini hep “ihtiyaç”la açıklamıştı. Ancak Bardakoğlu, dünkü ifadelerinde, bu ihtiyacın da nedenine dair açıklamalarda bulundu.

Bardakoğlu’na göre Türkiye’deki kadro sıkıntısının asıl nedeninin, ülkede göç ve şehirleşme hareketine uygun kadro düzenlemesi bulunmaması. Ülke nüfusun 4′te 3′ünün şehirlerde yaşadığına, ancak Başkanlık kadrolarının yarısının köylerde olduğuna işaret eden Bardakoğlu, ”Bir köyde 5-10 hane kaldı diye din görevlimizi oradan çekmeye kalktığımızda da başka problemler nüksediyor” dedi.

Şehirlere göç edenlerin yeni yerleşim alanlarında yeni camiler yaptığını, 300-500 hanelik bu yerleşim yerlerindeki camilere kadro sıkıntısı nedeniyle atama yapılamadığını belirten Bardakoğlu, ardından şunu söyledi:

“Büyükşehirlerdeki bu yeni yerleşim bölgelerinde din hizmeti çok daha fazla önem taşıyor. Dindarlığın şehirleşmesinden, dinin toplumsal, sosyal ve kültürel hayatımızı desteklemesinden söz ederken, aynı zamanda da şehirlere dışardan gelenlerin kent hayatına intibak edememesinin problemlerini yaşarken, yeni oluşan bu bölgelerde din hizmetinin ve din görevlisinin olmaması da ayrı bir sıkıntı kaynağı oluyor.”

[BNedir “dindarlığın şehirleşmesi”?[/B]

Laiklik, din olgusunun bireylerin kişisel dünyalarına ve vicdanlarına bırakılması, bu özgürlük alanının dışarıdan müdahalelere karşı korunurken, kendisinin de dışarıya müdahale eder hale gelmesinin önlenmesi olarak tanımlanabilir. Din görevlileri, bu kişisel alanın konusu olan dinin yaşanabilmesi için gerekli hizmeti sağlamak, Diyanet İşleri Başkanlığı da kişilerin din konusunda doğru bilgilenmelerini sağlamakla yükümlüdür.
Oysa Bardakoğlu ve AKP’lilerin açıklamalarındaki temel sorunun, dinin toplum hayatındaki yerine dair olduğu görülüyor. Bardakoğlu’nun “dindarlığın şehirleşmesi” olarak tanımladığı olgunun, ilk bakışta, dindar kişilerin şehir yaşamına ayak uydurması anlamına geldiği düşünülebilir. Ancak Bardakoğlu’nun iki cümleye sığdırdığı fakat derin anlamı olan tespitler, aksine şehir yaşamının dindarlaştırılmasıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Bardakoğlu’na göre kente gelen insanların “kent yaşamına intibak etmeleri”, din üzerinden kurulmalı. Bu amaçla din, “toplumsal, sosyal ve kültürel” hayatı desteklemeli.

Toplumsal hayatın sorunlarını din mi çözecek?


Bardakoğlu, üstü kapalı olarak kentlerdeki toplumsal yaşamda yaşanan sorunların çözümünün de kent yaşamının dindarlaşmasından geçtiğini düşündüğünü belirtmiş oldu. Örneğin işsizlik, göç, kimlik bunalımı gibi kent yaşantısıyla ilgili birçok sorunun çözümü için, böylece istihdam yaratılması, eğitim hizmetinin yaygınlaştırılması, kültürel yaşamın zenginleştirilmesi değil, dinin yaygınlaştırılması öneriliyor.

Bardakoğlu’nun bu önerisi yeni değil. Bu sene Mart ayında “AK valilerden” Adıyaman Valisi Ramazan Sodan, “teröre bulaşan gençler”in bunu yapma sebebinin, devletin bu gençlere “Allah inancı verememesi” olduğunu savunarak “İmam hatiplilerin teröre bulaştığını, devlete taş attığını görmedik. Kat sayı getirilerek engel konuldu yine de isyan etmediler. Herhangi bir olumsuzluk içerisinde olmadılar. Teröre bulaşan gençlere bakalım, devlete taş atan gençlere bakalım. Bunlara Allah inancı verebilseydik bu gençler olumsuzlukla karşılaşmazdı” demişti.
Çünkü genlerinde “camilerden taşmak” var

Ali Bardakoğlu, geçtiğimiz ay 81 ilin müftüsüne yaptığı ve AKP’nin yeni-Osmanlıcı politikasına “Bizim genlerimizde sınırların ötesine aşmak var” diyerek destek verdiği konuşmasında, “Camilerin içinde olduğu kadar dışında da yapmamız gereken önemli işlerimiz var” diye eklemişti.
Bardakoğlu, sık sık imamların cami dışında da görev yaparak, din kurumlarının “devletin ideolojik aygıtı olma” işlevini daha da güçlendirmesine vurgu yapıyor. Bardakoğlu, aynı zamanda camilerin de ibadet yerinin ötesinde işlevler üstlenmesine dönük adımlar atılmasının öncüsü. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “2009-2013 Stratejik Planı”, camileri, cemaatin namaz dışında da vakit geçireceği ortamlara dönüştürmeyi kendisine hedef olarak koyuyordu.

Bu doğrultuda, Bardakoğlu, örneğin kadınlara “günlerini camide yapmalarını” önermişti. Kadınların kültür merkezi olarak camileri kullanmasını öneren Bardakoğlu “Burada her türlü faaliyetinizi yapabilirsiniz. Kültür, sanat etkinliklerinizi, kermesinizi burada yapın, çekinmeyin. Gününüzü, gecenizi burada yapın” demişti.

2009 yılında BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu kuran kurslarında yaş sınırının 12 olması için kampanya başlatmış, SP ve MHP’nin de desteklediği kampanyaya AKP’nin de sıcak baktığı ve bu yönde hazırlık yaptığı öğrenilmişti. Ali Bardakoğlu da böyle bir değişikliğin gerekli olduğubu savunmuş, “Ailelerin bu yönde ciddi isteği vardır. Kimse zorla camiye çağırmıyor” demişti.

Alttan alta örülen dönüşüm

AKP’nin tiyatrodan RTÜK’e, TRT’den bilim etik kurullarına dinle ilgisi olmayan devlet kurumlarına imamları ataması dincileşme yolunda önemli bir adım olsa da, gündelik hayatın bu şekilde dinle buluşturulmaya ve bütünleştirilmeye çalışılması aslında daha büyük bir tehlikeye işaret ediyor.

Atamalara kadar “parmakla işaret edilemeyen” bu dönüşümde Bardakoğlu’nun “dindarlığın şehirleşmesi” olarak tanımladığı süreç, alttan alta örülen kapsamlı ve nitelikli bir dönüşüm olarak kendisini gösteriyor. Örneğin AKP’li belediyelerin ve AKP destekçisi yeni-zengin sınıfların yarattığı yeni kent alanları, kentsel mekanın tasarımında yaptığı müdahaleyle, gündelik yaşamın dincileşmesinde kolaylıkla görülemeyen, ancak köklü bir adım atıyor.

Böylece kentsel mekanların dönüşümü, bu yeni kentsel mekanlarda camilerin, gündelik yaşamın merkezinde duran ve toplumsal ve kültürel yaşamı belirleyen kurumlar haline getirilmesi ve camide görevli imamların,cami dışında, dolayısıyla din alanı dışında da toplumu belirleme ve yönlendirme görevi üstlenmesini içeren kapsamlı bir projeyle karşı karşıya olduğumuz görülüyor. AKP’nin atadığı binlerce imam, bu işe yarıyor.

soL -Haber

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren Pir Zöhre Ana Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri İletişim bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.